Walmart, Amazon’unki Gibi Bir Uçan Depo İçin Patent Başvurusu Yaptı

Daha önce sizlerle Amazon‘un patentini aldığı uçan deposuyla ilgili bir video paylaşmıştık. Bu videoda online perakende devi Amazon’un tonlarca yük taşıyabilen ve otonom olarak çalışan uçan deposuyla drone ile teslimat servisini birleştirerek teslimat sürelerini minimuma indirmeyi hedeflediğinden bahsetmiştik.

Şimdi ise Amazon’un rakibi olan Walmart‘ın da benzer bir uçan dağıtım merkezi için patent aldığı ortaya çıktı. Bloomberg’in yaptığı habere göre bu patentin detayları geçtiğimiz haftalarda Birleşik Devletler Patent ve Marka Ofisi tarafından paylaşıldı. Paylaşılan detaylara göre bu uçan deponun yerden yüksekliği yaklaşık olarak minimum 165 metre, maksimum ise 330 metre olacak. Bununla birlikte siparişlerin teslimatı, aynı Amazon’un patentini aldığı uçan deposundaki gibi drone’lar aracılığıyla gerçekleştirilecek. Bununla birlikte patent detaylarında, bu uçan deponun otonom olarak faaliyet gösterebileceği ya da bir pilot tarafından uzaktan kontrol edilebileceği belirtiliyor.

Walmart’ın Patent Başvurusundan Bir Şema

Amazon, perakende sektöründe zirvedeki yerini korumak için art arda yeni hamleler yaparken en önemli rakiplerinden biri olan Walmart da bu rekabette rakibinin daha fazla gerisinde kalmamak için bazı yenilikler deniyor. Amazon bir yandan fiziksel mağazalarının sayısını artırırken bir yandan da son birkaç yıldır olduğu gibi drone ile teslimat hizmetini hayata geçirmek için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Son olarak ortaya çıkan bu patent ile birlikte, halihazırda müşterilerine Amazon gibi “ücretsiz iki günde teslim” tarzında avantajlar sunan Walmart’ın da yine aynı rakibi gibi bir uçan bir dağıtım merkezi konusunda çalışmaları olduğu anlaşılıyor.

Bu uçan depolar, müşterilerin taleplerine göre yerleri değiştirilebileceği için sabit dağıtım merkezlerine kıyasla daha verimli olabilirler. Bununla birlikte, Bloomberg’e göre Walmart’ın uçan depo ile ilgili olarak yaptığı patent başvurusunun, Amazon’un patentinden daha fazla ayrıntı içermesiyle nedeniyle onaylanma ihtimali yüksek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Growth Hacking Nedir?

Growth Hacking Nedir?

Growth Hacking, bir iş modelini kullanıcıya kavuşturmak için yaptığı planlı büyüme stratejisi ve planlamalarının hazırlanmasıdır. Bu kavram birkaç yıllık geçmişe sahip olsa da, esasında uzun yıllar önce bir çok firma “Büyüme Stratejisi” adı altında projeler ilerletmiştir.

Growth Hacking’i iki parça haline ayırıp, ele aldığımız zaman öncelikle Growth bölümüne bakmamız gerekiyor. Growth ile anlamamız gereken şey internet trafiği, sosyal medyadaki takipçi sayınız gibi gerçek büyüme metriklerinden uzak ve bağımsız konular olamaz. Growth Hacking kavramın ikinci kısım olan Hacking bölümü ise düşündüğünüzden çok daha farklıdır. Hacking ile anlaşılması gereken yazılım korsanlığı yapmak veya ücretsiz kaynaları ele geçirmeyi  değil, tespit edilmiş olan problemlere en etkili ve inovatif çözümleri üretebilmek için standart metotlar yerine farklı yöntemleri kullanmayı ele almış oluruz.

Growth Hacker Nedir?

Growth Hacking ile uğraşan kişiler “Growth Hacker” olarak adlandırılıyor. Dijital pazarlama uzmanı olan Growth Hackerlar, SEO, analitik araçların kullanımı ve analizlerde, kullanıcı testleri ve sosyal medya planlarında, viral içerikler konusunda belirli bir beceriye sahiptirler. Growth Hackerlar aslında online pazarlama ile uğraşıyorlar fakat online pazarlamacılardan farkları ise her türlü konuları analiz etmeleri, test etmeleri ve ölçümleri online  sunmalarıdır. SEO, Google Analytics ve diğer analitik araçları, içerik pazarlaması, A/B testi, viral pazarlama ve sosyal medya pazarlaması ise growth hacking konusunda en çok kullanılan kavramlardandır.

