Tablet Menülerle Müşteri Deneyiminin Fütüristik Hali

Teknoloji ve müşteri memnuniyeti arasında her zaman özel bir ilişki oldu. Bu ilişki aslında her zamankinden daha önemli. Çünkü artık günümüzde teknolojiden uzak, interneti olmayan bir kafe ortamı hayal bile edilemiyor. Bundan dolayı işletme sahipleri, akıllı telefonlar ve tabletler gibi günlük hayatta bu cihazlarla olan samimiyetimizden yola çıkarak farklı yöntemleri hayata geçiriyorlar. Bu yeni yöntemlerden bir tanesi de oldukça basit ve etkili. Müşterilerin siparişlerini tabletlerden seçerek vermesi ve yeni bir deneyimin onlara sunulmasının ardından müşterilerin çok memnun kaldığı ve her yerde uygulanmasını istedikleri konuşulanlar arasında.

İşte bu uygulama hakkında birkaç öneri;

Akıllınızı kullanın ve kendinizi geliştirin

Akıllı işletmeler, teknolojinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Her zaman müşterilerine yeni şeyler sunmak  isterler. Bu yüzden; bu işletmeler pazarda başarılıdır. Akıllı telefon ve tablet kullanıcılarının yoğun artışı ile akıllı olmalısınız ve siz de buna göre değişmelisiniz.

Son trendleri takip edin

Tablet teknolojisinin bu kadar popüler olmasını kimse beklemiyordu. Bu, iPad’in ve uygun fiyatlı Android tabletlerin satışlarının artmasıyla değişti. Şimdi, birçok kişi tabletleri kişisel düzeyde tanıyor. Kullanılan tablet sayısının artması ile birlikte artık çok sayıda restoran da tablet kullanıyor. Genellikle tablet restoran menüsü pahalı ve karmaşık olduğuna inanılıyor. Ancak sipariş sistemlerinin çok uygun olduğu biliniyor.

Tablet’te resim ve video izleme özelliği

Restoran için tablet menüsünde, müşteriler tam menüyü, şarap listesini, tatlıları vb. her şeyi görebilirler. En önemlisi, tek dokunuşla müşteriye yüksek çözünürlüklü bir resim veya video ile  ayrıntıları ve önerilen öğeleri  görebilirler. Bu özellik tabii ki çok fütüristik.

Harekete geçmelisiniz!

Bilindiği üzere restoran endüstrisi sürekli değişiyor ve en son değişimlerle güncellenmesi gerekiyor. Açıkça belirtmek gerekiyor ki dijital tablet menüler modası geçmiş kağıt menüsünden daha mantıklı olacaktır. Eğer siz de bu uygulamaya geçmek isterseniz daha çok müşteri kazanabilir ve onlara farklı bir deneyim sunabilirsiniz.

Sadece restoranlar için düşünülse de bu tarz menü ve tanıtım uygulamaları müşteri deneyimini artırmak isteyen, ürünlerini daha detaylı olarak tanıtmak isteyen her işletme için oldukça kullanışlı ve gelecekte sıklıkla karşımıza çıkması kaçınılmaz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yeditepe Üniversitesi Görsel İletişim Tasarım Yüksek Lisans Öğrencisi – Pazarlamasyon.com İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Kahvaltının En Önemli Öğün Olduğunu Pazarlamacılar mı Uydurdu? [Video]

Yıllardır babalarımız, annelerimiz, dedelerimiz bize “kahvaltının en önemli öğün” olduğunu söyledi durdu. Peki, bunun bilimsel bir temeli var mı ya da bu algı nasıl ortaya çıktı? Bu hafta, kahvaltı yapma algısı ile ilgili keyifli bir sohbet ettik. Gelin hep beraber kahvaltı yapmanın kilo vermeyle, sağlık sorunlarıyla ya da düşük performansla bir ilgisinin olup olmadığını video haberimizde görelim.

Sohbetimize konu olan haberin linkine şuradan ulaşabilirsiniz. Yeni videolardan anında haberdar olmak adına Pazarlamasyon’un Youtube hesabını takip etmenizi öneriyoruz. Buraya tıklayarak Youtube hesabımızı takip edebilirsiniz. Keyifli seyirler.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yılların İkonu ‘Converse’ İhtişamlı Geçmişini Kurtarabilecek Mi?

