Turkcell Pazarlama Konferansı’nın Konuğu Pazarlama Gurusu Seth Godin

Godin, Turkcell tarafından davet edilince heyecanlandığını belirterek, “Zaten Turkcell’in neler yaptığına dair bilgim vardı, buraya gelince hiç kuşkum kalmadı, emin ellerdesiniz ve çok şanslısınız.” dedi. Godin, İstanbul’un da coğrafi konumu, kültürel yapısı ve köprüleri ile fiziksel bağlantılar üzerine kurulu bir kent olduğunu belirtti.

 Godin: Devir ‘bağlantı ekonomisi’ devri

Bu yıl altıncısı düzenlenen Turkcell Akademi Pazarlama Konferansı’na bestseller kitap fabrikası ve pazarlama alanında deha kabul edilen Seth Godin konuk oldu. İş ve pazarlama dünyasının önde gelenleri ve Turkcell çalışanlarına ilham verici bir konuşma yapan Godin, endüstriyel ekonominin yerini “bağlantı ekonomisi”ne bıraktığını vurguladı.

Turkcell Akademi Pazarlama Konferansları’nın altıncısı bugün İstanbul’da 1500 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Etkinliğin bu yılki konuğu, her biri bestseller listelerinde en üst sıralara tırmanan kitapları, başarılı girişimleri ve tüm dünyada verdiği konferanslarla pazarlama alanında markalaşan Seth Godin oldu.

Öztürk: Dijitalleştirdiğimiz akademimizle birikimimizi kitlelerle buluşturuyoruz

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Turkcell İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Meltem Kalender Öztürk şunları söyledi:

“Turkcell Akademi Pazarlama Konferansları’nı bundan altı yıl önce çalışanlarımızın gelişimi odağı ile başlatmıştık. Konferansların gördüğü büyük ilgi sonucu, bu ortamın kapsamını bilgiyi paylaşma hedefiyle genişlettik. Bugüne dek Turkcell ekosistemindeki 60 bin kişi Turkcell Akademi’nin eğitimlerinden faydalandı. Geçtiğimiz günlerde eğitimlerimizi dijital ortama taşıyarak, turkcell.com.tr/akademi adresi üzerinden erişilebilen Turkcell Dijital Akademi’yi kurduk. Bugün de ilk kez Pazarlama Konferansı’nı Turkcell Dijital Akdemi portalinden canlı yayınlayarak, tüm Turkcell’lilere Seth Godin’i dinleme fırsatı sunduk. Bundan sonra da yalnızca teknoloji ile değil aynı zamanda eğitim ve gelişim hamleleri ile ülkemize ve insanımıza fayda sağlamaya devam edeceğiz.”

Öztürk, daha sonra sözü, pazarlama denildiğinde çığır açan fikirleriyle akla ilk gelen isimlerden biri olan Seth Godin’e bıraktı.

Godin: Emin ellerdesiniz ve çok şanslısınız. 

Konferansta “Hepimiz Acayibiz” başlıklı bir konuşma yapan Seth Godin, Turkcell logosuna gönderme yaparak, “Logosu uzay teknolojisini anımsatacak kadar iddialı bir şirket tarafından davet edilince çok heyecanlandım. Zaten Turkcell’in neler yaptığına dair bilgim vardı, buraya gelince hiç kuşkum kalmadı, bu üstün teknoloji sayesinde emin ellerdesiniz ve çok şanslısınız.” dedi.

Konuşmasında, tüketim tabanını oluşturan “normal” insanların sayısının hızla azaldığını belirten Godin, pazarlama alanında artık “Farklı insanlara farklı davran” mottosunun geçerli olduğuna işaret etti. Godin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En meşhur markalar, ortalama insana ortalama ürünler sunanlar değil.”

