SuperBowl’u İnce Görmek

SuperBowl, her sene Amerika’da yayınlanan ve Amerikan Futbol Ligi’nin final karşılaşmasının sergilendiği en büyük aktivite. Bu sene 49.su düzenlenen SuperBowl’u New England Patriots, rakibi Seattle Seahawks’ı 28-24 yenerek müzesine götürürken tüm Amerika ve dünyanın farklı yerlerinden birçok kişi, NBA (Ulusal Basketbol Federasyonu), All-Star maçları gibi NFL’in (Ulusal Futbol Ligi) bu finalini de büyük bir heyecanla izledi. O an geldiğinde ekran başına kilitlenenlerin yarattığı büyük potansiyelin farkında olan markalar, bu durumu fırsat bilerek en pahalı ve üzerine düşünülmüş reklamlarını bu karşılaşmanın devre arasında sergiledi. Amerikan Futbol Ligi’nin sezon içerisindeki en büyük aktivitesi olmasının yanı sıra çekilen reklamlarla da kendine ayrı bir endüstri yaratmış olan SuperBowl’un bu seneki reklamları da takdire şayan doğrusu. SuperBowl’un resmi sitesinde 2 Şubat’ta yayınlanan listede, en iyi ve en kötü 5 reklam yer almakta. Bu reklamları iyi ya da kötü kılan şey ne peki?

Öncelikle iyi reklamları inceleyelim. İşte en iyi kategorisinin ilk 5’i:

5. Dove Man, Real Strength

4. No More

3. Doritos, Middle Seat

2. Snickers, The Brady Bunch

1. Budweiser, Lost Dog

Bu en iyi reklamları izlerken ortak birkaç noktaya dikkat etmek gerekli. Öncelikle tüm reklamlarda bir bilgi verme amacı güdülmemiş. “Benim markam şöyle iyi, benim markamın şöyle tadı var.” gibi enformatik bir kurgu tercih edilmemiş. Bunun yerine daha “catchy” tabir edilen ve izleyiciyi etkileyen reklamlar tercih edilmiş.

Örneğin, ilk sıradaki Budweiser reklamını düşünecek olursak ön plandaki güçlü yan, duygu. Marka, ancak küçük noktalarda izleyicilere belli ettirilip geri çekiliyor. Markayı bas bas bağırmak yerine, izleyicilerin duygusal yanına hitap edecek bir çalışma ile hem reklamın izlenmesi hem de sonundaki mesajın izleyiciyle etkileşime girmesi sağlanmış.

En iyiler sıralamasını düşündüğümüzde bu markaların özellikle duygulara hitap ettiğini ve markayı bağırıp durmak, bilgi üstüne bilgi yığmak yerine izleyiciyi sürekli ekranda tutmaları sağladığını görüyoruz. Ayrıca sürpriz etkisi de özellikle Doritos’un reklamında kullanılmış durumda; absürtlükle yakalanan bu etki, izleyiciyi merakta bırakıyor.

En iyi listesi varsa, bir de en kötüler diye bir sıralama yapmak gerekir. SuperBowl’un kendi sitesindeki en kötü 5 sıralaması da şöyle:

5. Go Daddy, Working

4. Microsoft, Estella’s Brilliant Bus

3. Mercedes, Fable

2. Fiat, Blue Pill

1. Lexus, Make Some Noise

En kötüler listesini de incelediğimizde, özellikle araba markalarının bir dominasyonu söz konusu. Birbirinden çok farklılaşamayan, “O özelliğim iyi, motorum güçlü.” demekten vazgeçemeyen otomobil reklamları bu sene kötüler listesinde yer alıyor.

Araba markaları dışında listede yer alan Microsoft ve GoDaddy’ye de baktığımızda büyük bir bilgi sağlama amacı güdülmesi SuperBowl listesinde kötüler arasında kalmalarından başka bir işe yaramamış. Enformatik bir reklam anlayışına çok fazla yüklenirken seyiriciyi yakalayacak noktaları kaçıran bu markalar da bu seneden beklediklerini alamayanlar arasında.

Markalar her sene bu işe baş koyup milyonlarca dolar yatırırken listenin en başında olmayı hedefliyorlar elbette; ancak her iyi listenin karşısında bir kötü liste de yer alıyor. Bu kötüler arasında yer almamak için de markaların özellikle dikkat etmesi gereken iki konu: Var olandan farklılaşabilmek ve trendleri takip etmek.

Bonus: Katy Perry Devre Arası Şovu

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Listeli İçerikleri Daha Çok Sevmemizin 5 Nedeni

Son dönem trend içerikler sunan birçok sitenin çok sevilmesinin en büyük nedenlerinden biri, oluşturdukları listeli içeriklerdi. Bu içerikler o kadar popüler hale geldi ki, haber sitelerinde, pazarlama bloglarında vb. birçok yerde bu tarz yazılarda patlama yaşandı.

Etkili başlık oluşturmanızı sağlayan 7S kuralından belki de en önemlisi olan sayıların, listeli içeriklerin başlıklarında mutlaka yer alması da bu içeriklerin başarıya ulaşmasını kolaylaştırdı. Peki nedir bu sayıların sırrı? Neden bu tarz içeriklere daha fazla tıklanıyor?

