Türkiye Pazarında Su Savaşı Giderek Büyüyor

Ülkemiz pek çok sektör açısından büyüme ve gelişmeye oldukça uygun bir pazar. Özellikle alkolsüz içecek alanında son yıllarda büyük bir atılım var. Soğuk çay, meyve suyu gibi alkolsüz içecek kategorilerinde pazara giren yabancı yatırımcılar, oldukça büyük yatırımlarla hem pazarı büyüttüler hem de yerli oyuncuların daha fazla pazarlama yatırımı yapmasını sağladılar. Coca Cola’nın Fuse Tea ile Ice Tea’nin karşısına çıkmasının ardından Çaykur’da sürpriz bir şekilde ve oldukça güçlü bir biçimde Didi ile pazara giriş yaptı. Pek çok oyuncunun yer aldığı meyve suyu pazarında ise klasik pazarlama taktikleriyle ilerleyen markaların karşısına yine pazara yeni giren yabancı oyuncu olan Tropicana, çok güçlü bir pazarlama hamlesiyle çıktı. Her şehrimizin meşhur bir meyvesini sahiplendi ve bu cesur hamleyle oldukça dikkat çekti. Yüksek ihtimalle karşısına daha sağlam hamlelerle çıkan bir marka olmazsa yakın zamanda pazarda liderliği kazanacak.

Şimdi gelelim asıl konuya; Türkiye’de İçme Suyu Pazarı da soğuk çay ve meyve suyu pazarı kadar olmasa bile büyümeye devam ediyor. Tabi ki bunu fark eden yabancı sermayeler de pastadan alacakları payı kaçırmamak için harekete geçti. Türkiye şu an dünyanın 11. büyük şişelenmiş su pazarı konumunda.

2012 verilerine göre Türkiye’de su pazarı hacmi yıllık yüzde 3,1’lik büyüme ile 10,2 milyar litreye ulaştı. Bunun 6,45 litresi damacana satış kanalından, 3,75 milyar litresi yıllık yüzde 10,4 büyümenin görüldüğü plastik şişe satış kanalından geliyor. Ülkemizde yıllık kişi başı tüketim ise 138 litre. 

su pazarı

Görüldüğü gibi büyümenin hiç de azımsanacak derecede olmadığı ambalajlı su pazarında yabancı oyuncuların pazar liderliği için gösterdiği çaba da hemen göze çarpıyor. Pazarın önemli oyuncularından Erikli’nin Nestle’ye satılmasıyla markanın oldukça ciddi bir pazarlama yatırımı yaptığını gördük. Geçtiğimiz aylarda Coca Cola’nın sahibi olduğu Damla Su da reklam filmleriyle kendini göstermeye başlamıştı. 

Bu filmin ardından şimdi de damacana satış kanalında farklılaşma yoluna giden Damla, cam damacanayla tüketicinin karşısına çıktı. Özellikle su konusunda hassasiyetin giderek arttığı ülkemizde bazı markalar pet şişelerin yanında içme suyunu cam şişelerde de satışa sunuyordu. Fakat damacana satış kanalında markanın böyle bir farklılaşma yoluna gitmesi oldukça cesur bir hareket. Ayrıca pazarın önümüzdeki günlerde daha da kızışacağının da göstergesi. Elbette rakiplerin buna cevabı gecikmeyecektir. Bakalım tüketicilerin bu hassasiyeti Damla Su’yun satışlarına nasıl yansıyacak.

Sorulması Gereken Sorular

Bu noktada cevaplarını kısmen de olsa bildiğim ancak yine de sorulması gereken birkaç soru olduğunu düşünüyorum:

  • Neden pazara yabancı bir oyuncu girmeden yerli markalarımız üret-sat mantığından sıyrılıp marka yatırımı yapmıyor?
  • Ülkemiz su ve meyve bakımından bu kadar zenginken neden meyve suyu ve ambalajlı su pazarını yabancılara bırakıyoruz?
  • Didi gibi ülkemizden çıkan cesur markalar için marka milliyetçiliği yapıp bu markaları sahiplenmemiz gerekmiyor mu?

