Türk Savunma Sanayi 2017 Yılı İhracatı ve Gelecek Beklentileri

Türk Savunma Sanayi 2000’li yılların başından itibaren Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile birlikte yeni bir konsepti ortaya koydu. TSK ihtiyaçlarının mümkün olduğunca özgün ve yerel kaynaklardan karşılanması planlandı. Konsept değişiminin ardından geçen yaklaşık 15 yıllık sürede sipariş edilen ürünler envantere girmeye başladı. Aynı zamanda Türk Savunma Sanayi ihracatında da değişimler yaşandı.

Savunma sanayinde kara, deniz, hava, uzay ve siber alanlarında çalışmalar yapılıyor. Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda dünya savunma sanayi ihracatında ulaşmak istediği basamak 10. sıra. Bu sıraya ulaşmak için yaklaşık 25 milyar USD‘lik ihracat kapasitesi yakalanması gerekiyor. Buna karşılık Türkiye’nin 2014-2015-2016 ihracat cirosu birbirine yakın oluştu. 2014 cirosu 5.101 milyon USD, 2015 cirosu 4.908 milyon USD ve 2016 cirosu 5.968 milyon USD olarak gerçekleşmişti. 2017 yılı performansının da bu rakamlara benzer olacağı öngörülüyor. Türkiye’nin mevcut savunma sanayi ihracatı kapasitesi ülkeyi şu ana kadar dünyada 12. sıra ile 15. sıra düzeyine getirebiliyor. Gelinen dönemde yaşanan gelişmeler umut verici olmakla birlikte Türkiye’nin hedefleri doğrultusunda daha başarılı olması gerekiyor.

Türk Savunma Sanayi, Hangi Alanlarda Daha Başarılı?

Kara ve deniz platformlarında iyi bir konuma gelindi. Türkiye, her türlü kara aracını milli olarak tasarlayabiliyor ve geliştirebiliyor. Deniz üstü platform üretiminde ve kullanımında da aynı noktada olunduğu söylenebilir. Su üstü gemilerde korvet sınıfına kadar ve karakol botlarına kadar her türlü deniz platformu milli olanaklarla üretilebiliyor. Hafif ve ağır silahlanmada da yetkinliğin yüksek olduğu görülüyor. Roket ve füze alanında kısa menzilli topçu roketleri ve roket atar sistemleri (karadan karaya) milli tasarımlarla gerçekleştirilebiliyor. Tanksavarlarla ilgili önemli bir potansiyel var. Hem orta hem uzun menzilli tanksavar füzelerinin çalışmaları devam ediyor. İstenilen hedefe sonradan kilitlenebilme yeteneklerine sahip olan tanksavar füzeler geliştiriliyor. Hava savunmada alçak-orta-yüksek irtifa bölgelerinde milli geliştirme yapılıyor. Havadan yere füzelerde belirli bir potansiyel kazanıldı. Bu ürünlerin 2019’da envantere alınması planlanıyor.

Dünyada Savunma Sanayi Harcaması Artan Bölgeler

Gelişmiş olarak nitelendirilen ABD, Kanada, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Rusya, Çin gibi ülkelerin bazılarında milli savunma sanayi bütçelerinde kısıntıya gidilmesi, ülkelerin yerli oyuncularını dış pazarlara daha çok açılma durumuna getirdi. Körfez ülkeleri, Uzakdoğu, Sahra Altı ve Güney Afrika bölgesinin savunma sanayi harcamalarını artırması ihracat yapmak isteyen oyuncuları bu bölgelere yoğunlaştırdı. Mevcut bölgelerdeki siyasi gelişmeler ve ülke ilişkileri ihracat potansiyelini etkileyebiliyor. Endonezya, savunma sanayi harcamalarını 3 katına çıkararak ihracatçılar için daha önemli bir pazar haline geldi. Türk firması olan FNSS, kara araçları konusunda bölgede önemli çalışmalar yürütüyor. Kuzey Afrika’da geleneksel tedarikçi yöntemi sıklıkla uygulanıyor. Fransa ile Rusya bu bölgedeki geleneksel tedarikçiler arasında görülüyor. Afrika bölgesinde barter uygulamaları sıklıkla devam ediyor.

Fotoğraf: FNSS Samur, Su Üstü Platformu

Türk Savunma Sanayinin Geleceği

Dünyada savunma sanayi harcamalarında bir durgunluk olduğu SASAD raporlarında ortaya konuyor. Havacılık sektörünün yükselen ivmesinin yanında karacılık sektöründe bir duraklama olduğu belirtiliyor. Havacılık sektöründe, insanlı ve insansız hava araçlarının geliştirilmesi ve pazarlanmasına yönelik çalışmaların artacağı öngörülüyor. Türkiye, bu ürünlerde milli ve özgün tasarımlara sahip olmayı hedefliyor. Milli muharip uçak yapmayı planlıyor. Deniz üstü platformlarda korvet üstü savaş gemilerinin üretilmesinin yanında deniz altında da önemli gelişmelerin yaşanması bekleniyor. Denizaltı torpido çalışmaları bu gelişmelere örnek olabilir. Büyük veri yönetimi ve analizi konusu da savunma sanayi sektörünün önemli gündem maddelerinden biri olarak görülüyor. Artırılmış gerçeklik sayesinde, eğitim ve eğitim simülasyonlarının daha verimli olacağı söylenebilir.

Türk Savunma Sanayinde faaliyet gösteren sanayicilerin, satış ve pazarlama anlamında dünya ile rekabetindeki seviyesini artırması gerekiyor. Bunun için dünya pazarını iyi analiz eden, o ülkelerle hem joint venture olarak orada yatırım yapan hem de belki tamamen kendi firmalarını kuran, tasarım ofislerini o bölgelerde oluşturan ve yurtdışına çok daha yaygın ve geniş bir kadroyla çalışan bir noktaya gelinerek bu hedeflere ulaşılabilir.

Kaynaklar: http://www.sasad.org.tr/sasad-yayinlari , http://idef.com.tr/fuar-raporlari

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Enerji içeceklerinin pazarlaması konusunda blog yazıyorum. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'ndeki görevimin yanı sıra pazarlama alanında doktora programına devam ediyorum.

Bir Cevap Yazın

MP3 Artık “Retro” Mu Olacak?

2017 yılında yaşanan değişimler ve gelişmelerle ilgili birçok içerik okuduk. Aynı yıl içinde bir dönem hayatımızda önemli yere sahip olan Mp3 formatının sona erdiğine de şahit olduk!

İnternetin hayatımıza girdiği 1990’lı yıllara gelmeden önce pikaplardan müzikler dinleniyordu. Pikapa sahip müzikseverlerde genellikle hatrı sayılır bir müzik arşivi olurdu. Ardından kasetlerle yeni bir “çağa” girildi. Kasetlerin boyutlarının küçük olması ve kopyalanabilmesi özelliği ile müzik paylaşımı önemli oranda arttı. Müzik dükkanlarında orjinal kasetlerin yanında isteğe göre doldurulan kasetler hazırlanırdı. Şahsen bazı arkadaşlarımdan bu tip taleplerim olmuştu. Onlardan biri zamanın ruhuna uygun olarak kasetlerin kağıtlarına daktilo ile şarkıların adını yazardı.

İnternet, bilgi çağının başlamasına sebep olurken, aynı zamanda etkileşim ve paylaşım yoğunluğunu hayatımıza getirdi. Müzik endüstrisi de bundan payını fazlasıyla aldı. Mp3 formatı, ses dosyalarının ve şarkıların hazırlanması, depolanması, paylaşılmasına olanak sağlayan önemli bir teknolojik yenilikti. Mp3 formatı ile birlikte şarkıların kayıt kalitesi yükseldi, paylaşımları arttı. Başta Napster olmak üzere, şarkıların ve albümlerin online olarak paylaşıldığı, arşivlerin CD ve harici disklere kaydedilerek depolandığı bir çağı hep birlikte yaşadık. CD çantalarınızı halen sakladığınıza eminim.

Akıllı teknolojilerin ve Endüstri 4.0’ın sıklıkla tartışıldığı günümüzde Mp3 formatı da yerini AAC (advanced audio coding) formatına bırakıyor. Mp3 formatının patentine sahip olan Alman menşeli Fraunhofer Enstitüsü, Mp3 lisansını yenilemeyeceklerini ve formatın tarihe karışacağını açıkladı. Kısacası yeni çıkan albümlerin Mp3 formatına ulaşılması mümkün olmayacak. Gelişme, şu ana kadar Mp3 formatı ile kaydedilen şarkıların dinlenmesinde herhangi bir kısıtlama getirmiyor.

İstediğimiz şeylere olabildiği kadar hızlı ulaşmak istediğimiz günümüzde, bilgisayarı açıp, şarkıyı indirip, akıllı telefonumuza atacak kadar vaktimiz ve sabrımız artık yok. Başta Spotify olmak üzere, web tabanlı uygulamaları daha çok kullanıyoruz. Bu gelişmelerin ışığında Mp3 formatı da tarihteki yerini almış oldu.

Kim bilir, belki ileride “retro” ruhuna uygun, sadece Mp3 formatlı müzik dinlenebilen “hipster” dükkanlar açılır.

Kaynaklar: https://www.npr.org/sections/therecord/2017/05/11/527829909/the-mp3-is-officially-dead-according-to-its-creators https://www.theregister.co.uk/2017/05/16/mp3_dies_nobody_noticed/

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Facebook Yeni Bir Zaman Birimi İcat Etti

Facebook yeni bir zaman birimi icat etti. Nano saniyeden büyük, mikro saniyeden küçük olan “flick”, saniyenin 705 binde birine tekabül ediyor.

Habertürk’ün haberine göre Facebook mühendisleri tarafından geliştirilen yeni zaman birimi flick, “kare anı” kelimesinin İngilizcesi olan “frame tick”in kısaltması.

Dünyanın en büyük sosyal ağının yeni bir zaman birimine ihtiyaç duymasının sebebi ise bünyesinde faaliyet gösteren Oculus’un sanal gerçeklik çalışmalarında yatıyor.

Filmlerde, oyunlarda ve diğer görsel içeriklerde sanatçıların saliseleri hesaba katmaları gerekir. Örneğin çoğu film saniyede 24 kare hızında (24 FPS) çekilmiştir. Bu da, filmin her bir saniyede ekrana 24 tane kare getirdiği anlamına gelir.

Flick’in mucidi Oculus mühendislerinden Christopher Horvatha göre, saniyede tek bir kare ile çalışılan projelerde FPS sisteminin yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. 24 FPS bir videoda her bir kare toplam 0,04166666667 saniye ya da 41666666,669 nano saniye uzunluğundadır. Ancak bu sayılar hesaplaması zor ve sürekli kendini tekrarlayan küsüratlarla dolu olduğundan, sanal gerçeklik projelerinde çalışanları bir hayli zorluyor.

Flick ise buna çözüm olarak geliştirildi. Örnek vermek gerekirse, 24 FPS bir filmde her bir karenin uzunluğu 29.400.000 flick olarak hesaplanabiliyor. 60 FPS bir oyunda ise 11.760.000. Flick’lerin karmaşık olmayan değerleri, mühendislere kolaylıkla hesaplama şansı tanıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link