Türkiye Soğuk Çay Pazarı [Analiz]

Ülkemizde “soğuk çay” pazarının büyüklüğü 2012 yılında 400 milyon TL’yi aşmış durumda. Türkiye’de ve dünyada Lipton Ice Tea’nin üretim ve pazarlamasını yürüten, PepsiCo ve Unilever ortaklığı ile kurulan PLI’nin Başkanı Stanislas Auber’in paylaştığı verilere göre, Pazar 5 yılda 3 kat büyüdü, önümüzdeki 5 yılda da büyüme aynı seviyede devam edecek.

Bugün ortalama 1 litre olan kişi başı tüketimin de,  gelecek yıllarda artarak pazar büyüklüğünü 2-3 kat  artırması bekleniyor. Tüm bu rakamlar soğuk çay pazarının oldukça dinamik ve cazip bir sektör olduğunu gösteriyor. Bu rakamlar aynı zamanda yoğun rekabetin de habercisi.

Coca-Cola ve Pepsi’nin markaları Fuse Tea ve Lipton Ice Tea pazarda başı çekiyorlar ancak Lipton Ice Tea’nin bir üstünlüğü mevcut. Rekabette bu iki marka arasında yoğun bir şekilde sürüyor. Fakat bu yaz farklı bir gelişme  oldu ve Türkiye’nin KİT’lerinden Çay-Kur sürpriz bir hamle ile “Didi” markasıyla pazara giriş yaptı. Peki iki dev markanın kıyasıya rekabetinin sürdüğü bu pazarda yeni girişlerin başarı sağlaması olanaklı mı? Didi dışında bu cazip pazardan pay almak isteyen başka üreticilerde pazara girmesini bekleyebilir miyiz ?

Pazardaki Rekabet ve Marka Bağlılığı

Pazardaki rekabetin iki marka arasında oldukça güçlü bir şekilde devam ettiğini söylemek mümkün. Nestea sonrası Fuse Tea ileLIT_seftali_gorsel yaralarını sarmaya çalışan Coca-Cola dağıtımdaki avantajı ile hızlı toparlanıyor gibi görünse de, tat anlamında müşterilerini memnun edemiyor gibi gözüküyor.

Marka bağlılığına bakacak olursak Coca-Cola ve Pepsi’nin bu anlamda yeni girişler için caydırıcı olacağını söylemek doğru olur. Pazarda Lipton ve Fuse Tea’nın payı %90’ların üzerinde. Yani iki marka pazarda oldukça dominant. 1993 yılında soğuk çay ile tanışan Türkiye’de bu nedenle özellikle Lipton Ice Tea markasına bir bağlılık oluşmuş durumda. Genelde böyle pazarlarda, yeni girişler paralel sektör oyuncularından beklenir. Nitekim Coca-Cola’nın önce Nestea sonra da Fuse Tea ile yaptığı da bunu doğrular nitelikte olmuştu.

Didi’nin burada değişik bir durumu mevcut. Tamamen kuru çay üzerine ürünleri olan Çay-Kur’un ilk kez ürettiği soğuk çay tamamen farklı bir segment. İçeriğinde çay olsa da, bu oran ürünlerde %2-3 oranını geçmiyor. Yani çok da paralel bir sektör gibi gözükmese de, markanın çay ile özdeşleşmiş olması önemli bir avantaj. Ve tabii Çaykur’un sahip olduğu dağıtım ağı da önemli bir güç. Hemen her yerde ulaşılabilen Çay-Kur çaylarının bu gücü, Didi’yi öne çıkarıyor. Nitekim söylendiği gibi kısa sürede gerçekleşen 20 milyon satış buradaki dağıtım gücünü gözler önüne seriyor.

