Türkiye’de Y Kuşağı Kendi İşini Kurmanın Peşinde 0

Edelman, Y kuşağı olarak da bilinen ve 1980 ile 1995 yılları arasında doğmuş bireylerin bakış açıları, markaların hayatlarındaki yeri ve kültürel değişimlerin onların üzerindeki etkisi gibi birçok konuda kapsamlı bir analiz sunan 8095® isimli araştırmasının 2012 verilerini yayınladı. 8095 isimli araştırmanın 2012 verileri bu yıl ilk defa, Türkiye’de bu yaş aralığında bulunan gençlerin istatistiklerini de içeriyor.

Araştırma, markaların gelişen rollerinin ve global ekonomik durgunluk gibi sosyoekonomik değişimlerin Y kuşağı üzerindeki etkilerini analiz etmek amacına odaklanıyor. 8095® 2.0 araştırmasının verileri açıkça ortaya koyuyor ki Y kuşağı, satın alma eğilimlerini yönlendirmek konusunda oldukça iddialı. Öyle ki 11 ülkedeki Y kuşağı üyelerinin %74’ü, yaşıtlarının ve diğer kuşakların satın alma kararlarını etkileyebileceklerine inanıyor.

8095® 2.0, Y kuşağı üyelerinin artık yaş ortalaması büyük bir nesil haline geldiğini göz önüne alarak, pazarlama iletişimi uzmanlarının bu kuşağa ilişkin algılarını yeniden değerlendirmeleri gerekliliğini ortaya koyuyor” diyen Edelman 8095 Araştırma Grubu Direktörü Alex Abraham şöyle devam ediyor: 2013 yılı itibariyle bu kuşağın en küçük üyeleri 18, en büyük üyeleri ise 33 yaşında oluyor, birçoğu çocuk sahibi, kariyerleri var. Üstelik hem bugünün dünyasına yön veriyor hem de inanılmaz bir harcama gücünü ellerinde barındırıyorlar. 2025 yılı itibariyle çalışan nüfusun %70’ini Y kuşağı oluşturacak

Internet ve dijital teknolojilerle yakın bağlar içinde büyüyen bir nesil olarak Y kuşağı, kendisinden önceki nesillere göre çok daha farklı şekilde iletişim kuruyor ve etkileşim beklentileri de aynı oranda farklılık gösteriyor. Trendleri genelde onlar başlatıyor ve kendilerini yeni markalar deneyimleme arayışına zorlayan bir pop kültüre aitler. Pazarlamacılar ve iletişimciler için ayrı önemleri var çünkü artık gelecek nesil olmaktan çok bugünün hedef kitlesi arasında yer alıyorlar ve sürekli artan gelirleri ile muazzam bir satın alma gücüne sahipler.

Y Kuşağı birbirinden farklı 3 önemli global trende liderlik ediyor:

  • Kentleşme –Tarihte ilk defa, kentlerde yaşayan insan sayısı kırsal kesimde yaşayanların sayısını geçiyor.  2050 yılı itibariye, insan nüfusunun %70’i kentlerde yaşayacak. Y kuşağı ise bu akıma öncülük edecek. Bu yeni akımın sonucunda ise insanların toplumsal kimlikleri yaşadıkları şehirlerin özellikleri ile yakından ilişkili bir hal alacak.
  • Deneyim – Y kuşağı bugün, kendilerine deneyimleme fırsatı tanıyan satın almalara değer veriyor. Günümüzün ekonomik yapısı ise bu neslin, diğer nesillerin onların yaşlarındayken harcama yaptıkları ev, araba gibi harcamaları ötelemesine neden oluyor. Sadece ekonomik açıdan değil ideallerdeki değişim de bu ötelemenin bir parçasını oluşturuyor. Y kuşağı “sosyal satın alma” eğiliminin yükselmesine liderlik ediyor (Groupon, Zipcar, etc).
  • Y Kuşağında Ebeveyn Rolü – Geleneksel toplumsal cinsiyet rollerindeki değişimin etkisiyle, Y kuşağında kadınlar daha çok “ekmeğini kazanan” rolünü üstleniyor. Bugün üniversitelerdeki kadın sayısı erkeklerden daha fazla.  Y kuşağındaki erkekler ise, geleneksel olarak kadınlar tarafından üstlenilen ev ile ilgili sorumluluklarda ve alışveriş işlerinde diğer nesillerin erkeklerine göre daha aktifler.

