S.E.S Öldü. Yaşasın SENSE! 0

Reklam, pazarlama ve iletişim sektöründe çalışanların son derece aşina olduğu, her türlü stratejik planlama, marka konumlandırma ve iletişim stratejisi sunumunun içine umarsızca sokuşturduğumuz, bir dönemin hedef kitle belirlemedeki en önemli sınıflandırma sistemi olan “SES Grupları” yönteminin ölümünden söz etmek istiyorum size öncelikle.

Aslında hedef kitleyi ses gruplarına göre sınıflandırma olarak bilinen yöntem çoktan öldü… Sadece biz henüz bunun farkında değiliz, hepsi bu… Ve sanırım artık yapmamız gereken tek şey, canımız ciğerimiz ses gruplarımızın cenazesini hep bir ağızdan “İyi bilirdik” diyerek kaldırmak, hakkımızı helal etmek ve yolumuza devam etmek… Ölenle ölünmüyor, sonuçta hayat devam ediyor… (Tamam. Laf ebeliğini keselim.)

Sahiden SES’i nasıl bilirdiniz?

Hedef kitlenin gelir ve eğitim seviyesi, mesleği, yaşadığı şehir, bölge, varlıkları vs. gibi tamamen rasyonel veriler aracılığıyla işleyen bu yöntemi aslında iyi bilirdik… Markayı konumlandırırken hedef kitleyi tanımlamak için bundan daha kolay ve işlevli bir yöntem daha olamazdı çünkü… Düşünsenize; “Markamız/ürünümüz C1 –C2 ses grubuna hitap ediyor.” dersiniz ve bir anda her biri kendi içinde inanılmaz derecede karmaşık kişiliklere sahip olan milyonlarca insanı hedef kitleniz haline getirmiş olursunuz. İşte bu kadar kolay… Milyonlarca insana nasıl hitap edebileceğimizi bilmesek de, C1-C2 ses grubundaki insanlara nasıl hitap edebileceğimizi, markamızın mesajını nasıl iletebileceğimizi biliriz.

 Nasıl mı?

Tabii ki araştırma yaparak…

Alırız C1-C2 ses grubundan amca, teyze, kardeş, abla, ağabey, arkadaş ve komşumuzu, koyarız bir odaya, “Haydi!” deriz. “Ürün bu, tüketin ve konuşun.” Sunumda “Focus Group” olarak lanse ettiğimiz bu grubun, sırf para kazanabilmek için orada fikir beyan etmek zorunda oldukları düşüncesiyle kendilerini baskı altında hissederek saçma sapan sözler söylemelerinden gocunmaz, onların sözlerini sarsılmaz bir inançla analiz eder ve ortaya muhteşem “insight”lar çıkarırız. Tabii Focus group’umuzun içindeki teyze ve ablalarımızın hangisinin regl olduğunu, amcalarımız ve ağabeylerimizin hangisinin aklının akşamki maçta olduğunu asla bilemeyiz. Nitekim ürünümüz bir ped veya bir taraftar hattı değildir; öyleyse bu gibi detaylar bizim için önemli de değildir.

Eee, sonra?

Sonrası malum işte… Gece-gündüz demeden çalışır, uzadıkça saçmalaşan “brainstorm”larımızda ortaya çıkan fikirleri mutlaka “Çok iyi fikir ama bakalım iç görülerimize uygun mu?” “Bence müthiş ama hedef kitlemiz bunu anlayamaz ya…” “Biz bunu cebe atalım, başka müşteriye lazım olur.” sözleriyle kılıçtan geçirir ve sonuçta o muhteşem reklam kampanyasının fikrini buluruz. Bundan sonrası, sabahlayan tasarımcının gözlerinin ne kadar uzun süre açık kalabildiğiyle ilgilidir; asla algılarının ne kadar açık olduğuyla değil… Tasarımcımız hamurlaşmış beyniyle işi bitirip uykuya daldıktan sonra biz çıkarız ortaya, tüm sunum materyallerini toplar büyük bir heyecanla toplantıya gideriz.