Fakat marka bağlılığının dezavantajının  yanında ürünlerin farklılaşmamış olması pazara yeni girmeye niyetlenenleri iştahlandırabilir. Soğuk çayda gözümüze çarpan belirgin bir farklılaşma görülmüyor. İki devin de ürünleri şeftali, limon ve mango tatlarını içeriyor ve ürünlerin boyutları 33cl, 1lt. Tatlarda farklılıklar Lipton’da bulunan elma, yeşil çay ve Fuse Tea’da bulunan karpuzdan ibaret. Boyutta ise Lipton’un 1.5 lt’lik ürünleri mevcut ve genelde 1 lt’ye göre daha çok tercih ediliyor.  Didi’nin burada 50cl’lik ürünü ve yeni tadı bergamot aromalı Soğuk çay ile farklılaşmaya gitmesinin nedeni pazarda farklılaşmaya yönelik adımlar olarak göze çarpıyor.

[colored_box color=”eg. blue, green, grey, red, yellow”]*Son günlerde Sneijder’in yer aldığı reklamların sonuna yeni 50 cl’lik ürününü ekleyen Lipton, Didi’nin boyut ile farklılaştığı pazarda ipleri elden bırakmamaya gayret ediyor.[/colored_box]

İkame Malların Etkisi

Türkiye meşrubat pazarında kola vazgeçilmez bir tercih olarak göze çarpıyor. Pazarda en çok tüketilen meşrubatların başında gelen kolanın ardından, meyve suları, gazozlar ve maden suları geliyor. Enerji içecekleri ve sporcu içecekleri de kategori dahilinde olsa da tüketimleri diğer meşrubatlara göre düşük seviyelerde.

file_1_originalKola tüketimde bir numaralı tercih olsa da, Türkiye’de de diğer batı ülkeleri gibi sağlıklı beslenme alışkanlıkları hızla artıyor. Kolanın içeriğinde bulunan yüksek miktarda şeker, soğuk çayı bir adım öne çıkarıyor. Son dönemdeki talep artışının da önemli bir nedeni olarak belki büyük çoğunluğu sağlık konusundaki hassasiyetler sebebiyle olmasa da tüketicilerin daha az şekerli içecekleri tercih etmesinden kaynaklanıyor.

Kişi başına yıllık kola tüketiminin 35 litreden fazla olduğu ülkemizde, meyve suyu tüketimi 10 litre, maden suyu tüketimi 7-8 litre seviyelerinde. Ayranı da ikame bir ürün olarak sayarsak eğer tüketimi kolanın 6’da 1’i kadar. Bu ürünler arasında soğuk çay ise 1 litrelik tüketimi ile oldukça düşük bir seviyede fakat dünyada 3 milyar kişinin ağzına koymadığı bu içeceği, Türkiye’de de gençler dışında deneyen oldukça az. O nedenle şirketler jenerasyonun değişmesi ile kısa sürede bu tüketimin artacağını öngörüyorlar.

Alıcıların Gücü

Türkiye’de meşrubat tüketimi her geçen gün artıyor. Bu sebeple pazara çeşitli kategorilerde yeni markalar giriş yapıyor ve alıcıların gücü bu sebeple rekabetin arttığı her dakika artıyor ancak sektörü yönlendirecek bir güç değil tabii ki bu. Fiyat hassasiyeti konusuna gelirsek de, soğuk çayın fiyatı büyük porsiyonlarda koladan pahalı olmasına rağmen, meyve suları ile paralel seyrediyor diyebiliriz. Küçük porsiyonlarda ise çoğunlukla aralarında büyük farklar bulunmayan içecekler, Didi’nin piyasaya sürdüğü 50cl’lik orta büyüklükteki porsiyon ile bir farklılık yarattı. Fiyat olarak en ucuz ürün sanırım Bim’in TeaTone ismi ile ürettiği soğuk çayı. Şu anda premium bir ürünün olmadığı pazarda, en pahalı iki ürün Fuse Tea ve Lipton Ice Tea. Didi’de fiyatlandırma da hemen hemen aynı politikayı izledi, sadece 33 cl yerine 50 cl’i 1.5 TL olarak fiyatlandırdı. Karşı atak olarak çıkan Lipton’un 50 cl ürünü de 1.70-1.75 TL olarak fiyatlandırıldı. Fiyatların birbirine oldukça yakın olması, fiyat hassasiyeti yerine marka bağlılığı ve tat hassasiyetini ön plana çıkarmış gibi gözüküyor.

