Steve Jobs’ı Anlamak

Bir gruba odaklanarak ürün dizayn etmek gerçekten zor. Çoğu zaman insanlar, siz onlara gösterinceye kadar ne istediklerini bilmezler. Steve Jobs

Apple tartışmasız son 10 yıla damgasını vurmuş en başarılı şirketlerden biri. Apple’ın başarısının arkasındaki nedenlerin neler olduğu hakkında çeşitli kaynaklarda çok şey yazıldı çizildi. Bende bu yazımda Apple’ın başarısının arkasında ki nedenler birine ki bence en önemlisine değineceğim. Bu neden elbetteki Steve Jobs.

Geçtiğimiz günlerde şöyle bir tweet atmıştım : Apple’ı anlamanın yolu öncelikle Steve Jobs’ı anlamaktan geçiyor. Böyle dememin elbette bir sebebi var. Apple iPad’i ilk duyurduğunda, insanlar iPad’le dalga geçtiler. Hatta iPad’i taşla karşılaştıranlar oldu , iPhone’ları bantla birleştirip iPad yapanlar bile oldu, günlerce bu tarz muhabbetler sürdü gitti.

Ancak Steve Jobs 2010 yılında katıldığı bir konferansta ios işletim sistemini bir tablet için değil bir telefon için tasarladınız , bunu tasarlarken aklınızda bir tablet yapma fikri var mıydı sorusuna aynen şöyle cevap veriyordu : ” Aslında herşey ilk olarak tabletle başladı. Aklımda dokunarak yazabileceğiniz multi touch yapıya sahip bir ekran yapma fikri vardı ve bunun yapılabilir olup olmadığını sordum. 6 ay sonra beni aradılar ve bana böyle bir teknolojinin prototipini gösterdiler. Birkaç hafta sonra ise beni tekrar arayıp sayfaları parmakla ekran üzerinde kaydırabilecek teknolojiyi yaptıklarını söylediler. Bu ve bunun gibi birkaç teknolojiyi daha görünce durup dedim ki tablet yerine telefon yapmalıyız. Ve tablet projesini rafa kaldırdık çünkü telefon yapmak çok daha önemliydi. Birkaç yıl boyunca telefon üzerinde çalıştık. Ve sonraları yeni ne yapabiliriz diye düşünürken , tablet projesini raftan aldık. Telefondan öğrendiğimiz herşeyi tablete aktardık ve iPad’i yaptık.

 

İşte tamda burda, tam da karar anında, bir liderde olması gereken özelliklerin en önemlisini yani ” ileri görüşlülüğü ” Steve Jobs’ta görebilirsiniz.

Yazıma yine iPad örneği üzerinden devam ediyorum. Apple iPad’i piyasaya sürdüğünde hatırlarsınız birçok tüketici bunda flash yok, bunda usb girişi yok, bunda kamera bile yok olur mu böyle şey tarzında eleştiri yağmuruna tutmuştu iPad’i.

Steve Jobs’ın şöyle bir sözü var : ” Başarının bir yoluda karşınıza çıkan güzel fikirlerin çoğuna hayır diyebilmekten geçiyor.” Apple bu eleştirilen tüm ” eksiklikleri ” iPad’e koyabilirdi ama yapmadı. Aslında Steve Jobs’ın yapmak istediği de tam olarak bu , Apple’ı Apple yapan ve diğerlerinden ayıran en önemli farkta bu : karşısına çıkan güzel fikirlerin çoğuna hayır diyebilmek ! Ne yazık ki diğer firmalarda bu irade yok.

Steve Jobs bu konu hakkında bir söyleşide şöyle diyordu :

Geçmişteki büyük tüketici elektroniği firmaları binlerce ürüne sahipti. Biz daha fazla odaklanmaya eğilimliyiz. İnsanlar odaklanmanın ilgilendiğiniz türde ürünlere “evet” demek olduğunu düşünüyorlar. Ancak bize göre odaklanma bunun tam tersi, odaklanma karşınıza çıkan yüzlerce iyi fikre “hayır” diyebilmek. Seçimlerinizi çok dikkatli yapmalısınız. Yapmış olduğumuz şeyler kadar yapmadığımız şeyler için de gurur duyuyorum. Bunun en net örneği yıllarca bir PDA üretmek için piyasa baskısı hissetmemiz. Ancak PDA kullanan insanların %90′ının bu araçları sadece yolda bilgi edinmek için kullandığını fark ettik. Kullanıcılar PDA’larine bilgi yüklemiyorlardı. Kısa süre sonra cep telefonlarının da bu amaçla kullanılabileceğini, bu yüzden de PDA pazarı şimdiki boyutunun küçük bir yüzdesine kadar küçülerek devam ettirilebilir olma özelliğini yitireceğini öngördük. Bu yüzden PDA pazarına girmemeye karar verdik. Bunu yapmasaydık iPod’u geliştirmek için kullandığımız kaynaklara sahip olamayacaktık  “