Toplantı başlar, sunum yapılır.

Ajans insanı başlar anlatmaya…

“Markamızın hedef kitlesi olan C1 – C2 ses grubundan kişilerle gerçekleştirdiğimiz Focus Group çalışması sonucunda elde ettiğimiz veriler…”

(Bu sırada kafa sallayan bir pazarlama müdürü, pazarlama müdürünün gözlerinin içine bakarak aklından geçenleri okuyabileceğine inanan ve fark edildiğinin farkında bile olmayacak kadar idraksiz bir junior tasarımcı, yuvarlak, Şebin Karahisarlı gözleriyle sunumda “wording hatası” arayan bir marka yöneticisi mutlaka bulunur.)

Gelsin iç görüler, gitsin vaatler… İletişim platformunun üzerinde zıplasın gençler, animatik storyboardlarda oradan oraya kaysın demo planlar…

 Sonuç:

Doğru iç görüler yakalanmıştır, hedef kitle doğru belirlenmiştir. Hem zaten çok emek verilmiştir. Üstelik fikir de fena değildir. Hedef kitlemizi tanıdığımızı, güvenilir bir marka ve ürün olduğumuzu anlatmak için yeterlidir tüm bunlar. Milyonlarca lira harcanır ve kampanya yayına girer, görmediği mecra kalmaz… Ulaşmadığı C1, dokunmadığı C2 kalmaz.

Döner dünya, geçer zaman… Bir çeyrek raporu daha gelir pazarlama müdürünün karşısına… Bir de bakar ki kampanyanın satışa katkısı neredeyse yok denecek kadar az… Pazarlama Müdürü ajansı arar; işbirliği için teşekkür eder ve marka / ürüne dair tüm materyallerin toparlanarak tarafına iletilmesini ister, işbirliği sona ermiştir. Artık her şey bitmiştir. Biten sadece bir işbirliği değil, iletişime ve reklama olan inançtır aslında… Profesyonel bir tövbe dökülüverir marka sahibinin dudaklarından…

Neden böyle oldu be abi?

Sonra hem ajansın hem markanın ofisinde sigara molalarında, yemek aralarında bu soru sorulmaya başlanır. Herkesin kendine göre bir cevabı vardır. Kimi zamansızlıktan şikayet eder, kimi müşterinin brief’inden… Marka ajansın başarısızlığından dem vurur, ajans başkanı çalışanlarının inançsızlığından… Bir insan evladı da demez ki “Arkadaş, bu S.E.S. nedir?”

İnsan denen karmaşık yapıyı, insanlığından çıkarıp hedef kitle haline getirince, hedef kitleyi de iletişimi kolaylaştırmak için bir harfe kadar indirgeyince, haliyle ortada başarının da B’si kalmıyor.

İşte, biz henüz farkına varmamış olsak da, dünya devi olmuş pek çok markanın fark ettiği gerçek de budur aslında. 4.000 TL’lik bir telefonu Türkiye’de hangi ses grubuna satabileceğimizi bize sorsalar herhalde B, B+, A, A+ filan derdik… Geçen gün yanımdan üstü başı yağlı boya olmuş bir boyacı ustası geçti, elindeki I-phone 6’mıydı, 6 plus’mıydı bilmiyorum; ikisinden biri… Şimdi bu adamı ben hangi SES grubuna sokmalıyım? Peki ya markayı nasıl konumlandırayım?

 Tekrarlayalım. SES Öldü. Yaşasın SENSE

O boyacı ustası, ödemekte zorlanacağı bir borcun altına, sırf kendini daha iyi hissedeceğine inandığı için girdiği anda SES öldü. Artık SES gruplarının varlıklarının, alım düzeyleriyle ilgisi kalmadı; Mark Zuckerberg’in VR lansmanı yaptığı toplantıda giydiği Nike ayakkabının aynısı alışveriş yaptığım tekel bayinin çırağında da var… Anlatabiliyor muyum?