Growht Hacking’in online pazarlamaya kıyasla daha çok internet girişimleriyle özdeşleşmesinin sebebi ise daha düşük bütçelere ihtiyaçlar duymasıdır. Growht Hacking’i; Linkendln, Twwitter, Facebook gibi büyük şirketler kullanımaktadır.

Growth Hacking Ne Zaman Sahaya Çıkar

İnternet gelişiminde bütçe ve sermaye tüketiminin kısıtlama olması Growht Hacking kavramına ihtiyaç duyularak daha düşük bütçeler ile büyüme planlamasının gerçekleşmesini sağlar. Küçük çaplı sosyal medya projeleri ve firmalar değil günümüzde sıkça kullandığımız sosyal medya ve veri depolama siteleri de aktif olarak bu stratejiyi kullanmaktadır.

Growth Hacking Planlaması Nasıl Yapılır?

Growth hacking planlamasının genel hedefi ise SEO başta olmak üzere diğer tüm pazarlama kanallarının daha çok stratejik bir şekilde kullanılmasıdır. Bu plan üzerinde kullanılan strateji ise hedeflerin artırılması ve kısa süre içerisinde ani bir çıkış yakalayarak tüm stratejilerin geliştirilmesidir. Geliştirilen stratejiler de pazarlama alanında siteye hızlı ve güçlü ivme kazandıracak çalışmalarla gerçekleşecektir.

Growth Hacking Nasıl Çalışır?

1- Veri Analizi

Büyüme ile ilgili sorunları bulabilmek için hem pazarlama çalışmalarınız hem de kullanıcıların internet sitesi uygulamanız içerisinde davranışlarını ince bir şekilde analiz etmeniz gerekir. Growth hackerların bunu yapabilmeleri için dünya genelinde popüler olan Google Analytics, Hotjar, Mixpanel, Kissmetrics gibi araçlara hakim olmaları gerekir.

İlk aşamada bu analizlerin teknik kurumlarını yapmaları gerekir. İkinci aşamada ise bu araçlardan gelen verilerin okunması ve yorumlanması gerekir. Verilerin yorumlanması aşamasında hem istatiksel veriler incelenmeli hem de kullanıcı araştırması, anket gibi istatiksel olmayan yazılı ve sözel verilerin incelenmesi önemlidir.

2- Teknik Bilgi

Büyüme süreci hızlı bir şekilde fikirlerin test edilmesi ve başarısız olan fikirlerin analiz edilip, öğrenilmeyi sağlaması, başarılı olan fikirlerinden daha detaylı olarak uygulanması şeklinde devam eder. Bu süre zarfın da yapılacak büyüme çalışmaları ile ilgili Growth Hackerların teknik bilgisinin yüksek olması beklenir. 

3- Kreatif Düşünme

Başarılı Growth Hackerlar problemlere kişilerin getirdiği çözümlerin dışında daha farklı çözümler getirir. Bunu sağlamak ise ancak yaratıcı düşünce ile güçlüdür. Farklı farklı sektörlerde bulunan alanlarda çözümleri bilmeleri ve bunu ele aldıkları problemlere göre nasıl uyarlayabileceklerini düşünebilmeleri gerekir.

Growth Hacking konusunda eğitim almak ve uzmanlaşmak istiyorsanız, derslerin arasında Growth Hacking’in de bulunduğu Digital Excellence Program’a buradan göz atabilirsiniz. 8 haftalık bir dijital pazarlama eğitimi maratonu ile dijitalde uzmanlaşabilirsiniz!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

E-İhracat’ın 7 Altın Kuralı

Şirketler ve birey girişimciler için giderek daha fazla tercih edilen e-ihracat sunduğu önemli fırsatlar kadar kritik püf noktalarını da bünyesinde barındırıyor. 230’dan fazla ülkeye yönelik e-ihracat çözümleri sunan B2CDirect’in CEO’su Yusuf İbili, e-ihracatta 7 altın kural bulunduğunu ama lojistik konusunun en kilit noktada durduğunu belirtiyor.

Gelişen ve yaygınlaşan internet altyapısı hizmetlerinin büyümesiyle ve tüketicilerin sınır ötesi e-ticarete giderek daha fazla yönelmesi neticesinde, e-ihracat günümüzde müşteri potansiyelini artırmak isteyen firmalar için yadsınamaz bir alternatif haline geldi. Diğer yandan e-ihracat her ölçekteki firma için pazar çeşitliliği de sağlıyor. Üstelik bireysel girişimcilerin için de daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmak anlamında faydaları bulunuyor.

