Türkiye Cips Pazarına Genel Bir Bakış 2

Türkiye’de önceleri cips denince akla lider iki firma olan Uzay Gıda ve Kar Gıda gelirdi. 1986’da kurulan Uzay Gıda, iki yıl içinde hisselerinin %50’sini, 1993’te de tamamını Frito Lay’e devretti. Cips pazarında bir diğer Türk oyuncu olan Kar Gıda ise 2002’de Kraft tarafından satın alındı ve pazar yabancı üreticiler tarafından domine edildi. O dönemde bir de Pringles’ın pazara girmesiyle pazarın %90’lara yakın oranı bu 3 firma tarafından yönetilir hale geldi. Yabancı yatırımcılar, Türk markalarının piyasa hakkındaki ön yargıları, endişeleri yıkıp gerçek potansiyelinin anlaşılmasını sağlamasının ardından koşarak Türkiye’ye gelmelerinin en büyük sebebi tabii ki Türkiye’nin genç ve atıştırmalık tüketimine yatkın nüfusu ile, cips pazarının gelişmiş pazarlara göre kişi başına tüketimde vaat ettiği büyük getirilerdi.

2004 yılında yaklaşık 233 milyon dolarlık Türkiye cips pazarı 2012 yılında 800 milyon doları geçerek, %300’ün üzerinde bir büyüme oranıyla beklentileri boşa çıkarmıyor. Aynı zamanda 2004’te 400 gram olan kişi başına cips tüketimi de şu anda 1 kg’ı yakalamış durumda. Fakat bu büyüme dahi, pazarın hala Avrupa’da ki 4-5 kg ve ABD’deki 9 kg’lık tüketimin oldukça altında seyretmesinin önüne geçemiyor. Yani pazar hala büyük oranlarda büyümeler vaat ediyor markalara.

Cips Pazarının Oyuncuları

136319 copy

Pazarda %70’in üzerinde bir paya sahip olan Frito Lay; Doritos, Lay’s, Ruffles, Cheetos markaları ile pazarda rakipsiz bir görüntü çiziyor. Hatta Frito Lay, pazarda kendi markalarını rekabet ortamına sokarak, ürünlerini yeniliyor, geliştiriyor. Frito Lay ile rekabet etmeye çalışabilen tek şirket Kraft’ın sahibi olduğu Patos, Cipso ve Çerezos markaları. Fakat şirketin tuzlu çerezler pazarına değil de daha çok şekerleme ve sakız pazarında ki ağırlığı sebebiyle bu markalar potansiyellerini ortaya çıkaramıyorlar. Son günlerde de zaten tuzlu çerezler kategorisindeki markalarının tamamını, Doğuş Çay markasının da sahibi olan Doğuş Grup’a devretti. Bu satın alma pazara bir Türk oyuncunun tekrar dahil olması anlamına geliyor. Aksaray’da üretim için bir fabrika kuran Doğuş Grup, Frito Lay’e dişli bir rakip olacaklarını ve Orta Doğu pazarında büyüme hedeflerinin olduğunu belirterek, “Ülkemiz adına değer yaratacak bir alım gerçekleştirdik. Cips yatırımlarımız sürecek.” diyerek bu kategori de iddialı olduklarını gösteriyor.

Bu iki oyuncunun dışında daha farklı bir segment de boy gösteren Pringles, pazarda premium ürün olarak konumlanıyor. Bu sebeple pazar payı düşük olsa da markanın sağladığı getiri yüksek. Büyük oyuncuların dışında kalan yerli üreticiler arasında ise, Seykar Gıda’nın Peritos ve Nazlı Gıda’nın cep çerezi olarak tanımlanan Dabi Dabi mısır çerezi süpermarketler dışındaki perakende noktalarında sessiz bir şekilde büyüyorlar. Gesa Gıda’nın ise Cornitos, Patitos, Rulito ve Punto markaları da pazarda yer alan ürünlerden. Süpermarketler dışında satılan bu markalar özellikle Afrika, Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri’ndeki ihracat performanslarıyla dikkat çekiyorlar. Bu markalar dışında sadece BİM marketlerinde satılan Star Krak, Party ve Patito markaları da pazarda hatırı sayılır oyunculardan.

