Tuvaleti Temiz Olmayan Bir Yerden Nasıl Hizmet Alabilirim…

Gözler kalbin aynasıysa tuvaletlerde işletmelerin aynası olmalı.

Yoldayken tuvaletin gelir, normal bir şeydir. WC tabelasını takip edersin ve kapısı otomatik açılan, likit sabunu bitmemiş ve el sensörlü muslukları olan bir tuvalet ile karşılaşırsın. Sonrasında ise otomatik el havlusu gelir ve hiçbir yere elini sürmeden rahatça arabana gidersin. Bu bir rüya olmalı…

Bi de tam tersi var. Tatile çıkacaksın. Depoyu doldurmak için benzin istasyonuna girersin. Depo dolarken, yola çıkmadan bir WC’yi ziyaret edeyim dersin. Kapının kolundan tutar ve açarsın. Tuvaletler pistir, neyse çıkınca elllerimi güzelce yıkayayım dersin. Genelde sabun olur, el sensörlü musluk çok şart değildir. Ancak ıslak ellerini silecek bir kağıt havlu bulamayınca yıkılırsın. Saçma sapan hava üfleyerek ellerini kurutabileceğini söyleyen bir cihaz vardır. Tabii ki kullanmazsın, elini kurutmaz ve hava kanalları bir kere bile temizlenmiş midir, diye düşünürsün. Ellerin ıslak, kapının kolunu tutar çıkarsın. Islak ellerinle arabaya gider, cüzdanından para çıkarmaya çalışır -artık kart ile ödeme yapıyoruz- ve sonra ıslak ellerinle direksiyonu tutarsın. Lanet edersin. Bu arada yakıt içinde 250 TL para ödemişsindir.

İkisinin de örneği var ancak maalesef ki, ikinci örnek daha yaygın. Temiz olanın ismini vermekte fayda var. Opet’in istinasız olarak her tuvaleti yeterli derecede temiz.

Bu yaz, bir kez Akdeniz bir kez de Ege’de tatil yapma fırsatım oldu. Birer haftalık tatillerimde bir yerde sabit kalmadığımız ve birkaç noktada kamp kurduğumuz için yollarda epeyce zaman geçirdik.

Hikayeler yolculuklardan doğar. İçinde Opet geçen bir iki diyaloğumuzu buraya yazalım;

  • Benzinimiz azalıyor. Şurda dolum yapalım. –İlerde Opet var oraya gireriz.
  • İhtiyaç molası. Opet
  • Aa şurda Opet var, girelim de dişlerimizi fırçalayalım. (Kamp hayatı)
  • Otoyola girmeden, benzin dolduralım. –Opet, görürsek olur.

Benzin her yer de, benzin. Opet’in benzini, Total’den iyidir diyebilir miyim ? Sanmıyorum. PO’da öyle bir benzin var ki, wuuuuu… Bildiğim kadarıyla böyle bir şey de yok. Ancak her zaman olduğu gibi, müşterine bir deneyim satmak zorundasın hele ki farklılaşmanın kısıtlı olduğu bir alanda. Ve kötü WC deneyimi, berbat bir şeydir.

Opet’i eşiyle birlikte kurmuş olan Nurten Öztürk, temiz tuvalet kampanyasını şöyle anlatıyor;

Eczacıbaşı Profesyonel’in İpsos’a yaptırdığı araştırma; Ev dışı mekanlarda el yıkayan tüketicilerin yüzde 28’inin eğer ellerini kurutmak için hijyen sağlayacak ürün bulamazlarsa ellerini kurutmadığını ortaya koyuyor. Ev dışı noktalarda ellerini yıkadıktan sonra hijyenik ürün bulamayan ve işletmelerden memnuniyetsiz ayrılan yüzde 28 oranında tüketici bulunurken, 100 kişiden 95’i mekan kalitesi denilince tuvalet hijyenini şart koştuğunu, söylüyor.

