Üçüncü Dalga Kahve Anlayışının Yansımaları

3.Dalga kahve son zamanlarda sıkça duyduğumuz, kahvenin yeni nesil pazarlama yöntemi. Yeni nesil kahve ve kafe anlayışını getiren ve ülkemizde de son zamanlarda oldukça yaygınlaşan bir kültüre dönüştü.

Yeni nesil kahve aslında bir Amerikan hareketi. Amerika’dan Kanada, Avustralya derken Avrupa’ya ve bizim ülkemize de yayıldı. 2002’de Trish Rothgeb tarafından ‘Wrecking Ball Coffee Roasters’a ait bir makalede hayatımıza girmişti. Öncelikle kahvede birinci ve ikinci dalga neydi buna bir göz atalım.

1.Dalga; Kahvenin pakete girmesi ve satışa sunulması. Satışa sunulan kahveler ise nescafe, filtre kahve gibi suyla hemen karışabilen ve özel bir demleme yöntemine ihtiyaç duymayan kahveler. Kahvenin nasıl sunulduğunun bir önemi yok önemli olan kahve satmak ve tükettirmek.

2.Dalga; Espresso bazlı kahvelerin çeşitliliği. Starbucks temelli kahvenin üründen çıkıp hizmete dönüştürlümesi. Tüketici kahvesiyle ilgili her söz hakkına sahip ve yapım sürecinin içinde. Şurubuna sütüne vs karar veriyor ve kahve global olarak en iyi şekilde hizmet edilmeye çalışılıyor. Kahve artık bir deneyim oluyor.

Her sabah Starbucks’tan kahve almadan işe gidememe kültürü bile yarattı. Ancak bu aşamada şurubumuza, kahvenin sertliğine yumuşaklığına karar versek de içtiğimiz kahvenin ne kahvesi olduğunu, nasıl demlendiğini bilemiyoruz. Starbucks, Nero gibi kahve zincirlerinin bize sunduğu ürünleri tüketiyoruz çünkü onlar dünya geneline yayılmış binlerce şubesiyle özel demleme taktiklerini kullanabilecek kadar uzun süren hizmet vermeye uygun değiller. Çok geniş bir kitleye hızlı tüketim olanağı vermeleri gerekiyor.

3.Dalga ise bağımsız kahve olarak adlandırlıyor. Bugüne kadarki İtalyan Kahve kültürünün yerini İtalya’da kabul görmeyen New York, Londra gibi büyük kozmopolit şehirlerde hakim olan kültür alıyor. Kahve ürün, hizmet hatta deneyim olmaktan çıkıyor ve zanaate dönüşüyor. Brewery artist gibi kahvenizi sunan kahve sanatçısına verilen yeni tanımlar ortaya çıkıyor. Kahve çekirdeklerini, demleme yöntemlerini, kullanılan filtreleri tüketiciye öğretme teması hakim. Hedef kitlesi eğitimli ve kahvenin gerçek tadına varmayı isteyen kesim.

3.dalga ile bu sefer ürün zaten o hizmeti hatta kültürü içinde barındırıyor. Tüketici kahveyi yalnızca tüketmiyor üretme aşamasında da bulunuyor. Henüz demlenmemiş kahvesi masasına gelebiliyor ve timer’lar ile demlenmesini bekleyip kendi servisini kendisi yapıyor örneğin. Ya da en basitinden hangi kahve çekirdeği ile kahve istediğini belirtiyor ve yine kendi seçtiği demleme yöntemiyle demlenmiş kahve önüne geliyor. 

Bu aşamada 3.dalga kahve ile gelen yenilikleri daha ayrıntılı sıralayalım;

  • Kahve çekirdeklerinin kendi aromalarını kahveye geçirebilmek ve tüketicinin ağzında bu aromatik tatları bırakabilmek.
  • Demleme yöntemlerinin farklılığının getirdiği tadı tüketicinin fark etmesini sağlayabilmek.
  • Seri üretimden ziyade kişiye özel bir kahve deneyimi sunabilmek.
  • Kahve çekirdeklerinin çekilmesinden fincana girene kadar olan süreci profesyonellerin yönetmesi.
  • İçtiği kahvenin hikayesinin tüketiciye sunulması ve deneyim pazarlaması.