11 Ülkeden Derlenen Y Kuşağı Analizi ve Türkiye’de Y Kuşağı Eğilimleri

  • 11 ülkedeki Y kuşağının hayattaki en büyük hedefi, 12 seçenek arasında en büyük yüzde ile “kişisel tutkuları ile örtüşen bir iş yapmak” (%79). “Ev sahibi olmak”  ikinci büyük hedeflerini oluştururken (%78), üçüncü sırada ise “aile kurmak/evlenmek” (%72) isteği geliyor. Türkiye’deki Y kuşağının ilk üç hedefi arasında ise “bir ev sahibi olmak” (%86), “iş yerinde güçlü bir unvana sahip olmak” (%82) ve “yüksek maaşlı bir işte çalışmak” (%80) yer alıyor.
  • Araştırma kapsamında yer alan Y kuşağı üyelerinin %48’i “kendi işlerinin sahibi olmayı” hayattaki en büyük amaçları olarak tanımlıyor. Global çapta etkisini gösteren ekonomik sıkıntılar ve Mark Zuckerberg ile Andrew Mason gibi yaşıtlarından aldıkları ilhamla Y kuşağı üyelerinin girişimcilik vizyonları oldukça yüksek. 11 ülke arasında, %76’lık bir oran ile Y kuşağının kendi işinin sahibi olmak istediği en yüksek ülke ise Türkiye. Türkiye’yi  %65 ile Brezilya, %61 ile ise Çin izliyor. Örneğin Fransa’da Y kuşağı üyelerinin sadece %30’unun kendi işinin sahibi olmak istediğini düşünürsek Türkiye’deki rakam oldukça büyük bir farkı ortaya koyuyor. Türkiye, Brezilya ve Çin gibi ülkelerde Y kuşağı bireylerin hem girişimci fikirlere sahip olma hem de aileleri ile yaşama oranlarının yüksek olması, ikisini arasında önemli bir bağlantı olabileceğini gösteriyor.  Aileleri ile birlikte yaşayan Y kuşağı üyeleri bunu başarıya ulaşmak için bir avantaj olarak görüyorlar.
  • Dünyadaki Y kuşağı üyeleri, 7 kategori arasında en çok sağlıkla ilgili ürün ve hizmet harcamalarında yüksek miktarda ödeme yapıyor. Kıyafet ile güzellik/bakım harcamaları ise Y kuşağının en az miktarda ödeme yaptıkları alanlar olarak karşımıza çıkıyor.

“Ekonomik istikrar”, araştırmaya katılan tüm Y kuşağı üyeleri için hem kendi topluluklarında hem de ülkeleri genelinde en çok önem verdikleri konular arasında yer alıyor. 12 seçenek arasında 8 ve 9’uncu sıralara yerleşen “ihtiyacı olanlara yardım etme” ve “çevreye destek sağlama” gibi amaçlar, Y kuşağının öncelikleri arasında yer almıyor. Ancak Türkiye, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi dayanışma kültürünün yüksek olduğu ülkelerde bu iki amaç, ilk 5 öncelik arasında mutlaka kendisini gösteriyor.