Yazımı Apple’ın bir reklamıyla bitirmek istiyorum. Steve Jobs 1996 yılında Apple’a geri döndükten sonra, 1997 yılında Tv kanallarında bir reklam yayınlanmaya başlar. Reklamın sloganı Apple’la özdeşleştiği gibi Think Different’tır. Reklam Apple’ın ürünlerinden bahsetmekten ziyade, Apple’ın düşünüş biçimini , şirketin kurulmuş olduğu fikir temellerini anlatır. Ama reklama daha dikkatli bakınca açıkça görebilirsiniz ki reklam aslında Steve Jobs’ın ta kendisini anlatır.

Reklam’ın metni aynen şöyle :  İşte çılgın olanlar. Uyumsuzlar. Asiler. Sorun çıkaranlar. Bulunduğu yere hiç uygun olmayanlar. Farklı şeyler görenler. Kurallara düşkün değiller ve statükaya karşı hiç saygıları da yok. Onlardan alıntı yapabilirsiniz, onlara katılmayabilirsiniz, onları yüceltebilir ya da kötüleyebilirsiniz. Yapamayacağınız tek şey onları görmezden gelmektir, çünkü onlar bir şeyleri değiştirdiler. Onlar insan ırkını ileriye taşıdılar. Ve bazıları deli gibi görünüyor olabilir, biz dahi olarak görüyoruz. Çünkü yeterince çılgın olan insanlar dünyayı değiştirmeyi düşünebilir, ve bunu yapabilir. “

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Pazarlama ve Reklam Konularında Okunması Gereken 8 Kitap

Montesquieu “Okumayı sevmek, hayattaki can sıkıcı saatleri güzel saatlerle değiştirmektir” derken konuyu özetlemişti. Çünkü ilgilendiğiniz konu ne olursa olsun, iyi bir kalemden çıkmış, size her açıdan değer katacak, sizi yenileyecek, okuruyla bütünleşen bir içerik sunan her kitap ufkunuzu açar. Sadece okuyup geçmekle kalmadığınız, satır aralarında okuduklarınızın daha fazlasını keşfetmeye sizi davet eden, bugüne kadar bildiklerinizi sorgulatan ve okuyana yeni bir bakış açısı sunan kitaplar, hem günlük hayatınızda hem de kariyerinizde yol gösteren en önemli rehberlerdir. İş pazarlama ve reklamcılık alanına geldiğinde de böyledir. Biz de pazarlama kitapları ve reklamcılık üzerine yazılan kaynaklardan oluşan bir liste hazırladık. Bu alanda kariyer hedefleyen genç kuşak temsilcilerinin ve deneyimini bilgiyle yoğurmak isteyen profesyonellerin işine yarayacağını düşündüğümüz bu derlemeye birlikte bakalım mı?

Unmarketing

Dijital pazarlama ve reklamcılık henüz günümüzde geldiği noktanın çok uzağındayken bile öngörüleriyle dikkat çeken Scott Stratten’in yazdığı bu kitap, geleneksel reklam ve pazarlama yöntemlerinin yerini dijital dünyanın almasını yorumlarken, düşük maliyetle viral etki yaratmanın nasıl olabileceğine dair sorular soruyor. Özellikle sosyal medya hakkında önemli noktalara değinen Unmarketing, müşterileriyle bağ kurmak isteyen marka ekiplerine oldukça yararlı bir kaynak.

pazarlama

İsyan Pazarlanıyor

Küreselleşen dünyada herkesin refaha ulaşacağı beklenirken, kontrolsüz gelişen pazarlar ve yasal düzenlemelerin yetersiz kalması sonucu oluşan balon ekonomiler, ekonomi piramidinin altındakilerle üstündekiler arasındaki mesafeyi daha da açtı. Hatta kapitalizm, bu duruma verilen tepkileri bile metalaştırıp pazarlayarak toplumsal hareketlerden kazanç sağlar oldu. Piyasa ekonomisinin tek tipleştirdiği tüketim toplumu itirazını dillendiren idoller çıkarsa da onlar da bu düzene yenildi. Joseph Heath ve Andrew Potter ikilisinin yazdığı İsyan Pazarlanıyor, tam da toplumların haykırdığı isyanın yine onlara ”pazarlanışının” dramatik öyküsünü anlatıyor.