Şu düşünülebilir. Akaryakıt dönemi bitiyor, kalite düşebilir. Bu görece doğru bir algı olabilir ama Türkçeyi doğru kullanmak adına, Akaryakıt dönemi bitiyor, değil de Akaryakıt dönemi bitecek, demek daha uygun olacaktır. Elektrik ile çalışan otomobillerin yollarda daha çok gözükmesi ile birlikte, Akaryakıt dönemi bitecektir. Ancak, elektriğimizi hızlıca doldurmak için yol kenarında ki istasyonlara yine ihtiyacımız olacak ve günümüzdeki istasyon zincirleri o yöne doğru evrilecektir. Yeni markaların doğması muhtemeldir ancak mevcut markalar akıllı olduğu sürece yine dev güçler olmaya devam edeceklerdir. Buna benzer bir konuyu geçtiğimiz yıl içecek sektörü üzerine yorumlamıştık. Cola tüketiminin azalması, Coke ve Pepsico’yu hafifçe sarsmaktan öte gidemeyecektir.

http://www.pazarlamasyon.com/pazarlama/saglikli-yasam-trendinin-icecek-sektorune-etkileri-sorry-coke/

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sağlık yönetimi mezunu. Üniversite yıllarından itibaren, Acıbadem ve Medipol Hastanelerinde çalıştı. Şuan Okan Üniversitesi Hastanesinde Pazarlama Sorumlusu olarak yoluna devam etmektedir. Büyük Sağlık Yönetimi Zirvesi, Sağlık Hizmetlerinde Pazarlama Zirvesi gibi organizasyonlar düzenledi. İlgi alanları, sağlıkta marka, pazarlama, sağlık politikaları. Eğitim gönüllüsü.

Bir Cevap Yazın

Konkordato Nedir?

Konkordato Nedir?

Konkordato, borçlunun alacaklılarıyla yaptığı ve ticaret mahkemesinin onayıyla geçerlilik kazandığı bir anlaşmadır. Konkordato borçlunun elinde olmayan sebeplerden ötürü borçların tümünü ödeyemeyen iyi niyetli borçlular için kabul edilmiş bir borç anlaşmasıdır.

Konkordato, borçlunun alacaklılarla ödeme düzeninin üçte ikisiyle anlaşarak borçlarının en az yarısını ödemesi ve kalanını da ödeme planına bağlamasıdır. İflas talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli bir dilekçeyle borçlu şirketler hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Konkordato talebi üzerine mahkeme istenilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde geçici mühlet kararı vererek, borçlunun mal varlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacak.

Konkordato dosyasını inceleyen icra kurulu borçlu şirketin gerekli şartları taşıdığı kanısına varılırsa; borçluya iki aylık bir konkordato süresi verilir. Ödeme konusunda güçlüğe düşen ve iki ay içerisinde ödeme yapabilecek olan borçlular bu süreç içerisinde alacaklılara borçlarının %50’sini ödemesi gerekir. Borçlunun talebi üzerine, konkordato müessesesi işlemeye başlar.

Konkordato müessesi 2004 yılı İ.İ.K ‘nun 285-309. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler ise dört ana başlık altında maddelere ayrılmıştır;

1-Adlı Konkordato

2- İflastan Sonra Konkordato

3- Mal Varlığının Terki Suretiyle Konkordato

4- Sermaye Şirketleri ve Kooperatiflerin Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırılması

Konkordato Süreci Nasıl İşler:

-Borçlunun konkordato süresi verilmesi için gerekli gereken şartları taşımadığı sonucuna varılır ise yapılan konkordato başvurusu iptal edilir.

-Borçlunun gerekli şartları taşıdığı kanısına varılır ise, borçluya konkordato süreci tayin edilir ve komiser atanır.

-Konkordato projesini inceleyen Tekik Mercii, borçlunun teklifinin gerekli şartları taşıdığı kanısına varılırsa borçluya iki aylık bir süre tanınır.

-Süre,kararın verildiği tarihten itibaren işler ve takip ikinci ayın aynı tarihinde biter.

-Konkordato komiseri bu süre içerisinde, rapor ve konkordato dosyasını hazırlayarak mahkemeye verilmek üzerine icra dairesine teslim eder. Dosya üzerine Ticaret Mahkemesi, konkordatonun tasdik edilip edilmeyeceği hakkında inceleme yapmaya başlar.

Kimler Konkordato Talebinde Bulunabilir;

-Borçların ödeme tarihi geldiği halde ödeme yapmayan veya ödeme tehlikesi altında olan borçlular konkordato talebinde bulunabilirler.

