Sunumlarınızı Güzelleştirecek 15 Tavsiye

Okullardaki sunumları genelde birbiri ardına sıralanan notlar edasıyla hazırlıyoruz. Vaktimiz bol, feedback alabildiğimiz pek bir mekanizma da olmayınca iş hayatına geçince aşağıdaki tweet’imdeki deneyimler ortaya çıkıyor. 

Okulu bir şekilde bitirdin, iş hayatına adım attın. Artık kısıtlı vaktinle kısıtlı vakti olan insanlarla çalışacaksın. Durum böyle olunca, iş hayatında kazandıran sunum deneyimlerimi bir başlıkta toplamak istedim. 

1– Sunumunu 3 ana başlığa ayır; içinde ana hikayeyi destekleyen 3 yan hikayen ve onları da destekleyen 3 minik başlığın olsun. Bu yapı, insanların sunumunu daha kolay hatırlamasını sağlayacak. Steve Jobs’ın Stanford Üniversitesi’deki meşhur konuşması buna tam olarak bir örnek; 

Ana hikaye: Sevdiğiniz işi yapın.  

  1. Yan hikaye: Noktaları birleştirin.  
  1. Yan hikaye: Sevgi ve Kaybediş 
  1. Yan hikaye: Ölüm 

2– Sunumu çok fazla kelimelerle, cümlelerle doldurursan onu sunmaya muhtemelen ihtiyacın kalmayacak. :) Çünkü sunmaya çalışırken insanların gözleri sürekli o kelimelere, cümlelere gidecek. Senin söylediklerini kaçıracaklar. TED konuşmaları uzmanı Carmine Gallo diyor ki; ilk 10 slaytınızdaki kelimelerin sayısı 40’ı geçmesin. Sunumun öyle olmalı ki, içinde barındırmadığı kelimelerle sen yokken bir şey ifade etmesin. Aksi taktirde sunma; yolla, okusunlar. Ajansta dijital strateji sunumum öncesi marka tarafı benden sunumu isterdi. Yollardım, bir şey anlamadık ama yarın bekliyoruz derlerdi. İşte tam olarak bundan bahsediyorum. Sunum, seninle birlikte değer kazanmalı. Eğitim sunumları hariç, onlar yoğun bir eğitimi kapsadığı için içinde kelimeler, cümleler olacaktır kararınca. 

via GIPHY

3– Emin Çapa’nın da söylediği gibi sunumlarında insanları bir yerden başka bir yere keşfe çıkarmalısın. İnsanlar, sunumu başladığı noktada bitirmemeli. Zor, bence. Ben de belki en çok eforu burada sarfediyorum. Başarılı olmaya çalışıyorum. 

4– Talk Like TED kitabı diyor ki; iyi sunumların %65’i hikayedir, %25’i istatistiksel bilgidir, %10’u da güvendir.  

5– İnsanlara, bağ kurabilecekleri en az bir karakter de verebilirsen ne ala! 

6– Önemli sunumlarda hedefin asla sunum yapmak olmamalı. Hedefin; bir hikayen, bir derdin var. Onu anlatmak, insanlara bakış açısı katmak, daha büyük işler için ilham kaynağı olmak olmalı. 

7– Sosyal medya odaklı dijital pazarlama üzerine çalışıyorsan sunumunu trendlerle bağdaştırmalısın. Yani, çok uçmayabilirsin ama 3D Printer’dan, sanal gerçeklikten, yapay zekadan bahsedebilirsin. Kendini, sunumunu ve işini yeni kılmak iyidir. Seni dinç tutar. 

8– Ben şu an senin sunumunu izledikten hemen sonra 3D Printer ile ilgili veya sanal gerçeklikle ilgili ne yapabilirim? sorusunu da kullanılabilir bilgiler sunarak cevaplamaya çalış ki; yapay zeka ile 30 sene sonra uçacağız, kaçacağız tarzı bugünle ilişiği olmayan sunumlardan bir farkın olsun. 