“Endüstri ekonomisi, size söyleneni en iyi şekilde yerine getirmenizi gerektiriyordu. 20. yüzyıl boyunca bu yöntemle önemli başarılar elde edildi. Oysa artık endüstriyel ekonomiden ‘bağlantı ekonomisi’ne geçtik. İnternet etkisiyle oluşan yeni dünya, pazarlama alanında da yaygın reklam ve tanıtımın hegemonyasını kırdı. En meşhur markalar, ortalama insana ortalama ürünler sunanlar değil. Bugün artık kimse diğerlerinin aynısı olan bir ürünü satın almak istemiyor.”

“Sürüngen beyine karşı çıkın, kabilenizi bulup ona liderlik edin.”

Artık ortak ilgi alanlarının oluşturduğu kabileler halinde yaşadığımızı belirten Seth Godin, internet ağı daha güçlü hale geldikçe daha fazla insanın bağlantılar kurmak üzere bu ağa katıldığını söyledi. Kendine has özellikleriyle farklılaşan bu “kabile” türü topluluklarda liderliğe ihtiyaç olduğunu belirten Godin, dinleyicilere “Kendinizi ait hissettiğiniz kabile hangisiyse bulun ve ona liderlik edin.” önerisinde bulundu.

Bağlantı ekonomisinde koordinasyon, güven, izin ve fikir alışverişi ile değer yaratıldığını ifade eden Godin, tüm bunların cömertlik ve sanat temellerine dayandığını söyledi. Ünlü yazar, pazarlama profesyonellerini, “Benim işim patronumu mutlu etmek, bana söyleneni yapmak diyemezsiniz. Sürünün bir parçası olmak istemiyorsanız siz de ‘başını yerden kaldırma’ diyen sürüngen ve tanıtımın hegemonyasını kırdı. En meşhur markalar, ortalama insana ortalama ürünler sunanlar değil. Bugün artık kimse diğerlerinin aynısı olan bir ürünü satın almak istemiyor.”

“Sürüngen beyine karşı çıkın, kabilenizi bulup ona liderlik edin.”

Artık ortak ilgi alanlarının oluşturduğu kabileler halinde yaşadığımızı belirten Seth Godin, internet ağı daha güçlü hale geldikçe daha fazla insanın bağlantılar kurmak üzere bu ağa katıldığını söyledi. Kendine has özellikleriyle farklılaşan bu “kabile” türü topluluklarda liderliğe ihtiyaç olduğunu belirten Godin, dinleyicilere “Kendinizi ait hissettiğiniz kabile hangisiyse bulun ve ona liderlik edin.” önerisinde bulundu.

Bağlantı ekonomisinde koordinasyon, güven, izin ve fikir alışverişi ile değer yaratıldığını ifade eden Godin, tüm bunların cömertlik ve sanat temellerine dayandığını söyledi. Ünlü yazar, pazarlama profesyonellerini, “Benim işim patronumu mutlu etmek, bana söyleneni yapmak diyemezsiniz. Sürünün bir parçası olmak istemiyorsanız siz de ‘başını yerden kaldırma’ diyen sürüngen beyine karşı çıkmalısınız.” sözleriyle harekete geçmeye davet etti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com Yönetici Ortağı - Pazarlama da örgütlenmektir!

Bir Cevap Yazın

Listeli İçerikleri Daha Çok Sevmemizin 5 Nedeni

Son dönem trend içerikler sunan birçok sitenin çok sevilmesinin en büyük nedenlerinden biri, oluşturdukları listeli içeriklerdi. Bu içerikler o kadar popüler hale geldi ki, haber sitelerinde, pazarlama bloglarında vb. birçok yerde bu tarz yazılarda patlama yaşandı.

Etkili başlık oluşturmanızı sağlayan 7S kuralından belki de en önemlisi olan sayıların, listeli içeriklerin başlıklarında mutlaka yer alması da bu içeriklerin başarıya ulaşmasını kolaylaştırdı. Peki nedir bu sayıların sırrı? Neden bu tarz içeriklere daha fazla tıklanıyor?

