Lego’lardan Oluşan Bir Euro 2012

Euro 2012 başladı… Türkiye olarak turnuvada yer almasak da her oynanan maç Twitter’da  TT oluyor. Bu durum da futbolun gücünün ve global bir pazar olduğunun  göstergesi. Hal böyle olunca birçok marka da ürünlerini bu turnuva aracılığı ile tanıtmak istiyor.

Daha önce Nike’ın Euro 2012 kampanyasına yer vermiştik. ( Nike ) Bugün ise yeni bir viral çalışma gördük. Lego’nun yaptığı bu video 1984’den itibaren oynanan finallerden görüntüler içeriyor ancak bir farkla; görüntülerin kahramanı gerçek kişiler değil Legolar !

Video öylesine güzel yapılmış ki gerçeğinden ayırmak neredeyse mümkün değil.  Bir futbolsever olarak video’yu izlerken o yıllara döndüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Video’nun 10 günlük bir sürede 400.000 kişi tarafından seyredilmesi de kalitesinin bir başka göstergesi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Çocukların Maruz Kaldığı Cinsiyetçilik ve Kinder Sürpriz Yumurtaları

Tüm toplumlarda özellikle de ülkemizde kız çocuğu ve erkek çocuğu için önceden belirlenen belli sınırlar, keskin çizgiler vardır. Bu çizgiler çocukların küçük yaşta cinsiyetlerini yakınlarının onlara kabul ettirdikleri gibi kabullenmelerine ve toplumsal ön yargılarla büyümelerine neden oluyor. Yani çocuklar içlerinden geldiği gibi davranamıyor, büyüyünce olacakları kadınlar veya erkekler gibi davranmaya zorlanıyorlar.

Örnek vermek gerekirse erkek çocuğuna Barbie kız çocuğuna oyuncak araba alınmaz farklı cinsler birbirlerinin oyuncakları ile oynayamaz. Erkek çocuğunun rengi mavidir pembe giydirilmez, kız çocuğuna da hediye alınacaksa pembe, kırmızı gibi renkler tercih edilir çünkü o kız çocuğudur başka ne sevecek ki?

Benim bu yazıdaki amacım farkında olmadan çocuklarımızı maruz bıraktığımız cinsiyetçi yaklaşımlar. Zamane çocuklarının en çok maruz kaldığı şey markalar ve reklamlar. Evinizde televizyon olsun veya olmasın (ki pek çoğunuzda olduğuna eminim) çocuklar her yerde reklama maruz kalıyorlar, markaları elbet bir şekilde tanıyorlar. Bu tanıştıkları markalar onlara ne aşılıyor? Cinsiyetçiliğin yanında konuşulması gereken daha pek çok konu var elbet ırkçılık, saldırganlık, ayrımcılık gibi pek çok kötü şeye de maruz kalıyorlar ancak bugün vereceğimiz örnekler cinsiyetçilik üzerine olacak.

Öncelikle benim de çocukken neredeyse her gün yediğim ve hala da çok sevdiğim bir çikolata markası olan Kinder’in bu konuya yaklaşımından başlamak istiyorum. Kinder’in çok uzun yıllardır üretiği sürpriz yumurtaları hepiniz biliyorsunuzdur. Kinder geçtiğimiz sene içerisinde bu yumurtaları kız çocukları için pembe erkek çocukları için mavi üretmeye başlamıştı. Bu durum tabi ki başka insanların da tepkisini çekti kimi insanlar içinse bu tepkiler “gereksiz duyar kasmak” olarak yorumlandı.

Şimdi burada çok küçükmüş ve önemsizmiş gibi gözüken ufak ayrıntılar aslında çok daha büyük cinsiyetçi yaklaşımlara ve nefret söylemlerine neden oluyor. Kız çocukları kız oyuncaklarıyla oynamak istediği için pembe yumurta alıyor sonra kız çocukları kız oyuncaklarıyla başına bir şey gelmesin çorabı yırtılmasın üstü kirlenmesin diye evde oynuyor, kız çocuğu oyuncakları gibi cici ve tatlı elbiseleriyle düzgün oturmayı öğrenerek oyuncaklarıyla oynamaya devam ediyor, kız çocuğu oyuncaklarla oynama yaşını geçiyor annesine yardım etme ve okula gitme yaşına geliyor, kız çocuğu okulda kız gibi vurmakla kız gibi koşmakla suçlanıyor, kız çocuğu büyüyor ama başına bir şey gelmesin diye gittiği yerden evine erken dönmek zorunda kalıyor…. Bu böyle sonsuza kadar gidebilecek bir döngü aslında. Her şey onlara ileride ne yapacaklarını ve küçükken ne yapmaları gerektiğini söylememizle başlıyor.

Oyun ve oyuncaklar bir çocuğun geleceğinin şekillenmesi için belki de en önemli unsurdur ve biz hayatlarının ilk on yılında çocukların bütün hayatına şekil vermiş oluyoruz. Erkeklerin ürettiği ve oynadığı oyunlara karışmazken kız çocuklarına “evcilik” oynayacakları materyaller vererek gelecekte hayal ettikleri yaşamlarının oyununu oynamalarını bekliyoruz. Evde eşlerini beklerken diğer kızlarla kahve içmeye, minyatür fırınlarla yemek yaptırmaya özendiriyoruz sonra da iş yaşamında erkeklere oranla daha az kadının olmasından şikayet ediyoruz.