 

1-) Düzeni Seviyoruz

aa

Blog yazıları için “Yazılarınızı paragraflara ayırın”, “Alt başlıklar kullanın” gibi bazı tüyolar vardır. Bu tüyoların altında yatan ana sebep, düzenli yazıların daha fazla okunabilir olmasıdır. Çünkü insanlar okuması kolay ve bölümleri arasında rahat geçişler yapabileceği yazıları daha çok seviyor. Yazı başlığında listeleme yönteminin işareti olan bir rakam (bu yazının başlığındaki gibi) gördüğümüzde, madde madde düzenlenmiş bir yazının çekiciliği bizi yakalıyor.

2-) Netlik İstiyoruz

150413113851_lists_624x351_bbc_nocredit

İnsan beyni her zaman belirsiz olan yerine net olanı tercih eder. Bu yüzden “Güne zinde başlamak için ipuçları” başlığına sahip bir yazı yerine başlığı “Güne zinde başlamak için 7 ipucu” olan bir yazı daha çok ilgimizi çekiyor. Çünkü nettir, yazıya tıkladığında karşınıza 7 tane madde çıkacağını bilirsiniz. Diğer başlık ise içerikle alakalı herhangi net bir şey vaat etmediği için insanlardaki tıklama dürtüsünü daha zor harekete geçirir.

3-) Merak Ediyoruz

merak

Karşımızda içinde sayı içeren bir başlık gördüğümüzde, ister istemez bilinçaltımızda “Neymiş o 4 ipucu?”, “Acaba 8 başarılı örnek hangisiymiş?” gibi düşünceler oluşuyor. Çünkü sayılar, merak duygusunu tetikliyor. Bu merak duygusu yazıya tıklamayı beraberinde getiriyor. Hatta çoğu web sitesi bu merak duygusunu kullanarak, daha fazla sayfanın görüntülenmesi için listeli içeriklerini adım adım (galeri formatında) veriyor. Adeta “makas kesmiyor” diyerek bizden her seferinde 1 tıklama daha istiyor.

4-) Sınırlandırılmak İstiyoruz

sınır

Bu kötü olarak algılanmasın. Gün içerisinde hepimiz koşuşturma halindeyiz ve bu yüzden zamanımız çok değerli. Vakit bulup da internette dolaştığımız zaman da bir yazıyı okumak için çok fazla zaman ayıramıyoruz (istisnalar dışında). Başlıklarda yer alan sayılar ise o içeriğin kapsamı hakkında bize bilgi veriyor. Tabii ki her yazının bir sonu vardır ancak sınırların baştan çizilmiş olmasıçok uzun olmadığını, uzun olsa bile belirtilen sayı kadar başlık olduğunu

5-) Güven Duyuyoruz

Güven verin

Sayılara; gerek sunumlarda, gerek haberlerde, gerek bir şeyi ispatlamaya çalışırken çok fazla ihtiyaç duyarız. Sayılar ilgi çekicidir ve karşı tarafta güven duygusunu uyandırır. Bu yüzdendir ki “Sosyal mecraların kullanım sayıları” vb. yazılar, geçmişte yüzlerce defa yazılmış olsa bile hala ilgileri toplayabiliyor.

Sayıların yarattığı bu güven duygusu, listeli içeriklerdeki başlıklarda da işe yarıyor. “Gripten korunmanın etkili yolları” başlığı yerine “Gripten korunmanın 9 etkili yolu” başlığı daha çok ilgi çekiyor. Çünkü söz konusu maddelerin belli bir araştırma ve emek sonucunda ortaya çıkarıldığı, bazı ispatlara dayandırıldığı hissiyatı oluşuyor.

Sonuç

Listeli içeriklerin başlığını her gördüğümüzde yukarıdaki 5 psikolojik etkinin hepsinin birden devreye girdiğini iddia edemem. Ama her tıklamamızda bu 5 etkenden bir ve birkaçının bizi harekete geçirdiğini düşünüyorum. Yazımı, listeli içeriklerin ne kadar popüler duruma geldiğini gösteren, Serdar Kuzuloğlu’nun sunumundan bir kare ile sonlandırıyorum. =) (Parantezin içine dikkat)

liste içerik serdar k

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Beşiktaş’tan Ne Olursan Ol “Come To Beşiktaş” Reklamı

Beşiktaş tüm dünyaya Beşiktaş’ı tanıtmak ve herkesi Beşiktaş’a çağırmak için yayınlanacak global bir kampanyaya imza attı. Mevlana’nın “Ne olursan ol gel” felsefesinden esinlenerek yarattıklarını söyledikleri kampanya sosyal medyada ülke çapında çok beğeni topladı. İşte Beşiktaş’ın “Come To Beşiktaş” isimli reklam filmi:

CNN Türk’ün haberine göre, dünya televizyonlarında ve sosyal medyada yayınlanması için bu projeyi finanse edeceklerini söyleyen Fikret Orman, bu amaçla bir reklam kampanyası başlattıklarını söyledi.

Orman, “Beşiktaş markasını herkese açtığımızı anlatmaya çalışan bir reklam hazırladık. Mevlana’nın sözlerinin buna ışık tutabileceğini düşünerek ‘Ne olursan ol yine gel’ temasını kullandık” diye konuştu.

Daha sonra reklam filminin gösterimi yapıldı. Filmde Beşiktaşlı oyuncuların da rol alması dikkat çekti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link