Web Sitesi Analizi İçin Temel Ölçütler

Online dünyada, takip ve analiz için web sitesine yerleşecek birkaç satır kod ile siteler için birçok analiz yapmak mümkün. Peki analiz yaparken hangi jargonları kullanmak gerekiyor? Aşağıda web siteniz için işinize yarayabilecek temel metrikler ve tanımlarını bulabilirsiniz:

1) Oturumlar ve kullanıcılar (Session and Users): Web sitesi sahiplerinin ilk bakması gereken metrik. Web sitesine gelen ziyaret sayısını ve kullanıcı sayısını bu metrik ile rahatlıkla istenilen tarih aralığında görülebilir.

2) Sayfa görüntüleme sayısı (Pageviews):  Sitedeki sayfaların toplam görüntüleme sayısıdır. Bu metrik özellikle web sitesi üzerinden reklam aracılığıyla para kazanan site sahipleri için önemlidir. Sayfa görüntüleme sayısı ne kadar yüksek ise reklamlar o kadar fazla gösterilir ve kazanç artar.

3) Ziyaret başına sayfa görüntüleme sayısı (Pages Per Visit): Sayfa görüntüleme sayısı önemli bir metrik olsa da ziyaret başına sayfa görüntüleme sayısı da bir o kadar önemli. Örneğin, sitenize 10 ziyaretçi gelmiş ve 10 sayfa gösterimi olmuşsa sizin ziyaret başına sayfa gösterim sayınız 1’dir. Bu rakam ile siteye gelen ziyaretçilerin site ile ne kadar etkileşim içinde oldukları bulunabilir. Bu yüzden sitede kullanıcıyı daha fazla tutmak adına alakalı linklendirme yapmak önemlidir.

4) Yeni oturumların yüzdesi (New visitor rate): Web sitenlerine her gün birçok ziyaretçi geliyor, bu metrik ile web sitesine gelen ziyaretçilerin hangi oranda yeni ziyaretçiler olduğunu görülebilir.

5) Hemen çıkma oranı (Bounce rate): Sitenize gelen ziyaretçinin siteye geldikten sonra başka bir sayfaya geçiş yapmadan çıkış yapmasıdır. Ek not olarak bu oranın yüksek olması, sitede sayfa ya da içerik optimizasyonu yapılması gerektiği anlamına gelir.

6) Ortalama Oturum Süresi (Average Session Duration): Ziyaretçilerin sitede geçirdikleri ortalama süredir. Bu sürenin yüksek olması, sitenizde ziyaretçiler için ilgi çekici içerik olduğu anlamına gelir.

7) Dönüşümler (Conversions): Web sitelerinde çeşitli amaçlar olur, genelde e-ticaret siteleri için kullanılan bu metrikte dönüşüm, yapılan satın alma olarak tanımlanmadır, ama sitenize amacına göre belli bir sayfanın ziyareti, üye toplama, rezervasyon, başvuru alma, etkinliğe katılma gibi birçok dönüşüm çeşidi ekleyip analiz yapabilir.

8) E-ticaret Dönüşüm Oranı (Ecommerce Conversion Rate): E-ticaret sitelerinde siteye trafik bir çok kaynaktan gelmektedir. Bu kaynaklar arama motorları (google, yandex, bing) organik sonuçlarından ve reklamlarından, e-posta, banner veya bu tarz bir çok yerden trafik geliyor olabilir. Bu metrik sayesinde, kaynaklardan gelen trafiğin faydalı ya da zararlı olduğu ölçülebilir. Örneğin, google organik sonuçlarından gelen 100  ziyaretten 1 dönüşüm geliyorsa, e-ticaret dönüşüm oranı %1’dir.  Bu oran e-posta pazarlamada %0,5 ise sitenin ortalama e-ticaret dönüşüm oranına göre analiz yapılabilir. Tabi bu metrik kendi başına analiz yapmak için yeterli değil.  

