Fight Club Üzerine: Tü-ket-(tir)-me-yin!

Yolda yürürken aniden bastıran yağmura karşı koymak ya da seksen yılda bir gelme ihtimali olan don olayının, bin bir emekle yetiştirdiğiniz mahsüllerinizi yerle bir etmesinden korunmak için  gökyüzünü hiçe saymanın bir anlamı yoksa kürselleşmenin ve lokasyonun sağanağından kaçmanında hiçbir manası yoktur.

1999 yapımı, David Fincher’in yönetmenliğini üstlendiği, kült film kategorisinde yerini alan ‘’Dövüş Kulübü’’ adlı film, ailesi ve herhangi bir yakını olmayan  kronik uykusuzluk sorunuyla hayatı çekilmez bir hale gelen ve monologlarıyla seyircisine seslenen bir adamın(Edward Norton/Anlatıcı)  doktor tavsiyesi üzerine terapi gruplarında tanıştığı bir kadınla (Helena Bonham Carter /Marla Singer) tüketim kültürünün anlamsızlığına karşı duruşlarını anlatmaktadır. Kariyer sahibi ama yapayalnız olan bireylerin oluşturduğu ölü bir jenerasyonun üyeleridirler. Kapital sistemin ekonomik, psikolojik ve kültürel etkilerini eleştirel bir bakışla beyaz perdeye aktaran film, içinde barındırdığı gizem uyandıran monologlarla düşüncelerin sansürlenmesine karşı adeta isyan bayrağı açmaktadır.

Altı ay boyunca uyuyamayan anlatıcı, içinde bulunduğu durumu şu şekilde özetlemektedir: ‘’Her şey suretin suretinin sureti . Derin uzay araştırmaları hızlanınca her şeyin ismini şirketler koyacak. IBM yıldız gemisi, Microsoft galaksisi, Starbucks gezegeni..’’ 

Kronik uykusuzluğu için terapi seanslarını öneren doktorunun onu yönlendirmesi üzerine bu grupta bulunan insanların dünyalarına  tanıklık etmek için aralarına katılır: ‘’ Sonra bir şeyler oldu. Kendimi bıraktım. Sonsuzlukta kaybolup karanlık sessizlikle bütünleştim. Özgürlüğü buldum .’’ Anlatıcı ilk defa onu uyutmayan dünyada rahat bir uyku uyuyabilmiştir: ’’ Her gece ölüyor ve her gece yeniden doğuyordum.’’

Anlatıcının iç huzuru yavaş yavaş yakalamaya başlaması Marla Singer’ı terapi gruplarında görmesiyle bozulur: ‘’Marla büyük turist.. Benim yalanım onu yansıtıyordu. Ağlayamadım ve birden hiçbir şey hissetmedim… Bir başka sahtekar varken ağlayamıyorum..’’

Ünlü bir otomobil firmasında çalışan anlatıcı işi gereği seyahat etmektedir. Havaalanındaki saatin ekranına bakarak zamanın ne olduğunu anlamaya çalışmaktadır: ‘’… Eğer farklı bir zamanda farklı bir yerde uyanıyorsanız , farklı bir insan olarak uyanabilir misiniz?’’ Homojen sürecin etrafa dökülen kırıntılarını toplamaktadır : ‘’ Gittiğim her yerde tek porsiyon hayat , tek porsiyon şeker, krema, tereyağı…Her uçuşta tanıştığım insanlar; tek porsiyonluk hayatlar. Kalkışla iniş arasındaki zamanı paylaşıyoruz…Bir süre sonra herkesin hayatta kalma oranı sıfıra iniyor…Seyahatinin dönüşünde uçaktayken birçok insanı ürpertecek fikirler anlatıcının beyninden geçiyor: ’’Uçaktayken çarpışma hayal ediyorum. .Hayat sigortası … İş seyahatinde olursa üç katı para ödüyor.’’

