Sporcu İçecekleri Sektörü Genişlemeye Devam Ediyor

Tüm keşifler tesadüfi veya bir ihtiyacı gidermek için yapılan çalışmalar sonrası oluşur. Ürünler ve hizmetler de ihtiyaçları karşılamak ve sorunu çözecek ürün-hizmetin oluşturulmasına yönelik yapılır. Sporcu içecekleri de işte böyle bir ihtiyacın araştırılması ve sonuca varılması neticesinde oluştu. Sporcu içeceklerinde ihtiyacın doğması Amerikan futbolu ile başlıyor. Amerikan futbolu, Kuzey Amerika kıtasının en önemli spor dallarından biri olarak görülüyor. Kolej ligi NCAA ve NFL de en çok takip edilen spor ligleri…

University of Florida’da 1965 yılında takımın neden güneşli ve sıcak havalarda performans düşüklüğü yaşadığına dair bir merak oluştu. Oyuncuların performansı maçın bitimine yakın sürelerde düşüyor ve maçı kaybettirecek hataların yapılmasına sebep oluyordu. Takım kurmayları ve üniversitenin tıp fakültesi tarafından oluşturulan heyet, oyuncuların maç içindeki metabolik değerlerindeki değişimi inceleme altına aldılar. Sıvı ve elektrolit kaybının performansı doğrudan etkilediğini tespit ettiler. Efor sarf edilmesi ve buna bağlı terlemeyle vücudun kaybettiği vitamin ve minerallerin yerine konamaması sonucu oyuncuların maç içi performansında dalgalanmalar olduğu sonucuna ulaştılar. İçinde vitamin, mineral ve elektrolit bulunan bir karışım meydana getirildi ve sporcu içeceği olarak adlandırıldı. Ürünün adı, University of Florida’nın maskotu olan timsahtan (gator) esinlenerek Gatorade olarak belirlendi. Sporcu içecekleri sektörü de Gatorade’in önce Kolej Ligi ardından NFL’in sporcu içeceği haline gelmesi ile oluştu. Günümüzde 70 kolej takımı ve NFL takımlarının neredeyse tamamı bu markanın ürünlerini kullanıyor.

Sporcu içecekleri, etkinliği kanıtlanmış meyve özlerini içinde barındırıyor. Karbonhidrat eksikliği, kas gücünün yenilenmesi, vücut yorgunluğunun ötelenmesi ve yüksek performansa ulaşmak amacı ile antioksidan ve doğal vitaminlerle içeriği oluşturulan bir ürün ile karşılaşıyoruz.

Ürün çeşitleri ise dört farklı kategoride piyasaya sunuluyor:

Hipotonik İçecekler: Vücudun kaybettiği tuz ve mineralleri yerine vücuda geri kazandıran ürünler.

İzotonik İçecekler: Hipotonik içeceklerinin sahip olduğu özelliklere ek olarak vücudun kas gücünün devamını sağlamaya yönelik geliştirilen ürünler.

Hipertonik İçecekler: İçerdiği yüksek karbonhidrat oranıyla enerjinin spor esnasında devamını sağlamaya yönelik olarak geliştirilen ürünler.

-ade Takısı Alan Ürünler: Ürünü, aksiyonu temsil eden ve şekerli bir ürün olduğunu betimlemek amacıyla kullanılır. Aynı zamanda markanın sporcu içeceği olduğunu vurgulamak ve tanıtmak amacı taşır.

Ülkemizde ise Pepsi grubunun Gatorade ve Coca-Cola grubunun Powerade markaları sektörün oyuncuları olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Powerade, uluslararası resmi spor organizasyonlarına sponsorluk veya partnerlik desteği vermesi ve ülke içi organizasyonlarda yer alması ile kendini gösteriyor. Coca-Cola’nın A Milli Futbol Takımı ana sponsorlarından biri olması sebebiyle Powerade, milli takımın resmi sporcu içeceği olarak lanse edilmiş durumda.

Sektörün yeni oyuncusu ise Saol Vitamin Water. Saol vitaminli su, sporcu içecekleri sektöründe yeni bir oyuncu olarak pazara girmiş olmakla birlikte ayrıca yeni bir sektörün oluşabileceğine de işaret etmekte.