9) Gösterim Sayısı (Impressions): Bu metrik özellikle seo (search engine optimization – arama motoru optimizasyonu), sem (search engine marketing – arama motoru pazarlaması) ve diğer dijital pazarlama kanalları için kullanılır. Web analizi için özellikle seo tarafında kullanılan bu metriğin anlamı, sitenin url’nin kaç kere gösterildiğidir. Bu metrik ile özellikle google arama motorunda ne kadar güçlü olunduğu ve kullanıcı sayısını artırmak için hangi kelimeler üzerine yoğunlaşılması gerektiği analiz edilebilir.

10) Tıklama Oranı (CTR): Bu metrik (tıklamalar / gösterimler) * 100 şeklinde hesaplanır. Bu metriğe bakarak yine seo, sem ve diğer dijital pazarlama kanallarında gösterilen metin, reklam, banner gibi çeşitli araçların verimliliği ölçülebilir.

11) Ortalama Konum (Average Position): Bu analiz metriği ise arama motorları için kullanılır. Google organik arama sonuçları ve Adwords gibi arama motoru reklam araçları için bir veya birden çok sorgu için  (örneğin: iphone 6) web sitesi url’lerinin ortalama sırasıdır. Bu metriğe bakılarak, verimli olduğu analiz edilen sorgular için düşük ortalama konumdaki sorgular üzerinde iyileştirmeler yapılıp ortalama konumu yükseltilebilir.

Yukarıda belirtilen terimlerin hepsi temel analiz metrikleridir, bu metrikler dışında yine web sitesi üzerinde kullanılan birçok metrik bulunuyor ve web sitesi sahipleri kendi metriklerini de üretebilir, fakat bir metriğe tek başına bakıp anlam yüklemek doğru değildir, bu metrikleri birbiri ile ilişkilendirilip önceden belirlenen hedefler doğrultusunda analiz yapmak daha doğru bir yöntemdir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Wanamaker’in dediği “Reklama harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor, biliyorum. Ama hangi yarısının boşa gittiğini bilmiyorum” sözüne istinaden doğru yarıyı bulmaya gönül vermiş biri.

2 Comments

  1. Teşekkürler Özge :)

    Benim de eklemek istediğim birkaç şey var.

    Google Analytics’de hangi sayfaların dönüşüm oranları daha fazla veya az, hangilerinin hemen çıkma oranı daha fazla veya az gibi sayfa bazında kontroller yapmak için Davranış >Site İçeriği > Tüm Sayfalar’a gidip sütunlardan kıyaslayabilirsin.

    Aynı şekilde site hızı da çok önemli. Aynı Davranış Menüsünün altında Site Hızı’nı seçip, hangi sayfalar diğerlerinden daha yavaş görebilirsin. Eğer bir sayfa diğerlerinden çok yavaş ise bir problem vardır, onu düzeltip satışları arttırabilirsin :)

    Görüşmek üzere,

    Enes

Bir Cevap Yazın

İnsanlara Acı Çektirerek Satışlarını Arttıran Marka

Bugün sizleri 1960’lı yılların sonunda yaşanan gerçek bir hikayeye götüreceğiz. Biliyorsunuz, çocukluk yıllarımızda herhangi bir yara aldığımızda eve gitmemek için her yolu denerdik. Çünkü evde bizi tentürdüyot ile bekleyen annelerimiz vardı. Bu durum çocuklar için düştüğünüzde çektiğiniz acıdan daha büyük bir eziyetti.

Pazarlamacılar, noktaları birbirine kolaylıkla bağlayabilen, akıllı insanlardır; Johnson&Johnson da yukarıdaki içgörüden yola çıkarak tüm ufak çaplı yaralara karşı kullanılan tentürdiyotun veya kolonyanın yakıcı etkisinden kurtarmak için bir antiseptik krem geliştirdi. Yani artık düştüğünüzde acı yok, mutluluk vardı. Bu mucizevi bir üründü, beklenenden çok daha fazlasıydı.