9– Sunuma neden herkesi gülümsetebilecek, dikkatini ilk andan toplamana fayda sağlayacak bir anıyla veya bir mini hikaye ile başlamıyorsun? Bunları da bir klasörde toplayabilirsin. Gün gelir lazım olur. Direkt cephanenden kullanırsın. :) 

10– TED konuşmacıları genellikle sunumlarını birkaç haftada hazırladıktan sonra sadeleştirerek 18 dk’ya düşürme kısmına odaklanıyor; haftalarını, aylarını vererek gerçekten yararlı bilgilerle kuru kalabalığı birbirinden ayrıştırmaya çalışıyor. 2 saatlik sunum yapmak kolay ama 2 saatlik sunumu kaliteden ödün vermeden 18 dk’ya indirgemek zor.  

11– Sunumunu bir ses kaydı, video veya Türkiye şartlarında uçuk kaçsa da yurtdışında gayet olağan karşılanabilecek bir sahne dekoru, aksesuarı ile zenginleştirebilirsin. 

12– Sunumun sonuna bir check list ve kitap önerileri ekleyebilirsin. İnsanlara daha bir yol gösterici olursun. 

via GIPHY

13– Beyinde soyut olan bir bilgiyi, insanların gerçek dünyadan bağ kurabilecekleri bir bilgi ile eşleştirirsen hazmetmeleri daha kolay olur. Örneğin, sitemizin ziyaretçisi geçen seneye göre bu sene %27.5 arttı desem kafada çok bir şey çizmiş olmam ama sitemizin ziyaretçisi geçen seneye göre bu sene, Ankara’nın nüfusunu kadar arttı desem eminim herkesin aklında bir şeyler şekillenir ve bu bilgi kalıcı olur. Çünkü bilgiyi verirken işin içine beynin sağ lobunu da kısmen katmış olurum. 

14– İş hayatındaki her sunumda geçerli olmasa da önemli sunumların öncesinde başkalarına sunarsan hem daha bir özümsersin hem de farklı kişilerden feedback’ler alarak en iyiye biraz daha yaklaşırsın. 

15– Son olarak, o noktacıklı bullet’ları kullanma bence. 

Elbette ben de rapor sunumlarında, anlık gelişen ve çok hızlı hazırlamam gereken sunumlarda bunların hepsine tek tek dikkat edemiyorum ama derdim, özellikle önemli sunumlarda, eğitimlerde olabildiğince hayata geçirebilmektir. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Eren Caner 1985 yılında Ankara’da doğdu. 1 seneden fazla bir süredir Doğan TV’nin sosyal medya odaklı dijital iletişim yöneticisi olarak çalışıyor ve CNN TÜRK’te yazılar yazıyor.

Bir Cevap Yazın

12 Milyar Farklı İçerikte Şampuan Sunan 110 Milyon Dolarlık Girişim

Kozmetik dünyası, tüketicileri her geçen gün yeni ürünlerle tanıştırıyor. Markaların hepsi de en iyi ürünün kendilerininki olduğunu iddia ediyor ve müşterilerinin bugüne kadar yaşadıkları kişisel bakım sorunlarını kökünden çözdüğü konusunda kendisine güveniyor. Fakat adı üstünde, “kişisel” bir bakım söz konusuysa ve her insanın farklı ihtiyaçları olduğunu da kabul etmemiz gerektiğine göre, bireye özel bir çözüm bulunması gerekmiyor mu? Function of Beauty adlı girişim, işte bu noktayı yakalayarak yepyeni bir vaatle tüketicilerin karşısına çıkıyor ve “Kendi şampuanını kendin seç!” diyor.

Geçen yılın ekim ayında kurulan New York merkezli girişim, tüketicilerin saç özelliklerini ve sahip olmak istedikleri saç tipini göz önüne alarak onlara özel formüllü şampuanlar hazırlıyor. Örneğin pürüzsüz ve parlak bir saç istiyorsanız ayrı, önceliğiniz hacimli ve düz bir saç ise ayrı bir formülü size öneriyor.