Son maddede belirttiğimiz özelliği biraz daha açacak olursak yeni nesil kahvelerin paketlerinin üzerinde kahve ile ilgili oldukça fazla bilgiye yer veriliyor ve tüketicinin ürünü hatta ürünün hikayesini tanıması sağlanıyor. Örneğin kahve çekirdeği, kahvenin kavrulma derecesi, tavsiye edilen demleme yöntemi dışında kahvenin nerede ve nasıl üretildiği ile ilgili bilgilere ulaşmanızı sağlayacak kodlar da mevcut olabiliyor.

Kahvenin bu konumda şaraba yakın bir gıda olarak değerlendirildiğini söyleyebiliriz. Kahve sanatı boyutuyla verilmek istenen algı da bu yöne kayıyor. 

3.dalga kahvenin bu kadar kolay benimsenmesi ve sevilmesinde yeni nesil “hipster tarzı” da denilen kafeler de oldukça etkili oldu. Amerikan düzeni barındıran, farklı demliklerin göze hitap ettiği, fiyatların veya kampanyaların yeşil okul tahtalarına yazıldığı kafeler ilgi çekiyor ve seviliyor. Bu yerlerin ambiyansları da insanları yeni nesil kahveye mıknatıs gibi çekiyor. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

1 Comment

  1. Güzel yazı, tebrikler! 3.dalga kahve deneyimi yaşayabileceğim, tavisye edebileceğiniz bir yer var mı? Tercihen Ankara içi.

Bir Cevap Yazın

Neyin Nesi: Tekne Kiralamayı Kolaylaştıran Hizmet ViraVira

Bugün sizlere yeni başladığımız “Neyin Nesi” konseptimiz ışığında ilk start-up’ımızı tanıtacağız. Her hafta sizlere bir start-up’ı tanıtacağımız bu serinin ilk girişimi ViraVira oldu.

Günümüzün en popüler organizasyon yeri tercihlerinden birisi ve tatil seçeneklerinden en afilisi tekneleri kiralamak ve organize etmek bu websitesi sayesinde çok kolaylaştı. ViraVira isimli bu websitesi son 2 yıldır tekne tutkunlarının kullanımı haline gelmiş durumda. ViraVira nın kurucu ortakları olan Emre Küçüközkan ve Baran Yıldırım’ın bundan birkaç sene önce online olarak tekne kiralamak istediklerinde aslında hepimizin yaşadığı zorlukları yaşamaları ve zorlu bir tekne kiralama tecrübesi edinmeleri sayesinde ortaya çıkan bu fikirle, tekne kiralamayı hepimiz için oldukça kolay ve keyifli bir hale getirmişler ViraVira ile.

Tek bir cümleyle özetleyecek olursak nedir ViraVira?

En basit haliyle yerli ve global lokasyonlarda online olarak tekne kiralayabileceğimiz bir platformdur.

Nasıl kullanılır ?

Web sitesine girdiğimizde karşımıza ilk çıkan maviliklere açılma isteği yaratan, fondaki hareketli görüntünün üzerindeki kutucuktan istenen lokasyon ve tekne tipi (motoryat, katamaran, gulet, yelkenli) seçildikten sonra tekneler hakkında detaylı bilgiye yönlendirildiğimiz 2. Sayfaya geçiş yapılıyor. Daha sonrasında sol taraftaki bölümden tarihleri doldurarak kredi kartı ve havale ile online ödeme ve taksit imkanlarıyla ödememizi gerçekleştirebiliyoruz.

Fiyatının ve rezervasyon tarihinin size uygun olduğu tekneyi seçtikten sonra kullanıcı yorumlarına ve tekne hakkında detaylı bilgiye de oldukça kolay ulaşılabiliyor. Tekneyi ne tür organizasyonlarda kullanabileceğinizi görmek, yemek opsiyonları ve ekstralar hakkında önceden fikir sahibi olmak sonradan karşılaşılacak sürprizlere bir önlem niteliğinde.

Gerçekten kullanımı internetten yemek siparişi vermekten farksız. Gözümüzde büyüttüğümüz, organizasyonu oldukça zahmetli ve pahalı bir iş olan tekne kiralamayı herkesin kullanabileceği bir hizmet haline getirmiş ViraVira!

Diğer yandan siz “Yok benim zaten teknem var kiralamaya ihtiyacım yok ama kendi teknemi dekiraya vermek istiyorum” derseniz de yine ViraVira tekne sahipleri için de oldukça avantajlı bir websitesi;tekne sahipleri farklı tarihler üzerinden farklı fiyat seçenekleri sunabilip, istedikleri tarih aralıkları için rezervasyon isteklerini kapatabiliyorlar.Tekne sahibi de kiracı profiline erişebildiği için rezervasyon taleplerini kolaylıkla yönetip iletişime geçebiliyor. Yani hem kiracı hem de tekne sahipleri için karşılıklı güvenin ve tatmin edici hizmetin kapılarını açan ViraVira, tekne tatilleri ve organizasyonlarının sayısını oldukça arttıracak gibi duruyor.

