Biraz da Başkalarına “Adamlar Yapıyor” Dedirtecek, Türk Esnafı Yaratıcılığı

Türklerin genel huyudur, özellikle savaş, bilim kurgu, aksiyon konularını işleyen Hollywood filmlerini izledikten sonra kafalar onaylar biçimde yavaş yavaş öne arkaya sallanır ve mutlaka birileri şu cümleyi kurar: “Adamlar yapıyor be!”

Başkalarını pek çok konuda takdir ederiz, imreniriz, kıskanırız, burun kıvırırız fakat bence Türkler olarak yeterince farkında olmadığımız çok karakteristik bir özelliğimiz var: “Esnaflarımızın yaratıcı ve espirili viral pazarlama taktikleri.”

Çok yokluk görmüşüz, savaşlar geçirmişiz haliyle derdimiz iki kuruş ekmek parası kazanmak, başımızı sokacak bir ev almak, ayağımızı yerden kesecek bir araba… Derken istekler büyüdükçe daha çok para kazanmak gerektiğini fark eden esnaflarımız kendilerini diğerlerinden farklı kılacak maliyetsiz yollar arıyorlar. Tüm dünyanın viral pazarlama dediği ve uğruna ortaya ne paralar ne vakitler harcadıkları taktiklerin en alasını bizim esnaflarımız senelerdir iki lafıyla, cama yapıştırdığı iki kelime ile yapıyor zaten.

Yavaş yavaş, emek emek büyümüş ve yeni şubeler açmış özellikle de gıda sektöründeki esnafların, her şubelerine diğer il veya ilçelerdeki şubelerini yazma gibi bir özelliği vardır. Müşterilere bir şekilde diğer şubeler de tanıtılır ve oralarda da sirkülasyon sağlansın istenir. Öyle ya da böyle birilerinin dikkatini de çeker ve “Aa filanca yerde de şubesi varmış bir gün de oraya gidelim” dedirtir.

Kadıköy Caferağa’da bulunan Pilavzade isimli pilavcı ise bu duruma mizahi bir dille atıfta bulunarak adından söz ettirmeyi başarmış.

Yukardaki görsele ilk baktığınızda pek çok Türkiye şehrinin adını görebiliyorsunuz. Bu şehirler içinde Roma, Jakarta, Seul, Londra gibi birbirinden uzakta ve alakasız pek çok şehrin adı okunabiliyor. İnsana bir müddet neden bu yerlerde Pilavzade’nin şubeleri olabileceğini düşündürüyor. Çünkü yazı stili ve pankartın tipi tam olarak yukarıda bahsettiğimiz ve diğer şubelerinin reklamını yapan bir lokanta zinciri havası uyandırıyor. Ama…

Biraz daha dikkatli baktığınızda ve pankartın tam ortasını okuduğunuzda “Bu Şehirlerde Şubemiz Yoktur” yazısını görüyorsunuz ve durduk yere bir pilavcı sizde farklı bir yer ediniyor. Şakayı beğenip gülseniz de beğenmeyip “ne bu şimdi” deseniz de Pilavzade zihninizde diğer pilavcılardan daha farklı bir yerde konumlanıyor. Bir arkadaşınıza bahsederken adını unutursanız “şu şakacı pilavcı işte” diyebileceğiniz bir yere dönüşüyor.

İlk adımı atmak, farklılık yaratmak her ne kadar risk taşıyan ve kaçınılan bir şey olsa da akıllıca ve cesurca olduğunda hak ettiği değeri görebiliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Komplo Teorisyenlerinin Son Kurbanı Outback Steakhouse Oldu

Bir önceki yazımda, sosyal medya platformlarında zaman geçiren insanlar arasında, hiçbir çıkarı olmadığı hâlde sırf macera olması amacıyla kasıtlı olarak yanlış bilgi yayan veya kullanıcıları deyim yerindeyse avlanacak sazan gibi görüp parodi hesapları devreye sokacak kadar zamanı bol kişilerden bahsetmiştim. Aslında bunlara komplo teorisi üretenleri de rahatlıkla ekleyebiliriz.

Outback Steakhouse’un bir anda kendini içinde bulduğu olaylar bu tweet ile başladı.

Bu tip olaylardan biri de ABD’nin ünlü biftek ve ızgara restoranı zincirlerinden olan Outback Steakhouse’un başına geldi. eatmyaesthetics kullanıcı adlı bir Twitter profili, restoran şubelerinin harita üzerinde konumlarından yola çıkarak Outback Steakhouse’un bir Satanist tarikat merkezi olabileceğini öne sürdü. eatmyaesthetics bu iddiasına dayanak olarak, her Outback Steakhouse restoranının konumu, çevresinde yer alan diğer beş Outback restoranınkilerle karşılaştırıldığında harita üzerinde bir pentagram, yani daha çok Satanizmin simgesi olarak öne popülerleşen beş köşeli yıldız çizilebildiğini öne sürdü.

İnternetin, özellikle de hızlı yayılımı tetikleyen Twitter’ın doğası gereği, tweet hemen yayılmaya başladı.

İnternetin komplo teorilerini seven doğası, buna da yanıt vermekte hiç gecikmedi. Birçok kullanıcının, Outback Steakhouse şubelerinin bulunduğu farklı konumları harita üzerinde göstererek örnekler vermesi, malzeme arayan kitleyi daha da coşturdu ve iddianın yayılmasını sağladı.