Tabi alıcıların gücünün tam olarak ölçülebilmesi için soğuk çay ürününü deneyen ve bu ürün hakkında bilgi sahibi olan kitlenin artması da gerekli. Bugün kola tükettiği halde, soğuk çayı denememiş pek çok tüketici mevcut. Orta yaş seviyesi ve üstünde özellikle göze çarpan bu durum nedeniyle, ailelerin yemek masalarında soğuk çay görmek biraz zorlaşıyor.

Pazarı Gözüne Kestirenler

Ülkesel yönetim politikaları ve soğuk çay üretimindeki standartlar normal bir meşrubat üretimindeki ile aynı olduğu için ekstra bir giriş engeli gözükmüyor. Pazardaki doğal rekabetin haricinde ekonomik ölçünün de yarattığı bir baskıdan söz edemeyiz. Nitekim böyle bir durum söz konusu olsaydı, daha önce bu pazarda hiç yer almayan bir kuruluş olan Çay-Kur pazarda uygun fiyatlı ve yüksek gramajlı bir ürün denemeyi düşünemezdi.

Dağıtım konusuna gelecek olursak eğer, bu pazar için bir giriş engeli olabilir. Çünkü pazarda adından söz ettiren markalar bu konuda rakipsizler. Coca-Cola ve Pepsi’nin yanında rekabete giren Çay-Kur’unda aslında en güçlü olduğu nokta da dağıtım. Çay-Kur’un çayları ile girmediği bakkal, market ve süpermarket yok. Bu sebeple pazara yeni girişleri düşünen firmaların, dağıtım konusunun üzerine önemli ölçüde eğilmeleri gerek çünkü buradaki rekabet oldukça yüksek. Bu yüzden yeni markaların pazara girişinde, satın almalar veya birleşmeler beklenebilir.

Yeni markalar kim olabilir diye soracak olursanız, ABD’de soğuk çay pazarında bir numara olan Arizona Iced Tea ve Dr.Pepper grubunun markası olan Snapple ilk adaylar. Tabi mutlaka Türkiye’de de meşrubat pazarındaki şirketler büyüyen bu pazardan pay almayı düşüneceklerdir.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Abonelik Tabanlı Bir İşi Pazarlamak İçin 5 Anahtar Madde

  • McKinsey’nin yaptığı araştırmaya göre, geçtiğimiz yıl içerisinde ABD’deki online alışveriş yapanların yaklaşık olarak yarısı, abonelik tabanlı bir ürün ya da hizmet satın aldı.
  • Facebook’ta küresel pazarlama çözümleri grup direktörü olarak görev yapan Jennifer Howard, aboneler elde etmeye ve mevcut aboneleri elde tutmaya yönelik olarak öğrendikleri şeyleri 5 maddede özetliyor.
  • İlgili Yazı: Abonelerinin %95’ini Elinde Tutmayı Başaran Abonelik Servisi: Barkbox

McKinsey tarafından son olarak yapılan bir araştırmaya göre, geçtiğimiz yıl içerisinde ABD’deki online alışveriş yapanların yaklaşık olarak yarısı, abonelik tabanlı bir ürün ya da hizmet satın aldı. Facebook’ta küresel pazarlama çözümleri grup direktörü olarak görev yapan Jennifer Howard’ın Adweek’in internet sitesinde yayımlanan yazısında belirttiğine göre, abonelik tabanlı hizmet veren markalar; keşif, sürpriz, ongoing değer ve komünitenin eşsiz bir kombinasyonunu sunuyor.