Karşında beliren siluetin seslerine kulak verir: ‘’ 10 bin metre havada çıkış kapısı prosedürü; güvenlik ilizyonu. Uçaklara neden oksijen maskesi koyarlar biliyor musun?’’ Anlatıcı aklına gelen en mantıklı cevabı verir: ‘’Nefes almak için.’’ bunun üzerine şu yanıtı alır ‘’ Oksijen kafa yapar. Acil durumlarda panik halde nefesler alırsın ve birdenbire bütün vücudun rahatlayıp gevşer… Evdeki maddelerle her türlü patlayıcıyı yapmak mümkündür..’’

Tek porsiyonluk dünyasında tanıdığı en ilginç ‘tek porsiyonluk’ adam Tyler Durden (Brad Pitt)  ile tanışması bu şekilde olmuştur. Havaalanında bavulunu beklerken karşılaştığı sorun ona sadece tükettiklerini hatırlatır: ‘’…Calvin Klein gömleklerim, Donna Karan ayakkabılarım, Armani kravatlarım…’’

Evine ulaştığında evinde bir yangın olduğunu gören ve en önemli tüketim kalesini yitiren  anlatıcı nedenini bilmediği halde ilk kez tanıştığı Tyler Durden’ı arar. İkilinin bir şeyler içtiği mekanda geçen sohbetleri anlatıcının küresel dünyasını nitelemektedir:

Tyler:  Evet. Biz tüketiciyiz. Tutkulu bir yaşam tarzının yan ürünleriyiz. Cinayet, suç fakirlik bunlar beni ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan magazin dergileri, 500 kanallı televizyon, giysilerimde kimin adının yazdığı. Bence bütün olmaya kalkışma, mükemmel olmaya hiç çalışma! Bırakalım her şey düşeceği yere düşsün. Bu benim düşüncem yanılıyor olabilirim. Kim bilir belkide çok trajik bir olaydır.

Anlatıcı:  Sadece malım gitti, bu bir trajedi değil mi?

Tyler: Sahip oldukların sonunda sana sahip oluyor ama istediğini yap !

Anlatıcı, Tyler’ın yalın dünyasına doğru yola koyularak kendi dünyasından çok farklı olanı keşfedecektir. Tyler ile yaşadığı kavga hayatının dönüm noktası olacaktır. Cumartesi geceleri adını ‘’Dövüş Kulübü’’ koydukları toplantılara katılırken eski ruh haliyle başbaşa kalmadığını fark eder : ‘’ Şu an bir daire arıyor ve sigorta şirketimle boğuşuyor olmalıydım, yanmış mallarım yüzünden üzgün olmalıydım ama değilim’’ Dövüş Kulübü ona kum saati içinde  akan zamanı, ertesi gün kullanmak için rafa kaldırdığı başlangıç ve bitiş noktası olan bir varlığı temsil ediyordu.

Tyler kendine özgü korkusuz mantığıyla planlarını uyguluyordu. Ordularını kuruyordu dünya düzenini yerinden oynatacak ordular, Bunun adı ‘’ Kıyamet Projesiydi’’. Anlatıcı, evini havaya uçuran kişinin Tyler Durden  olduğunu öğrenmesiyle ilk uyanışlarını yaşamaya başlar.

Beraber yaptıkları araba kazası onun ikinci uyanışıdır. İyileşip ayağa kalkınca,onu terkeden Tyler’ın peşine düşer. Ülke ülke gezerek onu arar. Kimse Tyler’ın nerde olduğunu bilmemektedir. Ülkesine döndüğünde kurdukları kulübün üyesi olan adam ile konuşmaya başladığında benlik fenomeninin kim olduğuna dair olan soru işaretleri cevaplarını alır:

–           Hoş geldiniz , efendim. Nerdeydiniz?

–           Beni tanıyor musunuz?

–           Bu bir test mi efendim?

–           Hayır , bu bir test değil.