Su Kaynaklarımız Birer Birer Satılıyor

Böyle bir konuda su kaynaklarımızla ilgili de söylememiz gereken birkaç söz var. Küresel ısınma nedeniyle ülkemizde yağışların oldukça azalması yüzünden su sıkıntılarından, barajların kuruma tehlikesiyle karşı karşıya olduğundan bahsettiğimiz şu günlerde, içme suyu kaynaklarımızın da birer birer uluslararası şirketlere satıldığını görmek acı verici. Akşam gazetesi su kaynaklarımızla ilgili şöyle bir derleme yapmış:

• Nestle, Sapanca’da yeni bir su kaynağı aldı.
• Yine Nestle, Erikli Su’yun yüzde 60’ını satın aldı.
• Nestle, Pure Life Su’yun da, şu andaki üreticisi.
• Coca-Cola Adapazarı-Sapanca bölgesinden Mahmudiye Su’yu satın aldı. Mahmudiye Su’yun adı, Doğazen olarak değiştirildi.
• Yine Coca- Cola’nın, Istrancalar’daki Saneta Su’yu da almak istediği kulislerde konuşuluyor.
• Coca-Cola halihazırda tartışmalı su markası Turkuaz’ın da üreticisi.
• Danone ise, şu anda Hayat ve Şaşal markalı suların üreticisi.

Gelecekte su savaşlarının yaşanacağı tahmin edilen dünyamızda bu bilgileri yorumlamayı da sizlere bırakıyoruz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com Editörü

Bir Cevap Yazın

Takım Yönetmek İçin Sahip Olmanız Gereken 8 Beceri

1- Çalışanlarınızı İş Yerinde Güvende Hissettirmelisiniz.

Büyük liderler kendi çıkarlarını her zaman çalışanlarının çıkarlarının arkasına koyar ve iş yerinde çalışanlarının kendilerini güvende hissetmelerini isterler. Çalışanlar haklarının asla yenilmeyeceğinden emin olmalıdır. Uğradıkları başarısızlıklardan ders çıkarıp ilerleme amaçlı kullanmaları için kendilerini güvende hissetmeli ve yöneticilerinin onlara güvendiğini bilmelidirler. Bu da her zaman daha yüksek düzeyde bir güvenle sonuçlanır.

Bir lider, çalışanlarını korumak ve iyileştirmek için kendini riske atar ve feda ederse, çalışanları da marka ve onun için hareket ettirmeye razı olurlar.

2-  Gerektiğinde Fikrinizi Değiştirebilmelisiniz

En zeki insanlar bile hata yapabilir ancak iyi bir lider yanlışını kabul edebildiğinde belli olur. Ne yazık ki pek çok lider tam bu noktada zayıf görünmemek için yanlış olduğunu anlasa bile kararını ya da fikrini değiştiremiyor. Fakat bir şeyin yanlış olduğunu itiraf etmek ve takımızını ve şirketi bu şekilde kurtarmak daha büyük bir güç gerektiriyor.

3- Takım Bağının Önemini Anlamanız Gerek

Bazen takım ile yapılacak aktiviteler zorlamaymış veya akraba buluşmasıymış gibi gelebilir. Önce gitmek istemezsiniz sonra da eve dönmek…

Takımla aranızda gerçek bir bağ kurabilmek için kişisel hikayelerini öğrenmeniz gerek. Hikayeleri paylaşmak ve olumlu sosyal deneyimlere sahip olmak, bir liderin takımlarıyla güven geliştirmesinin en iyi yoludur. Her iki şey de, insanlarla empati kurmamıza yardımcı olan hormon oksitosinin serbest bırakılmasını tetikler ve bize ailelerimiz için yaptığımız gibi başkalarına yardım etmemizi, onlarla ilişki kurmamızı ve onlarla ilgilenmemizi sağlar. Başka bir deyişle, bağlanmamızı sağlar ve bu iyi bir yoldur. 

Sizin ve takımınızın tutkulu olduğu, yaşam tarzınız ve kariyer motivasyonlarınız hakkında gerçek sohbetler yapmak, engelleri aşacak ve ekibinizin birbirleriyle ve liderinizle olan güvenini oluşturacaktır.

4- Empati Kurmalısınız

Beyninizin empatiyi tetikleyen kısmı ayna sistemidir. Bir insanın bir şey yaptığını gördüğünüzde ve aynı şeyi yaptığınızda ortaya çıkan düşünceleri ve niyetleri harekete geçirir. Bu, o kişinin eylemlerini neyin motive ettiğini anlamanıza yardımcı olur. Ancak, diğerlerinin üzerine güce sahip olduğunuzda, çoğu liderlik rolünde olduğu gibi, ayna sistemi çok fazla uyarılmıyor ve bu durum kendinizi diğer insanların kalıbına girmeye zorlamamanıza neden olur. 

İş yerinde birisi sizin sinirinizi bozacak bir şey söylediğinde bir adım geri çekilin ve o kişinin pozisyonuna bakın. Nasıl hissediyorsunuz? Bu bakış açısıyla bir şeyler mutlaka değişecektir. Bu şekilde çözüme çok daha rahat varabilirsiniz.

5- Takıma Meydan Okutmalısınız

1988-89 NHL Hokey sezonunda Brett Holl, 41 gol attı. Sezon bittikten sonra, baş antrenörü Brian Sutter ile birlikte çıkışta bir toplantı düzenledi. Toplantıda övgüden başka bir şey beklemiyordu fakat Koç Sutter ona övgü dolu sözler etmedi, Hull’a maçlarda daha iyi olmasını söyledi. Hull en iyi bir şekilde St. Louis’e geldi ve ikinci sezonun başlamasıyla neredeyse 72 gol atarak birinci dönem attığı gol sayısını ikiye katladı. Başarısı gittikçe arttı ve üçüncü sezonda ise 86 gol atarak kendi başarısını Koç Sutter sayesinde yükseltti.

6-  Duygularınızın Karar Verme Sürecinizi Etkilemesine İzin Vermemelisiniz

Büyük liderler çok fazla duygusal acıya sebep olsalar bile doğru olanı yaparlar. Eğer birinin gitmesine izin vermeleri gerekiyorsa, kendileri gibi olsalar bile gitmelerine izin verirler. Birisine yapıcı eleştiriler vermeleri gerektiğinde, duygularını incitmek istemeseler bile, onlara neyin gelişmesi gerektiğini söylerler.

7. Şeffaf Olmalısınız

İyi liderler çalışanlarına güvenir. Çalışanların da liderlerine güvenmesi için yöneticilerin açık olması gerekir. Şeffaf ve açık olunmadan işler saklanıp gizlendiğinde bu çalışanları korkutur ve bir belirsizliğe sürükler.

Büyük liderler genellikle bilgi ile insanlığa güvenir. Takımlarının organizasyonlarında ki sorununlarının anlaşa bilerek çözüleceğini biliyorlar.

8- En İyi Performansları Taktir Etmelisiniz

Lider olarak takımınızı nasıl değerli hissettireceğinizi bilmelisiniz. En önemli duygusal ihtiyaçlardan birisini yapmazsanız ekibiniz işten memnun kalmaz. “Çalışan memnuniyetsizliği” en yaygın nedenlerden biridir. Çalışanı takıma önemli hissettirmek, kendisini geliştirmeye devam etmesini dile getirmek ve çalışanları ödüllendirmek diğer çalışanlarınızın da motivasyonunu arttırmada faydalıdır.

Kaynak: HubSpot

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Tüketiciler, Kaliteyi Fiyattan Daha Önde Tutuyorlar

  • First Insight’ın yaptığı tüketici araştırmasına göre, tüketiciler açısından ürün kalitesi, fiyattan daha önemli bir unsur.
  • First Insight şirketinin kurucusu ve CEO’su olan Greg Petro’un ifade ettiğine göre, ibre indirimden uzaklaştıkça perakende şirketleri giyimden mobilyaya ve cihazlara kadar her kategoride kaliteli ürünler sayesinde daha fazla satış yapma şansına sahipler.
  • Ankete katılanların %53’ü, kaliteyi “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak görüyor. Katılımcıların %38’i ise fiyatı “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak gördüğünü söyledi.
  • Tüketicilerin büyük bir kısmı, mağaza indirimlerinin, indirim beklentileri konusunda herhangi bir etkisi olmadığını düşünüyor.
  • İlgili Yazı: Giyim Alışverişlerinin %27’si Online Olarak Gerçekleşiyor

Birçok tüketici için satın alacağı ürünün ya da hizmetin fiyatı büyük önem taşır. Ancak tüketiciler için ürün ya da hizmet seçimi konusunda en önemli unsur fiyat değil gibi görünüyor. First Insight Inc. isimli şirket tarafından yapılan yeni bir tüketici araştırmasına göre, tüketiciler açısından ürün kalitesi, fiyattan daha önemli bir unsur. Teknoloji firmasının belirttiğine göre, araştırma sonuçları, satın alma kararındaki indirimlerin bir etkisi olarak fiyat unsurunun düşüşe geçtiğini gösteriyor.

WWD isimli internet sitesinin paylaştığı habere göre, 1.000 tüketicinin katılımıyla gerçekleştirilen bu tüketici araştırması genel olarak araçlara, ev eşyalarına, mobilyalara ve elektronik ürünlere odaklanıyor. First Insight şirketinin kurucusu ve CEO’su olan Greg Petro, bu konuyla ilgili olarak tüketicilerin, fırsatlar bulmaya odaklanmak için mağazalar ve kitle tüccarları tarafından yıllar boyunca eğitildiklerini ve pek çok perakende şirketinin bu duruma aşırı indirimlerle karşılık verdiğini ifade etti.

Ancak Petro, tüketicilere istedikleri kaliteye, farklılaştırılmış ürünlere ve bekledikleri fiyata ulaşma imkanı sağlamaya odaklanan perakende şirketleri, fazlasıyla ilgi gördükleri ve tüketici zihniyetini değiştirdikleri için bu çalışmanın sonuçlarının, bir devrilme noktasına ulaşmış olabileceğimizi gösterdiğini belirtti. Bunun birlikte Greg Petro’un ifade ettiğine göre, ibre indirimden uzaklaştıkça perakende şirketleri giyimden mobilyaya ve cihazlara kadar her kategoride kaliteli ürünler sayesinde daha fazla satış yapma şansına sahipler.

Araştırmacılar, ankete katılanların %53’ünün kaliteyi “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak değerlendirdiğini belirtti. Buna karşılık katılımcıların %38’i ise fiyatı “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak gördüğünü söyledi. Raporu hazırlayan yazarların belirttiğine göre, bu araştırmaya katılan tüketicilerin büyük bir kısmı, mağaza indirimlerinin; araçlar, akıllı telefonlar, mobilyalar, ev aletleri ve ev elektroniği ürünleri de dahil olmak üzere diğer kategorilerdeki indirim beklentileri konusunda herhangi bir etkisi olmadığını düşünüyor ve her geçen gün indirimlere yönelik olarak tüketici beklentileri düşüyor.

First Insight şirketi, yaptığı bu tüketici araştırması sonucunda, mobilya ve taşıt kategorilerinin beklentilerdeki en keskin yüzde değişimini yaşadığını keşfetti. Buna karşılık olarak ankete katılanların %98’i mobilya, %74’ü ise taşıt kategorisindeki indirimlerin, satın alma konusunda herhangi bir etkisi olmadığını ifade etti. İndirimlerin satın alma kararlarını etkilemediğini bildiren baby boomers kuşağı (1946 ila 1964 yılları arasında doğanlar) mensuplarının ve erkeklerin yüzdesi, mobilya kategorisinde iki kattan fazla arttı. Baby boomers kuşağı için %128 artış yaşanırken erkeklerde ise %111 oranında bir artış gerçekleşti. Bununla birlikte indirimlerin satın alma kararlarını etkilemediğini belirten Y kuşağı üyelerinin yüzdesi ise bir önceki ankete göre %94 artış gösterdi.

First Insight, nesiller ve cinsiyetler arasında kalite ve fiyat tercihlerine ilişkin olarak, ankete katılan erkeklerin %54’ünün ve kadınların ise %51’inin kaliteyi “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak belirlediğini ifade etti. Ayrıca şirketin belirttiğine göre, benzer şekilde baby boomers, Y kuşağı ve X kuşağı da genel olarak kaliteyi fiyata tercih ediyor. X kuşağının %41’i fiyatın kendileri için en önemli faktör olduğunu belirtirken baby boomers ve Y kuşağı için ise bu oran %36.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link