Yeni Yaşam Alanımız: Alışveriş Merkezleri

Alışveriş merkezleri ekonominin en dinamik olduğu alanlar. Sektörün her yıl %25’lere varan büyümeler yaşaması bunun en önemli kanıtı. Özellikle 2005 sonrası dönemde Türkiye giderek AVM cenneti bir ülke haline gelmeye başladı. Ancak AVM’lerin yalnızca belli başlı şehirlerde birikmiş olması henüz bu sektörde fazlaca gidilecek yolun olduğunu gösteriyor. 2012’nin ilk yarısındaki verilere göre Türkiye’de AVM bulunan il sayısı 52. Yani neredeyse ülkemizdeki illerin yarısında henüz AVM yok. Bunun pazar yapısı, coğrafi özellikler, gelişmişlik seviyesi gibi pek çok nedeni var. Ancak önümüzdeki 5 yıl içinde bu AVM’siz illerin birçoğunun en az 1 tane AVM’ye kavuşması planlanıyor. Şu an toplam yatırım tutarı 35 Milyar Dolar olan bu sektörün 2011 yılı cirosu 39 Milyar TL. Yalnızca 2012 yılının ilk 6 ayındaki ciro artışı %15 oranında. 2012’nin ikinci 6 ayında kiralanabilir AVM alanı 8.8 milyon metrekare. Başta söylediğimiz 35 Milyar Dolarlık yatırımın 12 Milyar Doları yabancı sermaye. Büyüyen ekonomi, kişi başına harcama miktarının giderek artması ve perakende sektörüne hitap eden markaların hızla büyümesi haliyle bu alandaki yabancı sermayeyi ülkemize çekiyor.

Peki bu rakamlar ne ifade ediyor? Aslında bu rakamlar değişen yaşam ve tüketim kültürümüzün birer sonucu. 2000’lerin başından beri dert yandığımız ‘küçük esnaf bitiyor’ durumunun özetini oluşturuyor bu rakamlar. Evet, küçük esnaf bitiyor. Ve yepyeni bir tüketim kültürü oluşuyor. Biz 90’lı yıllarda doğan ‘x ve y kuşağı arasında sıkışmış kuşak’ olarak bu değişimin kobaylarıyız maalesef. Muhtemelen ‘z kuşağı’ bu yakınmalardan bihaber olacak. Çünkü zaten birçoğu küçük esnafı göremeyecekler bile.

Diğer yandan AVM’lere yalnızca tüketim alanları olarak bakmak çok yanlış olacaktır. AVM’ler artık birer yaşam alanı. Sinema ve tiyatro salonları, buz pistleri, oyun alanları vb. pek çok farklı aktiviteyi bir araya getiriyorlar. Bu yaşam alanı yaratma çabasının sebebinin de terör saldırıları, doğal afetler gibi pek çok olay yüzünden insanlarda baş gösteren güven problemi olduğunu düşünüyorum. Üst düzey güvenlik önlemleriyle döşeli AVM’lerde insanlar kendilerini dışarıda olduklarından daha güvenli hissediyorlar. Tabi ki bunun geçerliliği tartışılır.

Diğer yandan bu pazarla ilgili yapılan araştırmalara baktığımızda; uzmanlar pazarda 3 neslin hakim olduğunu söylüyor. Birinci nesil; bağlantısız mimari yapılar. Yani gökyüzüyle bağlantısı tamamen kesilmiş, kapalı kutu şeklinde AVM’ler. İkinci nesil, AVM’ler biraz daha açık mimariler. Kısmen de olsa dışarıyı gören, dışarının ışığını içeriye alan yapılar. Üçüncü nesil AVM’ler ise giderek daha fazla dışarıya açılan, şeffaflaşan, çevresiyle bütünleşen modeller. AVM’lerin farklılaşmasında diğer bir unsur ise; cadde merkezleri, güç merkezleri, bölgesel merkezler, moda merkezleri gibi konseptler. Örneğin Akmerkez bir moda merkezi. Uzmanlar bu tarz konseptlerin gelecekte daha da fazlalaşacağını söylüyor. Yani marka konumlandırmasındaki segmentasyon bu sektöre de girecek gibi görünüyor. Bu yüzden ilerde Çocuk AVM’leri, Spor AVM’leri gibi AVM’ler görmemiz olası.

otoport_avm

Aslında bu tarz konsept AVM’lere biz toplum olarak uzak değiliz. Mısır çarşısı, Kuyumcular Çarşısı gibi alışveriş alanlarının bölümlenmesi tarihimizde çok eskilere dayanıyor. Sadece günümüzdeki AVM segmentasyonunun formları biraz farklı.