  • Y kuşağı için “alışveriş” sosyal bir aktivite olarak karşımıza çıkıyor. Araştırma kapsamında yer alan Y kuşağı üyelerinin %65’i tek başlarına alışveriş yapmıyorlar. Türkiye’deki Y kuşağının % 66’i sevgilileri, arkadaşları veya aile bireyleri ile alışverişe çıkıyor.
  • Her 3 Y kuşağı üyesinden 1’i arkadaşlarının onaylamadığı bir satın alma eğiliminde bulunmayacaklarını belirtiyor.
  • Y kuşağının satın alma davranışlarında sosyal medya,  beklenilenin aksine ana faktör olarak yer almıyor. Y kuşağının satın alma kararlarında, arama motorları %51 ile ilk sırada konumlanırken, %47 oranla arkadaşlarla kurulan diyalog 2’nci sırada, %45 oranla aile ile yüz yüze konuşma 3’üncü sırada, %43 ile ise ürün inceleme web siteleri etkili oluyor. Türkiye’deki Y kuşağı da global verilere paralel olarak, önce arama motorlarının, sonra ürün inceleme sitelerinin ve son olarak arkadaşları ve aileleri ile yaptıkları yüz yüze görüşmelerin satın alma kararlarını etkilediğini söylüyor.
  • Dünyadaki her 10 Y Kuşağı üyesinden 6’sı (%65), aileleri, büyükanne ve büyükbabaları ve kendilerinden daha genç aile üyeleri de dahil olmak üzere diğer jenerasyonların satın alma kararlarını etkilediklerini düşünüyor. Türkiye’de ise aileleri, büyükanne veya büyükbabaları ve kendilerinden daha genç aile üyelerinin satın alma kararlarını etkilediklerini düşünen Y kuşağı üyelerinin oranı %48’i buluyor. Y kuşağına mensup bireyler, ebeveynleriyle bir önceki kuşaklara nazaran çok daha iyi anlaştıkları için, bu etkileşim aslında karşılıklı. Türkiye’deki Y kuşağının % 55’i yeni trendleri en çok arkadaşlarından öğrendiklerini söylerken, % 49’ü ise ailelerinden öğrendiklerini belirtiyor.
  • Y kuşağı üyeleri, satın alma kararı verirken ise %94’lük bir oran ile birden fazla kaynaktan beslenmeyi tercih ediyor; ancak beslendikleri kaynak (%54) 1-3 arasını geçmiyor. Y kuşağının birçok kaynak üzerinden bilgi alma eğilimi, arkadaşları ve ailelerini bilgilendirmek için o konuda uzmanlaşma isteklerinden kaynaklanıyor. Bu noktada, Y kuşağını etkilemek için ana yöntem, onlara birçok kanaldan ulaşmak olarak karşımıza çıkıyor.
  • Y kuşağının markalardan beklentileri fazla. Y kuşağı, markaları kendilerinin bir yansıması olarak gördükleri için etkileşim halinde oldukları markalardan benzersiz deneyim örnekleri sunması, ürün kalitesi ve anında yanıt alabilme refleksi gibi özellikler bekliyor. Türkiye’deki Y kuşağının % 78’i markaların geziler, eğitimler, koçluk gibi aktivitelerle onlara farklı deneyimler sunmasını, %76’sı ise markaların burs vs. gibi yollarla kendilerini finansal olarak desteklemesini istiyor. Markalarla ilgili beklentiler geri kalan 10 ülkede de benzerlikler gösteriyor.
  • Türkiye’deki Y kuşağının % 75’i markalarla yaşadıkları iyi veya kötü deneyimleri paylaşma gereklilikleri olduğunu düşünüyor.
  • Dünyadaki Y kuşağının % 75’i ülkelerinin dünyada etkili olduğunu düşünürken, Çin’deki gençlerin % 98’i, Almanya’dakilerin % 82’si ve Hindistan’dakilerin ise % 84’ü de aynı kanıda. Türkiye’deki Y kuşağının ise yalnızca % 62’i Türkiye’nin dünya arenasında etkili olduğunu düşünüyor.

 

 

MARKALARA ÖNERİLER:

  • Markalar, Y kuşağının ihtiyaç duyduğu ve markalardan talep ettikleri 2 yönlü diyalogu yakalayabilmek için öncelikle, Y kuşağının kendi hedeflerine ulaşmaları için onları desteklemek durumundalar.
  • Her marka Y kuşağını, ana hedefleri veya hedeflerini etkileyen bireyler olarak değerlendirmeli ve hem geleneksel hem de dijital arenada onlarla sürekli bir diyalog içinde olmalı.
  • Y kuşağını, var olma amaçlarının ve hikayelerinin birer elçisi olarak konumlandırmalılar. Onlara yeni deneyimler yaşatmalı bu sayede günümüz iletişiminde etkin bir yere sahip olan kulaktan kulağa yayılımı sağlamalılar.

Y kuşağı neden önemli?

  • Dünyadaki 7 milyar nüfusun 1,8 milyarını oluşturuyor – dünyadaki en geniş nesil
  • 2025 yılı itibariyle dünya çalışan nüfusunun % 75’ini oluşturması bekleniyor
  • 2018 yılı itibariyle bir önceki nesilden daha fazla harcama gücüne sahip olacaklar
  • En küçüğü 18 en büyüğü 33 yaşında
  • Ekonomik belirsizlikler, 11 Eylül, Tsunami, internet, akıllı telefonlar ve Facebook hayatlarını değiştiren etkenler
  • Tarihteki en fazla çeşitliliğe sahip ve eğitimli nesil
  • i Jenerasyonu veya Z jenerasyonu olarak bilinen “IT nesli” artık oluştu- en büyükleri 17 yaşında. Y kuşağını anlayamazsak, Z kuşağını hiç anlayamayacağız.

 

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link