“Yemeğimi Bitirirsem Kaç Para Vericen?”

Türkiye’de 40 milyon genç var. Evet evet! Türkiye’nin yarısından fazlası yaş itibarıyla genç kategorisinde. Devletimiz ve özel sektörümüz uzun yıllardır bunun fazlasıyla farkında. Fakat bu farkındalık ne yazık ki çoğu zaman ezme ve sömürme düzeyini geçmedi. Devletin ve özel sektörün gözünde gençlik=işgücü demek.

Son yıllarda Türkiye’de sağlanan ekonomik istikrarla birlikte artan harcama miktarının sonucunda markalar da genç avına çıkmaya başladı. Bu sefer hedef başka: gençlere ürün ve hizmet satmakYouth Republic gibi gençlik pazarlaması alanında uzmanlaşan ajansların sayısı ve niteliği arttıkça bu iş daha profesyonelce yapılıyor. Gençleri anlamak için yapılan araştırmalara milyon liralar yatırılıyor. Harcanıyor demiyorum çünkü bu araştırmalar gerçek bir yatırım. Bu araştırmalardan çıkan sonuçlar markaların öylesine işine yarıyor ki kullanmayı bileni ihya ediyor!

Youth Republic Ajans Başkanı Serhat Gürcü’nün verdiği bilgilere göre Türkiye’deki üniversite öğrencisinin toplam harçlık miktarı yaklaşık 100 milyar TL. Bu inanılmaz bir rakam. Ekonomik krizlerde bile Türk ebeveyni çocuklarının harçlığını kesmiyor. Yemiyor, içmiyor çocuğuna Levi’s kot alıyor!

Tarihte ilk defa bilgi akışı tersine dönmüş durumda. Yüzyıllardır bilgi, yaşlılar tarafından gençlere aktarılırken artık gençlerden yaşlılara akıyor. Gençler yaşlılardan daha fazla şey biliyor. Bilgi beraberinde gücü ve özgüveni getiriyor. Arkadaşlarından geri kalmamak için Iphone almak zorunda olduğuna ebeveynlerini inandıran gençteki özgüvenden söz ediyorum.

Birçoğu hayatı sosyal medyada yaşıyor. Öyle ki statü endişesi şeklinde ruhsal bir bozukluk tanımı oluştu. Sosyal medyada statü girmek konusunda sürekli endişeli olma haline deniyor statü endişesi. İnanması güç ama ABD’de gençler ortalama her 5 dk’da bir sosyal medyaya statü giriyor. Bu yüzden gençlere ulaşmak için dergi, radyo ve gazeteye reklam vermenin beyhude bir çaba olduğu açık. Buna rağmen hala gençler haftada 14 saat TV izliyorlar. Aslında izlemek değil de dinlemek demek daha doğru olur sanırım. İnternette bir şey okurken TV’yi dinlemek diye bir şey var. Kendimden biliyorum!

Başlı başına başka bir yazının konusu olmakla birlikte Z kuşağı üzerine de bir iki laf etmek gerek. Sosyal medyaya doğan bir kuşak geliyor. 9 yaşındaki kuzenimin Twitter hesabı var. (Facebook hesabının zaten olduğunu ayrıca belirtmeme gerek yok sanırım!)Aşırı gerçekçiler. Hayal kurmak onlar için çok uzak bir kavram. Faydacılar. Hedonizmin doruklarında yaşıyorlar. Annesinin “bu yemeği bitir çocuğum” deyişine “bitirirsem kaç para vericen” diye cevap veren çocuk gördüm ben!Tek tip bir gençlik geliyor. Z kuşağıyla birlikte Amerika’daki genç ile Türkiye’deki genç arasında muhtemelen hiçbir fark olmayacak. Hayata ve dünyaya bakış açıları bir takım nüanslar hariç tıpatıp aynı olacak.Kısacası gençler pazarlamacılara ve reklamcılara zor fakat bereketli bir gelecek vaad ediyor.

Paylaş
Markam Danışmanlık'ta Marka Stratejisti. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümü mezunu. Fikir sever, strateji yazar...

CEVAPLA