Girişim hızlandırma platformu Y Combinator’dan çıkarak, bir yıldan da az bir sürede büyük ilerleme kaydeden girişimin son olarak 12 milyon dolarlık bir gelire ulaştığı biliniyor. Hatta şirkete yakın bir kaynak, Function of Beauty’nin piyasa değerinin 110 milyon doları bulduğunu öne sürüyor.

Function of Beauty şampuanları, tüketiciye özel pazarlamanın başarılı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Şirketin CEO’su Zahir Dossa, Function of Beauty’i kurma fikrinin, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT), e-ticaret ve değer zincirinin iyileştirilmesi konularında yaptığı tez çalışması sırasında oluştuğunu söylüyor. Kişisel bakım endüstrisinin çok fazla gündemde olan bir alan olmasına rağmen, değer zincirinin son yüz yıldır neredeyse hiç değişmediğini fark etmesiyle sürecin başladığını belirten Dossa, bu noktadan hareket edip saç bakımına odaklanan ve tüketiciye doğrudan ulaşan bir girişim başlatmaya karar vermiş. Sayısız farklı saç tipinin olduğu günümüz dünyasında tüketicilerin de farklı istekleri olduğunu bilen Dossa, kişiye özel şampuanların bu boşluğu dolduracağını düşünmüş.

Saç bakımı konusunda farklı isteklere cevap veren tam 12 milyar farklı içerikte şampuan sunan şirket aynı zamanda, 5 çeşit renk ve 4 tür koku özelliği de sunuyor. Tüketicilerin kendine özel şampuan sipariş etmeleri süreci ise oldukça basit. Function of Beauty’nin internet sitesini ziyaret eden tüketiciler, burada küçük çaplı bir testle karşılaşıyor. Testte yer alan sorulara cevap vererek saç tipleri, saç yapıları ve saç derisi nemi bilgilerini veren ziyaretçiler ardından hacimli saç, uzunluk vb. noktalardaki isteklerini belirtiyor. Son adımda ise şampuanın rengini ve kokusunu seçiyorlar. İnternet sitesi, bu yanıtları bir algoritma üzerinden değerlendirerek tüketiciye özel formüllü şampuanı belirliyor.

Müşteriler, ihtiyaçlarına özel şampuanı kolayca satın alıyor.

Function of Beauty, satış vaadi konusundaki başarısını müşteri memnuniyeti alanına da taşıyor. Sipariş veren müşteriler, şampuanı deneme olanağına da sahipler. Yani şampuanı deneyip memnun kalmadıklarında ürünü iade edip kendine daha uygun yeni bir formülü ücretsiz olarak alabiliyorlar. Şirketin ayrıca, bir abonelik sistemi de bulunuyor ve yeni ürünler çıktıkça abonelerine, sipariş vermeleri beklenmeden şampuanları gönderiliyor.

Dossa, satın aldıkları şampuanların nasıl yapıldığını görmek isteyen sâdık müşterileri için özel alanlar ayırarak çevrimiçi ortamdaki hızlı büyümeyi, fiziksel ortamda da küçük çaplı bile olsa sürdüreceklerini söylüyor.

Function of Beauty, belki de bireye en çok inmesi gereken ama bugüne dek bu noktada beklenen performansı gösterememiş bir alanda, yani kişisel bakım konusunda dikkat çekici ve günümüz tüketicisini yakalayan bir strateji çizmiş. Bu doğrultuda hazırladığı şampuanlarla da kişiye özel pazarlamada önemli bir başarı yakalamış. Bakalım şirket, gelecek dönemlerde hangi yeni ürünlerle karşımıza çıkacak. Peki sizce, hangi sektörler kişiye özel ürünler çıkarmada yüksek potansiyel taşıyor?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Barter Sistemi Nedir ?

Barter Nedir?