 

1-) Düzeni Seviyoruz

aa

Blog yazıları için “Yazılarınızı paragraflara ayırın”, “Alt başlıklar kullanın” gibi bazı tüyolar vardır. Bu tüyoların altında yatan ana sebep, düzenli yazıların daha fazla okunabilir olmasıdır. Çünkü insanlar okuması kolay ve bölümleri arasında rahat geçişler yapabileceği yazıları daha çok seviyor. Yazı başlığında listeleme yönteminin işareti olan bir rakam (bu yazının başlığındaki gibi) gördüğümüzde, madde madde düzenlenmiş bir yazının çekiciliği bizi yakalıyor.

2-) Netlik İstiyoruz

150413113851_lists_624x351_bbc_nocredit

İnsan beyni her zaman belirsiz olan yerine net olanı tercih eder. Bu yüzden “Güne zinde başlamak için ipuçları” başlığına sahip bir yazı yerine başlığı “Güne zinde başlamak için 7 ipucu” olan bir yazı daha çok ilgimizi çekiyor. Çünkü nettir, yazıya tıkladığında karşınıza 7 tane madde çıkacağını bilirsiniz. Diğer başlık ise içerikle alakalı herhangi net bir şey vaat etmediği için insanlardaki tıklama dürtüsünü daha zor harekete geçirir.

3-) Merak Ediyoruz

merak

Karşımızda içinde sayı içeren bir başlık gördüğümüzde, ister istemez bilinçaltımızda “Neymiş o 4 ipucu?”, “Acaba 8 başarılı örnek hangisiymiş?” gibi düşünceler oluşuyor. Çünkü sayılar, merak duygusunu tetikliyor. Bu merak duygusu yazıya tıklamayı beraberinde getiriyor. Hatta çoğu web sitesi bu merak duygusunu kullanarak, daha fazla sayfanın görüntülenmesi için listeli içeriklerini adım adım (galeri formatında) veriyor. Adeta “makas kesmiyor” diyerek bizden her seferinde 1 tıklama daha istiyor.

4-) Sınırlandırılmak İstiyoruz

sınır

Bu kötü olarak algılanmasın. Gün içerisinde hepimiz koşuşturma halindeyiz ve bu yüzden zamanımız çok değerli. Vakit bulup da internette dolaştığımız zaman da bir yazıyı okumak için çok fazla zaman ayıramıyoruz (istisnalar dışında). Başlıklarda yer alan sayılar ise o içeriğin kapsamı hakkında bize bilgi veriyor. Tabii ki her yazının bir sonu vardır ancak sınırların baştan çizilmiş olmasıçok uzun olmadığını, uzun olsa bile belirtilen sayı kadar başlık olduğunu

5-) Güven Duyuyoruz

Güven verin

Sayılara; gerek sunumlarda, gerek haberlerde, gerek bir şeyi ispatlamaya çalışırken çok fazla ihtiyaç duyarız. Sayılar ilgi çekicidir ve karşı tarafta güven duygusunu uyandırır. Bu yüzdendir ki “Sosyal mecraların kullanım sayıları” vb. yazılar, geçmişte yüzlerce defa yazılmış olsa bile hala ilgileri toplayabiliyor.

Sayıların yarattığı bu güven duygusu, listeli içeriklerdeki başlıklarda da işe yarıyor. “Gripten korunmanın etkili yolları” başlığı yerine “Gripten korunmanın 9 etkili yolu” başlığı daha çok ilgi çekiyor. Çünkü söz konusu maddelerin belli bir araştırma ve emek sonucunda ortaya çıkarıldığı, bazı ispatlara dayandırıldığı hissiyatı oluşuyor.

