Walmart, Market Alışverişi Deneyimini Değiştiren Dev Bir Otomat Hizmete Sundu 0

İnternet üzerinden alışveriş yapmayı seviyor ve pratik buluyorsunuz ama satın aldığınız ürünler için kurye beklemekten hoşlanmıyor, ürünlerinizi kendiniz gidip kolayca teslim almak mı istiyorsunuz? Dünyanın en büyük market alışverişi zincirlerinden Walmart, test aşamasındaki yeni kiosk sistemi sayesinde internetten alışveriş ile mağaza deneyimini birleştiriyor.

Dev perakende zinciri, Oklohoma’daki bir park alanına yerleştirdiği test aşamasındaki otomatla, müşterilerinin internet üzerinden verdiği taze meyve, sebze, et, günlük ürünler vb. siparişlerini, hiçbir çalışanla karşılaşmadan kendi kendilerine teslim alabilmelerini sağlıyor. Müşteriler ödemelerini internetten yaptıktan sonra, Walmart çalışanları ürünleri hazırlayıp paketliyor ve derin dondurucular ile soğutuculara sahip dev otomatta özel silolar içinde depoluyor. Böylece soğuk zincir de kopmuyor ve ürünler tazeliğini koruyabiliyor.

Müşterilere ödeme sonrasında bir teslimat kodu gönderiliyor.

Süreç müşteriler açısından da oldukça basit işliyor. Ödemeyi internetten yapan kullanıcılara bir kod gönderiliyor. Ardından otomata giden müşteriler kodu yazıp bir dakika içinde siparişlerini teslim alıyorlar. Teslimatta ödeme gibi ekstra bir ücret ise söz konusu değil. Fakat bu hizmetten yararlanmak isteyen müşterilerin Walmart’tan en az 30 dolarlık alışveriş yapması gerekiyor. Haftanın 7 günü ve günün 24 saati hizmet veren otomat, günde yüzlerce siparişi tüketicilere teslim edebilecek düzeyde tasarlanmış.

Walmart otomatına gelen müşteriler, aldıkları kodu bu ekrana yazıyor.

Satın alma deneyimine bir tür bütünleşik pazarlama yaklaşımı getiren sistemde şimdilik 30 bine yakın ürün yer alıyor. Bu yenilik aynı zamanda, müşterilerine benzer bir deneyim sunan Amazon ile sürdürdüğü rekabette Walmart’ın yeni bir hamlesi olarak kabul edilebilir. Şirket, aynı süreci daha küçük çapta da olsa, gıda ve günlük tüketim ürünleri dışındaki ürünler için de test ediyor.

Hepimiz yoğun iş temposunda önümüze konulan yapılacaklar listesine tik atarak günü bitirmek istiyor ve haftanın büyük bölümünde iş yeri ile evimiz arasında mekik dokuyoruz. Günlük ihtiyaçlarımızı ve temel gıda gereksinimlerimizi karşılamak bile, hele büyükşehirde yaşıyorsanız ve hatta bir aile kurmuşsanız, bunca koşturma arasında bir yük gibi görünebiliyor. Tüketicilerin önemli bir bölümü, dinlenmek ve asıl istediklerinizi yapmak için dört gözle beklediğiniz hafta sonunda bir de buna zaman ayırmak istemiyor. Walmart’ın bu yeni yaklaşımı, bir nebze olsun bu durumu hafifletir görünüyor.

Walmart’ın diğer ürünler için test ettiği mağaza içi otomatı

Bu hayatımızı kolaylaştıran işleyişin benzerlerinin de ülkemizde de uygulamaya geçirilebileceğini düşünmekle birlikte, gereken altyapının yeterli olup olmadığından emin değilim. Morhipo.com ve Boyner’in internet alışverişlerindeki “Tıkla Gel” seçeneğinin yanı sıra, Dechatlon‘un ve LC Waikiki‘nin internet siparişlerinizi istediğiniz şubeden alabilmeniz, operasyonel yeterlik sağlandığında bir otomatın da pekala bu süreç de yer alabileceğini gösteriyor. Bunu kısmen başarmış bukoli‘nin sunduğu seçenekte ise müşteriler isterlerse internet siparişlerini Zorlu Center‘da kutulardan oluşan bir dolaba bırakıyor ve müşteriler siparişlerini buraya gelip kendileri alıyorlardı. Fakat buradaki lojistik altyapı ve pazarda tutunabilme gerçekten de büyük önem taşıyor. Zira bunu kısmen başaran bukoli, operasyonel giderler ve diğer sorunlar nedeniyle kısa bir süre önce hizmetlerini sonlandıracağını açıklamıştı.