ABD haritasının farklı konumlarından gelen pentagram imalı yer işaretlemeleri bir anda çoğaldı.
Hatta bu fısıltı zincirine katılanlardan biri Outback Steakhouse’un eti için kullandığı hayvanları şeytana adak olarak sunduğunu söyleyerek bu absürd komediye katkıda bulundu.

Elbette bu komplo teorisinin Twitter’da hızla yayılması restoran zincirinin de gözünden kaçmadı. Outback Steakhouse, işi alaya alarak cevap vermeyi tercih etti ve beş şubesinin bulunduğu harita konumunun üzerine, meşhur atıştırmalıklarından biri olan Bloomin’ Onion ile dolu bir tabak yerleştirip resmi Twitter hesabından paylaştı. Restoranın paylaşım sonrasında kullanıcılarla girdiği diyaloglar da okuyanları gülümsetti.

Restoranın resmi Twitter hesabından yaptığı paylaşım sonrası takipçileriyle girdiği diyaloglardan birinde kullanıcı, restoranın Satanist olmadığına inanmak için 25 dolarlık hediye çeki istiyor.

Neyse ki gülmek için uydurulmuş komplo teorisini ciddiye alıp da restoranı hedef gösteren birileri olmadı. Fısıltı gazetesiyle bir anda yayılan bu içeriğin üç yıl önce paylaşılan bir internet esprisi olduğunu buradan görebilirsiniz. Anlaşılan o ki konuyu başlatan eatmyaesthetics de ya bu söz konusu kişinin kendisi ya da bunu alıp yeniden ısıtarak gündem yaratmayı başarmış biri veya haydi biraz şeytanın avukatlığını yapalım, yoksa kendisi bu kulaktan kulağa oyununda Outback Steakhouse ile anlaşan bir viral içerik aktörü mü?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Ajans Dili ve Edebiyatına Giriş

İş yaşamının bir kısmını dijital bir ajansta geçirmiş kişilerin çok aşina olduğu, önceleri çok dalga geçse de sonrasında sıklıkla dile getirdiği ve hatta dile getirirken bile içten içe garipsediği bir takım cümleler vardır. Ben bu duruma “Ajans Dili ve Edebiyatı” adını veriyorum. Bu dilin uzaktan bakınca anlaşılması pek de kolay olmuyor. İşte 7 derste sosyal medya yöneticilerinin klişe cümleleri ve anlamları;

1

Ders 1:

Revizeli halini bu brief üzerinden review edelim, ondan sonra account üzerinden push ederiz.

Manası: Bu işi becerememişiz, müşteri kaçmak üzere hadi biraz daha asılalım.

Alternatif mana: Müşteri çağ gerisinde kalmış bi’şeyden anlamıyor, klişeyi daya.

Ders 2:

Digital marketing kurgusunu, viral boost ve satış odaklı olarak kurgulayabiliriz.

Manası: Bütçe yok, bütçe iptal, ucuz yollu reklam çalışmalarına başlayalım.

Artist drawing something on graphic tablet at office

Ders 3: [İşe alım aşaması]

Demek Graphic Designersın. Biz butik bir ajansız, yeri geldiğinde conservative bir bütçe ile audience kalmayıp diğer işlere de focus olman gerekebilir.

Manası: 3 kişilik işi, tek kişi maaşıyla yapmanı isteyebilirim. Tabii ki günlük çalışma saatlerinde yetişmeyecek. Olsundu. Gece uzundu. Ajansta uyusundu.

Ders 4:

Henüz değerlendirme yapmak için çok erken, accountımız organik büyüyor.

Manası: Takipçi gül yüzlü postlarımıza gelmiyor ya, reklam lazım. Şu anda sizin için takipçiye para harcayacak bütçe ayıramıyoruz. Ayrıca su borusunun ne takipçisi olacak (bip)

3Ders 5:

Advertising networkümüz çok kuvvetli, bu hafta Instagram yarışması yapıp takipçilerimizi arttırmayı düşünüyoruz.

Manası: Artık daha fazla yaratıcı bir iş çıkaramıyoruz. Post beğendirip paylaştırmaktan başka da bir şey gelmiyor aklımıza. Ajansın adına da creative ekledik ama, n’apsak bilemiyorum müşteri bey abicim.

Sonuç: ARTIRAMADI

Ders 6:

-cache’te kalmıştır ctrl alt f5 yapın düzelir, düzelmezse biz serverı resetleyelim.

Manası: Site patladı biraz daha zamana ihtiyacımız var, müşteriyi nasıl oyalayacağımızı bilemiyoruz.

Önemli not: Müşteri hala cache’in ne olduğunu çözmeye çalışıyor.

4Ders 7:

Bu postumuzda consumer generated content ile etkileşimi arttıracağız.

Manası: En kolay içerik, bizim hazırlamadığımız içeriktir. Bi’ kere ücretsiz. Takipçiler 3-5 bir şeyler göndersin işte mis gibi içerik. Olmadı arkadaş, dost, akraba kimi bulursak bi’şeyler paylaşacak artık.

Sonuç: ARTIRAMADI

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link