Eğer daha önce kullanmadığınız ve çok sevmediğiniz oyuncaklarınızı başka oyuncaklarla takas yaptıysanız, siz çoktan barter sistemine dahil olmuşsunuz demektir. Barter para olmadan bir servis karşılığı ya da bir ürün karşılığında yapılan takas sisteminin adıdır. Bu tarz bir takas yöntemi çok eski uygarlıklar tarafından kullanılmış ve hatta hala bazı kültürler tarafından bu sistem kullanılmaktadır. Örneğin pizza malzemelerinden biri olan parmesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da para alternatifi yerine kullanılıyor yani barter sistemi ile alınıp veriliyor.

Barter sistemini basit bir örnek ile düşünelim; biz bir halı mağazası sahibiyiz ve iş yerimizin ışıklandırmasını değiştirmemiz gerekiyor ancak bunun için bütçemiz yok. Biz ise bir elektrikçiyle anlaşıp bizim ışıklarımızı değiştirmesinin maliyeti karşılığında elektrikçiye aynı değerde iş yerinin halılarını döşemeyi teklif ediyoruz. Sonuç olarak para kullanmadan ticaret gerçekleşmiş oldu yani barter sisteminden yararlanmış olduk.

Dünyada barter örnekleri:

Çay Blokları

 

 

 

 

 

 

Asya ülkeleri tarafından ikinci dünya savaşı sırasında çay blokları para yerine kullanılıyordu. Moğolistan, Tibet ve Sibirya 19. yüzyıldan itibaren 1935 yılına kadar hayvan alımlarında ve vergi ödemelerinde de kullanılıyordu. Çay blokları o dönemde 1 rupi değerine denk gelmekteymiş . Hatta çay blokları bu bahsi geçen ülkelerin paralarından daha değerli bir haldeydi.

Permesan Peyniri

Pizzalardan aşina olduğumuz permesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da barter yapılarak kullanılıyor. 1 baş permesan peynirinin 300 dolara denk gelmesinden dolayı İtalya’da olan Banco Emiliano Bankası teminat olarak bu peynirleri kabul ediyor. Neden bu kadar değerli olmasının sebebi ise 1 baş permesan peynirinin 2-3 yıl içerisinde oluşmasından kaynaklanıyor. 2009 yılında 187 milyon dolar değerinde peynir rezervine sahip olan bankaya bir çok kez soygun girişiminde bulunulmuştur.

Mobil Dakikalar

2011 yılından itibaren Mısır, Nijerya, Hindistan Güney Afrika ve Gana gibi ulusal para birimi hiperenflasyon etkisinde olan ülke vatandaşları telefon dakikalarını alışverişlerde kullanabiliyor. Yani barter sistemini ülke insanları kontörlerle sağlıyor.

Barter sisteminin avantajları ve dezavantajları:

Avantajlar:

  • Esneklik: Barter sisteminin ilk avantajı esnekliktir. İstediğin ya da satın almayı planladığın ürünü nakit kullanmadan her hangi bir ürün veya servisle temin edebilirsin.
  • Vergiler: Barter sistemi vergilendirilebilir bir sistem olmadığı ya da henüz vergilendirmenin bir yolu bulunmadığı için barter sistemini kullanarak vergi ödemeden muaf olunabilir.
  • Döviz rahatlığı: Uluslar arası her hangi bir barter sistemi ile yapılmış ticarette döviz kaynaklı bir sorunla karşılaşılmaz.
  • Basitlik: Son ama en önemli avantaj barter sisteminin çok basit olmasıdır. Kazan-kazan biçiminde ilerler.

Dezavantajlar:

  • Lojistik sorunları: Barter sistemi kullanılarak yapılmış her hangi bir işlemin (özellikle uluslar arası olanlar) lojistiğinde riskler her zaman olaya dahildir.
  • Vadeli gibi bir alternatif olmaması: Vadeli yapılan işlemlerde çek veya senet kullanıldığından her hangi bir vadeli işlem kabul görmez bu sistemde.
  • Bölünemezlik: Diğer bir dezavanajda bütün ürünler veya servisler bölünebilir olmamasıdır. Örneğin bir galericinin bir araba karşılığında galerisini boyatmasında değer eşliği bulunması çok zordur

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link