Sonuç olarak; yeni yapılacak olan AVM’lerin fiyat, ürün, hizmet gibi maddi faydalardan çok belli konseptler çerçevesinde her zaman söylediğimiz deneyim ekonomisine daha yatkın alanlar olması gerekiyor. Aksi takdirde eski AVM’lerden farklılaşarak insanları çekmeleri olanaksız hale gelecek ve sadece lokasyon bazlı avantajı elinde bulunduranlar kar edecektir.

Pazarlamasyon.com Yönetici Ortağı - Pazarlama da örgütlenmektir!

Bir Cevap Yazın

Starbucks’tan Tepki Çeken Noel Reklamı

Noel döneminin yaklaşmasıyla birlikte markalar noel temalı reklamlarını yayınlamaya başladılar. Her sene yılbaşı yaklaştığında bardak tasarımlarını değiştiren, kış içeceklerini piyasaya süren Starbucks da bir noel reklamı yayınladı ancak reklam Twitter’da tartışma konusu oldu. Dilersiniz önce reklam filmini izleyelim.

Starbucks reklam filmine “Tatil herkes için farklı şeyler ifade eder” diyerek başlıyor. Sonra Starbucks’ın yeni rengarenk noel temalı bardağından çıkan bir çizgi bizi farklı dünyadan farklı insanların noel tatillerine götürüyor. Filmde farklı ırklardan çiftleri, aileleri görüyoruz. Son zamanlarda insanların din, cinsiyet, milliyet gibi farklılıklarından dolayı çıkan tartışmalara bir gönderme yapmak istemiş sanırım Starbucks. En çok tartışma yaratan konu ise reklamın sonunda lezbiyen olmaları muhtemel bir çiftin yer alması.

Starbucks, bu konulardaki açık sözlülüğü ve net duruşu nedeniyle genel olarak bu tip tepki çeken sansasyonel olaylar yaşıyor. Daha öncesinde 75 ülkede 5 yıl içinde 10.000 mülteciye iş imkanı sunacağını söylediğinde de oldukça tepki çekmişti. Bu kez de Twitter üzerinden bazı kişilerin eleştirisine uğradı.

Marka bu konuyla ilgili net bir açıklamada bulunmasa da sezonun ruhundan ilham alan bir deneyimi müşterilerine sunmayı amaçladıkları ve her türlü sosyal çevreden ve dini görüşten gelen müşterilerini kucaklamaya ve cesaretlendirmeye dünya çapındaki mağazalarında devam edecekleri belirtti.

Starbucks zaman zaman yaptığı bu açıklamalarla bazı insanlar tarafından tepki çekerken bazı insanların da marka sadakatini arttırıyor  aslında.

Black Friday Çılgınlığının Ardındaki Psikolojik Gerçekler

Bu Cuma, bir mağazanın kapısında izdiham yaratan öfkeli ve sabırsız bir Black Friday güruhuna katılmayı düşünür müsünüz?

Aranızda bu durumu garipseyenler olsa da adeta perakendecilerin bayramı olan Black Friday çılgınlığından, en azından zihinsel olarak kaçabilmenizin imkanı yok. Türkçe’ye “Kara Cuma” olarak çevirdiğimiz Black Friday, şükran gününün ertesi günü gerçekleştirilen ve insanların alışveriş yapmak için sabırsızlıkla bekleyip çoğu zaman mağazalarda yığınlar oluşturduğu bir indirim günüUluslararası Perakende Federasyonu’nun raporuna göre, yalnızca 2008 yılı dışında (Mortgage Krizi) son 15 yıl içinde gerçekleşen Black Friday harcamaları, her geçen yıl katlanarak devam etmiş. Bu yıl da yaklaşık %4 büyüme ile $682 milyar harcama gerçekleşmesi öngörülüyor.

Peki, sıradan insanları mağazaları talan edecek kadar gözü dönmüş yığınlara çeviren bu indirim çılgınlığının arkasında yatan, sosyolojik ve psikolojik motiveler neler?

Etiketler Aslında “Can Acıtıyor”

 Chicago’daki DePaul Üniversitesi İşletme departmanında profesör olan tüketici davranışları uzmanı James Mourey’e göre; “İnsanlar alışveriş yaptıklarında ve güzel bir fırsat yakaladıklarında psikolojik olarak doyuma ulaşıyorlar”. Çünkü sevdiğiniz bir şeyi gördüğünüz zaman beyninizin ödül merkezi harekete geçiyor. Öte yandan, aynı araştırmada fahiş fiyatların da beynin acı merkezi insulayı aktive ettiği gözleniyor. Yani; indirim etiketlerine yönelmenizin nedeni tamamen, beyninizin sizin acı çekmenize razı olmaması! Aslında çok basit, merakla beklediğiniz 4K TV’yi ya da uzun zamandır beğendiğiniz çantayı, indirimli etiketlerde gördüğünüz zaman beyninizin ödül merkezini aktive ederek, acı çekmemesi için kasaya ya da sepete yöneliyorsunuz.

