Yönetim ve Liderlik Zirvesi Geleceği Yönetenleri Ağırladı 0

The Conferences Turkey organizasyonunda düzenlenen Geleceği Yönet, Değişimi Başlat sloganı ile fark yaratan bir yaklaşım sergileyen ”Yönetim ve Liderlik Zirvesi” sektör profesyonellerinin katılımıyla Conrad İstanbul Bosphorus’ta gerçekleştirildi.

Zirvenin açılışında bir sunum yapan Daikin Türkiye CEO’su Hasan Önder, kendi kariyer gelişimi ve girişimcilik tecrübelerinden yola çıkarak, Japon ve Türk iş kültürleri arasındaki fark ve benzerlikleri anlattı. Sunumunda şirketlerin bütünsel yaklaşımından bahseden Önder, duygusal, fiziksel ve zihinsel dengenin başarı için önemine dikkati çekti.

-“Değişime açık olmak lazım, liderlik bunu gerektiriyor”

Zirve kapsamında düzenlenen “Geleceği Yönetmek” panelinde panelistler, inovasyonun şirketler için önemi, çalışan tutumları, değişen ve gelişen dünyada şirketlerin kendisini yeniden konumlandırması konularında görüşlerini paylaştı.

Koç Sistem Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu, şirket olarak gelecekle bugünü birlikte yönettiklerine işaret ederek, işin icrasına zaman harcamanın yanı sıra stratejik planlama süreçlerinde geleceği de sorguladıklarını söyledi.

Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın ise; çalışan bağlılığı, aidiyet duygusu konularına değinerek tüm süreçlerin şeffaflık ilkesince çalışanların da dahil olacağı şekilde yönetilmesinin öneminden bahsederken aynı panelde yer alan Mc&Kinsey Dijital ve Medya Bölüm Başkanı Bengi Korkmaz ise, müşteri beklentilerini anlamak ve yorumlamak açısından çalışan çeşitliliğine dikkat edilmeli diyerek büyük ilgi topladı. Bengi Korkmaz: ‘Küpe satmak istiyorsanız o küpeyi takacaksınız’ diyerek de keyifli bir anekdot paylaştı.

Çok merak edilen başlıklardan biri olan Liderlikte Halef Yönetimi’ni Anadolu İK Grup Başkanı Osman Alptürer anlattı. Alptürer:’ Lider markaların, başarılarını “kahraman” liderlere değil, kurumun oturmuş liderlik anlayışına borçlu olduğunu söyledi.

Teknosa Genel Müdürü Bülent Gürcan ise, “Delegasyon Sanatı” panelinde şirket içindeki delegasyon tutumunu anlattı. “İyi delege ettiğimi düşünüyorum” diyen Gürcan, elinden geldiğince görev ve yetki paylaşımında bulunduğunu söyledi.

Takım olmaya çok inandığını belirten Gürcan, “İş hayatı basketbol oyununa benziyor. Ben elimden geldiğince kendi sorumluluk ve yetkilerimi paylaşmaya çalışıyorum ama ‘Bırakın bu işi ben yapayım’, hatta ‘Bırakın siz bu işi beceremiyorsunuz ben yapayım’ diyen arkadaşları çok seviyorum. Çünkü onlar gelip sorumluluk alıyor” dedi.

Bizim Şirket kitabının yazarı, kariyer koçu Sevgi Perek’te delegasyon konusundaki akademik bilgilerini paylaşırken dinleyicilere sunumu üzerinden mini bir test yaparak kendilerini değerlendirmelerini istedi.

İzocam Genel Müdürü Arif Nuri Bulut ise iyi bir yönetici kendisinin asıl işi olan takip, kontrol, denetim ve sistem / iş geliştirme alanlarına ve firmanın kendisinden asıl beklediklerine konsantre olabilmek için astlarına mümkün olan tüm işlerini devredebilmeyi, bunun için astlarını yetiştirmeyi, eğitmeyi ve yönlendirmeyi bilmesi gerektiğini söyledi.

Liderlik anlayışının aktarılmasından ve muhafaza edilmesinden sorumlu en önemli yapılardan biri olan yönetim kurullarını “Yönetim Kurulları ve Bilinmezleri” başlıklı panelle programına alarak fark yaratan zirvenin bu bölümünde Stanton Chase Başkan yardımcısı Çağrı Alkaya, Ceo’ların yönetim kurulunda mutlaka olması gerektiğini belirterek başkanla Ceo arasında eşitlikçi ve şeffaf bir ilişkisi olmalı ve gerektiğinde sağlıklı kararlar alabilmek için birbirlerini zorlamaları gerektiğinin altını çizdi.

Aynı panelde yer alan iş dünyasının genç Ceo’larından Atasay Mücevherat Ceo’su Atasay Kamer’de aile şirketi olmanın avantajı ve dezavantajlarını paylaşarak, geçmişten gelen tecrübelerine dışarıdan yönetim modellemesi kuvvetli kişileri dahil ettiklerini söyleyerek, yönetim süreçlerine daha kurumsal, profesyonel ve objektif bakabildiklerini söyledi. Yönetim Kurulu Danışmanı Ali Kamil Uzun ise, etkin bir yönetim kurulunun, şirketin denetim mekanizmalarını oluşturmak ve gözlemlemek, şirket stratejilerinin oluşmasına öncülük etmek, risklerin belirlenmesini sağlayıp onları yönetmek gibi önemli sorumlulukları olduğuna değinerek, ABD’deki en zengin 500 şirketin %99’unda Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeleri bulunduğu bilgisini paylaştı.

Bir liderin kendini ifade etmede en üst düzey ustalık kazanması için hakim olması gereken “Fiziksel ve Dijital Duruş” a da özel bir yer ayrılan zirvede fiziksel duruş çerçevesinde İletişim ve Zarafet Uzmanı ve aynı zamanda Zarafet Akademi Kurucusu Gökhan Dumanlı ve Moda Tasarımcısı Sayın Niyazi Erdoğan, dijital duruş çerçevesinde de Enüstkat Interactive Kurucu Ortağı Değer Dündar sunumlarını ile yönetim ve liderlik kavramlarının gizli güçlerinin anahtarlarını paylaştılar.

Program içeriği, konuşmacıları ve akışı ile dinleyicilerin büyük beğenisini toplayan Yönetim ve Liderlik Zirvesi, The Conferences Turkey’in kurucusu ve yöneticisi Mikail Coşar’ın kapanış konuşması ile sona erdi.

Detaylı bilgi için: www.theconferencesturkey.com

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link