ViraVira nın avantajları nelerdir?

Genellikle tekne kiralama ülkemizde ve Dünya genelinde online dan ziyade offline olarak yapılıyor. Organizatörlerle iletişime geçmek, kaptanı, yemeği, kişi sayısını ayarlamak, sayısızca telefon görüşmesi, anlaşmazlıklar vs gibi bir çok sorunu ortadan kaldıran ViraVira, aynı zamanda tanımadığımız kişilere para transferi yapmaktansa biz kullanıcılara daha güvenli ödeme imkanları sunuyor.

Son olarak tekneleri saatlik kiralayabileceğimiz gibi günlük de kişi başı olarak 20-25 Euro’dan başlayan fiyatlarla artık tekne tatili yapmak ViraVira’yı kullanan her kesim için büyük bir keyif haline gelecek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Chatbot Nedir?

Chatbot’lar için  yapay zekanın hayatımıza girmeye başladığı teknolojilerden en önemlisi diyebiliriz. Kelime anlamı olarak chat ve  robotun kısaltmasıdır.  Daha teknik açıdan bakarsak da chatbot pek çok farklı amaç için kullanabileceğiniz algoritma tabanlı bir yazılımdır. Onları insanlara yardımcı olmak için geliştirilmiş basit asistanlar olarak düşünebilirsiniz.

Chatbotları basit bir şekilde hayatımızın her alanına sokmaya başladık aslında. Yaptığımız bankacılık işlemlerinden tutun hotel rezervasyonlarına kadar birçok farklı alanda onların bir versiyonunu kullanıyoruz . Günümüzde daha çok geri bildirim almak, şikayet bildirmek gibi basit çözümler için kullanılsa da bunlar sadece birer adım. Zira toplantı notlarınızı tutmak, mutfak alışverişi listenizi oluşturmak, gelir-gider tablonuzu dolurmak gibi işleri de kolayca yapabilirler. Hatta bazı yerlerde chatbot’lar işe alım konsunda bile insan kaynaklarına destek olabiliyor.

Chatbotlar Nasıl Çalışır ve Neler Yapabilir?

Chatbot teknolojisinin temeli “Natural language processing” yani NLP teknolojisine dayanıyor. Chatbot teknolojisi aynı zamanda  ses  yazılımlarını da kapsıyor. Chatbot’lar kullanıcılar tarafından seslendirilen ve yazılan şeyleri yorumlayıp, kendi algoritmasında  bulunan şekle soktuktan sonra kendisinden istenene en yakın  şeyi sunar. Bu sayede onlarla karşınızda canlı bir insan varmış gibi konuşabilir veya yazışabilirsiniz.

Günümüzde gelişmiş chatbot’lar size şöyle bir hizmet sunabilir: Hava durumunu dolaylı yoldan merak ettiniz ve üzerinize bir ceket  alıp almamanız gerektiğini chatbot’unuza sordunuz. Gelişmiş bir chatbot teknolojisi bu soru karşısında yapması gerekenin hava durumunu kontrol etmek olduğunu ve soğuk-sıcak ayrımı yaparak bu soruya cevap vermesi gerektiğini bilir. Öncelikli olarak yapması gereken şey ihtiyacı olan verilere erişmektir. Hangi verilere ihtiyacı olduğunu tespit ettikten ve onlara ulaştıktan sonra bu verileri yorumlayarak istenilen cevabı verebilir.

Örneğin; Çinli WeCaht botları tıbbi randevuları ayarlayabiliyor, taksi çağırabiliyor, bir uçuş için check-in yapabiliyor ve bunun gibi basit daha pek çok  kolaylık sağlayabiliyor.

Fazla uzak olmayan bir gelecekte herkesin bir “sanal asistan”ı olacağı konuşuluyor. Bildiğimiz anlamda sanal asistanların hepsi birer chatbot ve bu teknolojinin bu kadar kişiselleştirilmesi chatbot teknolojisinin gelişimine bağlı. Önümüzdeki dönemlerde chatbot’ların hayatımıza nasıl daha çok entegre olacağını Sor’un ile birlikte daha derinden inceleyeceğiz. Takipte kalın!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?