Artık paranın, rasyonel verilerin bir önemi kalmadı. Artık sadece hisleriyle, duygularıyla, içinde karşı koyamadığı isteklerle yaşamak zorunda olan insanların çağı başladı. “İstiyorum ve alacağım.” Artık mottomuz bu… Buna göre iletişim yürütebilen markaların sadece harflere değil insanların en derinlerindeki duygulara da dokunabileceği aşikar.

Hedef kitlemizin mesleğinin bir önemi yok. Hedef kitlemiz; arzulayanlar,

Hedef kitlemizin kaç para kazandığının bir önemi yok. Hedef kitlemiz Aşık olanlar…

Hedef kitlemizin nerede yaşadığının bir önemi yok. Hedef kitlemiz gezgin bir ruha sahip olanlar…

İşte yeni SENSE gruplarımız bunlar…

Çünkü meslekler değişir ama arzu bakidir.

Kazanılan para değişir ama aşk bakidir.

Yaşanan şehir değiştirilir ama ruh bakidir.

Artık ruha dokunmayan iletişim mazidir, fanidir.

Bir gün, virüsler, nükleer savaşlar, asit bulutları veya radyoaktif sızıntılardan ötürü dünyada yaşam ihtimali kalmadığında bizim de işimiz bitecek. Ama o zamana kadar tüketicileri bol virüslü hayvansal gıdaları tüketmeleri konusunda teşvik etmeye devam edebiliriz. Nükleer savaşlar hepimize fazladan bir el, kol ekleyene kadar moda kıyafetleri giyebilir, herkesi %50’ye varan indirimlerle zincir giyim mağazalarına yönlendirebiliriz. Asit bulutları, uygarlığımızın diktiği gökdelenleri eriyik leş denizlerine çevirmeden, annesinden aldığı 5 liralık harçlığın yarısını o gökdelenlerin tepesindeki holding sahiplerinin cebine aktarabilmek için çocukların rüyalarına alt bant eklemekten vazgeçmeyeceğiz. Radyoaktif sızıntılar havayı, toprağı ve suyu yok etmediği sürece, güneşli günler, kazandıran seçimler, enerjik bünyeler ve okyanusta bir su damlası olan insancıkları dünyayı değiştirebileceklerine inandıracak fırsatlarla dolu bir kariyer vaat edebiliriz. Yazdığım her metinle fakirlerden çalıp zenginlere aktardığımı, Ürettiğim her kampanya fikriyle kötü tarafın ateşini harladığımı, Bulduğum her sloganla, zavallı insancıkların algılarıyla oynadığımı biliyorum. İyi ile kötünün savaşında, kötü olan taraftayım. Bu yüzden ben “Kötü” bir reklam yazarıyım. "İyi" bir sanatçıyım.

Bir Cevap Yazın

Facebook’tan YouTube’a Hamle: Facebook Creator App 0

Facebook Creator App

Kullanıcı sayısı dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’i bile geçen Facebook, geliştirdiği Facebook Creator App uygulaması sayesinde, izleyici kitlesi arasındaki kanaat önderleri (influencer) ile yayınlanan yapımlar arasındaki mesafeyi daha da kısaltmayı hedefliyor.

Uygulama, internet “fenomenlerine” video oluşturma, video düzenleme ve canlı yayın için yeni bir alan açmış olacak. Ayrıca takipçileriyle mesajlaşmalarına ve videolarına dair istatistikleri takip etmelerine de imkân sağlayacak. Uygulama kişisel profiller için geçerli olmayacak, yalnızca Facebook sayfası sahipleri kullanabilecek.