Avrupa’da oldukça yaygın olarak tüketilen aloe veralı içecekler, diyet içecekleri ve antioksidan özelliği taşıyan içeceklerin ileride yeni bir pazar olarak Türkiye’de oluşabileceği söylenebilir. Oluşacak bu pazar, sağlıklı içecek kategorisinde tüketici zihnine yerleştirilebilirse önemli bir pazar başarısı yakalayabilir. Özellikle içecek raflarının genel olarak “zararlı” algılandığı ülkemizde vitaminli içecekler başta olmak üzere sağlık içecekleri kategorisinde yeni bir pazar oluşturulabilirse kalıcı başarı sağlanabilir. Bu ürünler İsveç’te milli futbolcu Zlatan İbrahimovic referansı ile pazarlanmakta ve günlük hayatta sıklıkla tüketilmektedir. Yazımı orada çektiğim bir raf fotoğrafı ile sonlandırıyorum. Görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Enerji içeceklerinin pazarlaması konusunda blog yazıyorum. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'ndeki görevimin yanı sıra pazarlama alanında doktora programına devam ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Lucky Strike Satışlarını Arttırmak İçin Kadınlara Yapılan Yeşil Propagandası

Günümüzün standart haline gelmiş modern pazarlama yaklaşımı, hedeflenen kitlenin bilinçdışı arzularına hitap etmek; kitleleri sunulan ürün ya da hizmeti istediğine ve hatta buna ihtiyaç duyduğuna inandırmak üzerine kuruludur. Ancak 1920’lere dek, tüketici için gerçekten var olmayan bir isteği veya ihtiyacı yaratmak diye bir konsept söz konusu değildi. İşte pazarlama alanına, seri üretim mallarını tüketicinin bilinçdışı arzularıyla ilişkilendiren bu manipülatif yaklaşımı sokan kişi; “Halkla İlişkilerin Babası”, Edward Bernays’tır. Bernays’ın psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un özbeöz yeğeni olması da tesadüf olmasa gerek.

Edward Bernays (1891-1995)

1922’de New York’ta ilk halkla ilişkiler dersini veren, 1923 yılında Cyristallizing Public Opinion adlı kitabıyla da ilk halkla ilişkiler kitabını yazan Bernays’ın en bilindik çalışmalarından biri kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. Kadınların sigara içmesinin uygunsuz görüldüğü bir dönemde, bir grup kadının ellerine sigara vererek yaptırdığı yürüyüş halkla ilişkiler dünyasında efsane olmuş bir eylemdir. Bu eylemle birlikte sigara ateşi “özgürlük meşalesi” olarak anılmaya başlamış, kadınlara sigara satışı artmıştır.

Sayısız başarılı halkla ilişkiler kampanyasının arkasındaki isim olan Bernays’ın en ünlü işlerinden bir diğeri de Lucky Strike için yürüttüğü yeşil kampanyasıdır. American Tobacco’nun en önemli markası olan Lucky Strike’ın satışları iyi gitmemektedir. Şirketin sahibi George W. Hill, yaptırdığı bir anketin sonucunda kadınların Lucky Strike’ı tercih etmediklerini, bunun sebebininse sigara paketlerinin rengi olan yeşilin kadınların kıyafetleriyle uygun olmaması olduğunu fark eder. Evet, Lucky Strike şirketi, elinde milyonlarca paket sigarayı bir renk yüzünden satamamaktadır.

George Hill, bu sorunu çözebilmesi için Bernays’la görüşür ve  paketlerin renginin değiştirmelerinin mümkün olmadığını en başından belirtir. Bernays şu cevabı verir : “Paketin rengini değiştiremiyorsak, biz de moda olan rengi değiştiririz.”

