Siber Güvenlik Kampı 2016 0

Siber-Güvenlik-Kampi

Geleceğin Siber Güvenlik Uzmanları Bu Kampta Yetişiyor!

BGA – Bilgi Güvenliği AKADEMİSİ, “Siber Güvenlik” konusunda kariyer yapmak ve bu konuda uzmanlaşmak isteyen üniversite öğrencilerini Sakarya Üniversitesi iş birliği ile 7-14 Şubat tarihlerinde Siber Güvenlik Kış Kampı’na davet ediyor.

Türkiye’nin Ulusal Siber Güvenlik vizyonunun tamamlanması için önündeki en önemli engellerden biri bu alandaki yetişmiş insan kaynağı eksikliğidir.

Uzmanların ön görülerine göre 2020 yılına kadar dünya genelinde bir milyondan fazla Siber Güvenlik uzmanına ihtiyaç duyulacak. Türkiye’de ise bu ihtiyacın 20.000 kişi civarında olduğu belirtilmektedir.

Ülkemizin Siber Güvenlik alanında uzman ihtiyacı devam ederken, Siber Güvenlik konusunda ilgili eleman yetiştirme potansiyeli ise sadece %1 seviyesindedir.

Siber güvenlik alanında akademik çalışmalar üretmeyi ve projeler geliştirmeyi hedefleyen Sakarya Üniversitesi, önemli bir tematik alan olan siber güvenlik ile ilgili altyapı çalışmaları bu yıl tamamlamıştı.

Bu alandaki ihtiyacını karşılamak, sektöre deneyimli ve uzman personeller yetiştirmek amacı ile yapılan Siber Güvenlik Kampı’nın 6.sı Şubat ayında Sakarya Üniversitesi, Bilgi Güvenliği Derneği ve Bilgi Güvenliği AKADEMİSİ ile birlikte gerçekleştirilecektir.

Siber Güvenlik Kampı’na başvuru yapan öğrenciler arasında, temel bilgisayar bilgisini tespit etmek amacıyla 10 Ocak 2016 tarihinde yeterlilik sınavı yapılacaktır. Yapılacak olan yeterlilik sınav sonucunda 25(*) kişi Siber Güvenlik Kış Kampı’nın katılımcısı olarak belirlenecektir.

Yeterlilik sınavında TCP/IP referans modeli, temel ağ güvenliği, Windows ve Linux işletim sistemlerinin genel çalışma yapısı konuları ile ilgili katılanların bilgi düzeyini ve araştırma yeteneklerini ölçmeye yönelik sorular bulunacaktır.

Siber Güvenlik Kampı’na katılacak olan öğrenciler Bilgi Güvenliği AKADEMİSİ’nin tecrübeli eğitmenleri ve sektörün önde gelen  Siber Güvenlik Uzmanları’ndan 7 gün süreyle  özel eğitim  alma fırsatı yakalayacaklar.

Siber Güvenlik Kış Kampı’nda öğrenciler teorik ve pratik eğitimler gerçekleştirirken sanal sistemler üzerinde (CTF) hacking becerilerini geliştirerek saldırganlara karşı savunma tecrübelerini geliştirecekler.

Hacking, zafiyet tarama, zararlı yazılım analizi, mobil güvenlik, DDOS  saldırılarına karşı doğru savunma gibi birçok konuda eğitim alacak olan Siber Güvenlik Kampı öğrencileri eğlenceli CTF yarışmaları sayesinde takım çalışması yeteneklerinin artırılması ve öğrenmiş oldukları bilgileri pekiştirmesi sağlanacaktır.

Katılıma hak kazanan öğrenciler bilgi güvenliği alanında deneyim sahibi akademisyenler, kamu ve özel sektör yöneticileri ile de bir araya gelerek bu alanındaki kariyer fırsatları konusunda bilgi sahibi olabilecekler.

BGA Bilgi Güvenliği Akademisi Yönetici Ortağı Ozan Uçar Siber Güvenlik Kampı için “Bilgi Güvenliği Akademisi olarak düzenlemiş olduğumuz Siber Güvenlik Kamp’larına bugüne kadar 20.000’den fazla başvuru gerçekti. Bu başvurularda her dönem 25-50 öğrenci kabul edilmiş bugüne kadar da 200’den fazla öğrenci Siber Güvenlik uzmanlarımız tarafından yetiştirilmiştir” açıklamasını yaptı.

Uçar, “Gerçekleştirdiğimiz Siber Güvenlik Yaz Kampı katılımcılarının %40’ı 2011 yılında, %50’si 2012 yılında, %65’i 2013 yılında, %70’i 2014 yılında ve %75’i 2015 yılında  Bilgi Güvenliği sektöründe çalışmaya başlayarak kariyer fırsatı yakaladığına” dikkat çekti.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da düzenlenecek olan 2016 Siber Güvenlik Kış Kampı’na üniversitelerin Ön Lisans, Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora programında öğrenimlerine devam eden öğrenciler kabul edilecektir.

Siber Güvenlik Kış Kampı başvuruları 24 Kasım 2015 – 1 Ocak 2016  tarihleri arasında yapılacak.  Bu tarihten sonra gerçekleştirilecek online sınav (yeterlilik sınavı) ile katılımcılar belirlenecektir.

Katılmaya hak kazanan öğrencilerin konaklama, yeme, içme, eğitim ve diğer giderleri düzenleyici firmalar tarafından karşılanacak. Kamp yerine ulaşım masrafları ise öğrencilerin sorumluluğunda olacak.

Daha fazla bilgi, başvuru ve diğer sorularınız için www.Siberkamp.org adresini ziyaret edebilir, eğitmen ve destekleyen firmalar hakkında bilgi alabilirsiniz.

(*) Kontenjan katılım durumuna göre kesinlik kazanacaktır.

 

Cremicro Ajans Grubu'nun kurucusu. Growth Hacker | Entrepreneur | Lecturer | Blogger

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link