Hayat iniş çıkışlarla dolu, bizler nasıl dibe vuruyorsak markalar da vurabiliyor. Geçtiğimiz dönemlerin arzu nesnesi haline gelen onlarca marka  bugün arzın çeşitliliği, trendlerin hızla değişimi, kötü yönetim ya da basit bir reklam kampanyası yüzünden bile ihtişamlı günlerini geride bırakabiliyor. Bu yazı dizisinde hep beraber kötü talihle yüzleşen markaların hikayelerine bakacağız.

Hazırsanız Converse ile başlıyoruz.

Herşey Marquis Mills Converse’in 1908 yılında Malden Massachusetts’de Converse Rubber Shoe Company’i kurması ile başladı.  İlk iki yılında kendini idame ettirecek kadar sipariş alan şirket bir adım daha öteye giderek kültürel bir ikon haline gelen basketbol ayakkabılarını üretmeye başladı.

 

Chuck Taylor

1971’de ilk basketbol ayakkabısı The All Star’ı üreten Converse, hafif ve ön kısmı destekli bu ayakkabının tanıtımı için ünlü basketbol oyuncusu Charles Hollis Taylor bizim bildiğimiz adıyla Chuck Taylor ile anlaştı. Böylelikle 1921’de Converse’in ilk basketbol ayakkabısı The All Star Chuck Taylor ismine kavuştu.

Rüzgarın markadan yana olduğu bu dönemde özellikle 1936 Olimpiyatlarında basketbolda Amerika Kanada’ya karşı algısının da faydası ile markanın benimsenmesi hem de NBA’in kurulması ile ligin en popüler ayakkabısı haline gelen Converse piyasada Nike, Adidas, Puma gibi markalarla amansız bir rekabetin içindeydi.

1950’lerde adeta dönem gençlerinin üniforması haline gelen, eskidikçe güzelleşen bu ayakkabı James Dean gibi bir ikonun ayağında basketbol ekseninden popüler kültür eksenine doğru yol almaya başladı. 1957’de ise Converse tek başına “sneaker” piyasanın %80’ini elinde tutuyordu.

The One Star

1970’lerde Converse The One Star ismini verdiği sağ tarafında tek yıldız bulunan ve bir anda markanın diğer en iyi satan model, haline gelecek süet ayakkabısını tanıttı.  Bu ayakkabı kısa kesimli basketbol performans ayakkabısı olarak sahneye çıksa da sörf ve kaykaycıların fazlaca tercih ettiği bir ayakkabı haline geldi.

 1980 ve 1990’lar Grunge Etkisi

Converse’in kritik dönemlerinden bir diğeri 1984’te resmen Los Angeles Olimpiyatları’na sponsor olması ile başladı.  1980’lerin ortasında Converse Nirvana’dan Kurt Cobain, Pearl Jam’den Eddie Vedder gibi ünlü rock yıldızlarının tercihi haline gelerek daha geniş bir kitleye yayıldı. Şirket daha sonra 1997’de 550 milyon çift Converse sattığını duyuracaktı.

2001’de şirket için durumlar kötü gitmeye başladı. Hızla para kaybeden ve borçları artan şirketi 2003’de rakibi Nike satın alarak bir ikonun yok olmasını kısmen engelledi ve The Chuck Taylor II’yi tanıttı.

Günümüzde ise özellikle sneaker kültürünün neredeyse tüm dünyada trend olması, smart-casual giyinme biçimin günümüz gençliği tarafından da benimsenmesi ile spor ayakkabılar daha günlük yaşamda kullanılabilir bir hal almaya ve ofislere bile adım atmaya başladı. Converse rüzgarının nispeten daha yavaş estiği bu dönemlerde devir, Converse’in ürün bakımından rakibi sayılabilecek, daha çok kaykaycıların tercih ettiği bir bez ayakkabı markası olan Vans, piyasada birçok markada bulabileceğimiz “beyaz sneaker” lara kaldı gibi.

Bugün ayağında Converse ile dolaşan kişi sayısı gözle görülür derece azalırken, ikon markanın yeniden ayağa kalkacağı günleri sabırsızlıkla beklediğimizi de ekliyoruz.

 

 

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link