Sizce de Dış Pazara Açılmanın Zamanı Gelmedi mi? 0

Bugüne kadar iç pazara odaklanmış ve dış pazar hakkında sınırlı bilgiye sahip olan firmalar için ihracata başlamak büyük bir adımdır. İhracatta başarıyı sağlamanın yolu ihracat stratejinizi doğru bilgilere dayandırmaktan geçer. Bu stratejileri belirlerken, seçtiğiniz pazarın size sağlayacağı faydalar ve riskleri de kapsayan bir plan yapmanız, sizin pazara girerken karşılaşabileceğiniz durumları, yapmanız gerekenleri ve ihracat için gerekli kaynakları daha gerçekçi görmenize yardımcı olacaktır.

Adımlara geçmeden önce pazarlamanın ne anlama geldiğini kısaca hatırlayalım:

Amerikan Pazarlama Birliğinin 2007’de yaptığı tanımlama pazarlamanın, müşteriler, alıcılar, paydaşlar ve toplumun bütünü için değer ifade eden önerilerin geliştirilmesi, iletişimi, ulaştırılması ve değişimi için bir faaliyet, bir dizi kurum ve süreç olduğunu söyler. En basit hali ile ifade etmek gerekirse; pazarlama karlı müşteri ilişkilerini geliştirme ve yönetme sürecidir diyebiliriz. İster yurt içi pazarda ister yurt dışı pazarda asıl amaç; yeni müşteri elde etmek ve mevcut müşterileri elde tutmak ve büyütmektir.

Dış Pazarda bu amaçlara nasıl ulaşacağız?

Kritik Soru Ben Kimim?

swot-analizi_thumb5

Firmanın dışa açılması için ilk yapması gereken dış ticarete hazır olup olmadığını belirlemektir. Yani mevcut durumunuz ve riskleriniz neler? Bir nevi kendimizin fotoğrafını çekiyoruz. Bunu irdelerken de SWOT Analizinden yararlanıyoruz. SWOT analizi 4 pencereden oluşuyor. Güçlü yönleriniz, Zayıf Yönleriniz, Fırsatlar ve Tehditleriniz. Güçlü ve zayıf yönler sizin kontrolünüz altında olan negatiflikler ve pozitifliklerdir. Fırsat ve tehditler ise kontrolünüz dışındaki yani yönetemediğiniz durumlardır.

Hedef Pazarın Belirlenmesi

goldfish jumping out of the water

Hangi ülkede satış yapmak istiyorsunuzun cevabı burada saklı. Unutulmayın ki, başarılı ihracatçı, doğru malı, doğru piyasada, doğru zamanda satandır. Bunun için hedef pazar belirlenmesi çok önemlidir. Dış pazara açılan firma seçtiği doğru ürün ile sadece doğru piyasaya girmek değil, giderek artan ürün yelpazesi ile yüksek ölçülerde piyasaya yayılmayı ve girdiği dış piyasada kalıcı olmayı amaçlamalıdır. Hedef pazar ile bilgileri 2 ayrı yol ile edilmek mümkün… Çeşitli Kamu Kuruluşlarından bilgileri alabilirsiniz. Her ülkede ticareti geliştirmeye yönelik çalışan devlet kurumları vardır. IGEME, Eximbank, DIE, DPT gibi kamu kuruluşlardan ticaret ve ekonomi ile ilgili istatistikleri, ihracat rehberlerini ülke ve ürün profillerini, sektör raporlarını elde edebilirsiniz. Bu bilgilere kuruluşların web sayfalarından da ulaşmanız mümkün olacaktır. İkinci yol ise yabancı ülke Temsilcilikleri: İhracat düşünülen ülkenin Türkiye’deki ticaret ataşeliği, konsolosluğu veya elçiliğinden o ülkeyle ilgili dış ticaret istatistikleri, gümrük mevzuatı ve ülkenin ticaret ve sanayi ile ilgili bilgiler de elde edilebilir.

Pazar araştırmamızı yaptık… Peki ya satacağımız ürün belirlediğimiz pazara uygun mu?

Malumunuz yurt içinde aranan bir ürün üretiyor olmanız, yurt dışında da bu ürüne aynı ölçüde değer verileceği anlamına gelmez. Nedeni çok basit. Her kültürün farklı gereksinim, istek ve talepleri var ve buna göre yol almanız şart. Pazarlamada altın kuralımız hedef kitleye göre ürünü çekici kılmaktır. Bir nevi algı yönetimi… Çekici kıldığınız ürünleriniz için karşı tarafta ihtiyaç yaratmalısınız. Unutmayın ihtiyaç talebi doğuracaktır. Talep de satışı doğrudan getirecektir. Bunu yaratmak için ürün ve içeriğini ve etkisini çok iyi bilmek gerekir. Bu doğrultuda bildiğinizi iyi ifade etmek ve etkili sunuşlarla bunları desteklemek sizi bir adım öne çıkaracaktır. Bizim genelde kullandığımız teknik iyi görseller ile etken madde olarak kullandığınız içerikleri ürüne yönelik olarak anlatmaktır. Bu sayede potansiyel müşteriniz ürününüzün rakip ürünlerden farkını daha iyi kavrayacaktır.

Ürün sunumumuz da hazır, kendimize güveniyoruz. Her şey tamam dedik ama sunumumuzu kime yapacağız? Potansiyel müşteriyi nasıl bulacağız?

resim1

Bunun için 2 farklı yol var:

  1. Yabancı Ülke Temsilcilikleri: Hedef Pazar potansiyelini ölçmek için kullandığımız bu temsilcilikleri ithalat yapan firma iletişim bilgilerine ulaşmak için de kullanabiliriz. Firmanızı tanıtıcı bir mail atıp talebinizi yazdığınızda konsolosluklar, elçilikler size sağlıklı şekilde geri dönüş sağlamaktadır.
  2. B2B Platformları: Business to Business Veri Tabanlarına ulaşabileceğiniz çeşitli siteler bulunmaktadır. Bu sitelere kayıt yaptırıp reklam verebilir, taleplerin size gelmesini sağlayabilir veya direkt ithalat yapan firmaların iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz. Şimdi gelin bu platformların bazılarının işleyişlerine bakalım:

Potansiyel müşterilere ulaştık peki nasıl bizimle çalışmalarını sağlayacağız?

  1. İyi tasarımlı bir katalog gönderimi
  2. Firmanızın kısa tanıtımı
  3. Onlar ile anlaştığınız taktirde onlara sunacağınız hizmetler
  4. Ziyaret
  5. Numune gönderimi

Etkilemeyi başardığınız potansiyel müşteri büyük bir olasılıkla sizinle görüşmek isteyecektir. Etkili iletişim tekniklerini kullandığınızda yüz yüze görüşmede satış yaparak veya anlaşmaya vararak başarıya ulaşacaksınız.

Altın vuruş: Müşteri İlişkileri Yönetimi

Mevcut müşterileri elde tutmak ve büyütmek ancak ve ancak müşteri memnuniyeti sağlayarak gerçekleştirilebilir. Unutmayın “Pazarlama algıların savaşıdır, ürün veya hizmetlerin değil. Savaş tüketicilerin beyninde meydana gelir” Al Ries & Jack Trout

Unda Kurumsal Çözümler - Kurucu Ortak / Yönetim Danışmanı & Eğitmen

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link