Lego’lardan Oluşan Bir Euro 2012

Euro 2012 başladı… Türkiye olarak turnuvada yer almasak da her oynanan maç Twitter’da  TT oluyor. Bu durum da futbolun gücünün ve global bir pazar olduğunun  göstergesi. Hal böyle olunca birçok marka da ürünlerini bu turnuva aracılığı ile tanıtmak istiyor.

Daha önce Nike’ın Euro 2012 kampanyasına yer vermiştik. ( Nike ) Bugün ise yeni bir viral çalışma gördük. Lego’nun yaptığı bu video 1984’den itibaren oynanan finallerden görüntüler içeriyor ancak bir farkla; görüntülerin kahramanı gerçek kişiler değil Legolar !

Video öylesine güzel yapılmış ki gerçeğinden ayırmak neredeyse mümkün değil.  Bir futbolsever olarak video’yu izlerken o yıllara döndüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Video’nun 10 günlük bir sürede 400.000 kişi tarafından seyredilmesi de kalitesinin bir başka göstergesi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Ben Small Datacıyım. Ya Siz?

Yıllardır pazarlama camiasında big data kavramı adeta bir fetiş haline gelmiş durumda. Özellikle dijital pazarlamacılar geleceği big datanın şekillendireceğini anlatıp duruyor. Konferanslarda bunun hakkında konuşmayanı ayıplıyorlar. Ha bir de “bu sene mobilin yılı olacak” tespiti var. Onu söylemeyeni dövüyorlar!

Big datanın bazı faydalarını inkar edecek değilim. Elbette bunca insan yanılıyor olamaz. Ancak pazarlamada çoğu zaman işe yaramayacağına inanıyorum. Big data insanların rasyonel davranışlarını ve söylemlerini ölçer. Oysa ben insanların satın alma kararı verirken rasyonel davrandıklarına inanmıyorum. İnsanlar çoğu zaman irrasyonel kararlarına rasyonel kılıf uydururlar. Örneğin pahalı bir araba alan kişilerin, satın alımı yaptıktan sonra internette o arabayla ilgili satın almadan öncekinden çok daha fazla arama yapması, bu kararına rasyonel gerekçeler bulma çabasından başka bir şey değil bana kalırsa.

Bakın dünyanın en önemli marka gurularından Martin Lindstrom ne diyor: Dünyadaki en büyük markaların bazılarında çalışıp, büyük veri ve sinirbilimini kullanarak müşteriler hakkında edindiğim öngörülere baktığımda, küçük (minik, alışılmadık ve bazen alakasız görünen) verinin de büyük veri kadar önemli olduğunu ve doğru şekilde yorumlandığı zaman bütün firmayı kökten değiştirecek öngörüler verdiğini anladım.

Somut bir örnek de veriyor Lindstrom: On beş yıl önce LEGO, en büyük krizini yaşadı. Ekran bazlı eğlence, çocukların zamanının daha da büyük bir kısmını yakalamaktaydı. Büyük veri, Anında Tüketen Jenerasyonun –beklemek için hiç sabrı olmayan gençlerin- gelişini haber vermişti. Bu, büyük bir meydan okumaydı; çünkü çocukların LEGO kale veya uzay gemisi yapmak için uzun saatlere ihtiyacı vardı.

Çocukların LEGO’nun küçük tuğlalarını kullanmaya sabrı var mıydı? Dolayısıyla LEGO, daha büyük yapı taşları sunarak, çocukların aynı kaleyi saatlerden ziyade dakikalar içinde yapabilmesini sağladı. Herkesi şaşırtan ise, LEGO oyuncaklarının satışlarının düşmeye devam etmesiydi. Yanlış giden ne olmuştu?

Cevap, 11 yaşında bir Alman çocuğun yatak odasındaydı. Çocuktan odasında en çok gurur duyduğu şeyi göstermesini istedik. Çocuk herkesi şaşırtarak, çok fazla eskimiş bir çift spor ayakkabı seçti. Ayakkabılarının yıpranmış olmasının çocuğun şehirdeki en iyi kaykaycı olduğunun göstergesi olduğunu anlattı. Bütün havalı hareketleri öğrenirken ayağında olan bu ayakkabılar, çocuğun kaykay yeteneğinin gerçek göstergesi olmuştu.

Bu kısa ziyarete dayanarak, LEGO şirketin geleceğini belirleyecek iki sonuca vardı. Birincisi, oyuncaklar çocukların evrenin efendisi olma aşkını gazlamalıydı ve ikincisi, çocukların efendi olma tutkusunun süre (ve LEGO tuğlalarının büyüklüğü) ile ilişkisi yoktu. Kaykay ile mükemmel bir şekilde kaymak için yüzlerce saat harcamak ile bir kale için yüzlerce saat harcamak aynı şeydi. LEGO’nun büyük veri sonuçları şirketi yanlış yönlendirmişti, ancak küçük veri, LEGO’ya başka hiçbir oyuncak firmasında olmayan öngörüleri sağlamıştı.

