Empati Nasıl Sempatik Hale gelir?

Viral pazarlamanın en önemli kurallarından biri empati kurma diğeri ise sempatik olma. Bunun en güzel örneklerinden birini Oreo geçtiğimiz günlerde gösterdi.

Mondelez’in en lezzetli ürünlerinden biri olan Oreo bu sefer karşımıza lezzetiyle değil teknolojisiyle çıktı! Oreo’nun bisküvisini sevenler ve kremasını sevenler olmak üzere 2’ye ayrılan Oreo tutkunları için Oreo yemek zahmetli bir iş haline gelmiş durumda. Bu durumun farkına varan Oreo pazarlama ekibi yepyeni bir viralle karşımıza çıktı. Peki bu zahmetten kurtulmak için bir teknoloji üretilirse nasıl olur’un cevabını veren ekip  “Oreo Separator Machine 1” yani Oreo ayırma makinesi’ni yarattı. Yapılan viralde, bir bilim adamı Oreo’yu ayırıp en keyifli nasıl yenileceğini göstermek için icat ettiği makineyi adım adım anlatıyor. Tabi bu adımları anlatırken Oreo’dan bahsetmeyi de ihmal etmiyor.

3 günde 1 milyondan fazla izlenen ve toplamda 3 milyondan fazla gösterim, 1500’den fazla yorum alan bu video şimdiden en çok izlenen viral reklamların arasına girmiş durumda. Viralde başarının sırrının müşteriyi iyi tanımaktan yani empatiden geçtiğini gösteren ekip yaptığı video ile müşteri sadakatini daha da artırıyor. Videonun altında bulunan yorumlarda şimdiden birçok yeni fikir üretilmiş durumda. Oreo Seperator Machine 1 olarak geçen bu makinenin devamı da geleceğe ve fenomen olacağa benziyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Wanamaker'in dediği "Reklama harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor, biliyorum. Ama hangi yarısının boşa gittiğini bilmiyorum" sözüne istinaden doğru yarıyı bulmaya gönül vermiş biri.

Bir Cevap Yazın

Ajans Dili ve Edebiyatına Giriş

İş yaşamının bir kısmını dijital bir ajansta geçirmiş kişilerin çok aşina olduğu, önceleri çok dalga geçse de sonrasında sıklıkla dile getirdiği ve hatta dile getirirken bile içten içe garipsediği bir takım cümleler vardır. Ben bu duruma “Ajans Dili ve Edebiyatı” adını veriyorum. Bu dilin uzaktan bakınca anlaşılması pek de kolay olmuyor. İşte 7 derste sosyal medya yöneticilerinin klişe cümleleri ve anlamları;

1

Ders 1:

Revizeli halini bu brief üzerinden review edelim, ondan sonra account üzerinden push ederiz.

Manası: Bu işi becerememişiz, müşteri kaçmak üzere hadi biraz daha asılalım.

Alternatif mana: Müşteri çağ gerisinde kalmış bi’şeyden anlamıyor, klişeyi daya.

Ders 2:

Digital marketing kurgusunu, viral boost ve satış odaklı olarak kurgulayabiliriz.

Manası: Bütçe yok, bütçe iptal, ucuz yollu reklam çalışmalarına başlayalım.

Artist drawing something on graphic tablet at office

Ders 3: [İşe alım aşaması]

Demek Graphic Designersın. Biz butik bir ajansız, yeri geldiğinde conservative bir bütçe ile audience kalmayıp diğer işlere de focus olman gerekebilir.

Manası: 3 kişilik işi, tek kişi maaşıyla yapmanı isteyebilirim. Tabii ki günlük çalışma saatlerinde yetişmeyecek. Olsundu. Gece uzundu. Ajansta uyusundu.

Ders 4:

Henüz değerlendirme yapmak için çok erken, accountımız organik büyüyor.

Manası: Takipçi gül yüzlü postlarımıza gelmiyor ya, reklam lazım. Şu anda sizin için takipçiye para harcayacak bütçe ayıramıyoruz. Ayrıca su borusunun ne takipçisi olacak (bip)

3Ders 5:

Advertising networkümüz çok kuvvetli, bu hafta Instagram yarışması yapıp takipçilerimizi arttırmayı düşünüyoruz.

