Mom and Kids Zone / 4. Bölüm- Ev Kadını Anneler

EVLİ, ÇOCUKLU, MUTLU MU?

Türkiye’deki kadınların %70’i ev kadınıdır. Ekonomik özgürlüğü olmayan, genç yaşta evlenmiş, en az 2 çocuk sahibi, ev hayatına renk katmaya çabalayan, saygı görmek isteyen, klasik ev kadınları… Sayıları çok fazla…

 Toplum her birimize, yaşamamız gereken bir rol biçiyor. Özellikle Türkiye gibi, geleneksel toplumlarda kadın, evlendikten sonra eş, sevgili rolünü geri plana atmakta veya atmak zorunda bırakılmaktadır.

Değişen sosyal konjonktür de kadının daha fazla “anne- ev kadını” olmasını destekliyor. Kadınların iş hayatındaki yerleri zayıflarken, ev hayatında var olmaya, erken yaşta evlenmeye yönlendiriliyor. Bu sürece bir de kadının anne rolüne kendini kaptırması eklendiğinde, daha çok geleneksel rolünün içerisinde kaybolmasına veya o role gereğinden sıkı sarılmasına neden olmaktadır.

  • Çocukları için saçını süpürge etmek,
    • Bu kadar anaç ve baskıcı bir anneden sıkılan çocuklar,
    • Verdiği emeğin bir süre sonra kanıksanması ve önemsizleşmesi,
    • Herhangi bir kadın olmaya başlaması,
    • Ev düzeni konusunda uzmanlaşma çabası, alışverişe de bunu yansıtması ( “ Solo kullanıyorum çünkü hesaplı”; “ En temiz Omo yıkar sen hala öğrenemedin mi?” )
  • Kendine farklı roller bulmak;
    • Okul aile birliklerinde daha aktif olmak,
    • Sınıf annesi olmak,
    • Hobi kurslarına gitmek,
    • Focus grupların vazgeçilmezi olmak,
    • Blogger olmak
  • Her gün yeni yemek tarifleri öğrenmek,
    • Instagram ve Facebook’un sabah programları gibi her gün yeni yemek tarifleri ile yıkılması ve en fazla yemek bloggerlarının takip edilmesi boşuna değil. “En iyi yemek yapan kadın” olmak önemlidir.
  • Akşam yemeği için saatlerce market gezmek,
    • En sağlıklıyı en hesaplı fiyata eve getirmiş olmanın gururu,
    • “Ellerine sağlık” denmesinin önemi,
    • Reklamlarda bu anları görmek istemenin nedeni,

Herkesi bir masa başına toplayabilme umudu.

 

  • Temizlik hastalığına tutulmak,
    • Temizlik, hijyen konularına aşırı ilgi, ( Deterjan reklamları, sağlık köşeleri vb.)
    • Kapalı gıdalara yönelim,
    • “Sağlık” konusuna yatırım yapan markalara yüksek ilgi,

 

TEHLİKE SİNYALLERİNE EN AÇIK GRUP: EV KADINLARI

Neredeyse pek çok Türk ve yabancı dizide ev kadınları aldatılır. Aliyeler, Şehnaz Tangolar, Muhteşem Yüzyıllar… Yetmez, Reality Showlar… Esra Ceyhan ve Yasemin Bozkurt önderliğinde başlayan, bugün her kanalının başlıca ekmek kapısı olan ve en temel özelliğinin kadın trajedilerinin (ensest, tecavüz, dayak) şikâyet makamı olmak olan programlar da bir süre sonra ev kadınları için tehlike sinyallerinin çalmaya başladığının işareti olmaya başladılar.

Bunca örneği hayatın her alanında gören ev kadınları, tehlike sinyallerini en fazla hisseden grup olmaya başladılar. Eskiden çocuk sonrası daha kilolu olan Türk kadını, son yıllarda çocuğa rağmen daha bakımlı olmaya, daha fazla modayı takip etmeye başladı.

