X Kuşağı Hala Hedef Kitlenizde Olabilir

Marka Yöneticileri olarak “dijital, dijital” diye  kendimizi reklam verenlere  karşı ikna etmeye bazen zorladığımız zamanlardan geçerken,  yönettiğimiz markaların tüketicilerinin ne kadarının dijital dünyada verdiğimiz mesajları yakalayabildiğini de belki bir sorgulamamız gerekmekte…

Tüketicimizin davranışlarını analiz ederken ve onların dünyalarında yer etmeye çalışırken, kuşakların ayrımı ve onların davranışlarıyla ilgili çok araştırıp çok yazdık.  Evet Y kuşağı bize hal, hareket, davranışlarıyla dijital dünyaya olan ilgileriyle bize farklı geldi. Gelecek kuşaklara mesajları iletebilmek istediğimiz şu günlerde dijital dünyada yaptığımız kampanyalarımızın çoğunda Y kuşağını mercek altına alıp onları anlamaya ve onların dünyasına girmeye çalıştık ama aslında ajans çalışanlarında yaratıcı ekiplerin çoğunun zaten bu kuşaktan oluştuğunu düşünüp acaba onlara da X kuşağını anlatmaya çalıştık mı?

MediaCat Şubat 2017 sayısında “2017’ye yön verecek 9 pazarlama trendi” konulu pazarlama yazısında, X kuşağının unutulmaması gerektiğinden bahsedilmesi dikkat çekici. Şimdilerde 35-55 yaş arasında olan bu kuşak aslında anne ve babalarımız. Onları tanıyoruz, onların davranışlarını gözlemleyebiliyoruz ama alışveriş alışkanlıklarında ve kampanyalarımızı oluştururken onlara da sesleniyor muyuz? diye kendimize bir dönüp bakmak gerekebilir.

Araştırma sonuçlarına göre şu an ülke nüfusunun %22’sini oluşturduğu söylenen bu kuşak aslında Y kuşağına göre belki de markaların daha fazla hedef kitlesinde ve biz onlara seslenirken de Y kuşağıyla aynı içeriklerle seslenmeye çalışıyoruz.

Genellikle X kuşağıyla ilgili, Y kuşağının farklılıklarını ortaya koymak için okuyup, yazıldı ama  X kuşağını anlamak ve onların neyi özümsediğini çözümlemek üzerine çok da fazla kafa yormadık sanki. Reklam verenin hedef kitlesinde olduğunu unuttuğumuz bu grubun özelliklerinden bazılarını sıralayacak olursak;

Öncelikle bu grup aslında yönettiğimiz markaların bütçelerini onaylayan şirketlerin büyük hisse sahipleri. Yani reklam verenler bu kuşaktan geliyor.

Bu kuşak şu an çalışan neslin anne ve babaları. Yani satın alma alışkanlıklarımızı aslında onlardan öğrendik ve öğrenmeye de devam ediyoruz. Örneğin tasarruf etmenin ne demek olduğunu bilmeyen Y ve Z kuşağına göre bu nesil yeri gelirse tüketimi durdurabiliyor. Onlarda bir şeyin tüketilmesi için duygusal ihtiyaçtan çok fizyolojik ihtiyaçlar daha ön planda. Maliyet fayda analizini daha iyi yapabildiklerini görüyoruz.

X kuşağı dijital kuşağı ilk gören bilen ve özümsemeye çalışan grup. Onlar dijital dünyayı Y ve Z kuşağına aktaran köprü görevi görmekte. (MediaCat, Şubat 2017, s.61) Bu neslin bir dönüşüme şahit olduğunu unutmamak gerek. Dijital çağın aktarıcısı olan bu kuşağın kendini geliştirme ve yaşayarak öğrenme çabası yeni kuşaklara göre oldukça fazla.

Yaşla birlikte artan gelir seviyesi sebebiyle, onların hayatın keyfini çıkarmaya başlama yaşları gelmiş durumda. Bu nedenle de hem boş vakitleri daha fazla hem de gelir seviyeleri. Her ne kadar nüfusun dörtte birini oluşturduklarından daha küçük bir grup gibi gözükseler de daha büyük bütçeli işlerimizde satın almayı yapabilecek olan onlar.