Bunun yanında bir de Lego’nun 1973’te oyuncakların içinden çıkan,tüm annelere ve babalara” diye başladığı gönderdiği şöyle bir mektubu var:

“Yaratmaya duyulan istek her çocukta eşit miktarda bulunur. Kızlarda da erkeklerde de. 
Önemli olan hayal gücüdür. Yetenek değildir. Aklınıza gelen herhangi bir şeyi, nasıl isterseniz öyle inşa edersiniz. Bu bir yatak da olabilir, kamyon da. Bebek evi de olabilir, uzay mekiği de. 
Pek çok erkek çocuğu, bebek evlerini sever. Bunlar uzay mekiklerinden daha insancıldır. Pek çok kız çocuğu uzay mekiğiyle oynamayı tercih eder. Bunları bebek evlerinden daha heyecan verici bulurlar. 
Önemli olan, onların ellerine doğru materyalleri vermek ve içlerinden ne geliyorsa onu yaratmaları için izin vermektir.” 

Danimarka markası Lego, neredeyse yarım asır önce benim yazının başından beri anlatmak istediğim şeyi tek bir paragrafla anlatıyor aslında. Çocukları özgür bırakın, ne ile oynadıklarına ne tasarladıklarına karışmayın çünkü geleceği tamamen onlar tasarlayacak.

Toparlamak gerekirse, çocuklarınızın izlediği, okuduğu, gördüğü, oynadığı her şeye çok dikkat etmeniz gerekiyor. Onları cesaretlerini ya da öz güvenlerini kıracak şeylerden uzak tutmanız gerekecek ve içinde yaşadığımız toplumda bu hiç de kolay olmayacak. Bizlerin, çevremizdekilerin, hiç kimsenin çocukların geleceğini tasarlama gibi bir hakkı yok. Hepimiz çocuklara geleceklerini tasarlamayı en iyi şekilde öğretmekle sorumluyuz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Netflix Türkiye, Ekşi Sözlük Yazarlarına Black Mirror Göndermesi Yaptı

black mirror

1999 yılında bizi yepyeni bir içerik şekliyle tanıştıran ve nesilden nesile yeni yazarlarla büyüyen ekşi sözlük’ün, ülke gündemini belirlemede ne kadar etkili olduğunu hepimiz biliyoruz. Zaman zaman toplumsal ve politik konularda dikkat çeken yazılarla, bazen de spor, ekonomi vb. birçok farklı konuda farklı kesimlerin görüşlerini belirttiği bu önemli platformun gücünden, yılın son üç gününe girerken Netflix Türkiye de yararlanmak istedi. Bir süre önce Stranger Things‘in yeni sezon tanıtımı için Saadettin Teksoy ile çalışan platform, ülkemizde de büyük bir ilgiyle izlenen Black Mirror dizisinin bugün başlayacak yeni sezonuna atfen, ekşi sözlük yazarlarına “ürkütücü” bir şekilde seslendi.

28 Aralık’ı 29 Aralık’a bağlayan gece harekete geçen Netflix Türkiye, iamwaldo takma adıyla bir ekşi sözlük hesabı açtı ve ekşi sözlük yazarlarına “Yaptıklarını biliyoruz. Neler yapacağımızı izle ve gör.” mesajını gönderdi. Black Mirror dizisinin ikinci sezonunun üçüncü bölümü olan The Waldo Moment’tan hareket eden Netflix Türkiye, böylece suser’ları gafil avladı.

netflix

Söz konusu bölüm, sanal bir kahramanın gelecekte kitleler tarafından nasıl benimseneceğini ve politikada etkili olabileceğine dair fütürist bir bakış açısı yansıtıyordu. Böylece, teknolojinin insanları nasıl istenilen yöne çekebileceğine ve toplumsal psikolojinin akıl dışı bir yöne sürüklenebileceği, karizmatik lider Waldo’nun insanların hayatının her alanına nasıl sokulduğunu vurguluyordu. Hâliyle çalışmanın şeklini düşündüğümüzde, bu üst düzey Big Brother durumunun ekşi sözlük gibi her gün sayısız kişinin yazıp okuduğu bir yerde, içerikle uyumlu bir şekilde yansıtıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Viral etki ekşi sözlük’te hemen yankı buldu ve birçok yazar hem iamwaldo hem de Netflix Türkiye başlıklarının altına görüşlerini yazdı. Bazı ekşi sözlük yazarları yapılan viral pazarlama çalışmasını beğendi, bazıları ise bu durumun kişisel verilerin korunması ilkesine aykırı olduğunu ve Netflix Türkiye’nin ve ekşi sözlük’ün kişisel hesapların izinsiz kullanılarak bir pazarlama projesine dâhil etmesinin suç olduğunu yazdı. Hatta öyle ki konuyu toplumsal kutuplaşma ve siyasi durum üzerinden okuyup bu türden bir mesaj atılmasının insanları korkutabileceğini, bunun reklam ve pazarlama etiğine sığmadığını söyleyen yazarlar da oldu.

İşte bu yaratıcı çalışmaya gelen tepkilerden bazıları:

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link