Manası: Artık daha fazla yaratıcı bir iş çıkaramıyoruz. Post beğendirip paylaştırmaktan başka da bir şey gelmiyor aklımıza. Ajansın adına da creative ekledik ama, n’apsak bilemiyorum müşteri bey abicim.

Sonuç: ARTIRAMADI

Ders 6:

-cache’te kalmıştır ctrl alt f5 yapın düzelir, düzelmezse biz serverı resetleyelim.

Manası: Site patladı biraz daha zamana ihtiyacımız var, müşteriyi nasıl oyalayacağımızı bilemiyoruz.

Önemli not: Müşteri hala cache’in ne olduğunu çözmeye çalışıyor.

4Ders 7:

Bu postumuzda consumer generated content ile etkileşimi arttıracağız.

Manası: En kolay içerik, bizim hazırlamadığımız içeriktir. Bi’ kere ücretsiz. Takipçiler 3-5 bir şeyler göndersin işte mis gibi içerik. Olmadı arkadaş, dost, akraba kimi bulursak bi’şeyler paylaşacak artık.

Sonuç: ARTIRAMADI

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

“Meydan Okumak” Kolay Mı?

Çok değil, sadece iki yıl önce internette ortaya çıkan ve bir anda patlayan meydan okuma zinciri “Ice Bucket Challenge” videolarını hepiniz hatırlarsınız. Kısa bir süre içinde viral olarak yayılan bu meydan okuma videoları dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanı etkisi altına almıştı. Buz gibi bir kova suyu başından aşağı boca ederek videolarını çeken kullanıcılar bunu, #ALSIceBucketChallenge etiketiyle sosyal ağ hesaplarında paylaştılar ve arkadaşlarını da bu meydan okumaya davet ettiler. Her ne kadar Corey Griffin, yakın arkadaşı Pete Frates’a ALS tanısı konması üzerine bu konuda bir farkındalık yaratmak ve ALS hastaları için çalışan derneklere bağış toplamak amacıyla bu yayılımı başlatsa da olay özellikle ünlülerin paylaşımlarıyla bu noktayı aşmıştı. Böylece “ice bucket challenge”, gelmiş geçmiş en dikkat çekici viral yayılımlardan biri olarak tarihe geçmişti.

Bu hatırlatmadan sonra, yazının asıl konusuna gelelim. Öncelikle sorayım: Fanta’yı nasıl bilirsiniz? Herhalde markayı genel olarak: “Genç insanlara hitap eden, onların hayat tarzına seslenecek projeler üreten, sponsorluklar üstlenen, bolca etkinlik odaklı ve dinamik bir kimliğe sahip içecek markası” olarak tanımlayabiliriz. Elbette markaların yarattığı algı, her tüketicide değişebilir. Reklam kampanyalarına dönüp baktığımızda tarih, bu algıların geçici veya kalıcı şekilde değiştiği örneklerle doludur. İhtimal ki bu yazıya konu olan çalışma da olsa olsa algıyı bir süreliğine etkileyecektir. O nedenle baştan söylemem gerekir ki amacım ne bir marka olarak Fanta’yı ne de bu çalışmayı yapan ajansı yerin dibine sokmak değil.

Bildiğiniz üzere Fanta kısa bir süre önce logo ve şişe tasarımını yeniledi. Fanta herhalde yukarıda bahsettiğim virali hatırlamış olacak ki aynı yoldan yürümüş ve sosyal ağ “fenomenlerinden” Halil Söyletmez ile bir “influencer marketing” çalışması yapmak istemiş. Videoda Halil Söyletmez kendince “heyecanlı” bir şekilde izleyicilere seslenerek tiradına başlıyor. Videonun daha ilk dakikasından itibaren yapmacıklığı fark edebiliyorsunuz. İyisi mi gelin, önce videoyu izleyelim.