Sınırlı Zaman ve Arz Fikri Aciliyet Hissi Yaratıyor

Ekonomik kıtlık ilkesine göre; fırsatlar sınırlı oldukça daha cazip hale gelirler. İndirimleri belli zaman sınırları içerisinde gerçekleştirmek, insan psikolojisinde daha çok arzu edilmelerine yol açıyor. Reklamlarda sıklıkla kullanılan, “stoklarla sınırlıdır” ya da “belli tarihler arasındadır” ibarelerinin amacı tamamen tüketicilerin zihnini satın alma alarmı haline dönüştürmek. İşin garip tarafı, yapılan araştırmalarda tüketicilerin indirimler dolayısıyla manipüle edildiklerinin farkında oldukları, buna rağmen FOMO etkisiyle bu güruha katıldıkları görülüyor.

Özel Bir Fırsatı Yakalamak Üstün ya da Onaylanmış Hissettiriyor

Kabul edelim neredeyse hepimiz, sınırlı satışı olan ya da herhangi bir özel koleksiyona ait ürün için sıraya girdiğimizde ya da online sitesinin başında dakika sayarak, fırsat yakaladığımızda “İşte ben kaptım, sen kapamadın!” diye içimizden geçiriyoruz. Black Friday çılgınlığının ardında da bu rekabet duygusunu tetikleyen herkesin, iyi bir fırsat yakalamak için adeta avına odaklanmış şekilde beklemesi yatıyor. Aslında olay tamamen “Eğer herkes bunun peşindeyse, bu kesinlikle peşinden koşulacak bir şeydir!” mantığındaki sosyal kanıt teorisine dayanıyor. Binlerce yıllık evrim sürecinden geçerken temel dürtülerimizi, tamamen törpülediğimizi düşünmüyordunuz herhalde?

Fırsata İlişkin Ön Tanıtımlar- İştahı Artırıyor

Markalar Black Friday gelmeden birkaç hafta öncesinde, tüketicilerin zihninde indirim hakkında beklenti oluşturuyor. Örneğin; hedef kitleye gönderilen e-postalarla indirim haberi veriliyor ancak fırsat hakkında net bilgiye erişmeleri erteleniyor. Pazarlamacıların en çok kullandıkları bu taktiğin ardında, “o an fırsatın ne olduğunu söylersek, dışarıdaki binlerce indirim haberinden hiçbir farkımız kalmaz” argümanı yatıyor. Aslında daha küçük perakendecilerin, Black Friday fırsatlarını daha önce yaymalarının nedeni de büyük işletmelerin arasında kaybolmadan öncelikli olarak zihinlerde sıyrılmak.

Kalabalıklardan Hoşlanmayanlar İçin Online Alışveriş

Sevdiğiniz ürünü satın almak için mücadele etmeniz gereken bu ateşli ortamlardan ve kalabalıklardan hoşlanmıyorsanız online alışveriş, imdadınıza yetişiyor. İlla, kaos ortamında öfkeli bir güruha katılmanıza gerek yok. İnternet sayesinde Perşembe akşamı ya da Cuma günü, elinizde kahvenizle konforunuzdan ödün vermeden Black Friday fırsatlarını kovalamanız mümkün.

Fırsatı Önceden Planlamak Agresifleştiriyor

Televizyonlarda ya da İnternet videolarında gördüğümüz birbirini ezen izdiham yığınlarının ardında, fırsat için önceden büyük beklentiler yaratmak yer alıyor olabilir. Profesör Mourey’e göre; “Çok istenilen o ürünü satın almak, beyinde görev bilinci yaratıyor. Kortizol ve stres seviyesi yükselen bireyler, amaçlarına ulaşmak için yollarına çıkan her şeye karşı daha hassas ve duyarlı hale geliyorlar”. Yani aslında dışarıdan bakıldığında, bu denli gözü dönmüş görünen kalabalığın ardında ve aklında tamamen görevini tamamlamak yer alıyor!

Dünyada her geçen gün artan tüketim çılgınlığının en büyük dominatörlerinden Black Friday, “ya sev ya terk et” şeklinde tüketicileri ikiye ayırıyor. Bir kısım uzun kasa kuyruklarında beyninin ödül merkezini uyarmakla meşgulken diğerleri onların bu denli gözünün dönmesine anlam vermeye çalışıyorlar.

İndirimlerden önceki tüm bu bildirim gürültülerinin arasında, markaların zihinlerimizde yarattığı daha güzel, daha mutlu, daha eğlenceli, daha popüler vs. tüm “daha” algılarından arınarak, gerçekten durup bir dakika düşünün. Gerçekten mutluluğunuz, beş yıl sonra satın aldığınızı bile hatırlamayacağınız bir eşya kadar ucuz mu?

Şimdi bu Cuma için, karar sizin!

 

 

 

 

 

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Kalan Kontenjan: 22
close-link
€42,90 Bugün Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday