Türk İnternetindeki En Başarılı İçerik Sitelerinin Ortak Özellikleri 2

Konuk yazarımız Batuhan Apaydın tarafından kaleme alınmıştır.

Türkiye’deki internet sektörünün bugünkü halet-i ruhiyesini ve gidişatını değerlendirirken akla gelen problemlerden ilki içerik konusu. Yeteri kadar içerik üreticisi yok ve içerik üreten kaliteli mecra sayısı doğal olarak son derece az. Bu konuda konuşulacak çok şey bulunur ancak bu yazıda üç temel noktaya değinmek istiyorum:

– Türk internet tarihindeki en başarılı içerik sitelerinin ortak özellikleri

– ABD’de ve Türkiye’de sosyal paylaşım temelli sitelerin yükselişi ve geçirdikleri değişimler

– Kısır içerik piyasası neden ve bundan sonra ne olur?

İlk önce Türk internet tarihindeki en başarılı içerik girişimlerini sayalım, sonra da ortak özelliklerine geçelim.

Türk internetinin içerik tarafına bakıldığında gidişata farklı bir soluk getiren ve alışkanlıkları bozan (“disruptive” dedikleri), bağımlılık yaratan ve bu etkisini uzun zaman sürdüren başlıca 7 farklı içerik girişimi olduğunu söyleyebiliriz. Kronolojik olarak:

  • itiraf.com
  • ekşi sözlük
  • alkışlarla yaşıyorum
  • uzman.tv
  • zaytung
  • bobiler.org
  • inci sözlük

İnternet yayıncılığını gelir elde edilecek bir iş olarak görüp emek harcayacak ve para yatıracak kişilerin yukarıda sayılan sitelerin başarı hikayelerini iyi bilmesi gerekiyor. Nasıl yükseldiler (ve bazıları nasıl inişe geçti), nasıl dönüşümler geçirdiler, hangi ihtiyaca karşılık verdiler, nasıl gelir modeli ürettiler, nasıl komünite yarattılar gibi temel soruların cevapları lazım.

Soruların bir kısmının cevaplarını bu sitelerin kurucuları ile yapılan röportajlarda bulmak mümkün. Sayfanın sonuna birkaç tanesini ekledim. Satır aralarına dikkat ederek okumanızı tavsiye ederim.

Başarılı içerik sitelerinin ortak özellikleri

ortak-ozellikleri

Konumuza dönecek olursak; Türk internetinde vurduğu yerde ses getiren (yani kamuoyu yaratma gücüne sahip, fikir önderi olan) bu başarılı içerik sitelerinin iki tane temel ortak özelliğinden bahsedebiliriz: Yeni içerik formatları yaratmaları ve sadık birer komüniteye sahip olmaları.


1. Yeni içerik formatı

Yukarıda bahsi geçen ve Türk internetinde büyük öneme sahip olan bu sitelerin her biri, içeriğin inşasına farklı bir bakış açısı getirdi ve bu konuda okuyucuları ikna etti.

– itiraf.com, bizlere yıllarca itiraf okuttu/yazdırdı
– ekşi sözlük, tanım girmemizi şart koştu
– alkışlarla yaşıyorum, nostaljik video paylaşımı akımını başlattı
– uzman.tv, video ile soru-cevap formatını uyguladı
– zaytung, üçüncü sayfa başlıklarının müptelası haline getirdi
– bobiler, monte kavramını hayatımıza soktu
– inci sözlük ise kaosu ve formatsızlığı savundu

Bu yedi farklı sitenin de ciddi anlamda kendine has karakteri olduğunu söylemek mümkün; bunun başlıca sebebi de Türkiye’de daha önce denenmemiş formatları kullanıma almaları.

Yani Türk internetinde parlayacak yeni içerik girişimlerinin kendine has formatlarının olması gerekiyor. Mevzu bahis içerik formatı:

– Yurt dışında dahi daha önce hiç denenmemiş bir model de olabilir (ekşi sözlük)

– Yurt dışındaki başarılı örneğin yerelleştirilmesi de olabilir (zaytung – the onion).


2. Sadık ve katılımcı/paylaşımcı komünite

Eğer ailenizden birileri hali hazırda medya patronu değilse, içerik odaklı internet girişiminizin tırnaklarıyla bir yerlere gelmesi ve komünite oluşturması gerekecek.

Yukarıda saydıklarım başta olmak üzere, Türk internetindeki başarılı içerik işlerinde, bizzat içerik üretip katkıda bulunarak veya sitedeki içeriği etrafıyla paylaşarak sürekli katılım gösteren sadık bir komünite olduğunu göreceksiniz. Bu sitelerin okuyucu/takipçi kitlelerinin ortak özellikleri ise iyi vakit geçirdikleri sitenin bir parçası olmaktan gurur duymaları ve bunu site için içerik üreterek ve/ya içeriği paylaşarak göstermeleridir.

– itiraf.com’da yazdığınız itirafın ilgi çekmesi gurur duyulacak bir durumdu (ve itiraf.com’un şanssızlığı bugünkü sosyal medya coşkusundan çok çok önce başarılı olmasıydı)

– “ekşi sözlük yazarı olmak” özellikle yakın zamana kadar büyük itibar demekti, hala da öyle sayılır

– uzman.tv, kullanıcı içerik üretemediği için bu maddede diğerlerinden biraz farklı bir noktada ama o da fayda odaklı içeriği ile dev bir komünite yaratmış durumda

 alkışlarla yaşıyorum, zaytung ve bobiler.org’da yayınlanan içeriği paylaşmak (ve bu siteler için içerik üretmek) kişisel çevrede kamuoyu yaratmak (paralel anlam: cool statü) anlamına geliyor

 inci sözlük’ün çılgın işlerine dahil olmak ise toplumca fark edilen sosyal bir gruba ait olma hissini yaşatıyordu

Bu topluluklar bir günde oluşmaz (örn: bobiler.org) ve oluştuğunu zannettiğiniz anda da elinizden kayıp gidebilirler (örn: itiraf.com ve hatta inci sözlük). Sizin girişiminiz için elçilik yapacak kişileri yanınıza nasıl çekeceksiniz? O sihirli komünite nasıl oluşur?

Yeni dönem: Sosyal paylaşım temelli sitelerin yükselişi

facebook-publishers

Yeni dönem BuzzFeed’in, Upworthy’nin, Elite Daily’nin, Viral Nova’nın dönemi. Trafiklerinin yüzde 60-70’ten fazlasını Facebook’tan alan bu baştan aşağı “viral” siteler empati yaratan ve duygulara oynayan çarpıcı başlık ve çerez sayılabilecek, kolay paylaşılan içerikler ile bütün dünyanın boş zamanlarını dolduruyorlar.

Bu sitelerin trafiklerinin büyük bölümünü Facebook’tan almaları business olarak değerlendirildiğinde riskli ancak Facebook’tan yapılan şu açıklamahaber (yani içerik) paylaşımlarının daha fazla görünür olacağı anlamına geliyor ve bu da bu tip sosyal paylaşım temelli siteler için iyi haber demek. Zaten Facebook’un kendisinin bir içerik üreticisi olmadığını düşünürsek, Zynga olayından farklı olarak bu viral siteleri yanına çekeceğini ve onlardan olabildiğince faydalanacağını iddia edebiliriz (bkz: Facebook Paper).

Ve tabi bu sitelerin benzer trafik ve içerik modelleri ile Türkiye’de ciddi yayılım gösteren Onedio ile ListeList başta olmak üzere haberself, line.do, vasisdas, sosyalme.com gibi siteleri işaret etmek lazım.

Bu sitelerden paylaşılan içerikleri (yüzde 90’ı liste tipi olan içerikleri) özellikle Facebook’ta sık sık görmüş olmalısınız.

İçerik tarafındaki yeni trend özellikle Facebook üzerinden yayılacak eğlenceli ve ilginç içerikler üzerine iş modeli geliştirmek. Ancak… İlk kısımda bahsettiğim iki ortak özellik olan içerik formatı (yani karakter) ve sadık komünite noktalarına değinerek yeni sorular soralım:

– Liste tipi içeriklerin modası ne zaman geçer (ya da geçmez)? (bkz: format)
– 
Yeni içerik tipleri neler olur ve nasıl üretilir? (bkz: format)
– 
Konu çeşitliliği nasıl sağlanır? (bkz: format)
– 
Komünite ile sürekli temas nasıl sağlanır? (bkz: sadık kitle)
– 
İçerik üretmesi ve paylaşması için takipçiler nasıl teşvik edilir? (bkz: sadık kitle)
– 
İçerikte proaktif olmak (güncel konulara hızlı reaksiyon vermek) ne demek? (bkz: format + sadık kitle)

Bu soruların cevaplarını 2014 yılı içinde yine bu sosyal paylaşım temelli siteler (ve aralarına yeni katılanlar) verecekler. Bu soruların cevaplarını veremeyenler ise maalesef “onlar eskiden iyiydi, şimdi asıl şu var” tespitlerine maruz kalacak. Çünkü bu tartışmaların aynısı (ciddi içerikten sosyal içeriğe ve liste tipi içerikten farklı içerik tiplerine geçiş) son yıllarda ABD’de sırasıyla BBC/CNN, Huffington Post, Mashable, Buzzfeed, Viralnova, Upworthy ve Elitedaily arasında yaşandı. Aynısı Türkiye’de de yaşanacak, kaçınılmaz bir durum bu.