Jennifer Howard’ın belirttiğine göre, Facebook her gün bu tarz markalarla çalışıyor ve birlikte daha iyi sinyaller ve daha iyi mobil deneyimler aracılığıyla aboneler elde etmek ve bu aboneleri elde tutmak için en etkili yollar hakkında daha fazla şey öğreniyorlar. Howard, Facebook olarak bu alanda öğrendikleri en önemli şeyleri 5 madde ile şu şekilde özetliyor:

Müşterinizin Uçtan Uca Yolculuğunu Anlayın

Bireysel temas noktalarındaki siloya konulmuş konsantrasyon, dikkati müşterilerinizin uçtan uca yolculuklarından başka tarafa çekebilir. Anlamlı deneyimler oluşturmak için rutin olarak kendinizi müşterilerinizin yerine koyun ve her aşamada, cihazda ve kanalda markanızla etkileşime girmek için vakit ayırın. Başarı tüm yolculuğun derin bir anlayışıyla başlar.

Bark, köpeklere yönelik ürünler tedarik eden bir firma ve bu firmanın BarkBox isimli bir abonelik servisi bulunuyor.

Müşterilerinizi Yolculuk Boyunca Taşıyın

Müşteri yolculuğuna dair anlayışınızı doğru hedef segmentlere, yaratıcı formatlara ve ölçüm stratejilerine göre planlayın. Bütün aşamalarda farklı mesajlarla farklı insanlara ulaşarak her zaman açık bir yaklaşımla süreç üzerinden hareket etmelerine yardımcı olun. Örneğin insanları keşiften ilgi grubuna yönlendirmek için “Lider Reklamlar” gibi geniş hedefleme ve eyleme geçirilebilir formatları göz önünde bulundurun. Değerlendirmeyi kolaylaştırmak için hizmetinize ya da benzer hizmetlere ilgi göstermiş kişileri hedefleyin ve “Koleksiyon” reklamları gibi amacın küratörlüğünü yapan formatları seçin.

Mobil Cihazlar İçin Yaratıcı Ögeleri Optimize Edin

Sektörler arası web trafiğinin büyük kısmı masaüstü değil, mobildir. Peki, bu ne anlama geliyor? Mobilde insanların dikkatini hızlı bir şekilde yakalamanız gerekir. Her zaman ses kapalı görüntüleme için tasarlayın. Görsel hikayenizi mobili akılda tutarak meydana getirin. Örneğin dikey video deneyin. Ve ritim, hız, süre ve sesle oynayın. Abonelikler, farklı kişilere farklı nedenlerle farklı şekillerde hitap ediyor. Bu yüzden yaratıcı stratejinin aynı zamanda her şeye uyan mesajlaşmanın ötesine geçmesi gerekiyor.

BMW, Abonelik Sistemiyle Araç Sahibi Olmayı Sağlayan Hizmetini Duyurdu

Kusursuz Bir Alışveriş Deneyimi Sağlayın

Mobilden en iyi şekilde yararlanmak, ilk dokunuştan satın almaya kadar kusursuz bir deneyim gerektirir. Mobil açılış sayfalarına hakim olarak başlayın. Açılış sayfaları, keşif ve satın alma arasında bir köprü görevi görür. Ayrıca açılış sayfalarınızı değerlendirirken şunları da göz önünde bulundurun:

  • Reklam ve açılış sayfası arasındaki tutarlılık
  • Mobil ekran için optimize edilmiş içerik
  • Eyleme ilham veren eyleme çağır butonları

Hız ihtiyacını benimseyin. Bir Aberdeen çalışmasında, tüketicilerin %40’ının 3 saniyelik bir gecikmeden sonra internet sitesini terk ettiği anlaşıldı. Bununla birlikte Akamai de yükleme süresindeki her 100 milisaniyelik gecikmenin, mobil dönüşüm oranlarını %7 oranında azaltabileceğini tespit etti. Olumlu bir deneyim oluşturmaya yardımcı olmak ve ilgili müşterileri devre dışı bırakmaktan kaçınmak için hızlı yüklenen bir mobil internet sitesi meydana getirin.