Daha Sadıklar. Markanızın onlar için verdiği ekstra hizmeti hizmet değil özveri gibi algılayabiliyorlar. Eğer ki markanız X kuşağından birinin gönlünü fethettiyse, sizi değiştirebilmesi için rakiplerinizin daha büyük efor sarf etmesi gerekiyor.

Özellikle bu gruptaki kadın tüketiciler, yaşlanmayı durdurmak ve daha sağlıklı olmak üzerine üretilen bakım, beslenme, güzellik ürünleri gibi bir çok ürün ve markaya ilgi duyuyor. Çünkü yaşlanmak istemiyorlar.

MediaCat’in  2017 pazarlama trenlerinde X kuşağının unutulmasıyla ilgili kaleme aldığı bölümde, henüz yayınlanan “Now we are 40” kitabının yazarı Tiffanie Drake’in  markaların X kuşağı ile diyaloglarını kesmesinin yanlışlığına vurgu yaptığından ve X kuşağıyla diyaloglarını kesmemeleri gerektiğini söylediğinden de bahsedilmektedir.  X kuşağının davranışlarını ve beklentilerini özellikle de unutulmasının yanlış olduğunu konu alan kitabın tanıtımıyla ilgili bilgiye aşağıdaki linkten ulaşılabilir.

Özetleyecek olursak;  

Gelir seviyesi yaşla birlikte artan, zamanlarını kendi istekleri üzerine yönetebilen ve Z kuşağıyla vakit geçiren bir nesil olan X kuşağının pazarlama uzmanları tarafından unutulmaması gerektiği. Onlara hem geleneksel de hem dijital de seslenmek ve onları yakalamayı atlamamak gerekiyor. 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

1983 Eskişehir doğumlu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu ve Anadolu Üniversitesi Pazarlama Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi. Televizyon Haberciliği, Prodüksiyon, Reklam ve Perakende Mağazacılık sektörlerindeki 10 yılı aşkın yöneticilik deneyimlerinden sonra girişimcilik serüvenine girenler arasında. Girişimiyle kurduğu ve Gıda üzerine faaliyet gösteren şirketinde ortaklığı devam etse de reklamcılık sektörüne bağlılığı sebebiyle şu an bir Reklam Ajansında Genel Koordinatör olarak çalışmakta ve iş hayatına Marka ve Kurumsal İletişim Yöneticisi olarak devam etmektedir. JCI, ESGGK, ESGİAD ve Eskişehir Ticaret Odası'nda devam eden üyelikleriyle edindiği deneyimlerini iş hayatına yansıtma çabasında. "Kendinden başkasını görmeyenin değil, gördüğünü paylaşanın peşine düş" fikrinden hareketle kendini yazarlar değil, yazanlar kategorisinde nitelendiriyor. https://medium.com/@ezgioktas

Bir Cevap Yazın

İlk Bakışta Hoşlanmadığımız Onca Ürünü Neden IKEA’dan Alıyoruz?

  • Hepimizin kendisinden bir şeyler bulabileceği kocaman mağazaları ile IKEA hepimize mutlaka küçük bile olsa birkaç parça satmayı başarmıştır.
  • Peki, ilk bakışta gözümüze güzel gelmese de mutlaka IKEA’dan bir şeyler almayı nasıl başarıyoruz?
  • Benzeri yazılar içinYaratıcılıkta Çığır Açan 8 IKEA Reklamı

Mutlaka kendisiyle duygusal bir bağ kurduğumuz, bu nedenle atmaya kıyamadığımız birkaç parça vardır değil mi evimizde? Bu sorunun cevabı da tam olarak bu duygusal bağda gizli aslında. IKEA’nın hepimizle kendi dilinde bu duygusal bağı ince ince işliyor olmasında.

Binlerce ürünün arasında hem evimize renk katacağını, hem sade bir stil yaratacağımızı düşündüğümüz hem de aslında o kadar özgün olmayan ve her yerden de alabileceğimiz eşyalar bulunuyor.

IKEA’nın ödüllü ajansı Åkestam Holst ise görece IKEA’nın popüler ürünlerine göre daha az satış yakalamış ürünleri için bu alanda çalışmalar yapıyor; müşterilere bu ürünlerle bağ kurması sağlayacak projeler yaratmak.

Bu örneklerden birisi de kadınların sıklıkla okuduğu bir dergiye kendilerine has bir hamilelik testi yerleştirmek oldu. Bunu deneyen ve sonucun pozitif olduğunu gören kadınlara IKEA aile indirimi ile bebek ürünlerinde daha uygun fiyatlar sunmaları oldu.