Bilinçaltımdaki Reklamlar

İzleyene ya da bakana fark ettirmeden yapılan reklamların hep en zor ve en güzel çalışmalar olduğunu düşünürüm. Robert Heath’in yazdığı Bilinçaltımdaki Reklamlar kitabı tam da bu noktadan hareket ediyor. Biz fark etmeden bilinçaltımızda bir yerlere ulaşan bazı reklamlar, verdiği bilinçaltı mesajlarla hiç ummadığımız bir yerde ve zamanda hafızamıza kazınıyor ve bizimle görünmez bir bağ kuruyor, dahası satın alma tutumumuzu değiştiriyor. Logolardan tabelalara, televizyon reklamlarından afişlere değin uçsuz bucaksız bir alanda maruz kaldığımız bu reklamlar, içgüdülerimizi harekete geçirebiliyor. Heath’in kitabında nörolojik ve psikolojik etki açısından yorumlarda da bulunduğu bu konu, aslında olayın ne kadar karmaşık ve algı yönetimi ağırlıklı olduğunu ortaya koyuyor.

Az Aslında Çoktur

Basit düşünmek, basit oynamak, az lafla çok şey söyleyebilmek, sadece giyimde değil hayatın her alanında “gösterişli bir sadeliği” yakalayabilmek; bunlar her pazarlamacının veya reklamcının harcı değil.
Leo Babauta’nın kaleminden çıkan Az Aslında Çoktur’un dikkat çekmek istediği asıl nokta da bu işte! Kitap özetle, her koşulda bolluğun, bir şeye fazla sayıda sahip olmanın daha iyi sayıldığı bir dünyada daha büyük evlerin, daha pahalı arabaların, ender bulunan kumaşlardan elbiseler giymenin, kocaman alışveriş merkezlerinde zaman öldürmenin bize öğretildiği gibi iyi olmayabileceğini anlatıyor. Bunu aşmak isteyenlere de az olanın gücünden yararlanmayı tavsiye ediyor.

Mad Men ve Felsefe

Madison Square’in dahi reklamcılarını bizimle tanıştıran, 50’li yıllardan 70’li yıllara varan nostaljik ama unutulmayacak bir serüveni bize hayranlıkla izleten Mad Men dizisini unutmak mümkün mü? Fakat bu sefer, idealist reklamcıların altın çağına götüren yapımın alt metinlerine odaklanacağız. James B. South ve Rod Carveth’in belki de türünün tek örneği sayılabilecek bu kitapta, diziyi izlerken sadece çarpık insan ilişkileri ve fırtınalı özel hayatları merak etmeyenlere güzel bir pencere açıyor. Amerikan halkının tüketimle olan ilişkisi, politik ve sosyal dinamiklerin reklam ajanslarındaki çalışma ilişkilerine etkisi, ırkçılık, tüketmeye zorlanan bir toplum ve daha pek çok şeyin altında, karakterlerin kişilik özelliklerinin yattığını vurgulayan eser, bu noktayı felsefi boyutlarda ele alıyor. Don Draper, Pete Campbell, Peggy Olson diğer Mad Men karakterlerine Platon, Nietzsche ve Aristoteles gibi filozofların objektifinden bakmak istiyorsanız, bu kitap tam size göre!

İknanın Psikolojisi

Bazı kitaplar zamansızdır, her dönemde okunabilir ve referans olma niteliğinden hiçbir şey kaybetmez. Robert Cialdini’nin zamana meydan okuyan kitabı İknanın Psikolojisi de zamana meydan okumayı başaran kült bir kitap olarak, hâlâ önemini koruyor. Kitap, markanın kitleyle bağ kurması ve sonrasında satın alma kararı oluşturması için izlediği yolda atması gereken ilk adım olan ikna etme sürecini yaşanmış örneklerden ve hatta laboratuvar deneylerinden yola çıkarak anlatıyor. Cialdini’nin anlaşılır bir dille yazdığı eser, kitle-ürün-marka üçgeninde pazarlama ekiplerine ve reklamcılara hâlâ çok şey söylüyor.

Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar Mı?

Eh, listemize bu topraklardan da kitaplar eklesek olmaz. Marka iletişimi ve satış psikolojisi üzerine oldukça derin bir birikimi olan, ülkemizin sayılı markalaşma uzmanlarından Güven Borça’nın yazdığı bu kaynak, aslında az sayıdaki Türkiye kaynaklı pazarlama ve reklamcılık kitapları arasında uzun süredir muazzam bir boşluğu dolduruyor. Yerel düzeyde olup da uluslararası kimliğe bürünme potansiyeli taşıyan pek çok kültürel değerimizin olduğunun altını çizen Borça, neden bunun küresel çapta bir başarı hikâyesine dönüşemediğini soruyor ve olası sebepleri kendince açıklıyor. Markalaşamamızın altında yatan alışkanlıklar, risk alamama güdümüz ve daha birçok noktaya dikkat çeken yazar, bu topraklardan bir dünya markası çıkıp çıkamayacağına kafa yoruyor ve buna bizim de ortak olmamızı istiyor. Kitabı okuduktan sonra, yine Borça’nın yazdığı “Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar Ama…” adlı eseri de okuyarak bilgilerinizi daha kalıcı hâle getirebilirsiniz.

Benden Sonra Devam

Biraz da iş dünyasına kulak verelim. Garanti Bankası Eski Genel Müdürü Akın Öngör’ün, kariyer basamaklarını nasıl çıktığını ve Türkiye’nin en büyük bankalarından birinin tepesinde yer alırken yaşadığı zorlukları ve mutlu anları anlattığı anı türündeki bu kitabı okurken; verilen büyük emeklerin ve birlikte çalışılan insanların profesyonel yaşamda nasıl başarıya dönüştüğünü göreceksiniz. “Benden sonra tufan” demek yerine “devam” demeyi seçen Öngör, tam da bu nedenle deneyimlerini yeni nesile aktarmak istemiş, bize de okuması kalmış.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

iPhone Çökerten “Telugu” Nedir ve Apple Bu Soruna Nasıl Çözüm Buldu?

“Telugu” son günlerde oldukça konuşulan ve pek çok insanın iPhone’unun çökmesine neden olan bir virüs. Karakteri mesaj olarak cihazlara göndermenin iPhone’u kilitlemek için yeterli olduğu tespit edildi. Aslında telugu hintçe bir terim ama iOS 11 kullananlar için bir virüs niteliği taşıyor. iPhone’u olan kişilere herhangi bir uygulamadan mesaj aracılığı ile başka biri tarafından gönderiliyor ve gönderilen uygulamanın veya tamamen telefonun çökmesine neden oluyor.  Yapılan testlerde bu hatadan Facebook Messenger, WhatsApp, Outlook ve Gmail de dahil olmak üzere diğer uygulamaların da etkilendiği keşfedildi. Peki bu virüsle karşılaşıldığında ne yapılmalı?

iPhone, Mac ve iPad uygulamalarında çökmeye neden olan bu hata için Apple güncelleme paketleri hazırladı. iOS, watchOS, tvOS ve macOS işletim sistemleri için güncellemeler indirilmeye hazır.

Webtekno’nun haberine göre güncelleme ile birlikte iPhone ve iPad’ler iOS 11.2.6, Apple Watch’lar watchOS 4.2.3, Apple TV’ler tvOS 11.2.6 ve Mac’ler macOS 10.13.3 sürümlerine yükseltilmiş oldu. Bu güncelleme normal şartlar altında Apple’ın yazılım takviminde bulunmuyordu. Fakat Telugu hatasının ortaya çıkması Apple’ı bir ek güncelleme yayınlamaya mecbur bıraktı.

iOS Güncelleme Notları:

  • Belirli karakter dizilerinin kullanılması sonucu uygulamaların çökmesi sorunu düzeltildi.
  • Bazı üçüncü taraf uygulamaların harici aksesuarlara bağlanamaması sorunu düzeltildi.
  • MacOS güncellemesinde de benzer şekilde Telugu hatası giderildi.

Apple, aslında şu anda iOS 11.3 güncellemesi üzerinde çalışmakta ve bu güncellemenin beta sürümleri dahi Telugu hatası için düzeltme zaten içermektedir. Yine de Apple, kullanıcıların iOS 11.3 güncellemesi önümüzdeki ay yayınlanana kadar mağdur olmamaları için bir ek güncelleme yayınlamayı tercih etti.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link