Hayatının Sonuna Kadar Şekerli Su Mu Satmak İstersin, Yoksa Benimle Gelerek Dünyayı Değiştirmek Mi?

Hayat denilen olgu insanın verdiği kararlardan oluşan uzun bir yol. Verdiğiniz her karar yolun şeklini, büyüklüğünü, uzunluğunu ve istikametini belirliyor. Bu, hem özel hayat hemde iş hayatı için geçerli bir durum. Steve Jobs’ın fahri doktora ünvanı alırken yaptığı konuşmada yaşamında verdiği kararlar için dediği gibi, “Noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz, onları ancak geriye doğru bakarak birleştirebilirsiniz.” Bugün için çok anlamlı ve doğruymuş gibi duran bir karar, hem sizi hem de insanlığı etkileyebilecek çok önemli, yanlış bir karar olabilir. Bunun için ne olursa olsun, karar vermeden önce mutlaka iyi düşünmeli.

Şimdi kararlarıyla teknoloji dünyasına çağ atlatan Steve Jobs’a geçelim. Yıl 1983, Apple Apple III’ü piyasaya sürmüş ve o dönem muazzam bir başarı elde etmiş. Şirketin artan karı ve giderek çok daha büyük bir hal aldığını gören Jobs, şirketin ticari yeterliliğe sahip bir yöneticiye ihtiyaç duyduğunu düşünmeye başlar. Bunun üzerine o dönemde Pepsi’nin CEO’su olan John Sculley’e, Apple’ın başına geçmesi için bir teklif yapar. Sculley’le Central Park’ta buluşan Steve Jobs, yanında bir çantayla gelmiştir buluşmaya. Çantanın içinde ise o zamana kadar eşi benzeri görülmemiş bir portatifliğe sahip bir Mac bilgisayar vardır. Jobs çantayı açar, Mac’i Sculley’e gösterir ve tarihe kazınacak o teklifi yapar: Hayatının sonuna kadar şekerli su mu satmak istersin, yoksa benimle gelerek dünyayı değiştirmek mi?

Bu tekliften çok etkilenen Sculley, Pepsi’de ki görevini bırakarak Apple’ın başına geçer. Ancak işler bundan sonra ne Sculley’in ne de Jobs’ın istediği gibi gider. Sculley’in Apple dinamizmine ayak uyduramaması ve Jobs’la anlaşmazlığa düşmesi sonucunda Sculley, 1985 yılında Jobs’ın Apple’dan ayrılmasını ister. Yönetim kurulu toplanır ve Steve Jobs’ı kendi kurduğu şirketten ayrılmak zorunda bırakır.Yani Jobs, kendi işe aldığı yönetici tarafından kendi kurduğu şirketten istifaya zorlanır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Deneyim Her Şeydir

Müşteri sadakatinin yerini müşteri deneyimine bıraktığı bugünlerde özellikle üzerinde durulan kavramlardan biri ‘deneyim ekonomisi’’ kavramıdır.

Nedir bu deneyim  ekonomisi?

Bu kavramı Joseph Pine ve James Gilmore 1998 yılında kaleme aldıkları Deneyim Ekonomisi adlı eserlerinde attılar. Daha sonra 1999 yılında Bernd Schmitt , “Deneyimsel Pazarlama” (Experiantial Marketing) isimli makalesinde deneyim kavramını yeni pazarlama anlayışının deyim yerindeyse tam ortasına yerleştirmiştir.

Pine ve Gilmore ürün ve hizmet kelimelerinin artık ekonomiyi anlatmada yetersiz olduğunu ve her şeyin dört bileşeni olan bir deneyim olarak sunulması gerektiğini savunmuşlardır.. Bu bileşenler eğlenceli olması, eğitici olması, estetik olması ve tüketiciye bir kaçış sunabilmesi olarak sıralanmaktaydı.

Peki deneyim nasıl tanımlanır?

Bugün, tüketiciye ne satarsanız satın, aslında sunduğunuz şey her anı ve her boyutuyla bir deneyim, hatta bir performanstır. Deneyim; bir insanın satın alma öncesinde markayla ilgili bilgi edinmekten başlayan, alışverişten ve tüketimden sonrasına kadar uzanan zincirin her parçasından elde ettiği değerin toplamıdır. Her temasta yaşanan deneyimler bir süre sonra alışkanlık yaratır. Alışkanlıklarımızdan zor vazgeçmemizin nedeni işin içinde akıldan öte birçok duygusal bağ olmasıdır.

Özellikle markaların deneyime yönelmesini tetikleyen durumlar ne olabilir?