E-ihracat yapmak isteyenlerin başarılı olabilmeleri için dikkat etmeleri gereken bazı hususlar bulunduğunu söyleyen Türkiye’nin e-ihracat uzmanı B2CDirect’in CEO’su Yusuf İbili, “E-ihracat yalnızca bir ürün kargolama süreci değil, bunun çok daha ötesi… E-ihracatın nasıl yapılması gerektiğini gerçek anlamda bilmeyen şirketler ve bireyler hem pazar, hem zaman, hem de müşteri kaybediyorlar,” diyerek bu konuda 7 altın kural olduğuna dikkat çekiyor. Yusuf İbili e-ihracatın altın kurallarını şöyle sıralıyor:

1- E-ihracata verimli başlamak için detaylı fizibilite şart.

E-ihracata başlamadan önce hazırlık aşaması büyük önem taşıyor. Bu aşamada kendinizi, firmanızı, ekibinizi ve ürünlerini yeniden keşfetmeli, eksikleri tamamlayarak hazırlanmalı ve e-ihracat hazır hale gelmelisiniz. E-ihracat olasılığı olan ürünleri tespit etmeli, gerekli yönelik fizibilite çalışmasını yapmalısınız.

2- İç pazardaki başarıya göre hareket edin, dışarıda yönünüzü doğru tespit edin.

Yurtiçinde neyi nasıl, kime sattığınızı, ne kadar zamanda sattığınızı ve satış sonrasında yaşadığınız süreçleri çok iyi analiz edin ve değerlendirin. İç pazardaki başarınız ile dış pazarlara uygun hizmet ve ürünlere karar verilmelidir. Kısa ve uzun vadede hedefler saptanmalı, rekabet gücü ve büyüme potansiyeli değerlendirilmelidir. İhracat departmanının yapılandırılması, görev ve sorumlulukların amaca yönelik planlanmasıyla, mevcut elemanların ihracat bilgileri ve yabancı dil bilgileri geliştirilebilir.

3- Satış yapacağınız her ülkenin pazarını iyi tanıyın, böylece kalıcı olun.

Satış yapacağınız pazarı belirlemelisiniz. E-ihracat yapacağınız ülkenin pazar araştırmasını yaparken yerel piyasa gibi algılamamalı ve yurtiçinde geçerli olan yöntemlerden farklı satış süreçleri olacağı unutulmamalıdır. Buradaki amacınız farklı ülkelerdeki piyasaların potansiyelini, büyüklüğünü belirlemek, değerlendirmeler yapmak, karşılaştırmalarda bulunmak ve ihracatını yapacağınız ürünün en çok hangi pazarda arzu edildiğini, yabancı piyasalarda ihtiyaç olup olmadığını belirlemek olacaktır. B2CDirect’in 230’dan fazla ülkeye e-ihracat çözümü sunduğunu ifade eden Yusuf İbili, dünyanın farklı coğrafyalarından elde ettikleri tecrübenin ışığında şu noktalara dikkat çekiyor: “Gideceğiniz pazarın toplam alım gücünü mutlaka dikkate almanız gerekir. Ülkenin finansal ve ekonomik koşullarını dikkatle incelenmeli, bilhassa yüksek enflasyon oranına sahip ülkeleri iyi analiz etmelisiniz. Unutulmamalı ki, yabancı paranın kullanımında kısıtlamalar yaşanabilmektedir. Bunlara devlet istikrarı, din gibi sosyokültürel güçler, teknoloji düzeyleri gibi faktörler de eklenebilir.”

4- Teslimat sürelerinde gerçekçi olun ki, müşteri kaybetmeyin.

Belirlediğiniz hedef noktaların, işleri yürüttüğünüz merkeze olan uzaklıkları ve zaman farkı da göz ardı edilmemelidir. Mesafeler taşıma masraflarını da beraberinde getireceğinden, teslimat sürelerinin de olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Uzak ülkelerdeki zaman farklılığı, iş saatlerinin uyumsuz olması sebebiyle karar verme ve işleri neticelendirme süreçlerini geciktirebilmektedir. Bu nedenle ürünlerinizin gerek hedef noktanıza, gerekse tüketicinize ulaşacağı süreleri iyi tespit edin. Yanıltıcı bilgiler vermekten kaçının, çünkü teslim sürelerindeki gecikme, müşterilerinizi yeniden alışveriş yapma konusunda çekincede bırakır.

5- Müşterinizle aynı dili konuşun, daha çok müşteri kazanın.