–           Geçen Perşembe günü burdaydınız.

–           Perşembe mi?

–           Evet, tam şurda oturdunuz ve güvenlik iyi mi diye sordunuz. Hiçbir açığımız yok  efendim.

–           Benim kim olduğumu sanıyorsun?

–           Bunun bir test olmadığından emin misiniz?

–           Hayır, bu bir test değil.

–           Siz Bay Durden’sınız.

Tyler Durden onun kafa sesidir. Büyük buhranı yaşadığı dünyasından sıyrılmak için yarattığı bedenindeki ikinci kişiliğidir. Olmak isteyip de olamadığı  ve kronik uykusuzluklarının yarattığı kişinin halüsilasyonudur: ‘’Tyler mı benim kabusum yoksa ben mi onun?’’

Uyuyamadığı gecelerde Tyler Durden kişiliği ile yaptığı planların önüne geçmek için elinden geleni yapmaya başlar. Kredi kartı borcu olmayan bir dünyanın yeniden dirilmesi için bankaların havaya uçurularak, borçların silinmesine yönelik ev yapımı sabundan ürettiği dinamitlerin döşendiği ve patlamasına çok az bir zaman kalan binalardan ilk olanına  kendi öz kişiliğiyle girdiğinde Tyler Durden onu gene yalnız bırakmamaktadır: ‘’ Artık heyecan başladı. Tüm yaptıklarımızı düşün. Bu pencerelerden finans tarihinin izleyeğiz . Ekonomik dengeye bir adım daha yaklaşıcaz.’’

İkinci kişiliğinden kurtulmak ve faciayı önlemek için gerçekle hayali ayırmaya çalıştığı noktada ,kafasını toplamaya çalışırken kafa sesinin baskılarına maruz kalmaktadır: ‘’Seni hayal kırıklığına uğrattım mı? Benim sayemde nerden nereye geldin. Bu işi tamamlıyoruz. Her zamanki gibi ben seni taşıyarak yola devam edicem ama sen sonunda bana teşekkür edeceksin.’’  Kafa sesi onu tanıdığı ilk dünyasına göndermemek için elinden geleni yapmaktadır ama gözü artık açılmıştır ve eline aldığı silahın kendisini değil Tyler Durden’ı öldüreceğini anlamıştır. Tetiğe bastığında geceleri onu esir alan halüsilasyonu ölmüştür. Tyler’ın kurduğu kendi ordusundan birkaç üye ile gelen Marla’ya pencerenin önünde, binaların yıkılışlarını seyrederken son cümlesini söyler: ‘’Beni çok garip bir dönemimde tanıdın.’’

httpv://www.youtube.com/watch?v=x9Huy-JP1xo

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Anadolu Üniversitesi İşletme Anabilim Dalı Pazarlama Bölümü yüksek lisans öğrencisi

Bir Cevap Yazın

Sabit Gelirli Beyaz Yakalıların Sabit Şikayetleri

Daha önce sizlere gerçek bir reklamcı olmak için yapmanız ve sahip olmanız gerekenleri aktarmıştık. Bugün de beyaz yakalıların şikayetlerine değinmek istedik. Eğlenceli yazımıza “Beyaz yakalı”nın tanımını yaparak başlayalım; işçilerin fiziksel gücünü iş kabiliyetine dönüştürdüğü dönemde, yönetimde yer alan çalışanlar için kullanıldı beyaz yaka tabiri. Beyaz yakalı çalışan; idari ve bürokratik işleri yürütebilen, bunları yaparken beden gücünü görece az kullanan kişilerdir. 

Her mesleğin kendine has zorlukları vardır elbet. Beyaz yakalılar zamanlarının çoğunu ofislerinde geçirseler ve fiziksel olarak güç harcamasalar da zihinsel olarak zamanlarının büyük bir kısmını işlerine ayırırlar. Dolayısıyla bir beyaz yakalı olmak kesinlikle kolay bir iş değildir. Sabırlı ve iradeli olmak gerekir.

