Yüz Yüze Konuşmak İsteyen Ürünler Daha Çok Seviliyor

Pazarlama alanında tüketicilerle daha sıcak ve dostça bir iletişim kurmak isteyen markaların, son yıllarda görselliği öne çıkardığını siz de fark etmiş olmalısınız. Bunun pek çok nedeni olsa da en büyük itici güçlerinden biri, internette ve mobil iletişimde, özellikle de WhatsApp, Facebook Messenger vb. mobil mesajlaşma uygulamalarındaki konuşmalarda popülerleşen emoji kullanımı oldu. Kullanıcılar böylece, yıllardır noktalama işaretleriyle yaptıkları yüz ifadesi işaretlerini, daha renkli ve samimi ikonlarla yapıp duygu durumunu daha etkili bir şekilde ifade edebilir hâle geldi.

Elbette bu durumun sadece sanal ortamla sınırlı kalmayacağı belliydi. Tatil sezonunun hâlâ sürmesi nedeniyle, son dönemde televizyonda sıkça rastladığımız ucuzabilet.com‘un emojilerle dolu reklamını, bu durumun ülkemizdeki en açık yansımalarından biri sayabiliriz.

Avrupa Toplumsal Psikoloji Dergisi’nde (European Journal of Social Psychology) bu ay yayımlanan bir yazı, insanların ambalajı üzerinde bir yüz ifadesi bulunan ürünleri daha çok tercih ettiğini ortaya koyuyor. Hatta bu tercihin, tüketicinin yaşadığı yalnızlık hissiyle doğru orantılı olarak arttığını öne sürüyor.

Oregon Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, insanların temel ihtiyaçlarından sayılan aidiyet hissi ve sürdürülebilir toplumsal ilişkiler kurma noktalarından hareket edilmiş. Yeterli düzeyde sosyal ilişki kuramayan kişilerin, alışveriş alışkanlıklarını değiştirme de dâhil olmak üzere, bu boşluğu doldurmak için farklı yollar denediği belirtilmiş.

Logosunda ve ürün ambalajlarında, kurucusu Colonel Sanders’ı kullanan KFC, bu durumdan yararlanan markalar arasında yer alıyor.

Araştırmayı yapan ekipten Prof. Dr. Ulrich Orth, bir önceki araştırmada, tüketici davranışı ve satın alma kararıyla toplumsal bağlantılar kurmaya olan ihtiyacı ölçtüklerinin üzerinde duruyor. Orth ardından, bu araştırmada görsel içeriğin toplumsal ilişki kurmadaki ve marka beğenisindeki rolünü göstererek bir önceki araştırmadaki eksik parçayı tamamladığını söylüyor. Çalışmanın çıktılarına göre, görsel içeriğinde bir yüz bulunan markalara müşteriler daha çok sempati besliyor ve bu sempati, tüketicideki yalnızlık duygusu arttıkça yükseliyor.

Araştırmada imzası bulunan diğer akademisyen, yine Oregon Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Bettina Cornwell ise daha etkili olmak için markaların ille de kahkaha atan veya açıkça gülümseyen bir yüz kullanmak zorunda olmadıklarının altını çiziyor. Hangi kategoriden olursa olsun ürünleri gören tüketicilerin, insana benzer görüntüleri sıkça insan dışı görüntüler şeklinde hayâl ettiklerine dikkat çekiyor.

Markalar, yüz görüntüsü kullanımında illüstrasyonun gücünden de yararlanıyor.

Araştırmada dikkat çeken birçok nokta bulunuyor. Sonuçlara göre, yalnızlık duygusunun insanlarda yüz ifadesi görme isteğini kamçıladığı, başka insanlarla sosyal ilişki kurmadaki yetersizliğin insanları farklı arayışlara ittiği görülüyor. Bu iki etkileşimin toplamında, tüketicilerin markayla ilişkili bir yüz imgesiyle karşılaşması, onların sosyal bağlantılar kurmak amacıyla süren arayışlarının bir yansıması olarak önümüze çıkıyor. Araştırmanın bir kısmını ücretsiz olarak buradan okuyabilirsiniz.

Teknolojinin dur durak bilmeden ilerlemesinin bize pek çok yeni olanak sunduğu ve bireyselleşmeyi hiç olmadığı kadar mümkün kıldığı artık bir gerçek. Fakat bireyselleştikçe yalnızlaşıyorsak, yalnızlaştıkça da toplumsal iletişim eksikliğimizi markaların bize sunduklarıyla tatmin etmeye çalışır hâle geldiysek, sizce de belli noktalarda biraz aşırıya kaçmıyor muyuz? Ne dersiniz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Haftanın Gündemi #66

Pazarlama, marka ve reklam dünyasında, ulusal ve global çapta yankı bulan tüm gelişmeleri yorumladığımız Haftanın Gündemi’nde bu hafta 7 – 13 Ekim arasını konuşuyoruz.

Haftanın Gündemi’nin ses kaydına iTunes Podcast üzerinden buraya tıklayarak ulaşabilirburadan indirebilir ya da aşağıdan dinleyebilirsiniz.

 

Soru, görüş ve önerilerinizi #haftaningundemi hastagiyle bize iletebilir, bilgi@pazarlamasyon.com’a mail gönderebilirsiniz.

Keyifli seyirler.

Bu haftanın konuları:

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Tasarım Pazarlamayı Öldürecek mi?

Ikea’nın eski tasarım şefi Marcus Engman, son 6 yıldır Ikea tasarımlarını başarılı bir şekilde yürütmüştü. 2012’den beri Ikea’ya benzersiz tasarımlar yapan Engman geçtiğimiz günlerde kendi tasarım danışmanlığını kurmak için işten ayrıldığını belirtti.

[Fotoğraf: Ikea]

Engman bu ay kendi tasarım danışmanlığını yapmaya hazırlanırken, Bloomberg Businessweek’e tasarım, iş ve şeffaflığın önemi hakkında konuştu, biz de sizler için Engman’ın tasarım ve pazarlamayla ilgili öngörülerini sizler için derledik.

Reklam satın alımlarında para harcamak yerine, Engman şirketlere tasarımlarıyla kendilerini pazarlamayı öğretmek istiyor.

Engman şöyle diyor; “Gerçekten de tasarım olan bir pazarlama alternatifinin olduğunu göstermek istiyorum. “Eğer tasarım ve iletişim ile doğru bir şekilde çalışıyorsanız, medyaya o kadar ihtiyacınız olmadan pazarlamanızı gerçekleştirebilirsiniz.”  Tasarım her zaman ön planda ön planda olmuştur. Artık işlerin nasıl yapıldığına odaklanma biraz değişmiştir, en büyük başarılarımızdan biri, tasarımımızın ortak bir diline benzeyen, kendi tasarım anlayışımızla (demokratik tasarım olarak adlandırdığımız) çalışmaya başladığımızı düşünüyorum. Birçok büyük şirketin tasarım uğraştığı bir sorun ve şirketin farklı bölümlerinin birbirini anlamadığı yönünde olduğunu düşünüyorum. Tasarımı ifade etmek için 5 temel özellik sayabilirim [biçim, işlev, kalite, sürdürülebilirlik ve satın alınabilirlik] herkesin ürün hakkında konuşmasını kolaylaştırmak böylelikle daha kolay bir hal alır.

Tüketici Odaklı Bir Dünyada Tasarım Büyük Bir Satış Noktası Haline Geldi

Tüketici-odaklı bir dünyada tasarım büyük bir satış noktası haline geldi. Tüketiciler, satın aldığımız ürünlerin arkasındaki niyet ve motivasyonu duymak için bu ürünleri tercih etmekte.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link