Özellikle son yıllarda yapılan mutluluk üzerine çalışmalarda, insanların malvarlıkları veya gelirleri ile mutluluk seviyeleri arasında hiçbir ilişki bulunamamıştır. Tabii ki insanlar belli bir temel gelir elde edene kadar mutsuzlardır, ancak bu seviyeden sonra da para onlara eşdeğer mutluluk getirmemektir. Sonraki araştırmalar mutluluk seviyesini asıl belirleyen şeyin sevilen insanlarla yaşanan deneyimler olduğunu ve bir amaç için paraya ek olarak zaman da harcamanın insanları mutlu ettiğini göstermektedir. Örneğin aylar öncesinden bir tatil  köyüne rezervasyon yaptırıldığında o tatili hayal etmenin verdiği mutluluk,tatile gitmiş olmaktan çok daha fazla heyecan yaratmaktadır. İnsanlar tatille ilgili kurduğu hayalleri, yaptıkları planları birbirleriyle paylaşmakta ve bundan daha fazla keyif almaktadır. Araştırmacılar belli alışverişlerden sonra yaşanan pişmanlığı da ölçtüklerin de yemek, tatil, tiyatro gibi deneyimler yaşayan kişiler; aynı fiyata maddesel alışverişler yapanlardan, yani saat, kıyafet, çanta vs. alanlardan çok daha az pişmanlık hissettiklerini ortaya koymuşlardır. İnsanlar geçmiş alışverişlerine dönüp baktıklarında, deneyimlerin çok daha mantıklı seçimler olduğunu ve bu tür yapılan alışverişlerden daha fazla keyif aldıklarını söylemişlerdir.

Bu konuda tüketici davranışları üzerinde yapılan bu çalışmalar sonucu böylece markalar da deneyim denen şeyi yaratmanın peşine düşmüşlerdir.

İşte deneyim pazarlamasını yaratan en iyi markalardan akla gelen ilk örnekler den biri Apple’dır. Çünkü bir iphone aldığımızda sadece iletişim ihtiyacımızı karşılamayız aynı zamanda bu telefona sahip olan diğer insanlarla ortak bir anı oluşturur deneyimlerimizi paylaşırız.

2001 yılında ilk Apple Storelar açıldığında, en önemli işletme haber kaynaklarından Bloomberg Businessweek bir yazı yayınladı ve “Üzgünüz Steve, Apple Storelar İşe Yaramayacak” başlığı attı. Sektörde sözü geçen birçok kritik bu yeni Apple deneyimine sadece 2 yıllık bir ömür biçti. Deneyim ekonomisine ayak uyduramayan bu öngörü kadar yanlış öngörü tarihte çok az vardır. Dönüp baktığımızda markanın kendi adını ve logosunu taşıyan, kendi kostümünü giymiş, kendi dilini konuşan, istediğiniz kadar vakit geçirebileceğiniz, standlarda istediğiniz kadar yardım alıp istediğiniz kadar ürün kurcalayabileceğiniz, çoğunlukla kapısında saatlerce kuyruklar oluşturan Apple storelar, bir telefon veya bilgisayar deneyiminin kasada ödeyip eve getirmekle sınırlı olmadığının kanıtı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Son 1 Yılda Global Çapta Kriz Yaşayan 5 Büyük Marka

Markalar var olduğu sürece kriz her zaman olası bir durumdur ve hiç beklenmeyen yerlerden bile bir kriz patlak verebilir. Bu durum özellikle dijitalle bu kadar iç içe olduğumuz son yıllarda çok daha tehlikeli boyutlara ulaşmış durumda. Sosyal medyanın yaygın kullanımı ile kısa bir süre içinde markalar global çapta bir krize sürüklenebiliyor. Artık markalar, adının bir krize karışıp karışmamasından ziyade krizlerden nasıl çıktığı, ne derece hasar aldıkları ile değerlendiriliyor.

Biz de son 1 yıl içinde global çapta yankılanan 5 önemli markanın 5 önemli krizini sizlere paylaştık.

Nutella / Palm Yağı Kullanımı Krizi

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) palmiye yağının kanserojen olduğunu duyurması üzerine Ferrero markasının sevilen ürünü Nutella, içeriğinde palm yağı bulundurması nedeniyle bir krize sürüklenmişti. Bu konu sosyal medyada epey konuşulduğu gibi Nutella’ya bir linç girişimi başlatılmasına da neden oldu. Dünyanın pek çok yerinden birçok kişi Nutella’yı boykot etti ve satın almayı bıraktı. Türkiye’de Zenna tarafından yapılan bir ankete göre; Her 100 kişiden 37’si bu olay üzerine Nutella almayı tamamen durdurmuş, 21’i ise kriz yaşanırken Nutella almayı geçici bir süre için bırakmış.

Nutella Ne Yaptı?