Genelleme yapmak gibi olmasın fakat beyaz yakalıların bazı ortak problemlerini esprili bir dille sizler için derledik. Siz de beyaz yakalı olmaya hazırlanıyorsanız veya beyaz yakalıysanız bu problemlere en kısa zamanda çözüm getirilmesini umuyoruz. Keyifli okumalar :)

1. Sabahları Starbucks’tan Kahve Alırken Sıra Beklemek

Eğer bir beyaz yakalıysanız kahve içmeden uyanamamanız gerekiyor. E ofislerde yapılan kahveler de her zaman güzel ve taze olmuyor tabii. Çözüm ise sabahları Starbucks, Nero gibi ünlü bir kahve zincirinden kahvenizi alıp işe gitmek oluyor. Fakat pek çok çalışan sabahları iyi bir kahve içmek istediği için biraz beklemeniz gerekiyor haliyle. Dileriz ki bu sıra bekleme olayına kısa zamanda bir çözüm bulunur…

2. Ofis Gıybetlerini Yanlış Kişilerle Paylaşmak

Herhangi bir iş yeri ortamında diğer çalışanlardan yeniyseniz ofis dedikodularına dahil olamamanız normal. Ama eğer şanslıysanız sizin yanınızda başkaları birbirlerine dedikodu aktarır ve siz de duyduklarınızı birleştirerek bir sonuca varabilirsiniz. Peki bu ne işinize yarayacak?

Gıybet ekibine kabul görmek ve ofisteki gelişmelerden haberdar olmak için sizin de ekibe bir şeyler katmanız gerekir. Bunu aidat ödemek gibi düşünebilirsiniz. Ancak neyi nerde söyleyeceğinizi tespit etmek de çok önemli. Örneğin birisi hakkında öğrendiğiniz bir dedikoduyu paylaştığınız ortamda o kişinin yakın arkadaşı varsa yandınız. Dedikodu sizin üzerinize bile kalabilir. Bu konularda çok dikkatli olmak lazım.

P.S: Son bir ipucu daha asla bildiklerinizin hepsini tek seferde söylemeyin…

3. İş Yerindekilerle Sohbet Edebilmek İçin Netflix / Spotify Üyeliği Almak Zorunda Kalmak

Bir beyaz yakalı olmadan önce Netflix üyeliğiniz olmayabilir hatta yabancı dizi bile izlemiyor olabilirsiniz ancak artık iş yerinde bu şekilde varlığınızı sürdürmeniz mümkün değil…

Bir arkadaş grubunuz olsun ve onlarla ortak bir şeyler paylaşın istiyorsanız eğer yabancı dizi izlemek ve mümkünse Netflix üyeliği satın almak zorundasınız. Netflix’teki en popüler dizileri bir hafta sonu eve kapanıp bitirdikten sonraki pazartesi gününün sigara ve yemek sohbetleri önceden hazırlanmış olacaktır zaten. Ayrıca iş arkadaşlarınızı Spotify’dan takip edip birbirinizin listeleri hakkında da yorum yapmanız gerekiyor…

4. Bazı İngilizce Kelimelerin Türkçelerini Unutmak

Plaza dili dediğimiz ortaya karışık yeni bir dil var biliyorsunuz. Plaza dili; bazı çok kullanılan İngilizce terimlerin Türkçe’ye uyarlanarak (güya kısaltılarak) konuşulduğu, Türkçe’de olmayan bazı zamanların (Future Continuous Tense gibi) bir şekilde Türkçe’ye sokulduğu ve beyaz yakalıların anadilleri gibi konuşabildikleri bir dil.

Bu terimleri gün içinde maillerde, telefonlarda ve toplantılarda o kadar çok kullanınca elbette bu günlük hayata da yansıyor ve ortaya “Tamam sevgilim bir brainstorming yapalım o zaman bu konuda, ben seni arıyor olacağım” gibi cümleler çıkabiliyor.