Böylece “yeşil kampanyası” ortaya çıkar. Kampanyanın esas amacı kadınların yeşil giymesini sağlamaktır. Bernays öncelikle yeşil rengi üzerine bir araştırma yapar ve Language of Color isimli kitapta yeşilin; umut, zafer ve bolluk anlamına gelen pozitif bir renk olduğunu görür. Sıradaki adımı, New York sosyetesinden fikir öncüsü olabilecek kadınlara yeşil rengini giydirmektir. Onlar yeşil giyinirlerse, diğer kadınlar da yeşil giyinecektir. Moda editörleri ikinci hedefidir, yeşil rengiyle ilgili teşvik edici hikayeler yazacaklardır. Bernays, 1934’te Waldorf Astoria’da yüksek sosyetenin katılacağı çok özel bir balonun düzenlenmesine önayak olur. Balonun tema rengi yeşil olacaktır; katılımcıların yeşil elbise giyme zorunluluğu vardır. Vogue, Harper’s Bazaar gibi önde gelen dergilerin bu etkinliğe gösterdiği ilgi sonucu, Barney’s hedefine ulaşır ve o yıl yeşil, gerçekten de moda renk haline gelir. Ve sonuç olarak bu durum kadınların sigara satın alırkenki tercihlerini etkiler ve yeşil renkli Lucky Strike paketlerinin satışında beklenen artış yakalanır.

İstediği sonuçları başarıyla elde edebilen, ilk kez Bernays tarafından kullanılan bu propaganda teknikleri günümüz reklam kampanyalarında hala kullanılıyor. Acaba hangilerine kanıyoruz, hangilerinin farkındayız?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Airbnb, Trump’ın Pislik Yuvası Olarak Tanımladığı Ülkelerin Reklamını Yaptı

Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanlık koltuğuna oturduğundan beri, yaptığı birçok hamle hem kendi ülkesindeki hem de dünya çapındaki çok büyük bir kesim tarafından eleştirilen Donald Trump, zaman zaman da belli kesimlere yönelik olarak yaptığı aşağılayıcı yorumlarla dikkatleri üzerine çekiyor. Kendisinin bu kapsamda son olarak yaptığı açıklama da oldukça tepki topladı.

Donald Trump, iddia edildiğine göre geçtiğimiz hafta Beyaz Saray’da gerçekleştirilen bir toplantı sırasında Haiti, El Salvador ve bazı Afrika ülkelerini hafifletilmiş tabirle “pislik yuvası” olarak tanımladı. Doğal olarak bu açıklama, son günlerde medyada kendine fazlaca yer buldu ve birçok kişi, Donald Trump’ın bu açıklamasına tepki göstererek söz konusu ülkeleri savundu. İnsanların konaklama yeri bulmasına yardımcı olan bir online platform olan Airbnb de kritik bir hamleyle Amerika Birleşik Devletleri başkanının bu açıklamasını bir reklam kampanyasına dönüştürdü.

Fortune’un yaptığı habere göre Airbnb, Donald Trump’ın kötülediği bu ülkelerin reklamını yapmak için en az 100.000 dolar katkıda bulunacağına söz verdi. Airbnb’nin kurucu ortağı ve CEO’su olan Brian Chesky, resmi Twitter hesabından attığı tweet’lerle bu ülkelerin kendileri için olan önemine dikkat çekti ve dolaylı bir şekilde de olsa Trump’ın açıklamasını eleştirdi. Brian Chesky; Haiti, El Salvador ve Afrika’nın belli bölgelerinde yaklaşık olarak 75.000 ev sahibi bulunduğunu ve toplamda 2,7 milyon Airbnb kullanıcısının Haiti, El Salvador ve Afrika ülkelerinin “ziyaret etmeye yetecek kadar güzel” olduklarına karar verdiklerini vurguladı.

Airbnbn CEO’su, attığı tweet’lerden birinde bu ülkelerde bulunan 75.000 ev sahibinin toplamda 170 milyon dolar gelir elde ettiğini de belirtti.

Bununla birlikte Brian Chesky, söz konusu ülkelerin güzelliklerini ön plana çıkartmak için bu ülkelerden bazı manzaraların yer aldığı fotoğraflar paylaşmayı da ihmal etmedi.

Ayrıca Airbnb’nin resmi Instagram hesabı da aynı şekilde benzer şekilde bahsi geçen ülkelerin bazılarının fotoğraflarını paylaştı.

Bu, bir markanın, Donald Trump’ın açıklamasından faydalandığı ilk olay değil. Daha önce de fast food restoran zinciri KFC, Trump’ın Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a yönelik olarak attığı bir tweet’i kullanarak McDonald’s’a göndermede bulunmuştu.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link