Çünkü şunu düşündüler:

“ Eğer hayatımda bir şeyleri değiştirmezsem, benim de başıma gelebilir”

“ Eğer kendime bakmazsam… Kocamı, iş ortamında tanıştığı bakımlı ve eğitimli bir kadına kaptırabilirim. Çünkü o kadının sohbet edecek daha eğlenceli konuları, anıları var.”

“Eğer kendimi geliştirmezsem… Çocuklarım büyüdükçe beni beğenmemeye, benden utanmaya başlayabilirler.”

“Eğer günlere gitmeye devam edersem… Kendimi geliştiremem, kilo alırım, güncel hayattan uzak kalırım ve sonunda yalnız kalırım.”

Ve ev kadınları, yeniden fark edilmek, kanıksanmış görevlerinden sıyrılmak, kadın gibi, sevgili gibi, arkadaş gibi algılanmak için, yeni roller yaratmaya başladılar kendilerine…Evde bekleyen kadın olmaktan çıkıp, işinde, arkadaş çevresinde destek, yoldaş, akıl veren olmak için kendilerini geliştirmeye, evlerinin sadece düzenli ve temiz olmasına değil, daha estetik olmasına da önem vermeye, sosyal çevrelerini dolayısıyla evde anlatacakları anıları genişletmek için hobi kurslarına& halk evlerine yönelmeye başladılar. Bu kurslar, ev kadınlarının hem sosyal hem de ekonomik beklentilerine cevap vermeye başladı ve giderek çay partilerinin yerini alıyor. Kadınlar, yaptıkları takıları, örtüleri satarak, ev ekonomisine katkıda bulunmaya, sağlık, eğitim, çocuk gelişimi konularında bilgilenmeye, dolayısıyla daha bilinçli ve eğitimli olmak için çaba harcamaya başladılar.

Kişisel gelişimlerine, dolayısıyla aile içi huzurlarına katkı sağlayacak desteklere hala ihtiyaçları var.

Çünkü onlar, “evin temizlikçisi” olarak değil, “evin vazgeçilmezi, akıllı kararlar vereni” olarak algılanmak istiyorlar.

  • Zamanlarını boş geçirmemek,
  • Sohbet edecek, anlamlı konulara sahip olmak,
  • Yaptıkları her emeğin değerli olduğunu hissetmek,
  • Eşlerini ellerinde tutmak,
  • Çocuklarına örnek anne olmak istiyorlar.

Yani, “Evin kraliçesi olmak istiyorlar.” 

 BU EV KADININ, GÜÇLÜ BİR BİREY OLMA SAVAŞI…

Ev kadınları artık saçını süpürge eden, anne, eş, temizlikçi rolleri ile ekranda karşılaşmak istemiyorlar. Gelişimlerine katkı sağlayacak, sosyal sorumluluk kampanyaları bekliyorlar.

 

El emeklerinden gelir elde etmek, ekonomik özgürlük kaynakları arıyorlar. Aile içinde takdir görmelerini, örnek olmalarını sağlayacak pratik, hesaplı, akılcı marka/ürünler bekliyorlar. Diziler de bile, mutlaka hayatta kalmayı başaran kadının hayatını izlemek istiyorlar. Ezilmiş kadından sıkıldılar, çünkü bu onların gerçek yaşamı…

Hayran olacakları, örnek alacakları kadınları izlemek, dinlemek istiyorlar. Boş zamanlarını verimli değerlendirecek faaliyet imkânları arıyorlar. Youtube’da “do it yourself” videoları, Tv’lerde el becerisi bölümlerini en fazla onlar takip ediyorlar. Her türlü mecrada bilgi kaynağı bulmak, bunlarda sohbet konusu yaratmak istiyorlar. Akıl veren olmak için, yeniliklerden, güncel olaylardan bilgi sahibi olmak istiyorlar. 