Son olarak mobilde sürtünmeyi azaltın. Bazı şirketler, müşterileri abone olmaları için 15 adede kadar dokunma ya da adımlara katlanmaya zorlar. Bu yüzden otomatik doldurma özelliğinden yararlanmayı, Facebook Connect oturum açma seçeneğini entegre etmeyi ve ödemeyi hızlandırmak için çeşitli dijital ödeme seçenekleri sağlamayı deneyin.

Müşterilerin Geri Gelmelerini Sağlayın

Yüksek müşteri erime oranlarıyla başa çıkmak için abonelik pazarlamacılarının, geleneksel markalardan farklı bir şekilde düşünmeleri gerekir. İnsanların ürünle ilgili deneyimlerini değerlendirmeye ve geliştirmeye ek olarak güçlü bir müşteriyi elde tutma oranı sağlamak, markaların ilgili reklamlarla potansiyel ve mevcut aboneleri hızlı bir şekilde yeniden hedeflemelerini gerektirir. Onlara daha önce yakından ilgilendikleri ürünleri ya da kişisel ihtiyaçları ile ilgili olanları göstermenin yollarını bulun. Aynı zamanda abonelik paketlerinin ek avantajları konusunda onları eğitin. İçerik açısından konu ile ilgili açılış sayfalarından yararlanın. Bunlar gibi önlemler, aboneleri elde tutma olasılığını artırır ve uzun süreli başarı için hayati önem taşır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2018 İlk Yarı Dijital Reklam Yatırımları Açıklandı

IAB Türkiye’nin yaptığı açıklamaya göre, display reklam yatırımları 2018’nin ilk 6 ayında yüzde 14 büyüyerek 704 milyon TL oldu. Display reklamlar kategorisinde en büyük payı 500 milyon TL ile Gösterim ya da Tıklama Bazlı Reklam Yatırımları aldı. Video reklam yatırımları yüzde 27’lik büyümeyle 156 milyon TL olarak gerçekleşirken, Native 48 milyon TL’ye ulaştı.

Ücretli Sıralama Yatırımlarını içeren Arama Motoru Reklam Yatırımlarının büyüklüğü 444 milyon TL olurken, İlan Sayfaları Reklam Yatırımları 55 milyon TL’ye çıktı. Geçtiğimiz dönemlerde küçülme gözlemlenen E-posta ilk 6 ayda yaklaşık 3 milyon TL’lik yatırımla bir önceki dönemle aynı kaldı. Oyun İçi reklamlar ise 7 milyon TL’lik büyüklüğe erişti.

Mobil reklam yatırımları 621 milyon TL olurken, 205 milyon TL’lik büyüklüğe ulaşan Sosyal Medya reklamlarının %77’si mobil cihazlarda yer aldı.

Programatik satın alma 2018’nin ilk yarısında da artışını sürdürdü ve büyüklüğü 809 milyon TL’ye çıktı. 2018 ilk yarı dijital reklam yatırımlarını değerlendiren IAB Türkiye Başkanı Dr. Mahmut Kurşun, “2017’de küresel ölçekte dijitalin televizyonu geçerek en büyük mecra konumuna ulaştığını biliyoruz. Bu bağlamda ülkemizde ilk 6 ayda yine çift haneli büyüme elde edilmiş olması önemli. İkinci yarıda yaşanan dalgalanma nedeniyle biraz yavaşlama beklenebilir. Ancak bu tür dönemlerde reklam yatırımını durdurmayan markaların orta-uzun vadede kazançlı olacağı bilinen bir gerçek. Dijitalin bu bilince sahip markalar için ideal reklam mecrası olduğu da bir diğer gerçek. IAB Türkiye olarak tüm markaları veriye dayalı satın alma yapmaya, kampanya değerlendirmelerini veriye dayandırmaya, verimli yatırım yaparak ekonomiye katkı sağlamaya davet ediyoruz.” dedi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?