Kısır içerik piyasası neden? Bundan sonra ne olur?

kisir-icerik-piyasasi

2013 yılında yukarıdaki yeni sitelerin katılması haricinde Türk interneti içerik açısından uzun zamandır bir kısır döngüde. 1999’dan (ekşi’nin kuruluşu) 2013’e kadar olan 14 senede yalnızca 7 siteyi “case” olarak gösterebiliyorsak ve son döneme bakıldığında sadece 2-3 site ciddi bilinirlik sağladıysa bir sıkıntı var demektir.

Bu durumun başlıca nedenlerini kısaca sıralayalım:

– Reklamverenlerin içerik pazarlaması trendini hala yakalayamamaları ve aslında “kirada oturdukları” sosyal medya hesapları dışında içerik projesi üretememeleri (yani içerik üreticilerinin gelir elde ederken zorlanması)

– Öte yandan reklamverenlerle içerik işbirliği yapabilecek yüksek trafiğe sahip ya da dikeyde yer alan kaliteli ve istikrarlı içerik sitelerinin yokluğu (yani reklamverenlerin isteseler bile bütçe ayıracak mecra bulamamaları)

– Son olarak medya planlama ajanslarının halen yalnızca sayfa gösterimi üzerinden planlarını yapmaları ve kısır döngüyü kıracak hamlelerden kaçınmaları (yani reklamverenler ve mecralar arasında alışagelmiş şekillerde aracılık etmeye devam etmeleri)

Bu üç aktör birbirine bağlı. Yani Türkiye’deki reklamverenler, internet yayıncıları ve medya planlama ajansları zincirleme şekilde birbirlerini pozitif etkilemedikleri sürece “Türk internetindeki ses getiren içerik girişimleri”ni saymaya kalkıp, iki elin parmaklarını geçemiyor olacağız bir süre daha. O zaman bu üç aktör farklı düşünmeye nasıl başlar?

– Reklamverenler, tüketicilere daha farklı yollarla ulaşmak adına ajanslarından daha özel içerik projeleri talep etmeli ve bilmeliler ki “ilgi çeken” içerik projesi üretmek çok kolay çünkü çok az sayıda içerik odaklı proje üretiliyor.

– İçerik üreticileri bir araya gelip güçlerini birleştirmeli ve yatırım alabilecek kadar iyi iş modelleri geliştirmeli ve sonrasında da önceliğini trafiğe değil, kaliteli ve istikrarlı içerik üretimine vermeli. Kaliteli ve istikrarlı içerik üreten çok az mecra var, fırsat çok büyük.

– Medya planlama ajansları ise “pageview” dışında yeni KPI’lar edinmeli (örn: okuyucuların içerik paylaşırken kullandıkları pozitif, negatif, nötr Twitter/Facebook metinleri).

Yazının başında bahsettiğim röportajlar ve yazılar hemen aşağıda. Her bir hikayenin satır aralarında ilginç detayları yakalamanız mümkün.

– itiraf.com: itiraf.com fikrini nereden çaldım? – Ersan Özer
– ekşi sözlük: Ekşi Sözlük Microsoft’tan çok daha fazla kazandırdı – Sedat Kapanoğlu Röportajı
– alkışlarla yaşıyorum: Fatih Aker ile Röportaj
– 
uzman.tv: UZMANTV’nin kârâ geçmesi dört buçuk yıl sürdü – Ersan Özer
– zaytung: Zaytung’a dair merak ettikleriniz bu röportajda – Hakan Bilginer Röportajı
– bobiler.org: Bobiler.org’un kurucusu Ozan Tüzün Etohum.com’a anlatıyor – Ozan Tüzün Röportajı
– inci sözlük: Son internet ekolü: İnci Sözlük – Serkan İnci Röportajı

Türk internetindeki içerik girişimlerinin geçmişi, bugünü ve geleceği üzerine uzunca bir değerlendirme yazısı oldu. Katıldığınız ya da katılmadığınız noktalar olursa yazının sonundaki yorumlar üzerinden hep beraber devam edebiliriz.

Türk internetinde vurduğu yerde ses getirmeyi hedefleyen içerik girişimleri için ölümcül olan iki noktayı bir daha hatırlatayım: Yeni bir format (ya da karakter) yaratmak ve sadık bir komünite oluşturmak. 

2 Comments

  1. Önemli ve yol gösterici bir inceleme olmuş, elinize sağlık. Umarız bu alandaki yazılarınıza daha da detaylı incelemelerle devam edersiniz.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link