“EV KADINIYIM” DERKEN UTANMAMALARINI SAĞLAYIN

Ev kadınları, özellikle focus gruplarda “ ev kadınıyım” derken, eğer yanlarında çalışan bayanlar varsa daha kısık ses tonu ile bunu ifade ediyorlar. Çünkü evine ekmek getiren kadından kendilerini bir nebze daha altta görmektedirler. Konuşurken, sürekli çok yoğun olduklarından ve ne kadar özenli bir anne olduklarından bahsediyorlar. Bunların altında yatan neden ne yazık ki, tek bir rolün onlara yetmemesidir. Ev kadınları, aslında derya deniz bilgiler ve iç görülere sahiptir. Girdiğim her focus grupta, onlardan nice bilgiler elde ediyorum. Bu ülkenin %70’i ev kadını, o halde onlar evin satın almacılarıdır. Bu durumda, onlara ayırdığımız zamanın çoğalması ve motivasyonlarına uygun iletişim tonları seçmemiz gerekiyor. O zaman hadi gelin, sizi bir ev kadını olan Merve ile tanıştırayım, Merve anlatsın size neler hissettiğini ve markalardan neler beklediğini:

NELER YAPILABİLİR?

1. Ev ekonomisinin sultanları: Fırsat verildiğinde ne kadar yaratıcı olduklarına inanamazsınız. Tek bir tavuktan 4 çeşit yemek yapabilen ve ev ekonomisinden anlayan bu kadınlar ekonomi konusunda bilinçlendirin. TEB ve Mastercard’ın bu alanda başarılı girişimleri var. Mastercard’ın kadınları SGK ve ev ekonomisi konusunda bilinçlendiren iyi bir programı var. Benzer çalışmalar yapın, kadınların evde yaratıcılıklarını kullanarak, evde sultan olmalarını sağlayacak entegre sistemler ve platformlar hazırlayın.

             

 

 

 

2. Daha aktif olacakları alanlar yaratın: Halk eğitim merkezleri ve İSMEK’ler yaş ortalaması nispeten yüksek olmasına rağmen, ev kadınlarının sıkça gittikleri yerlerdir. Bu alanlarda ürettiklerini değerlendirin. Ekonomiye katılan her kadın, daha da güçlenir. Ve iyi birer alışverişçi olur.

3. İletişim tonunda pozitif olun: Onlar “fark edilmek” isteyen kadınlar. Sunduğunuz ürünlerin net rasyonel faydalarını onlara anlatın, anlatın ki onlar da sizi sahiplensin ve “kendi buluşları gibi” iyi birer marka sözcüsü olup, çevrelerine de anlatsınlar.

4. Günlerde yeterince yoksunuz markalar: İşten ayrılıp, okul aile birliğine girenler de, ev kadını olan anneler de günlere gidiyor. Hatta gitmekle kalmıyor, kafelerde, restoranlarda ciddi rakamlar harcayarak sosyalleşiyor. Bu alanları hatta hanımların evlerini hem markanız, mesajlarınız, ürün içerikleriniz ile ilgili “uzun uzadıya” konuşacağınız bir mecra olarak kullanmalısınız. Zamanında yapılan “Palette Davette” operasyonunu hatırlayın. Anadolu’da günlere girerek, ürünlerini deneten ve hanımlarla uzun uzadıya sohbet etme imkanı bulan Palette pazar payında rakiplerini çok ciddi anlamda geride bırakmıştı.

Kaldı ki, bu kadınların gelir düzeyi, eğitim düzeyi ciddi anlamda yüksek olanlarını da göz ardı edemezsiniz. Hele de pek çok sektörde getirilen yayın yasaklarını ancak cebinizdeki anlatacak sayfalarca mesajı düşünürseniz, özel davetler, evlere konuk olmak, günlerde yer almak, akşam yemeği davetlerinin bir parçası olmak, markanızın tanınması, satışı ve networkü anlamında sizlere önemli bir kapı olacaktır.

Ekonominin daralması ile birlikte eve dönen tüketicilerin bu “cocooning” halleri, sizin markanızın belki de büyüme “kozası” olacaktır.

