Sosyal Medya Güvenliği – II 0

Geçtiğimiz hafta ilk kısmını aktardığım Sosyal Medya Güvenliği konulu yazıma bu hafta ikinci kısımla devam ediyorum:

Risklerin belirlenmesi

Risk yönetiminin en önemli konusu, oluşabilecek ‘zarar verici’ (risk) durumları önceden öngörme ve bunlara karşı hareket planı oluşturmaktır.  Sosyal medya konusunda ise şu anki, olası orta vadeli ve uzun vadeli uygulamalar ve online topluluklar ile temasın iyi anlaşılması lazımdır. Bunun için de bir ‘sosyal medya değerleme prosesi’ gerekir. Değerlemediğiniz bir varlığın (burada sosyal medya) riskini belirleyemezsiniz.

– Stratejik Analiz: Şu anda hangi sosyal medya stratejilerini ve araçlarını kullandığınızı belirleyin. Tüm çevreyi de dikkate alarak güvenlik boşluklarını tanımlayın.

– Tehdit Analizi: Tehdit oluşturabilecek alanları ve giriş noktalarını tanımlayın. Tehdit oluşturabilecek alan, bir şirkete hangi metotlarla saldırılabileceğidir. Bu Facebook’ta bir trojan da, markanıza saldıran bir Twitter    kullanıcısı da olabilir.

– Operasyonlar, politikalar ve kontroller: Riski azaltmak için yeni kurallar ve kontrol mekanizmaları devreye sokun. Operasyonel taktikleri stratejinizin bir parçası olarak konumlandırın.

– İzleme ve Raporlama: Sürekli gözlem ve raporlama için bir iş akışı dizayn edin. Yeni geliştirdiğiniz güvenlik stratejinizin zaman içinde güncel kalması için olası tehditlere her zaman cevap verecek niteliğini korumuş olması gerekir. Sürekli güncel kalın ve yeni gelişmelere göre stratejinizi gözden geçirin.

Organizasyonel analiz

Sosyal medya hepimizin hayatını değiştirdiği gibi, şirketlerin de tüm iş akışlarını ve departmanlarının çalışmalarını etkilemeye devam ediyor.  Sosyal medya stratejisi genellikle her departman tarafından ayrı ayrı ele alınır. Böylelikle her departmanın kendi öncelikleri sebebi ile komplike bir hal alır. Şirketteki rolünüze bağlı olarak aşağıdaki sorulara yanıt vermeniz gerekir:

IT Güvenliği: Güvenli kullanım için elimizde ne tür araçlar var? Aktiviteyi nasıl raporlayabilir, bloklayabilir yada gözlemleyebiliriz? Diğer firmalar sosyal medya ile ilgili uygulamaların hangi noktasındalar? Sosyal medyaya ne kadar kaynak ayırdılar? Ne tür risk stratejilerini hayata geçirdiler?

İnsan Kaynakları: Sosyal medya platformları organizasyonu ne şekilde etkilemekte? Sosyal medya platformunda çalışanlar neleri söyleyebilir, neleri söyleyemez? Ne tür politikalar geliştirilmeli? Ne tür eğitimler verilmeli? Yeni personel alımında karar mekanizması sosyal medyadan nasıl etkileniyor?

Pazarlama: Rakip firmalar pazarlama aracı olarak sosyal medyayı nasıl kullanıyorlar? Sosyal medyanın ful potansiyelini ortaya koymak için en iyi uygulamalar nelerdir? Çalışanlarımızla işbirliği içinde sosyal medyayı en etkin nasıl kullanabiliriz?

Sosyal medya önceliklerini belirlemek

Amaçlarınıza ulaşmak için hangi platformları kullanacağınız, ne gibi ölçütleri ele alacağınız; sistemi nasıl gözlemleyip ölçümleyeceğiniz sorularının cevapları zorlu olabilir. Örneğin Fortune 100’deki bir şirketin pazarlama direktörüsünüz diyelim, sosyal medya pazarlaması da en önemli görevlerinizden biri. Başarı kriterleriniz satış departmanı yada satış sonrası hizmetlerin kullandığı değişkenlere bağlı olarak farklılık gösterecektir. Facebook hayran sayfası oluşturarak sosyal medya varlığınızı oluşturmalı mısınız yada Twitter takipçilerinizi arttırmalı mısınız, yada ikisi de mi? Sosyal medyada bir satış kanalı oluşturacak mısınız? (Örneğin @DellOutlet ve @JetBlueDeals). Fakat durun, sorumluluk alanınız burada bitmiyor. Sosyal medya güvenliğinin ‘yeni dünyasında’ seçtiğiniz donanımın ve yazılımın dışarıdan saldırıya açık olup olmadığını IT ile daha tartışmadınız?

Sosyal medya zorlu bir konu olarak şirketlerin kafasını meşgul etmeye devam ediyor. Büyük şirketlerde büyük uygulamalar sürüyor. Küçük ve orta ölçekli şirketlerin bu büyük dünyaya göz kırpması ile birlikte ‘bize bir faydası olur mu?’ yönündeki düşünceleri ise devam ediyor. Fakat çoğu durumda uygulama ‘bizim oğlan/kız işte açtı bizim Şirket için bir Facebook’ sayfası mantığından pek de ileri gitmiyor. Fakat gerçek şu ki, sosyal medyada yaptığınız her şey birçok kişi tarafından takip ediliyor ve olası reputasyon kaybı her ölçekteki şirket için büyük bir risk faktörü olmaya devam ediyor. Bu riskin önüne geçmek ve olası ‘kriz’ durumlarını iyi yönetmek için önceden hazırlanmış detaylı hareket planlarına sosyal medya’yı da katmak, şüphesiz BP’nin düştüğü gibi durumlara düşmemek için günümüzde elzem. Tüm bunlardan hareketle, sosyal medyayı aktif olarak kullanacak şirketlerin ‘sosyal medyada güvenlik’ konularını da stratejilerinin bir parçası olarak görerek yollarına devam etmeleri gerekmekte.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link