Cips Pazarı’nda Tüketim Alışkanlıkları

Türk halkı atıştırmalık tüketiminde dünyada kendisine ön sıralarda yer buluyor. Fakat halkımızın atıştırmalık tüketimi daha çok evde üretilen kek, börek, kurabiye gibi yiyecekler bu alışkanlığın büyük kısmını oluşturuyor. Dolayısıyla paketli atıştırmalık pazarımız, toplam atıştırmalık potansiyeline göre düşük bir oranla yer alıyor. Buna ek olarak da Türk tüketiciler milli damak tadına oldukça düşkünler ve bu sebeple cipslerde de bu baharatları, aromaları tercih ediyorlar. Ayrıca patates cipslerinin doğal patates kızartmasının yerine tercih edilmemesi ve yapay bir cips olarak algılanması nedeniyle pazar özellikle patates cipsleri kategorisinde büyümekte zorlanıyordu. Bu bariyerleri aşmak için oldukça büyük çaba sarf eden Frito Lay, pazarı büyütme adına gerçekleştirdiği Doritos’un AlaTurca ve Lay’s’in Ayşe Teyze’nin baş rolde olduğu Doğal Patates Cipsi kampanyaları tamamen pazara lokal dokunuşlar ile alışkanlıkları değiştirmeye yönelikti ve yazının başında bahsettiğimiz rakamlarda bu kampanyaların başarısını ortaya koyuyor.

ayse_teyze

Bahsettiğimiz iki kampanya ve cipslerde yerel tatların aroma olarak kullanılması ile büyüyen pazardaki araştırmalar, aynı zamanda gençlerin tükettiği bir ürün olan cipsin yavaş yavaş orta yaşlı tüketiciler tarafından da tercih edildiğini ortaya koyuyor. Patates cipsi ve mısır cipslerinin 16 yaşından 50 yaşlara kadar olan büyük bir yaş aralığında tüketicisi bulunuyor. Mısır çerezi olarak pazarda yer alan Cheetos ve Çerezos gibi markaların başı çektiği segment de, daha çok 8-13 yaş grubundaki tüketicilere hitap ediyor. Zaten çoğunlukla çizgi kahramanlar ile gerçekleştirilen kampanyalar da, çocuklara odaklı bir stratejinin ürünü.

Cips Pazarının Önündeki Küçük Engeller

Cips pazarındaki bu parlak rakamlara ve tüketim alışkanlıklarının pozitif yönde değiştirilmesine rağmen şu andaki en büyük dezavantaj fiyatlar. Fiyatların yüksek olarak seyretmesinin en büyük sebebi ise reklam giderleri olarak göze çarpıyor. Satış rakamları, reklam ile oldukça bağlı bir grafik çizdiğinden, reklamlara ayrılan pay ile satışların artması aynı oranda seyrediyor. Bu sebeple de reklamlardan vazgeçmek, satışların direk olarak olumsuz yönde etkilenmesine sebep oluyor.

Diğer bir dezavantaj ise tüketicilerin cips ve benzeri ürünlerde aynı tatları kanıksaması ve yeni tatlar araması. Bu sebeple cips üreticileri sık sık yeni tatlar, yeni ürünler piyasaya sunmak zorunda kalıyorlar. Geçmişten bu güne piyasaya sunulan onlarca tat var, hatta dönemlik olarak çıkarılan tatlar ile tüketicilerin eski tada karşı olan bıkkınlığını kırıp, tekrar eski tada geri dönmesi sağlanıyor. Tatlara ek olarak, yağlı ürünler olarak cipsler toplumda sağlığa zararlı olarak algılanıyor. Bu da tüketimi tehdit eden diğer unsurlardan biri. Ancak az yağlı üretilen, fırınlanan cipsler ile pazar bu endişelere de kayıtsız kalmıyor.

Bu dezavantajlar şirketlerin üstesinden gelebileceği, pazarda önemli engellemelere sebep olacak bariyerler değil. Bu sebeple de gelecek yıllar da pazarda yeni oyuncuların yer alacağı, özellikle yerli üreticilerin atak yapması bekleniyor. Markalaşma konusunda yeni atılan adımlar sayesinde, yerli üreticiler de büyük oyuncular ile baş edebilecek noktaya tekrar çıkabilirler. Zaten şu anda pazardaki oyuncuların tarihinde hep Türk üreticiler mevcut ve Türk üreticilerinin başarısı en başından kanıtlanmış durumda. Doğuş Grup’un da atağı ile pazar yeni rekabetlere gebe, ve bu durumdan tabii ki yine tüketiciler ve ülkemiz karlı çıkacaktır.

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

2 Comments

  1. Bim den almış olduğum iki adet “patito” marka sade cips sanki kurutulmadan paketlenmiş gibiydi kısaca yumuşaktı.
    Bunu insan yiyecek sayın yetkililer, bunlar paketlemeye gelene kadar hiç kimse bu ürünü kontrol etmiyor mu? Aldığınız gıda mühendisleriniz asgari ücretten mi çalıştırıyorsunuz ki bu kadar dikkatsiz üretim yapıyorlar.

    Ben bir daha Bim den “patito” markalı cips almayacağım.

  2. Turkiyede olmazsa olmaz sayilabilecek promosyon uygulamalari acaba yurt disinda da var mi hakikaten merak ediyorum. Bir cevap alabilirsem cok mutlu olurum acikcasi.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link