E-ihracat yapmak istediğiniz pazar için araştırmalarınızı tamamladınız ve sıra geldi internet sitenizi oluşturmaya. Sitenizin sayfaları, arayüzleri ve menüleri kullanıcı için kolaylık sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır. Peki, insanlarla iletişimi nasıl kuracaksınız, ödemeleri ve gönderimleri nasıl sağlayacaksınız? Günümüzde İngilizce uluslararası bir dil olarak kabul görse de, net olarak belirtmek gerekir ki her coğrafyada bu durum geçerli değil. Ayrıca sizin potansiyel müşteriniz olan kişi sizinle kendi dilinde alışveriş yapmak ve iletişim kurmak isteyebilir. Ancak bu noktada hedef pazarın gereksinimlerine göre internet sitesi kurulmasının yanı sıra kullanılacak katalog ve ürün açıklamalarının da anlaşılır olması gibi birçok farklı unsur da bulunuyor. Ürünler açıklayıcı ifadelerle, iade sorunu yaşatmayacak şekilde, nitelikleri anlaşılır şekilde belirtilmelidir. B2CDirect CEO’su Yusuf İbili yerelleşme konusunun mutlaka özenle ela alınması gerektiğini vurguluyor: “Tüm bu çalışmaları ‘e-ihracatta yerelleşmek’ olarak adlandırabiliriz. İnternet siteniz, kullanıcıları lokasyon bazlı tanıyabilmeli ve yerel konumlarına göre özelleştirilmiş olmalıdır. Sitenin dili ziyaretçinin ülkesine göre gösterilmeli ya da dil seçeneklerinin kullanıcı tarafından değiştirilebilmesi tercihe bırakılmalıdır.”

6- Fiyat deyip geçmeyin; ayrıntılı düşünerek ve yerelleşerek başarıya koşun.

Yerelleşme, ürün fiyatlamasında da devreye giren önemli bir unsurdur. İnsanlara fiyatlarınızı kendi ülkelerinin para biriminde gösterebilirseniz onların hayatını kolaylaştırır, sitenizi benimsemelerini kolaylaştırırsınız. Bu nedenle sitenizde satışa sunduğunuz ürünlerin fiyatlarını, siteye gelen ziyaretçinin bulunduğu ülkenin yerel para biriminde göstermeniz önemlidir. Bir diğer alternatifse, sitenizde farklı para birimlerinin olduğu seçenekler sunmanız ve otomatik kur hesaplamalarının yapılmasıdır. Dünyanın farklı bölgelerinde, her ülkenin kendine özgü farklı ödeme yöntemleri ve alışkanlıkları bulunuyor. Bazı ülkelerde kredi kartıyla ödeme daha çok tercih edilirken, bazı ülkelerde banka transferi ve kapıda ödeme yöntemi öne çıkıyor. Ödemede yaşanacak sorunları en aza indirgemek için e-ihracat yapacağınız ülkelerin tercihlerini öğrenmelisiniz. Burada ki en kritik nokta, ürünlerinizin fiyatının farklı ülke pazarlarının niteliğine ve para değerine uygun olarak verilmesidir. Daha detaylı anlatacak olursak diyelim ki Euro ya da Dolar olarak fiyatlandırılan ürünün, Türk Lirası hesabına göre pahalıya geleceği, tam tersi durumda ise kâr edileceği gibi durumlardan söz edebiliriz. Ayrıca fiyat belirlerken maliyeti artırıcı, satış komisyonları, lojistik ücretler, akreditif masrafları, sigorta gibi unsurları da düşünmekte fayda var.

7- Lojistik her şeydir. Bunu unutmayın…

Mutlaka deneyimli bir lojistik iş ortağınız olmalı. Ürünleriniz ne kadar kaliteli, siteniz ne kadar iyi ve fiyatlarınız ne kadar uygun olursa olsun, eğer lojistik süreçleriniz müşterinizi tatmin etmiyorsa ne satış yapabilirsiniz, ne de müşterilerinizin yeniden alışveriş yapmasını sağlayabilirsiniz. Gönderiler için gümrük işlemlerinin hızlı ve masrafsız sonuçlanması, teslimat için verdiğiniz iş günü sayısına yönelik güvenceyi zedelememelidir. E-ihracatın diğer bir kolay tarafı, geleneksel ihracatta firma tarafından beyanname oluşturulması işlemleri e-ihracatta elektronik hale getirilmiş ve teferruatlardan arındırılmıştır. B2CDirect CEO’su Yusuf İbili, farklı ülkelerin doğal olarak farklı kanunları bulunduğunu ve lojistik aşamasında buna göre adım atılması gerektiğinin altını çiziyor: “Gönderilen kargonun, varış noktasında teslimat yapılacak olan ülkenin kanunlarına tabi olmasından ötürü, o ülkenin işlemleri hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Teslimatlar için gönderi hesaplamaları, gönderi türü çeşitliliği, GTİP kodu arama özelliği, müşterinizin isteğine göre ekstra katma değerli hizmetleri mutlaka sunmalısınız. Ürünün müşteriye zamanında, hesaplı ve hasar görmeden ulaştırılması e-ihracatın en önemli ayaklarından biridir. Satış sonrasında ise alıcılara müşteri hizmetleri, sorunsuz iade gibi konularda destek vermeye devam edilmelidir.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link