5. Stresten Kilo Almak ve Parası Ödenen Spor Salonuna Gidememek

Beyaz yakalılar bedensel olarak çok güç harcamazlar demiştik. Genelde ofiste bütün gün bilgisayar başında oturmaları gerekir. Üstelik işleri yoğun olan ve mesaiye kalmaya eğilimli beyaz yakalılar bu stresten ve hareketsizlikten ötürü kilo alabilirler.

Maddi olarak çok fazla sıkıntı yaşamayan beyaz yakalılarda maddiyattan çok zaman problemi vardır. Genelde kazandıkları parayı harcayamamaktan yakınırlar. Örneğin spor salonuna yazılırlar ve bir müddet düzenli gittikten sonra gitmeye vakit bulamazlar. Bu durumda parasını önceden ödedikleri spor salonu üyelikleri de yanmış olur…

6. Kimsenin Daha Önce Gitmediği Tatil Yeri Bulmaya Çalışmak

Bütün sene çalışan ve para kazanan beyaz yakalıların tatilleri tabii ki çok değerlidir. Bütün senenin yorgunluğunu bir haftada güzelce atması gerekir. Ama aynı zamanda ofisteki arkadaşlarının gitmediği, ilginç bir yere gitmek ofisteki prestij için çok önemlidir. Sonuçta o tatilden elbet bir gün dönülecek, fotoğraflar gösterilecek, yenilip içilenler anlatılacak… Ne kadar farklı bir yer olursa etraftan o kadar ilgi çeker ve o kadar güzel Instagram postları çıkar. Birer hafta şeklinde tatili ikiye bölüp bir de herkesin gittiği sıradan tatil beldelerine bir gözükmek de gayet mantıklı bir tatil programı olabilir…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Duygu Takibi, Tüketici Davranışlarını Anlamaya Nasıl Yardımcı Oluyor?

  • Son dönemde tüketici davranışlarını anlayabilmek amacıyla duygu takibi teknolojileri geliştirmek üzere birçok çalışma yürütülüyor. Yakın gelecekte bu tarz teknolojiler sayesinde tüketicilerin duyguları izlenerek onlara her alanda daha iyi bir deneyim sunulabilecek.
  • Gartner’ın araştırmadan sorumlu başkan yardımcısı Annette Zimmerman, “2022 itibarıyla kişisel cihazınız, duygusal durumunuz hakkında kendi ailenizden daha fazla şey bilecek.” diyor.
  • PSFK’in yaptığı araştırmaya göre, duygu takibi teknolojilerini farklı şekillerde uygulayan dört şirket öne çıkıyor: mPath, us+, Emotiv ve NeuroSky.
  • İlgili Yazı: Nöropazarlama Nedir? Markalar Tarafından Nasıl Kullanılır?

Pazarlamanın önemli bir alt dalı olan nöropazarlamanın ilgilendiği alanlardan biri de tüketici davranışlarıdır. Tüketici davranışlarını etkileyen en önemli unsurlardan biri ise duygulardır. Yani tüketici duygularını anlayabilmek, tüketici davranışlarının büyük ölçüde anlaşılmasına yardımcı olur.

İşte bu yüzden son dönemde birçok farklı şirket, insan duygularını anlayabilen teknolojiler geliştirmek için çalışıyor ve bu çalışmalar, meyvelerini vermeye başladı. Yakın gelecekte, duygusal açıdan son derece hassas olan teknolojiler sayesinde tüketicilerin biyometrik tepkileri bile ölçülebilecek ve böylece her alanda tüketicilere daha iyi bir ürün ya da servis deneyimi sunulabilecek.