Sonuç

Listeli içeriklerin başlığını her gördüğümüzde yukarıdaki 5 psikolojik etkinin hepsinin birden devreye girdiğini iddia edemem. Ama her tıklamamızda bu 5 etkenden bir ve birkaçının bizi harekete geçirdiğini düşünüyorum. Yazımı, listeli içeriklerin ne kadar popüler duruma geldiğini gösteren, Serdar Kuzuloğlu’nun sunumundan bir kare ile sonlandırıyorum. =) (Parantezin içine dikkat)

liste içerik serdar k

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Marlboro’yu Batmaktan Kurtaran “Efsane” Strateji

Kesin olarak doğruluğundan emin olamasak da Marlboro’nun batmaktan kurtulabilmek için çok uzun yıllar önce  yaptığı viral bir kampanya hikayesi var. O yıllarda böyle bir kampanya yapılmışsa eğer amacından mütevellit duyurulmaması çok makul. Ancak bahsedilen kişinin Philip Morris olması işleri biraz karıştırıyor. Biz efsaneyi size anlatalım doğrulamak veya yalanlamak size kalmış. 

Gerilla Pazarlama Dehası

Hikayeye göre Marlboro firması ilk kurulduğunda işleri hiç de yolunda gitmiyormuş. Şirketin iflasın eşiğinde olduğu günlerden adamın biri, bir teklifle çıkagelmiş: “Satışları bir ayda üç katına çıkartırım. Bunun karşılığında da şirkete %50 ortak olurum. Bu vaadimi gerçekleştiremediğim takdirdeyse ömrümün sonuna dek fabrikanızda bedavaya tütün sararım.” 

Zaten çıkmaz sokakta olan Marlboro sahipleri, “Bir haftaya kadar iflas bayrağını çekeceğiz, kaybedecek bir şeyimiz yok” deyip, bu teklifi kabul etmişler. Adam hemen kolları sıvamış; şirketin deposuna inmiş, binlerce boş Marlboro kutusu ayağıyla tek tek ezmiş. Bir gece herkes evinde uyurken, kendisine tahsis edilen uçaktan tüm Kuzey Amerika şehirlerinin üzerine bu kutuları bırakmış. Sabah uyananlar, sokaklarda boş Marlboro paketlerini görünce “bu kadar çok tüketildiğine göre iyidir” diye düşünerek Marlboro satın almaya yönelmişler.

Bu cin fikirli adam böylece, kârını üç değil beşe katlayan şirketin ortağı oluvermiş. Peki bu gerilla pazarlama dahisi kimmiş dersiniz? Evet, bu adam Philip Morris imiş.

Hakiki Philip Morris 

Philip Morris (1835–1873)

Bu hikaye ortaya atılırken gerçeklikten ne kadar sapıldığını görmek için küçük bir araştırma yapmak yeterli oluyor. Zira Almanya’da İngiltere’ye göçen bir ailenin oğlu olarak 1835’te Londra’da doğan Philip Morris, yaşamı boyunca hiç ABD’de bulunmuyor. Morris, 1854’te Londra’da kendi ürettiği sigaraların satışına başlıyor. 1873’teki ölümü üzerine şirketin idaresini eşi Margaret ve kardeşi Leopold devralıyorlar. 

Şirket hisselerinin Amerikalı ortaklarca satın alınması, logosunun değiştirilmesi ve üretimin Londra’dan, Amerika’nın Virginia eyaletine taşınmasıysa 1919 yılını buluyor. Yani Philip Morris’in ölümünün üzerinden yaklaşık yarım yüzyıl geçtikten sonra. Marlboro markasıysa 1924 yılında ortaya çıkıyor ve zamanla şirketin en önemli markası haline geliyor.

İnternette; Forbes’a göre, günümüzdeki net değeri 176 milyar dolar olan şirketin doğuşuna dair türetilen bu efsanenin daha uç versiyonlarını bulabilmek de mümkün. Aşağıda, şirketi batmaktan kurtaran Philip Morris’in aslında 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında doğmuş, Manisalı hayırsever iş adamı Moris Şinasi olduğunu iddia eden videoya ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link