Creator App
Facebook Creator App’ten bir ekran görüntüsü

Facebook’un “fenomenler” için duyurduğu bu yeni ürünü aslında, daha fazla insana ulaşarak başarısını artırmak isteyen birçok internet ünlüsü için hâlâ en önemli sıçrama tahtası olan YouTube ile rekabet etmek istemesi olarak yorumlayabiliriz. Anlaşılan o ki hem YouTube’un bu konumu hem de Snapchat’in içerik üretenler için daha fazla ürün ve hizmet sunacağını açıklaması, Facebook’u harekete geçirmiş görünüyor.

Facebook Ürün Müdürü Fidji Simo, geçtiğimiz günlerde yazdığı blog yazısında, YouTube ünlüsü Markian Benhamou ve Facebook’ta komik içerikler paylaşan Jay Mendoza ile bir araya geldiklerini belirtti. Simo, internette içerik oluşturanların ihtiyaçlarının ve hedeflerinin çeşitlendiğini ve bu kişilerin takipçi kitlesini beslemek için gereken araçlara sahip olmalarının önemli olduğunu yazdı. Facebook bunun yanında, Facebook Creator App uygulamasının içerik üreticileri tarafından nasıl kullanılacağına dair bir internet sitesi de hazırlamış.

Facebook Creator App uygulamasının, YouTube’un hakimiyetindeki video pazarlama alanında Facebook’un da var olması için önemli bir hamle olmması bekleniyor.

Her ne kadar bu uygulamanın geliştirilmesi Facebook için rekabet anlamında önemli bir adım olsa da YouTube’un, platform üzerinde kanalı olanlar için benzer bir kanal yönetimi ve videolardan elde edilen gelirlerin paylaşılmasını sağlayan bir ortak programı var. Ne var ki politik ve kültürel konulara odaklanan birçok YouTube ünlüsünü kapsayan YouTube fenomen topluluğunda, reklamverenlerin reklamların nerede görüldüğü konusuna daha fazla eğilmesinden bu yana, ciddi bir belirsizlik yaşanıyor. Özellikle de platformun, reklamverenleri düşünerek videoların uygun olmayan içerik taşıyıp taşımadığı noktasındaki aşırı hassasiyeti, YouTube’daki video üreticileri tarafından gelirlerine bir darbe olarak görülüyor.

Faecbook’un, bu yıl başlattığı YouTube benzeri video platformu Watch sayesinde, canlı yayın içinde reklam verme ve talep üzerine video üretimiyle, içerik üretenler ve platformun kendisi için yeni bir gelir kaynağı yaratmayı başarmıştı. Öyle ki Watch, internet ünlüleri için gelecek vadeden bir özellik olarak öne çıktı. Basketbolda ünlü Ball ailesinin Facebook’un Watch platformu üzerindeki şovu Ball In The Family, Jody Steel’in Body Art’ı ve Jay Mendoza’nın Elote Man’ini, bunun ilk işaretleri olarak kabul edebiliriz. Creator App’i de bu stratejinin yeni bir parçası olarak da düşünebiliriz.

Uygulama, canlı yayınlarıyla öne çıkan video içerik üreticilerini çekmede Facebook’un işine yarayabilir.

Gen Z dijital medya ağı bünyesindeki DanceOn’un Yetenek Direktörü ve İnternet Ünlüsü Yöneticisi Cameron Moody ise diğer platformlarla karşılaştırıldığında internet ünlüleri ve içerik üreticiler için Facebook’un hâlâ en az işe yarar platform olduğunu düşünüyor. Moody, her ne kadar Facebook’un YouTube’daki internet ünlülerini çekmesinin zor olacağını söylese de yeni çıkan uygulamanın dev sosyal ağ için önemli olduğunu, özellikle de canlı videolar konusunda onların dikkatini çekebileceğini de sözlerine ekliyor.