Johnson & Johnson şirketi muhteşem bir başarı yakalamıştı. Tahmin edilenden çok daha fazla satış yapıldı, ürünü satın alan herkes üründen çok memnun kaldı. Gerçekten hiç acı vermeden yaraları tedavi edebiliyordu. Krem satış rekorları kırdı.

Fakat bir süre sonra satışlar azaldı. İnsanlar ürünü ikinci kez almıyorlardı. Şirket bu tüketici davranışının sebebini anlayamadı. Herkes üründen memnun kalmıştı neden satışlar durmuştu?

Bunun üzerine Johnson & Johnson bir tüketici araştırması yapıp neler olup bittiğini anlamak istedi. Araştırmanın sonuçları ise çok ilginçti: “İnsanlar iyileşme sürecinde acı hissetmediklerinde gerçekten iyileştiklerine inanmıyordu.”

Bu sonucu elde eden Johnson & Johnson şirketi ürettikleri kreme bir miktar alkol ekleyip kremi o şekilde piyasaya sürdüler ve sonuç: Satışlar inanılmaz bir ivme ile yükseldi.

Tamamen pürüzsüz ürünler veya hizmetler bazen kusursuz olmaları nedeniyle kusurlu olabiliyor. Bu gibi durumlarda yapılan yavaşlatma ve kusur ekleme taktiği genelde başarıyla sonuçlanır.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Milyonlarca Dolar Kazandıran Basit Ama Çılgın Fikirler

Ünlü düşünür Montaigne “Fikirler güçlü varlıklardır; önlenemezler, asla cesaretlerini kaybetmezler.” der. Reklam, pazarlama ve startup ekosistemi dahiyane fikirler etrafında döner. Bazen aklınızda şimşekler çaktıran fikirler kalabalıkların dikkatini çekmezken, bazen de “Delilik bu!” denilen fikirler size yeni dünyaların kapısını açtırabilir. Peki nasıl bir fikir bulmalı ki hayal ve hedeflerinize giden yolda size milyonlar kazandırıp yeni platformlara yelken açmanızı sağlasın? Farklı alanlarda başarılı olmuş basit ama çılgın fikirleri derlediğimiz bu yazının size ilham vermesini diliyoruz.

Milyon Dolarlık Sayfa

Alex Tew, 21 yaşındayken üniversite masraflarını karşılamak için çözüm ararken milyon dolarlık web sayfası fikrini bulmuş. Bir milyon pikselden oluşan bir internet sayfası tasarlayarak, her bir piksel alanına 1 dolarlık reklam alan bu İngiliz gencin fikri dört aydan kısa bir süre içinde viral olunca, tüm reklam alanlarını satmayı başararak 1 milyon dolar kazanmış. Sonrasında okulu bırakan Tew, Calm adlı yeni bir girişim kurarak yoluna devam etme kararı almış.

Post – it Notlar

Dünyanın her yerinde karşımıza çıkan, ofis çalışanlarının ve öğrencilerin hayatını kolaylaştıran bu renkli notlar nasıl ortaya çıktı dersiniz? Amerikalı kimyager Dr. Spencer Silver 1968 yılında yeni çeşit güçlü bir yapıştırıcı keşfetme çalışmaları yaparken, kolayca yapıştırılıp çıkarılabilen bir yapıştırıcı üretiyor. Meslektaşı Art Fry bir gün kilisede ilahi söylerken farkediyor ki kutsal kitabına aldığı notlar kayıp düşerek, işaretlediği yerleri kaybetmesine sebebiyet veriyor. Silver’ın bulduğu yapıştırıcıyı notlarına sürüp kitabında işaretlemeye başlamasıyla da bugün dünyanın her yerinde karşımıza çıkan organizasyon gereci Post – It’ler de hayatımıza girmiş oluyor. Bugüne kadar Post – It’ler 1 milyar dolardan fazla kâr getirmiş durumda.