Bu konu hakkında Åkestam Holst kreatif direktörü Magnus Jakobsson stratejisini şöyle paylaşıyor;

IKEA ayakkabı değil, parfüm değil, bu eşyalar sizi bir günlüğüne bile olsa kral ya da kraliçe gibi hissettirmeyecek- aşağı yukarı bir çatal, 20 dolara bir sandalye ya da bir ampul olabilir. Ama IKEA ürünlerine olan sevgi yukarı doğru çıkmalı, bu nedenle bizim kreatif stratejimizde tüm bu ürünlere duygusal bir değer eklemek, insanların sevebileceği bir şeyler eklemek, bu beğenilmeyenleri alıp insanların beğendiği bir hale getirmek.”

Aynı zamanda Jakobsson bahsettiği bu ürünleri allayıp pullamadıklarını ya da fiyatları ile oynamadıklarını, sadece bu ürünleri nasıl bizlerin sevebileceği bir hale getirmeye kafa patlattıklarını da ekliyor.

Aslında sokağa çıksak köşe başındaki markette de bulabileceğimiz sıradan ürünleri bizim sevip, onları IKEA’dan almamızı sağlamak için uğraşmak oldukça zor olmalı ama yine de IKEA gibi uluslararası bir dev markaya böylesine bağlanmamızı sağlayacak ayrıntıları keşfetmeye çalışmak biraz da eğlenceli olsa gerek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kahveli Coca Cola, Türkiye’de Satışa Çıktı

Coca-Cola Türkiye, 2017 yılı içinde ürün dizisinde farklı uygulamalar yapmaya devam ediyor. Coca Cola Light ve Zero çeşitlerini Coca Cola Şekersiz ürününde birleştiren marka, yaz dönemine gireceğimiz süreçte yeni bir ürünü daha test pazarlaması için piyasaya çıkardı: Kahveli Coca-Cola.

Test pazarlaması, ürünün hedef pazar bölgesinin tümünde pazarlamasına geçilmeden önce nasıl karşılanacağını görmek, satış ve karlılık durumunu öngörebilmek amacıyla pazarın belirli bölgelerinde test amaçlı sunulmasıdır. Test pazarlamaları genellikle belirli süreler için uygulanır. Birkaç ay veya bir mevsim periyotları seçilebilmektedir. Kahveli Coca-Cola ülkemizde en az bir yaz boyunca raflarda olacak.

İçecek sektöründe ürün dizisini (aynı ürünün farklı çeşitleri) artırma yöntemi son dönemde tüketicilerden talep görmeye devam ediyor. Yurtdışında vişneli ve vanilyalı Coca-Cola çeşitleri ile bilinen marka, bu yıl ülkemizde kahveli Coca-Cola ürününe yönelik talebi test pazarlaması ile görmeye çalışacak. Dünyadaki değişen talebe bağlı olarak şekersiz Coca-Cola geçtiğimiz aylarda piyasada yer almaya başladı. Bu gelişmeye rağmen ülkemizde şekersiz gazlı içeceklerin pazar payı henüz %10’nun altında bulunuyor. Şekersiz gazlı içecek talebine yönelik bir hamle de geçtiğimiz aylarda Pepsi’den gelmişti. Pepsi, limonlu kola ürünü Pepsi-Twist’in kalorisiz çeşidini ambalaj tasarımında değişikliğe giderek piyasaya sürmüştü.

Test pazarlaması ilkelerine uygun olarak Coca-Cola, kahveli Coca-Cola’yı İstanbul başta olmak üzere, Türkiye’nin güney kıyı kesiminde ve diğer önemli görülen bölgelerde tüketicilerin beğenisine sundu.

İçerdiği kafeinden ötürü kahve ve kola tüketimine mesafeli yaklaşan ve ürün tüketimine psikolojik sınırlar koyan Türk tüketicisi, ürünün bileşimine ve tadına nasıl bir tepki verecek? Test pazarlamasından sonra kahveli Coca-Cola, kalıcı bir ürün olarak Coca-Cola Türkiye’nin ürün serisi içinde yer alacak mı? Şüphesiz bunu ürünün yaz ayı satış performansı belirleyecek.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link