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Yemek Yerken Sohbet Edin Diye: Mc Donald’s Telefon Kilitleri 0

Akıllı telefonların hepimizi yalnızlaştırdığı şu dönemde aile ve arkadaşlarla geçirilen vaktin kalitesinin de göreceli olarak düştüğünü söyleyebiliriz. Artık arkadaşlarımızla buluştuğumuzda bile telefonumuza gelen o bildirimi kontrol etmek için içimizde önüne geçilemez bir istek duyuyor, yemeklerimizi Twitter eşliğinde yiyor, gittiğimiz konserlerde grubu dinlemek yerine kaydetmeyi tercih ediyoruz.

Peki bu durum nereye kadar sürecek dersiniz? Biz dur diyene, sohbet etmenin keyfine tekrar ihtiyaç duyduğumuz ana kadar sürecek. Evrensel bir nitelikte olan bu probleme fastfood lideri McDonald’s eğlenceli bir şekilde dur demiş.

Mc Donald’s Singapur şubelerinden birisine müşterilerin yemek yemeye geldikleri zaman akıllı telefonlarını kilitleyebilecekleri bir dolap yerleştirmiş. Maksat kişiler yemek yerken telefonlarıyla değil, beraber geldikleri kişilerle vakit geçirsin, sosyalleşsin..

Dürüst olun boş vaktinizi kim daha çok hak ediyor, telefonunuz mu yoksa aileniz mi? Sorusunu soran şirket, mağazasına yerleştirdiği 100 farklı kilitli alanı bulunan bu büyük dolap ile müşterilerine telefondan uzak aile ile geçirilebilecek dolu dolu zamanlar yaratmayı hedeflemiş.

Şirketin ‘Phone Off, Fun On’  kampanyası kapsamında en sevdiklerinizle yemek yerken geçirebileceğiniz eğlenceli vakitler yaratan Mc Donald’s sadece kilitli akıllı telefon dolapları değil, aynı zamanda telefonunuzu masanın en köşesine koyarak muhafaza edebileceğiniz tabiri caizse telefon park alanı gibi bir sistemi de hayata geçirmiş.

Daha öncesinde de Mc Donald’s Hindistan 2015 yılında benzer bir kampanya gerçekleştirerek gençleri telefonlarını yemek yerken bir kenara bırakmaları konusunda desteklemişti. Müşteriler sonrasında ne kadar zaman telefonları ile ilgilenmedikleri ve o süre zarfında ne yaptıklarını tweet atmışlardı. Sonrasında şirket tarafından seçilen tweetin sahibi dört arkadaşı ile beraber bir tatil kazanmıştı.

Ne dersiniz siz telefonlarınızı kilitler miydiniz?

Depresyona Karşı Yeni Terapi Chatbot’u; Woebot 0

Son dönemler de Chatbot terimini sık sık duymaya başlamış olabilirsiniz. Ama asıl konu ne senaryo ne de ara yüz, asıl önemli olan Chatbot’un sahip olduğu zeka. Çoğunluğun yapay zeka olarak açıkladığı bu botlar, bu sefer ete kemiğe bürünerek bir psikoloğun yerine geçiyor.

Bir Stanford araştırmacısı, depresyona nasıl tepki verdiğimiz konusunda, yarattıkları yapay zeka ile çarpıcı bir değişime öncülük ediyor. Bu teknolojilere dayalı tedavilerin en yenisi olan Woebot, bilişsel-davranışçı terapi kullanarak tasarlanmış yapay zeka Chatbot’u, depresyon tedavisinde en yoğun biçimde araştırılan klinik yaklaşımlardan biri oluyor.