Gülen Sarı Yüz

Hepimizin aşina olduğu bu ifade tarihte ilk olarak Türkiye’de bulunan milattan önce 1700’lü yıllara ait bir Hitit testisinde  karşımıza çıksa da, günümüzde ticari bir marka haline gelmesi 1960’lı yıllara dayanıyor. Dijital dünyanın olmazsa olmazı ruh hali yansıtıcısı Smiley’nin tarihi hakkında çeşitli spekülasyonlar olsa da ikonun ilk ticari hakkını Bernard ve Murray Spain kardeşler “İyi günler!” mottosunu da marka haklarına ekleyerek almışlar. Sonrasında olabildiğince bunu yaygınlaştırmaya çalışarak T-shirtlere, etiketlere ve daha bir çok ürüne entegre ederek ünlü bir ikon haline getirmişler. Girişimcilerine daha ilk yıllarda 50 milyon dolardan fazla kazandıran ikonun ticari hakları, 2000 yılında Dollar Tree şirketine 500 milyon dolar karşılığında satıldı. Bu sarı benizli gülen ikonun ayrıntılı tarihine göz atmak isterseniz buradan okuyabilirsiniz.

Slinky

Ülkemizde stres yayı, helezon yay, yürüyen yay gibi isimlerle anılsa da kendisini bilip adını bilmediğimiz bu oyuncak özellikle 90’lı yılların çocuklarının en büyük eğlencesi olmuştur. Gemi inşaat mühendisi Richard James tarafından 1943 yılında gemilerdeki hassas ekipmanları bir arada tutmak için üretilen bu yaylar, bir gün James’in duvara fırlatmasıyla yere düşmeyip o ünlü “yürüme” hareketini yapması sonucu bugün Time gazetesinde tüm zamanların en harika oyuncağı ünvanını kazandı. Eşine oyuncak fikrini anlattıktan sonra sözlükleri karıştıran James, bir İsveç terimi olan Slinky ismini buluyor. “Parlak ve kıvrımlı” Bu kazara oyuncak olan renkli yaylar James ve ailesine 250 milyon dolardan fazla kazandırmış. Gelmiş geçmiş tüm Slinky reklamlarını izlemek isterseniz buradan buyrunuz.

Pet Rock

Evcil Kaya – Pet Rock, 1970’li yıllarda yoğun iş temposundan dolayı evcil hayvan besleyemeyen insanları farkeden reklamcı Gary Dahl tarafından bulunmuş dahiyane bir pazarlama fikri. Kutulara koyduğu mini kaya parçalarının yanına bir de “Evcil kayanızın bakım ve eğitim klavuzu”nu ekleyerek, her birini 3.95 dolardan satışa sunmuş. Bunun 3 doları ise kâr olarak Gary’ye kalmış. En iyi evcil hayvan ses çıkarmayan, hastalanmayan, sizden bir şey talep etmeyen ve ölmeyendir sloganıyla Gary Dahl, bu çılgınca fikri dahiyane algı yönetim tekniklerini kullanarak başarıya ulaştırmış ve sadece 6 ayda 15 milyon dolardan fazla kazanmış. Her ne kadar mucidi aramızdan ayrılmış olsa da, bu sevimli Evcil Kaya Amerika’da hala satışa sunuluyor.

Amabrush

Dünyanın ilk tam otomatik diş fırçası sloganıyla karşımıza çıkan Amabrush sadece 10 saniyede ve tek bir tuşa basarak aynı anda tüm dişlerinizi temizlemeyi vaat ediyor. Uluslararası kitlesel fonlama sitesi Indiegogo‘da bir aydan az bir sürede €4,295,409 toplamayı da başarmış.

Bir fikri hayata geçirmeden önce kendinize inanın. Sonrasında öncelikli pazar araştırmaları yapmayı, farklı güruhlardan her ne kadar sert eleştirilerle yüzleşmek zorunda kalsanız da görüş almayı ihmal etmeyin. Aslında kim ne derse desin, eğer siz kendinize ve fikrinizin potansiyeline inanıyorsanız tek yapmanız gereken sadece biraz cesur olmak. Cesur olun ve sesinizi dünyaya duyurun.

Dahiyane fikirlerin zihninizde canlandığı mutlu bir hafta dilerim. :)

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link