-Ayrıca iflas talebinde bulunabilecek alacaklılardan biriside, gerekçeli bir dilekçe ile borçlular yerine konkordato talebinde bulunabilecekler.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Huawei’yi Akıllı Telefon Pazarında İkinciliğe Taşıyan Pazarlama Stratejisi

  • Çinli akıllı telefon üreticisi son bir yıl içerisinde, global akıllı telefon satışları bazında Apple’ı geride bırakarak pazarda ikinci sıraya yerleşti.
  • Bu yılın ikinci çeyreği itibarıyla Apple’ın pazar payı %11,9’a düşerken Huawei’nin pazar payı ise %13,3’e yükseldi.
  • Her ne kadar piyasaya sürdüğü akıllı telefonlar birçok açıdan son derece başarılı olsa da, Huawei bu hızlı yükselişini izlediği doğru pazarlama stratejisine borçlu.
  • İlgili Yazı: Huawei, Apple Kuyruğunda Bekleyen Vatandaşlara Powerbank Dağıttı

Marketing Week’in yayımladığı yazıya göre, yaklaşık olarak bir yıl öncesine kadar akıllı telefon pazarının zirvesinde Apple ve Samsung vardı. Gartner’ın paylaştığı verilere göre, bu iki dev marka, 2017 yılının ikinci çeyreğinde global akıllı telefon satışlarının %34,7’sini tek başlarına üstlendiler. Buna karşılık son yıllarda piyasaya sürdüğü şık ve gelişmiş kamera teknolojisine sahip akıllı telefonlarıyla fazlasıyla ses getiren ve bu ikilinin hükümdarlığına son vermek isteyen Çinli teknoloji şirketi Huawei’nin aynı dönemdeki pazar payı ise sadece %9,8 idi.

Aradan geçen bir yıl sonunda, Samsung’un pazar payı %19,3’e, Apple’ın pazar payı ise %11,9’a düşerken Huawei’nin pazar payı ise %13,3’e yükseldi ve Çinli marka, global akıllı telefon pazarında ikinci sıraya yerleşmiş oldu. Huawei yakaladığı bu yükselişle birlikte, global akıllı telefon satışı bazında en büyük ikinci akıllı telefon markası olan Apple’ın yedi yıldan uzun bir süre boyunca devam eden hakimiyetine de son vermiş oldu. Bundan önce Apple’ın ilk ikide yer almadığı en yakın dönem, 2010 yılının ikinci çeyreğiydi. Huawei’nin çıkarttığı akıllı telefonların teknik, tasarım vb. anlamda son derece başarılı olması, şirketin ikincilik koltuğuna yerleşmesini sağlayan en önemli unsurlardan biriydi. Ancak dünyanın en iyi ürününü de üretseniz, eğer onu doğru bir şekilde pazarlamayı başaramazsanız, sonuç büyük ihtimalle hüsran olacaktır. Huawei ise bu başarıyı elde ederken son derece doğru bir pazarlama stratesi izledi.

Huawei’nin Nisan 2018’de Çıkarttığı Üç Arka Kameralı Amiral Gemisi Akıllı Telefon Huawei P20 Pro

Huawei Avrupa CMO’su Andrew Garrihy, şirketin “tüketici deneyimine gerçek anlam” getirmenin yollarını arayarak inovasyona dair farklı bir yaklaşıma sahip olduğuna inanıyor. Bunu yapmak içinse akıllı telefonun iki yönüne odaklandı: kamera ve pil. Bu minvalde Huawei P20, Leica ile ortaklaşa geliştirilen ve yapay zeka tarafından desteklenen ilk üç lensli kameraya sahipti. Bunun yanı sıra şirket, ortaklıklar ve iş birliğini de önemli bir unsur olarak görüyor. Şirketin son birkaç akıllı telefonlarının kameraları için Alman fotoğraf makinesi üreticisi Leica ile yaptığı iş birliği ise bunun en büyük göstergesi.

Huawei’nin yaptığı önemli iş birliklerinden biri de yaratıcı ajans Doner London ile olandı. Yakın zamana kadar Huawei, Birleşik Krallık’ta pek bilinen bir marka değildi. Tüketicilerin, markanın ismini telaffuz etmekte zorlanması bir yana, ayrıca şirketin konumlandırmasının ne olduğu ya da başka üreticilere göre neyi farklı yaptığı konusunda tüketicilerin kafasında bazı soru işaretleri vardı. Doner London’ın yönetici kreatif direktörü Logan Willmont, bu konuyla ilgili olarak şu dikkat çekici ifadeyi kullanıyor:

Hiçkimse kim olduğunuzu bilmiyorsa, harika ürünlerin hiçbir önemi kalmaz.”

