Starbucks’tan Üzerine Çizim Yapabileceğiniz Renkli Sonbahar Bardakları Geldi

Hepimizin en sevdiği kafein alma merkezi Starbucks, beyaza yeşil kağıt bardaklarına sonbahar esintisi getirerek kendi istediğiniz doğrultusunda özelleştirebileceğiniz, yaratıcılığınız son damlasına kadar sergileyip, çizim hünerlerinizi konuşturacağınız bir bardak tasarlamış.

Sonbahar gelip, yapraklar dökülürken Starbucks’ta sadece Pumpkin Spice Latte’yi çıkarmaktan başka şeyler de planlamışa benziyor. Sosyal medya hesaplarını ne kadar iyi kullandığınız (özellikle Instagram) daha önceki bu yazımızdan okuyabileceğiniz ünlü kahve zinciri, sonbahara özel renkli ve kreatif yanınızı ortaya çıkarabileceğimiz bir bardak tasarımıyla kalbimizi şimdiden kazanıyor.

Tam da üzerine bir şeyler çizip Instagram’a fotoğrafını koyayım fikrini bizlere aşılayarak ününe ün katmayı planlayan markanın stratejisinin oldukça doğru olduğunu söyleyebiliriz zira üzerine çizin yapabileceğiniz sonbahar bardakları şimdiden çok kez paylaşıldı bile.

‘Kendin Yap’ ruhunu 6 farklı renk seçeneği ile beğeniye sunan marka, paket tasarımının en az ürün kadar değerli olabileceğini tekrar hatırlamamız açısından güzel bir örnek teşkil ediyor.

Zaten her sezon için beyaz bardaklarını mutlaka farklı bir şekle büründüren marka, sonbahar klasiği haline gelen Pumpkin Spice Latte’nin popülerliğinin yanı sıra renkli sonbahar bardakları ile de en azından yılbaşı özel bardakları çıkana kadar adından bahsettireceğe benziyor.

Markanın Instagram’da sonbahar kupalarına özel yarattığı ‘#fallcups’ hashtagine yağmur gibi gönderi yağarken gelin bizde hep beraber (maalesef ülkemizde olmasa da ) yaratıcı tasarımlara göz atalım;

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

iPhone Xs, iPhone Xs Max ve iPhone Xr Tanıtımı ve Satış Fiyatları

Apple merakla beklenen yeni ürünleri iPhone Xs, iPhone Xs Plus, iPhone Xr ve Apple Watch Series 4‘ü Getting Round etkinliğinde tanıttı. Apple’ın ürün tanıtım etkinliği California’daki Steve Jobs Theatre’da düzenlendi. Yeni Apple ürünleri 21 Eylül’de ABD’de satışa çıkacak. Türkiye için tarih henüz açıklanmadı. iPhone Xs’in bayi karı hariç fiyatı yaklaşık 10 bin 800 TL olacak. iPhone Xs’in başlangıç modelinin yaklaşık 4.140 TL’si vergi olacak. iPhone Xr ise 749 dolardan başlayan fiyatlarla satılacak.

Apple’ın CEO’su Tim Cook ilk açıklamasında, daha etkileyici bir dünya yaratmak istediklerini söyledi.  Apple Watch Series 4’ün ardından yeni iPhone modellerini tanıtan Apple, iPhone XS ve büyük ekranlı modelin iPhone XS Max modeliyle karşımıza çıktı.

Apple’ın tanıttığı yeni iPhone modellerinin en üst versiyonu iPhone Xs Max oldu. 6.5 inçlik OLED ekranı ile Apple’ın en büyük akıllı telefonu olan iPhone Xs Max, A12 Bionic işlemci barındırıyor. iPhone XS Max’te de 64 GB, 256 GB ve 512 GB depolama kapasitesine sahip seçenekler sunuluyor.

Apple’ın yeni saati Series 4, Saat EKG çekebilmesiyle dikkat çekiyor. Aynı zamanda kişi düştüğü zaman ambulansı arayabiliyor. Series 4 bir insanın düştüğünü tespit edebilecek. Böylece düşüşün nasıl olduğuna ilişkin veriler toplayacak. Acil servise otomatik çağrı gönderebilecek.

Dünyada 21 Eylül’de satışa çıkacak olan cihazın Türkiye’de ne zaman satışa çıkacağı bilinmiyor.

Türkiye Satış Fiyatları Ne Olacak?

Türkiye’de ne zaman satışa sunulacağı henüz açıklanmamasına karşın, dolar kurunun bugünkü seviyesi ve vergiler ile  perakende satış kanalındaki marjlar dikkate alındığında, yeni iPhone Türkiye’de de fiyat rekoru kıracak. Apple’ın birkaç saat önce Türkiye’deki iPhone 8 ve iPhone 7 modellerine yaptığı zam da dikkate alındığında iPhone Xs Max’in en düşük kapasiteli modelinin Türkiye’deki  satış fiyatının 10 bin TL’yi aşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Üstelik bu fiyat 64 GB’lik iPhone Xs Max için söz konusu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yerel Moda Markalarının Küresel Yükselişi

20. yüzyılda akla ilk gelen küresel çaplı olayları hatırlamak istediğimizde savaşları ve endüstri devrimini rahatlıkla sayabiliriz. ABD’de 1950’li yıllar itibarı ile oluşan kitle üretimi ve kitle tüketimi tüketicilerin parayı kazanma ve parayı harcama alışkanlıklarında köklü değişimler yarattı.