Moody canlı yayın yönetiminin yanında uygulamanın ayrıca, video içerik üreten fenomenlerin hem Facebook hem de Instagram üzerinden takipçileriyle mesajlaşmasını sağlamasının da önemli bir gelişme olduğunun altını çizerek, böylece içerik üreticilerinin takipçileriyle konuşurken uygulamalar arasında geçiş yapmak zorunda kalmayacağını vurguluyor. Uygulama bunun yanı sıra, Facebook’un hikaye özelliğindeki özel çerçeveler ile efektlerini de içerik üreticilerinin yararına sunuyor.

snapchat
Aslında içerik üreticiler ve markalar arasındaki bu kârlı ilişkinin dikkatini çeken yalnızca Facebook ve YouTube değil. Snapchat de bu konuda yeni ürün ve hizmetler sunacağını açıklaması, rekabetin kolay olmayacağını gösteriyor.

Öte yandan Facebook, özellikle de videoda bir yerleştirme için markaların para ödediği içerikleri üretenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yeni reklam ürünleri oluşturuyor. İnternet ünlüleri (influencers) pazarlama şirketi olan WHOSAY’in CEO’su Steve Ellis’e göre, içerik üreticileri ve internet fenomenleri, kullanıcıların kayda değer bir deneyim için bu platformları ziyaret etmesi adına cazibe yaratıyor. Ona göre Facebook’un yeni uygulamasının toplayacağı ilgi, markalarla çalışarak gelir elde eden kişilere için işe yaradığı ölçüde gerçekleşecek.

Bakalım Facebook Creator App, Facebook’un video içerik konusunda YouTube ile başa baş bir şekilde yarışmasını sağlayabilecek mi?

2018’e Damgasını Vuracak Dijital Trendler Neler Olacak? 0

Dijital Dönüşüm Danışmanı ve Me Consultancy kurucusu Murat Erdör, 2018 yılında dijital alanda öne çıkacak trendleri açıkladı. Trendlerle ilgili bilgi veren Murat Erdör, tüm dünyada öğrenmeye programlanmış yazılımların ve mobil kullanımının hızla artmasının, yaklaşık 2.5 milyar insanın aktif olarak kullandığı sosyal medya ağlarının çoğalmasının, nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi teknolojilerdeki büyük yükselişin, 2018 yılında dijital alandaki pazarlama uygulamalarının önemini daha da artıracağının altını çizdi.

2018 yılına damgasını vurması beklenen dijital trendler şu şekilde:

Fijital pazarlama
Dünya’da bu süreç yaklaşık beş sene önce başlamış olsa da Türkiye’de fijital kavramının geçmişi henüz çok yeni. Yaklaşık 3-4 senedir Türkiye’de konuşulan fijital kavramı, fiziksel ile dijital deneyimleri harmanlayarak tüketiciye en doğru yoldan ve ölçümlenebilir şekilde ulaşılmasını sağlayacak yöntemlerden biri olacak.

Yapay zeka
Artık birçok alanda hizmet vermeye başlayan makineler ve yazılımlar da, tıpkı canlılar gibi topladıkları verileri işleyerek yeni şeyler öğreniyorlar. Öğrenen makinelere en yakın örneği, hemen her gün girdiğiniz Facebook. Yazılım, okuma alışkanlıklarınızı, kimin profilinde daha fazla vakit geçirdiğinizi, hangi gruplara ya da sayfalara yorum yaptığınızı sürekli kontrol ederek öğrenme sürecini geliştiriyor. Gelecek yıllarda Facebook örneğinde olduğu üzere öğrenmeye programlanmış yazılımların sayısı giderek artacak. Bu yazılımlar pazarlama ve dijital sektörler başta olmak üzere, birçok sektörün hedef kitlelerini doğru tespitine bir adım daha yaklaşılmasına olanak sağlayacak.