Nutella bu krizin ardından yaptığı açıklamada 50 yıldır Palm yağı kullandıklarını, nötr tadı olan bu yağı kullanmaya devam edeceklerini belirtmişti ve riskin Palm yağının 200 derecede ısıtılmasından sonra ortaya çıktığını oysa kendilerinin en kaliteli Palm yağını 80 derecede ısıtarak kullandıklarını söylemişti.

H&M / Siyahi Bir Çocuğa Giydirilen Kıyafet ile Irkçılık Suçlaması

2018’in başlarında H&M’in online alışveriş sitesinde yer alan bir ürün tanıtımı görseli için kullandığı siyahi çocuk ve giydiği sweatshirt’ün üzerinde yazan cümle H&M’in sosyal medyada ırkçılıkla suçlanmasına yol açmıştı. Siyahi çocuğun kıyafetinde  “coolest monkey in the Jungle” (ormandaki en havalı maymun) yazıyordu. Bu durum özellikle sosyal medyada H&M’in linç edilmesine yol açtı ve marka pek çok kesim tarafından kınandı. Cümledeki “maymun” kelimesi ve siyahi çocuk birleşimi ırkçılık ile eşleştirildi ve tepkiler adeta çığ gibi büyüdü.

H&M Ne Yaptı?

Sosyal medyadaki tartışmaların ardından söz konusu görsel H&M’e ait tüm mecralardan kaldırıldı. Marka adına açıklama yapan bir yetkili de rencide olan herkesten özür dilediklerini belirtti.

Facebook / Cambridge Analytics Skandalı

2016 başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın veri operasyonlarını yürüten “Cambridge Analytica” şirketinin  Facebook’un herhangi bir onayı olmaksızın 50 milyona yakın Facebook kullanıcısının kişisel bilgilerini toplayarak ve paylaşarak hizmet kullanım şartlarını ihlal etmesi çok uzun bir süre gündemde kaldı. Hatta Twitter’da #DeleteFacebook (Facebook’u Sil) etiketiyle bir kampanya başlatıldı ve bu kampanyaya birçok ünlü isim ve marka destek verdi.

Facebook Ne Yaptı?

Facebook bu skandalın ardından gazetelerde tam sayfa özür mektubu yayımladı, Zuckerberg, Facebook’tan yaptığı yazılı açıklamada yaptıkları hataların, kullanıcıların verilerinin analiz şirketinin eline geçmesine neden olduğunu belirtip “Verilerinizi koruma sorumluluğumuz var, eğer bunu yapamıyorsak sizi de hak etmiyoruz demektir” mesajı paylaşmıştı.

Apple / Kasıtlı Yavaşlatma İtirafı

Apple 2017’nin sonlarında eski sürümlerini bilerek yavaşlattığını itiraf etmişti. iOS güncellemelerini iPhone 5, iPhone 6 ve iPhone 7’nin performans hızlarını kasıtlı olarak yavaşlatacak şekilde düzenlediğini ifade ettiler. Bu durumla ilgili olarak Apple’a yüzlerce bireysel ve toplu dava açıldı. Bu durum sosyal medyada ve haberlerde uzunca konuşuldu.

Apple Ne Yaptı?

Apple bu uygulamayı insanları yeni iPhone almaya zorlamak için devreye sokmadığını ifade etti. Bu uygulamanın yeni güç yönetimi özelliğinin bir parçası olduğunu belirten teknoloji şirketi, cihazın aniden kapanmasının önüne geçmek amacıyla iPhone’ların bataryadan mümkün olduğundan daha fazla güç çekmesini engellemek için böyle bir yöntem kullandığını söyledi.

KFC / Biten Tavuk Eti Skandalı

Ünlü tavuk restoranı zinciri KFC, 2018’in başlarında Birleşik Krallık’ta büyük çapta bir stok krizi yaşadı. Yani kısacası, koca zincir mağazanın koca ülkedeki şubelerinde tavuk bitti. Birleşik Krallık’taki 900 KFC restoranının çoğu, geçici olarak kepenkleri indirdi.  Ülkedeki KFC restoranlarının yarısından fazlası sınırlı sayıda menü ve her zamankinden daha kısa süren çalışma saatleri dahilinde yeniden açılsa da birçok restoran uzun süre kapalı kaldı.

KFC Ne Yaptı?

KFC bu krizde kendisiyle dalga geçti ve tüm olaya esprili bir şekilde yaklaştı ve bir halkla ilişkiler kampanyası başlattı ve bu kampanya ile Cannes Lions 2018’de “Altın Aslan” ödülü bile aldı. Bu konuyu ayrıntılı bir şekilde yazdığımız yazımıza ve markanın reklam filmine buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link