Tekstil ve giyim sektörleri de endüstri devriminden etkilendi. Birçok fabrika, farklı markalar için olabildiğince çeşitli, buna karşılık tüketicinin gelir düzeyine uygun giysiler üretmeye başladılar. Bu aşama ile birlikte giysilere ulaşabildiğimiz mağazaların çeşitliliği arttı. Butik mağazalar, zincir mağazalar ve nihayetinde internet mağazacılığına kadar genişleyen sanal mağazalar oluşturuldu.

Sanal mağazaların açılması ile tüketicinin ürüne ulaşması için kat etmesi gereken mesafe, harcaması gereken zaman ve para azaldı. Böyle olunca üretilen ürünler sadece bir bölgeye hitap etmekten çıktı. Ürünü inceleme olanakları, satın alma opsiyonları, ek vergiler ve kargo hizmetleri gibi etmenler önemli hale geldi.

Bölgesel veya bir nevi yerel olarak fenomen haline gelen markalar, değişen bu koşullarla birlikte küresel bir “pop culture” sembolü haline gelme olanağını buldular. Bu markalar öncelikle trendleri belirlediler. Ardından bu trendleri küresel ölçeğe taşımaya başladılar. Bu hafta, Supreme ve Champion markaları ile bu durumu anlatmaya çalışacağım:

1994 yılında James Jebbia tarafından kurulan Supreme, New York’ta mütevazi bir kaykay ve giyim mağazasıydı. 18-25 yaşındaki tüketicilere hitap etmeye çalışan marka, tüketicilerine “cool” ürünler sunmayı vaat ediyordu. Supreme’in diğer markalardan sıyrılmasındaki önemli nedenlerden biri cinsiyetsiz ürünlere ve hayat tarzına önem vermesiydi. Aynı zamanda insanların farklı kültürlerden, farklı mesajlardan etkilenebileceklerini göz önüne alan marka, sadece belirli bir hayat tarzını benimsemedi ve özellikle müzik ve sanat başta olmak üzere kültür çeşitliliğine önem verdi.

Tüketicilere sunulan bu özellikler karşılığını buldu ve Supreme, Londra, Paris, Tokyo gibi şehirlerde mağazalar açtı. 2006 yılına kadar kendi dergisini yayımlayan marka daha sonra sosyal medyaya yöneldi. Instagram’ı oldukça etkili kullanan marka, tüketici zihnindeki konumunu başarılı bir şekilde yerleştirdi.  Markanın “high fashion” olmasını ve değerlenmesini sağlayan unsurlardan biri “family-oriented” yani tüketicilerin kendini bir aileye mensup hissetmesi olarak görülüyor. Buna karşılık markanın sahibi, markanın aşırı derecede teşhir edilmesinden korktuğunu belirtiyor. Supreme’in marka genişlemesinde önemli rol oynayan etmenlerin başında diğer markalarla yapılan “collaboration” yani ortak üretim geliyor. Louis Vuitton, Coleman motosikletleri ile yapılan ortak üretimleri örnek olarak görebiliriz.

Bu çalışmalarla birlikte Supreme, düzenli olarak ürün koleksiyonu çıkaran ve ürün lansmanları adeta bir etkinlik haline gelen bir markaya dönüştü. Bununla birlikte Supreme ürünlerinin perakende satış fiyatları oldukça yükseldi. Markanın en çok tercih edilen ürünleri hoodie ve t-shirt’ler olsa da artık birçok farklı üründe kırmızı-beyaz supreme logosunu görebiliyoruz. Diğer markaların yanı sıra ünlü artistlerle çalışmalarını sürdüren Supreme, hedeflediği noktaya gelmiş gibi duruyor.

Benzer bir hikayeyi yaratan markalardan biri de Champion. 1919’da ABD’de kurulan marka, spor giyim alanında geniş bir demografik grup tarafından talep gördü. Champion, kuruluşundan itibaren basketbol ve Amerikan futbolu gibi branşlara önem verdi. Bu branşlar için ürünler üretti, sponsorluk çalışmaları gerçekleştirdi.

Bu aşamaya kadar herşey “sıradan” bir Amerikan şirketi yükselişi gibi duruyor. Ana akım spor branşlarında yapılan çalışmaların ardından markanın “streetwear” alanına yönelmesi ve 1990’lardan itibaren markanın hiphop, punkrock ve hardcore müzik dinleyenler için adeta bir üniformaya dönüşmesi ise markanın yaşadığı genişlemede önemli bir dönüm noktası oldu.

Champion, köklü ve eski bir marka olmanın avantajını, günümüzde küresel bir “pop culture” sembolü haline gelerek kullandı ve tüketiciler için önemli bir sembol marka olmayı sürdürüyor.

Ülkemizde bu noktaya ulaşabilecek markalar var mı? Kesinlikle var. Marka yönetimi ve ürün tasarımlarıyla ön plana çıkmış birtakım markalarımız var. Benim şahsen takip ettiğim markalardan biri olan ve orta vadede küresel ölçekte başarı kazanacağına inandığım markalardan biri Les Benjamins. Bünyamin Aydın tarafından kurulan ve onun kreatif direktörlüğünde çalışmalarını sürdüren marka, ülkemizin bulunduğu coğrafyanın kültürel çeşitliliğini, dünya kültürünün dinamikliği, canlılığı ve renk zenginliği ile bütünleştirerek özgün ürünler tasarlıyor. Bu ürünler, doğru işletmecilik uygulamaları ile küresel ölçekte tüketicinin beğenisine sunuluyor.

 

Özellikle tekstil ürünlerinin üretiminde önemli noktada olan ülkemizin, kendi markalarını meydana getirerek bu markaları katma değeri yüksek ürünlerle geliştirmesi oldukça önemli. Marka hikayeleri, öğrenmek ve ilham almak konusunda bizlere yardımcı olabilecektir. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?