 

5. Online gelişim platformları kurun: Ev kadınlarının, çocuklar okula gittikten sonra kendilerine ayıracak zamanları var. Bu zamanları markalarınız ile iletişimde olup, bir yanda da kendilerini geliştirecekleri ortamlarda buluşturun. Oyun oynamadıklarını sanmayın, Facebook, aplikasyon üzerinden hem eğlenecekleri hem de gelişebilecekleri platformlar yaratın. Görevler verin, markanızı takip edip, sonucunda her aşamada puan kazanıp, yine sizde harcayacakları digital sistemler geliştirin. “Migros İyi Gelecek Elçileri” gibi… Üye olunan platformda, puan kazanan ve sosyalleşen kadınlar, kendilerini hem akıllı alışverişçi hem de eğlenen kadın olarak konumlandırabiliyorlar. Ödül kazandıran online platformlar özellikle bu grup kadınlar için, evin dışında sosyalleşmenin de bir yolu olacağından, markanız için keyifli bir açılım olacaktır.                   

6. Çocukları ile birlikte kendilerini geliştirecekleri atölyelere sponsor olun: Ev kadınları, kendilerini zaman zaman atıl ve güncelin dışında hissetmektedir. Onların çocukları ile olan ilişkilerini geliştirmek, teknoloji ile bağlarını sağlıklı hale getirmek için STEM, robotic atölyelerine katılımlarını sağlayabilirsiniz. Bu sayede hem çocukları ile birlikte üretebilme imkanı sunarken, markanıza daha sadık tüketiciler haline getirebilirsiniz. İhtiyaç yaratmak yerine, gerçekten ihtiyaçları olan soruların yanıtları olduğunuzda, sadece tüketen değil, öneren müşteriler haline getirebiliriz. Unutmayın, bu grup kendi arasında WOM gücünü en fazla kullanan ve referansla alışveriş yapan gruptur.

“Robotik ve kodlama nedir, ne işe yarar diyenlere”, işin uzmanından dinleyeceğiniz bir video hazırladık. Jr.Robotics Ekibi’ne katılımları için teşekkür ederiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Esra Baykal; İtalyan Filolojisi, Marmara Üniversitesi MBA mezunu, moderatör ve marka stratejistidir. Leo Burnett, Pars McCANN Erickson gibi uluslararası reklam ajanslarının yanı sıra yerel pek çok reklam ajansı, digital ajans ve kurumsal firmada marka stratejisti ve danışman olarak görev almıştır. 2012 yılından beri sahibi olduğu iletişim ve pazarlama danışmanlığı firması olan GAME KUDRA’da, ölümsüz ve zamana kafa tutan markalar yaratmak için çalışmaktadır. Game Kudra, sadece Türkiye’de değil, Arnavutluk, Azerbaycan ve Rusya’da da tüketici iç görülerine ve pazar bilgilerine hakimdir.

Bir Cevap Yazın

Burger King, Şiddete Karşı “Junior”ların Yanında

Edebiyatta olsun, pazarlama iletişimi çalışmalarında olsun, bir duyguyu harekete geçirebildiği ve saçma olmadığı sürece kelime oyunlarına bayılırım. Hele bu oyunlar, toplumsal farkındalığa dikkat çekmek için yapılmışsa, daha da beğenirim. Burger King, destek verdiği No Bully hareketi için hazırladığı videoda, junior sözcüğünün hem “küçük yaştaki çocuk” hem de küçük boy Whooper’ı tarif etmesinden yola çıkarak, çocukların uğradığı fiziksel şiddete dikkat çekmek istemiş. Bunu yaparken de aradaki eş sesliliği kullanıp zorbalıkla karşılaşan çocukların düştüğü durumu, Whooper Jr. üzerinden nesneleştirmiş.

Video, birkaç çocuğun sosyal çevreden gelen fiziksel sataşmalar konusunda yaşadıklarını anlatmasıyla başlıyor. Bu kısa bölümün ardından, Burger King’ın yaptığı sosyal deney başlıyor. Arkadaşlarıyla birlikte menülerini yiyen çocuk, onların el ve kol hareketleriyle sataşmalarına maruz kalıyor. Onunla alay eden arkadaşları durumu iyice çığrından çıkarıp işleri tabureden itmelere ve çocuğun aldığı yiyecekleri suyla ıslatmaya kadar götürüyor. O anda restorandakiler durumu fark etse de iki kişi dışında hiçbiri müdahale etmiyor.