Woebot, Stanford’ta klinik psikolog olan Alison Darcy tarafından tasarlandı. Psikolog projenin amacını terapilere parası yetmeyen, insanlara açılmakta zorluk yaşayan kişiler için oldukça tasarladığını söylüyor. Psikolog Alison Darcy ‘insan ilişkilerinde çok fazla karmaşa ‘ olduğunu düşünüyor ve depresyon, anksiyeteye karşı gerçek kimlikli insanlar üzerinde test etmeye başlıyor.

Test için Darcy, depresyon ve kaygı belirtileri yaşadıklarını söyleyen 70 öğrenci ile işe başlıyor ve onları iki gruba ayırıyor. Bir grup iki haftalarını Woebot ile sohbet ederek geçiriyor; diğer grup ise depresyon ile ilgili Ulusal Ruh Sağlığı e-kitapına yönlendirilerek terapi görüyorlar. Woebot grubundaki insanlar iki haftadan fazla bir sürede sadece botla her gün sohbet ediyorlar. Belli bir süre zarfının ardından Woebot ile terapi görenlerin, depresif belirtilerinde önemli bir düşüş olduğu tespit ediliyor.

Woebot, hastalarla konuşmak için bilişsel davranışçı terapi sistemini kullanıyor. Bilişsel davranış terapisi, çocukken başınıza gelen olayların aksine, şimdi hayatınızda olan şeyleri tartışmaya odaklı bir yöntem. Woebot ile annenizle olan ilişkiniz hakkında konuşmak yerine, yakın zamanda yaşanan bir çatışma ya da bir arkadaşınızla yaşadığınız bir tartışma üzerine sohbet etmeniz daha makul görülüyor.

Tabi ki, bir Chatbot’tan umut verici gerçek tıbbi sonuçlar almak yeni yasal ve etik konular getiriyor. Woebot bir kişi gibi görünse de, hastaya aslında “kendi kendine yardım çözümünü’ seçmeyi açıkça belirtiyor. Karşısında ki kişinin duygu durumunu anlamak için çoğunlukla soru sorma yöntemini tercih ediyor. Örneğin; Bugün nasılsınız?, kendinizi nasıl hissediyorsunuz? vb.

Woebot bu metodojiyi, kişinin kendini negatif düşüncelerini daha nesnel bir şekilde yeniden ifade etmesini sağlıyor. Hastalar duygusal zayıflıklarından bahsetmeye ve daha sonra stres, kaygı ve depresyona neden olan psikolojik tuzakları tanımlamaya teşvik ediliyor. Darcy, “İyi bir terapist başkasının sürecini kolaylaştırmalı, onun bir parçası olmamalıdır” diye belirtiyor.

Woebot şu an sadece sizinle Facebook Messenger üzerinden konuşabiliyor. Woebot lisanslı bir terapist değil, onunla yapılan herhangi bir görüşme ilk etapta tıbbi veri gizliliği ve güvenlik yasası tarafından korunmuyor. Ancak Darcy ve ekibi Woebot’un tüm kullanıcılarını gizli tutmak için uğraşmış olsa da, Facebook sizin kim olduğunuzu biliyor. Woebot’un, Facebook’ta yaklaşık 150 uzun vadeli beta kullanıcısı olduğu biliniyor.

Hazır konumuz yapay zeka iken, Pazarlamasyon olarak düzenlediğimiz, Marketing Meetup serimiz de alanında uzman konuşmacılar tarafından anlatıldığı, iş zekasına, analitiğe ve entelektüelliğe odaklanarak pazarlama ekosistemini geliştirmeyi amaçlayan, Marketing Meetup’ın dördüncü buluşması “Intelligence” yani “Zekâ” temasıyla, 30 Kasım 2017’de İTÜ Ayazağa kampüsü içinde bulunan Süleyman Demirel Kültür Merkezi’inde profesyonellerle buluşacağız. Daha fazla bilgi ve etkinliğe kayıt yaptırmak için Marketing Meetup Intelligence’un sayfasından kayıt yaptırabilirsiniz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

Marketing Meetup Intelligence

Erken Kayıt için Son Tarih: 30 Ekim
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Zekanın Pazarlama ve Teknoloji Dünyasına Neler Getireceğini Konuşuyoruz
close-link