Dünyanın en büyük araştırma ve danışmanlık şirketlerinden biri olan Gartner‘da araştırmadan sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yapan Annette Zimmerman‘ın duygu takibi teknolojileriyle ilgili çok önemli bir öngürüsü var. Zimmerman, 2022 itibarıyla kişisel cihazınız, duygusal durumunuz hakkında kendi ailenizden daha fazla şey bilecek. diyor. Bununla birlikte Annette Zimmerman, bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyor:

“Gelecekte daha fazla akıllı cihaz, belirli veri ve gerçekler ile ilgili olarak insan duygularını ve ruh hallerini yakalayabilecek ve durumları buna göre analiz edebilecek. Teknoloji stratejik planlamacıları, geleceğin cihaz portfolyosunu oluşturmak ve pazarlamak için bu teknolojiden yararlanabilirler.”

PSFK, insan davranışlarının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmak amacıyla duygu takibi teknolojisini farklı şekillerde uygulayan dört şirketi şu şekilde sıralıyor:

mPath

Bir MIT (Massachusetts Institute of Technology) girişimi olan mPath, bir süredir MOXO adını verdikleri “emotyping” (“duygusal yazım” ya da “duygu yazımı” olarak çevrilebilir) cihazı aracılığıyla insanların tepkilerini ve hayal kırıklığı, can sıkıntısı ve stres gibi duygularını bir grafik haline getirmek için çalışıyor. Giyilebilir stres sensörleri, analiz ve başka teknolojiler kullanan mPath, tüketicilerin belirli uyaranlara karşı verdikleri tepkileri doğru bir şekilde resmedebilmek için tüketicilerin ürünlere karşı tepkilerini tecrübe ettikleri doğru anı tam olarak belirleyebiliyor.

mPath’in MOXO İsimli Cihazı

Bununla birlikte girişim, duygularını düzgün bir şekilde ifade etmekte sorun yaşadıkları için özellikle çocukların duygularını ölçebilmek için de MOXO isimli sensörü kullanıyor. MOXO, insanların bilinçaltını ve duygusal tepkilerini ölçme imkanı tanımasının yanı sıra, odak grup araştırmalarında elde edilenden daha fazla doğruluk sağlıyor.

us+

ABD’li sanatçı Lauren McCarthy tarafından ortaya çıkartılan us+, “Dilbilimsel Sorgu Kelime Sayımı” veritabanı ve “Dilbilimsel Stil Eşleştirme” kavramına dayalı sohbetleri optimize etmek için ses, yüz ifadesi ve dilbilimsel analiz kullanan bir video sohbet uygulaması. Bu uygulama sayesinde, bir kişi pozitiflik, sadece kendisiyle ilgilenme, küstahlık, saldırganlık ve dürüstlüğü açığa vurduğunda, bu gerçek zamanlı analiz olarak görülebiliyor.

Emotiv

Emotiv, elektroensefalografi kullanarak insan beyninin anlaşılması alanında ilerleyen bir biyobilişim şirketidir. Şirket, eğitilmiş zihinsel komutların makine öğrenimi aracılığıyla sanal ve fiziksel nesneleri kontrol etmeyi, duyguları izlemeyi ve de bilişsel performansı takip etmeyi amaçlıyor.

NeuroSky

NeuroSky, direkt olarak tüketicilere beyin aktivitesi takibi yapabilen çeşitli giyilebilir cihazlar pazarlıyor. Şirketin sunduğu başlıklar kullanıcıların streslerini azaltmalarına, dikkatlerini artırmalarına ve öğrenme konusunda kendilerini geliştirmelerine imkan tanımak amacıyla elektroensefalografi sinyallerinden yararlanmak için birtakım uygulamalarla birlikte kullanılabiliyor. Dikkatli ve dalgın durumların tespiti, birkaç bandın aynı anda takip edilmesiyle yapılıyor ve başlığın sinyal işleme yazılımına gömülü olan NeuroSky’ın özel algoritmaları tarafından gerçekleştiriliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link