Videonun devamı da gördüğümüz üzere pek farklı değil. Oyuncunun, “Çünkü Fanta bizde, artık Fanta biz gençlerde!” diyerek elini bir külhanbeyi gibi göğsüne vurması da ayrı bir sorun. Üstelik söylem de sorun taşıyor. Çünkü Fanta zaten bugüne dek gençlere seslenen bir markaydı, dolayısıyla hep gençlerindi, bu yeni bir durum değil. Yani önceden başka bir kesimin sahiplendiği bir markaydı da biz mi bilmiyorduk? Videoda daha sonra,izleyicilerden kendi çevresinde 30 saniye boyunca dönmelerini, ardından da buzdolabındaki Fanta’yı düzgün bir şekilde alıp içmeleri isteniyor ve herkes bu “meydan okumaya”ya davet ediliyor. Kullanıcılardan son olarak videolarını #FantaBizde etiketiyle Instagram’da paylaşmaları talep ediliyor.

Peki, bütün bunların ardından marka bu videoyla izleyicilere ne vadediyor? Yani bu meydan okumanın somut çıktısı ne olacak? Zira viral bir çalışmanın amacı yalnızca yayılım değil, aynı zamanda markanın nasıl bir açıdan görüleceğine ilişkin bir algı oluşturmaktır. Videoda bu vaat açık bir şekilde ortaya konmuyor. İçeriğin doğal olması amaçlanırken yavanlığa mahkûm edildiği görülüyor. Bu durum, markanın küresel çapta yürüttüğü bir kampanya da olabilirdi. Fakat böyle olsaydı bile, içerik bu şekilde mi yerelleştirilmeliydi? Bunun yanında, “Influencer” seçiminde sadece takipçi sayısına bakmak yeterli mi? Markayla ne kadar uyuşacağı, içerriğin kurgusuna uygun olup olmadığı konuları ne olacak? Kaldı ki istenen hareket ilk aşamada pek de düşünülmeyen zararlara da yol açabilir. Örneğin bir Fanta tüketicisi veya videoyu izleyerek bu hareketi yapmak isteyen biri baş dönmesi sonucu fiziksel açıdan zarar görebilir. Viral içerik oluşturmak isteyen böylesine büyük bir marka kendinden bahsettirmek isterken insanların kafasını, gözünü veya bedeninin herhangi bir bölgesini buzdolabına, mutfak tezgâhına çarpmayacağından emin olabilir mi? Fazla duyarlılık göstererek işgüzarlık yaptığımı düşünenleriniz olabilir ama dünyanın birçok yerinde -özellikle ABD’de- örneğin sabuna basarak ayağını kıranlara, tüketiciye bu konuda bilgilendirme yapmayan firmaların tazminat ödemek zorunda kaldığını hatırlayalım. Hâl böyleyken, böylesine geniş bir kitleye hitap eden önemli bir markanın bunun olası sonuçlarını göz ardı edebilmesi de oldukça şaşırtıcı.

Öte yandan, tüketicilerin viral bir içeriğe katılması bekleniyorsa, onlara motivasyon sağlayacak bir şeyler de sunulmalıdır. Çünkü bu kampanyada Fanta’ya katkı yapan kullanıcıların bu işten tek kazancı, Instagram profilinin marka hesabından duyurulması ve bunun sonucunda ne sayıda geleceği belli olmayan olası takipçiler olarak önümüze çıkıyor. Ne somut bir ödül var ne de ALS viralindeki gibi bir sosyal sorumluluk örneği bulunuyor.

Sonuç olarak Fanta, buz kovası viraline benzer bir yayılımı hedeflemiş. Fakat sorun şu ki içeriğin kendisi kadar, bunun kitleye aktarılışını, ifade ediliş şeklini ve kullanılacak “influencer”ın markayla uyumunu hesaba katmayı unutmuş. Belki Fanta pek bilinmeyen bir marka olsaydı, bunu adından bahsettirmesini öncelikli görüşüne de yorabilirdik. Fakat bu ölçekte bir markanın buna ihtiyacı yok. Kaldı ki internetin en çok okunan platformlarından ekşi sözlük’te #fantaboykot başlığı altında yazılan girdilere baktığımızda, evdeki hesabın çarşıya uymadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Her ne kadar bu platformda, sözde boykot çağrılarına varan abartılı görüşlerle karşılaşsak da burada önemli olan nokta, Fanta’nın beklentisinin şimdilik gerçekleşmemiş olmasıdır.

Markayı sevenler doğal olarak sadece bir içerikle markadan soğumayacaklardır ama videonun yavanlığı ve sorunları da gün gibi ortada! Umarım marka en kısa sürede, bu kez kimliğine uygun içeriklerle karşımıza çıkar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link