İki olay arasında verilecek tepkileri ölçüp karşılaştırmak isteyen Burger King çalışanları, sipariş veren müşterilerin Whooper Jr. hamburgerlerini kasten ezip parçalayarak veriyor. Düzgün paketlenmiş ama içi paramparça olan hamburgeri gören müşteriler, servis alanına dönüp durumdan yakınıyor. Bilerek ilgisiz görünen ve normal şartlarda olsa yüzsüz diyebileceğimiz bir tavırla konuşan çalışanlar ise hiç mi hiç oralı olmuyor. Restoran müdürünü çağıranlar mı dersiniz, küfredenler mi, sinir bozukluğundan gülenler mi dersiniz, müşterilerde hepsi var. Çalışanlar da altta kalmıyor tabii. Gözünüzün önünde hamburgerinizi parçalayan bir Burger King elemanı görseniz ne yapardınız?

Erdal İnönü’nün (Evet, neyse ki bilinenin aksine “futbol dehası” Aykut Kocaman’ın değilmiş) veciz sözünde olduğu gibi “Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır” Yani diyeceğim o ki toplumsal ikiyüzlülük saklanamaz, çok sürmeden bir şekilde gözler önüne serilir.

Video aslında “Bir çocuğun, bir Whooper Jr. kadar değeri yok mu?” yönünde, bencilliği hedef alan bir içgörü taşıyor.

Burada da öyle oluyor. Şiddete uğrayan çocuğa ancak göz ucuyla bakıp istifini bozmayanlar, kendilerine gelince küçük bir hamburgerin bile hesabını sorabiliyor. Sonuç mu? Restorandakilerin %95’i, hamburgerle ilgili sorunu şikayet olarak iletirken, sadece %12’si söz konusu çocuğun içine düştüğü zor duruma müdahale ediyor, onunla ve arkadaşlarıyla iletişim kurmayı deniyor. Videonun sonuna doğru izlediğimiz konuşmalarda, hem müdahale eden iki kişinin sözlerini dinleme hem de diğer çocukların duruma nasıl baktığını öğrenme fırsatı yakalıyoruz.

Video başlarken, her yıl dünyadaki öğrencilerin %30’unun fiziksel sataşmalara ve şiddete maruz kaldığını belirten marka, çalışmanın sonunda ise “Hiçbir ‘junior’ zorbalığı hak etmez.” İfadesiyle karşılıyoruz ve Burger King izleyenleri, nobully oluşumuna destek vermeye davet ediyor.

Akıllıca kurgulanmış, doğal görünen ve toplumun ikiyüzlülüğü ile bilerek ya da bilmeyerek yansıttığı aşırı bireyselleşmeyi yüze vuran bu çalışmayı hazırlayan Burger King, hikâye anlatıcılığı rolünün hakkını vermiş. Dileyelim ki bu tür kurumsal sosyal sorumluluk özellikli içerikleri daha çok izleyelim ve hatta ülkemizde de benzerlerine daha çok tanık olalım.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Türkiye’de Annelerin Mobil Oyunlarla İlişkisini Tartıştık

Bu hafta #HaftanınGündemi serisinde, annelerin mobil oyunlarla ilişkisiyle ilgili keyifli bir sohbet ettik. Sohbetimize konu olan haberin linkine şuradan ulaşabilirsiniz. Yeni videolardan anında haberdar olmak adına Pazarlamasyon’un Youtube hesabını takip etmenizi öneriyoruz. Buraya tıklayarak Youtube hesabımızı takip edebilirsiniz.

Haber İçeriği

AdColony’nin Nielsen partnerliğinde gerçekleştirdiği “Türkiye’de Annelerin Mobil Oyunlarla İlişkisi” araştırması sonuçlarına göre; annelerin %70’inden daha fazlası her gün mobil oyunlar oynuyor.

Anneler arasında en popüler oyunlar; bilgi oyunları, puzzle’lar ve strateji oyunları.

Araştırma sonucuna göre, anneler de en az çocuklar kadar oyunlara meraklı ve fırsat buldukça aktif olarak mobil oyun oynuyorlar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link