Mesajlaşma aplikasyonları
MIRC ile başlayan mesajlaşma geleneği, son dönemde Whatsapp ile hızla yükselişini sürdürüyor. Dünya genelinde aynı anda milyarlarca ileti bir kullanıcıdan, kullanıcı ya da kullanıcılara iletiliyor. Baş döndürücü sayıların olduğu bu alanda mesajlaşma aplikasyonlarının sayısının ve içerisindeki reklam alanlarının artması bekleniyor.

Live streaming videolar
İçerik her zaman kraldı ancak şimdi videolu içerikler daha da bir kral. Tüm sosyal medya platformlarının “live streaming” destekli bir altyapıya dönmeleri ile birlikte “izle ve geç” kavramı bu alanda iyice oturmaya başlayacak. Facebook’un ardından Twitter’ın da video içeriklerine dair düzenlemeleri, kullanıcıların ve bu alana ilgi duyan markaların daha sık şekilde video paylaşmalarını sağlayacak.

AR pazarlama
Augmented Reality (Artırılmış Gerçeklik) son zamanların öne çıkan, pazarlama ve reklam sektörlerinin popüler konularından biri. Cihazların cisim tanıma özelliği kullanılarak, sanal nesnelerin gerçek görüntülerin üzerine bindirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz Artırılmış Gerçeklik, müşterilerle bağlantı kurma ve katılımı artırma açısından yenilikçi ve yaratıcı bir yol olarak kabul ediliyor. Bu teknolojinin yaratacağı pazarın, 2022 yılına kadar 117.4 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Kısa süreli içerik
Periscope ile başlayan ve Snapchat, Scorp gibi uygulamalarla devam eden kısa süreli içerik kavramı, sosyal medyaya yön vermeye devam edecek. Paylaşılan içeriklerin belirli bir süre ile yayında kalması, markaların da stratejilerini bu hızlı tüketim çağına göre düzenlemesini gerektiriyor. Facebook’un canlı yayınları, Instagram Stories gibi uygulamalar “hızlı ve sonlu içerik” kavramını destekliyor.

VR pazarlama
Son dönemde teknolojisi ve popülerliği iyiden iyiye artan Virtual Reality (Sanal Gerçeklik) ve 360 derecelik videolar sayesinde pazarlama uzmanları, hedef kitleleri ile nasıl empati kuracaklarını ve onların davranış biçimlerini nasıl daha iyi anlayacakları öğrenmeye çalışıyorlar. Müşteriye sunulacak deneyimin önceden görülmesine ve hissedilmesine olanak sağlayacak sanal gerçeklik deneyimleri sayesinde birçok kurum, müşterisiyle daha sıkı bağlar kurma yoluna gidecek.

Chatbots
Yapay zeka formlarının hayatlarımıza girmesi şeklinde tanımlayabileceğimiz Chatbotslar, telefon ve bilgisayarlarımızı kullanma biçimimizi kesin olarak değiştirecek gibi gözüküyor. Chatbotslar, gelecekte kullanıcıların söylediklerini çok kısa sürede analiz edecek ve kullanıcıların isteklerini yerine getirmek için onları yönlendirecek uygulamalar olarak daha fazla hayatımıza girecek.

Sanal paralar
Baş döndürücü düzeydeki hızlı yükselişiyle sanal paranın web dünyasında popüler olmasına yol açan Bitcoin, hiçbir merkezi otoriteye bağlı olmamasıyla dikkat çekiyor. Adını sıkça duysak da Bitcoin tek dijital para birimi değil. Günümüzde Bitcoin dışında oldukça popüler hale gelen ve altocin olarak adlandırılan Ethereum, Litecoin, Namecoin, Primecoin, Zcash gibi birçok yeni sanal para birimi mevcut. Bitcoin ve altcoin gibi sanal paralar popülerliklerini artıracak ve dijital alanın yükselen trendleri olmayı sürdürecek.

Daha öncesinde de sizler için 2017’deki İnternet, Mobil ve Sosyal Medya Trendleri‘ni araştırmıştık.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link