Bugün bir LEGO paketini açtığınızda, yine tuğlaların küçük olduğunu göreceksiniz. Aynı zamanda her bir kutunun temasının efendilik olduğunu göreceksiniz. Bugün LEGO, dünyanın en büyük oyuncak firması.*

Bir başka örnek de Almanya’dan. 3 genç internetten müsli satma fikri üzerine kafa yoruyorlar ve bunun için bir anket yapıyorlar. Soru basit: İnternetten müsli satın alır mısınız? Ankete katılanların neredeyse tamamı “hayır” cevabı veriyor. Evet diyen birkaç kişinin cevaplarından etkilenen gençler risk alarak bu yatırımı yapıyor ve My Musli markasını kuruyor. My Musli, inanılmaz bir başarı yakalıyor ve her geçen yıl satışlarını artırıyor.

Son örnek de nostaljik olsun. Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük pazarlamacılardan Caner Tunaman’ın otobiyografi kitabı Markaların Efendisi’nden öğrendim bu olayı.

Yıl 1969. Caner Tunaman, Unilever Türkiye’nin Yeni Ürünler Müdürü. Sana Yağın yeterince satılmadığını düşünerek bu ürünün kullanım alanını genişletmek istiyor. Bu amaçla büyük bir piyasa araştırması yaptırıyor. Çıkan sonuç çok net. Herkes Sana’yı kahvaltıda ekmeğe sürerek tüketiyor. Çünkü 25 senedir bunun reklamı yapılıyor. Araştırmaya katılanların %3’üne denk gelen 15 hane Sana’yı farklı şekillerde tükettiğini belirtiyor sadece. Tunaman bu haneleri tek tek gezip Sana’yı nasıl tükettiklerinin detayını soruyor. Ev hanımları Sana’yı pilavda kullandıklarını söylüyor. Bu veriden ilham alan Unilever büyük bir “Pilavda Sana” kampanyası başlatıyor. Sonrası malum, Sana’nın satışları katlanıyor ve Sana’yı pilavda kullanmayan ev hanımı kalmıyor.

Yani demem o ki, biz pazarlamacıların işi big data’ya bakıp risksiz kararlar almak değil. Derin dataya adeta bir madenci gibi ulaşıp kararları buna göre almak. Tüketicinin ne dediğini değil, nasıl dediğini; ne yaptığını değil neden yaptığını anlayabilmek. Öngörmek, risk almak ve denemek.

*The Brand Age, Sayı: 87, Martin Lindstrom

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Airbnb’nin Sorusuna En Yaratıcı Cevabı Verin, LEGO Evi’nde Unutulmaz Bir Gece Geçirin!

Neredeyse tüm çocukların oyuncakları arasında yer bulan LEGO bu sefer farklı bir şekilde gündeme geliyor. Geçtiğimiz ay devasa bir LEGO Evi açan şirket, Airbnb ile anlaşarak güzel bir sürpriz hazırladı. Airbnb’nin sorusunu yanıtlayacak şanslı aile, LEGO’nun Billund Danimarka’da yer alan LEGO Evi’nde bir gece konaklama imkanı yakalayacak. Peki o gizemli soru ne?

12.000 metrekarelik devasa bir LEGO evinde çocukları ile harika bir gece geçirmek isteyen ailelerin Airbnb’den gelen şu soruya en yaratıcı cevabı hazırlaması gerekiyor.

 “Eğer elinizde sınırsız LEGO’nuz olsaydı ne inşa ederdiniz?”

LEGO ile daha neler yapılabilir ki diye düşündüğünüz anda neler yapılabileceğini görebileceğiniz 12.000 metrekarelik evde tamı tamına 25 milyon LEGO tuğlası bulunuyor. Yani evet, lambalar, sandalyeler, halılar da LEGO tuğlaları ile yapılmış.  Öyle ki evde yine LEGO tuğlalarından yapılmış bir kedi bile bulunuyor.

LEGO’nun doğduğu yer olarak bilinen Danimarka’nın Billund şehrinde geçtiğimiz ay kurulan Lego Evi’nde en çılgın Lego fikirlerini hayata geçirme imkanı bulacak şanslı aile, ilk etapta LEGO ile ilgili gizli sırları öğrenme imkanı bulacak. LEGO tuğlaları ile yazarak sipariş edeceği öğle yemeğini iki robot garson servis edeceği aile yemek sonrası evde bir keşif yolcuğuna çıkacak ve tüm dünyadan gelen LEGO eserlerini inceleyecek, Deneyim Bölgesi olarak adlandırılan yerde kendi LEGO filmini yönetebilecek.

Milyonlarca tuğlanın kullanıma açık olduğu devasa evde evin geçici kiracıları evde eksik gördükleri şeyi isterlerse LEGO’lar ile inşa edebilecek.

Yarışma tüm dünyadan ailelerin katılımına açık. Tek yapmak gereken sınırsız Lego’nuz olsa ne inşa ederdiniz onu düşünmek olacak.  Başvurular 17 Kasım sabah 7.59’da sona eriyor!

Hayatta bir kez yaşayabileceğiniz bu deneyim için şimdiden çalışmaya başlayabilirsiniz!

Yarışma hakkında daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Kolay gelsin!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link