İşte bu nedenden dolayı Doner London, Huawei için bir marka inşasına başladı. Bu marka inşası -her ne kadar bunu da yapsa da- çizgi üstü kampanyalardan ziyade, PR, dijital ve deneyimsele odaklandı. Örneğin Huawei, şu sıralarda katılımcıların yapay zeka üzerinden değerlendirileceği bir fotoğrafçılık yarışması düzenliyor ve daha şimdiden 700 binden fazla başvuru alınmış durumda. Garrihy, şirketin mevcut pazarlama anlayışıyla ilgili olarak şunlara dikkat çekiyor:

“Şu anda şirket için pazarlama, ürüne komşudur, en önemli odak alanıdır. Sadece bir marka olarak Batı Avrupa’daki büyümemize bakarsanız, pazarlama bir numaradır. Çünkü hikayemizi anlatmak ve markamızı keşfetmeleri için insanlara yardım etmek zorundayız. Gelecek başarımız için pazarlamanın kritik olduğu Huawei’de büyük ölçüde kabul edilmiştir. Şimdi pazarlamaya yatırım yapabiliriz, çünkü doğru ürünlere sahibiz. Hikayemizi anlatmak ve insanların ürünlerimizi keşfedebilecekleri ve deneyimleyebileceklerinden emin olmak için şu anın doğru zaman olduğu bir noktaya eriştik.”

Huawei, Birleşik Krallık’ın önemli şehirlerinin caddelerinde, özellikle bir Apple Store ve Samsung mağazasına yakın olan lokasyonlarda açık kasa kamyonların taşıdığı reklam panoları aracılığıyla Huawei P20’nin tanıtımını yaptı.

YouGov BrandIndex’in paylaştığı veriler, bu odağın karşılığını verdiğine işaret ediyor. Huawei markası, Birleşik Krallık’ta geçtiğimiz yıl boyunca neredeyse bütün ölçütler açısından -değerden kaliteye ve üne kadar- önemli ölçüde bir yükseliş gösterdi. Marka farkındalığı, 13,2 puan artışla 62,8’e yükseldi. Bununla birlikte marka değerlendirmesi 5,4 puan artarak 11,4’e yükselirken satın alma niyeti ise 1,4 puan artarak 2,7 oldu. Yine de Huawei, bu istatistiklerde Samsung ve Apple’ın yanı sıra, Sony, LG ve hatta Nokia gibi daha eski oyuncuların arkasında yer alıyor.

Garrihy, önümüzdeki dönemde Huawei’nin pazardaki bu konumunu koruyabileceğini düşünüyor ve bu görüşünün nedenini şu sözlerle açıklıyor:

“Bizi farklı kılan birkaç şey var. Öncelikle öğrenmeye yönelik gerçek bir tutkumuz ve bağlılığımız var. Kültürümüz her zaman statükoya meydan okumaya inanıyor. Ve iş birlikçi bir yapıda daha çok çalıştığımız ve düşüncelerimizi paylaştığımız için inançlarımızı sürekli olarak sorguluyoruz. Fakat muhtemelen bizim için en güç olan şey, hızlı bir şekilde büyüyor olmamızdır. Dünyadaki en rekabetçi pazarlardan birinden, büyük tesisleşmiş markaların yanı sıra, her gün mücadele etmeye alışık olduğumuz pek çok genç ve daha küçük markanın olduğu Çin’den geliyoruz. Bu, kültürümüzle birlikte, diğer markalar gibi olmadığımızdan emin olmamız için bizi harika bir konuma yerleştiriyor.”

Huawei’nin öğrenmeye olan bu bağlılığı, şirketin pazarlamasına kadar yayılıyor. Şirket, medya faaliyetlerinin rakiplerine karşı nasıl performans gösterdiğini ve bunun marka değerlendirmesini ve satın alma niyetini nasıl etkilediğinin yanı sıra; reklam faaliyetlerini gerçek zamanlı olarak ölçümlüyor ve optimize ediyor ve bunun yanı sıra farkındalık, ses paylaşımı ve makale duyarlılığı da dahil olmak üzere çeşitli metrikleri izliyor. Garrihy, bu konuyla ilgili olarak ise şunları ifade ediyor:

“Yaptığımızı yansıtmak için çok zaman harcıyoruz. Öğrenen bir organizasyonuz. Neyin işe yaradığını ve yaramadığını gerçekten anlamak için ölçümleme, analiz ve raporlamaya çok zaman ve para harcıyoruz.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?