Ruhu Ölmeyecek Bir Geleneksel Pazarlama Metodu Hiç Düşündünüz mü?

Ben size söyleyeyim.

Fuarlar !

Kariyer hayatının yaklaşık bir on senesini ülkesinde yapılan en önemli fuar ve organizasyonlarının içinde bizzat organizatör kanadında geçiren bendeniz, geçtiğimiz haftayı yine bir fuarda ancak bu sefer bir katılımcı olarak geçirdiğimi ve bu sebeple işin her iki tarafında bulunmuş biri olarak bu yaklaşımın niçin ölmeyeceğini daha doğrusu ölemeyeceğini bir kez daha hatırlayarak hatırlatmak ve bu alandaki son verileri de bu vesileyle paylaşmak istiyorum.

Evet fakülte döneminde işletme kitaplarının o ballandıra ballandıra pazarlama iletişimi dünyasını anlattığı sayfaların en sonuna 3-5 paragrafla sıkıştırılan fuarlar, günümüzün dijital pazarlama trendlerine karşılık geçerliliğini hala sürdüren ve de bana göre sektörleri tarafından sahip çıkıldığında her koşulda sürdürülecek geleneksel bir pazarlama methodu aslında.

trade-shows

Özellikle KOBİ’lerin OBİ’ye dönüşebilmesinde en etkili pazarlama kanallarından biri olarak nitelendirdiğimiz fuarlar, ilgilendiğiniz ürün ya da hizmet ile doğrudan temas edebilmenize, piyasa ortamı ve rekabet koşullarını çıplak gözlerle gözlemleyip değerlendirmenize olanak sağlayan en canlı pazar simülasyonudur. Alıcılar, satıcılar, aracılar, ürünler, hizmetler, yenilikler, trendler… Bir pazar için istenilen her şey bir aradadır ve bu ortamda ticaret yapmak kaçınılmazdır.

Hedeflenen katılımcıyı doğru bir ziyaretçi kitlesi ile en uygun zaman diliminde buluşturma çabasını taşıyan fuarlar aynı zamanda kendi içinde irili ufaklı pek çok event’e de ev sahipliği yaparlar. Amaç gelen ziyaretçiyi içeride daha fazla tutabilmek ve daha fazla besleyebilmektir. Çünkü temeli b2b ticareti desteklemeye odaklı olsa da fuarlar ilgili kamu – üniversite – STK’lar ile kurduğu işbirlikleri sayesinde pek çok gelişim ve sektörel fayda fırsatına da ev sahipliği yaparlar.  Görünüşte 3-5 günde varlıklarına sahit olduğumuz fuarların arkasında en az bir, bir buçuk yıllık büyük, titiz ve kollektif bir çalışma söz konusudur.

Ve bir fuar organizasyonun içinde bulunmak hiç o kadar kolay bir iş değildir. Hele bizim deyişle bir fuarcı olmak..?! Çünkü insan ilişkilerinin, iletişimin, ekip ve zaman yönetiminin, krize ve değişime karşı hızlılığın ve adaptasyonun en dinamik yaşandığı mesleklerden biridir fuarcılık.

Ve organizasyon yönetimi konusunda ne kadar başarılı olursanız olun bir fuar asla bir organizatörün tek başına yapabileceği bir iş kolu da değildir. Çünkü fuar demek birlik demek beraberlik demektir. Kendi içinde ortak hareket edebilenlerin, bir olup, kendi pazar ve rekabet koşullarını yaratabilenlerin becerisi demektir. Sektör ise işte bu birlikte ticaret yapabilme gücüne sahip olanların oluşturduğu bir topluluktur ki bir fuarın başarısı bir sektörün varlığının da göstergesidir aslında. Bu yüzdendir ki sektör paydaşları ile üretilen fuarlar en değerli pazarlama kanallarıdır ve sektörler sahiplendiği sürece de ilelebet var olacaklardır.

Sektör ekonomisi ve döngüsü açısından en uygun zaman diliminde biraz önce bahsettiğim gibi hedef katılımcı ve ziyaretçi profiliyle doğru kurgulanan bir fuar o ülkenin o sektörünün ticaret hacminin büyük bir kısmını tek başına yaratabilecek güçtedir.

Öyle fuarlar biliyorum ki yıllık ülke ihracatının %70-80’inin sektörün o fuarında döndüğünü sektör temsilcileri tarafından iddia edilen. On binlerce yabancı profesyonelin yüz binlerce yerli ziyaretçinin geldiği fuarlar bunlar. Otellerin, uçakların, restoranların dolup taştığı hatta şehrin tüm toplu taşıma yollarının dahi ücretsiz hizmete geçtiği ülkece seferber olunan, desteklenen organizasyon bunlar.. Birazdan bunun ne anlama geldiğini sayılarla da ifade edeceğim.

Özetle ifade etmek isterim ki içerik ve kurgusu doğru hazırlanmış bir organizasyon sadece sektörü için değil ülkesi için de çok değerli bir ticaret kapısıdır ve ülkeyi sektörü temsilen yapılan her organizasyon bana göre menfaat gözetmeksizin tüm kamu ve özel sektör paydaşları tarafından desteklenmeli ve bu topyekün pazarlama bilincinin devamlılığına vesile olmalıdır.

marketing-program-value

Evet bu anlayışla fuarcılıkta İngilizler kadar başı çeken Almanlar adına bazı verileri paylaşmak istiyorum, maalesef ülkemiz açısından kayıtlı böyle bir değerlendirme söz konusu olmadığından bir dünya örneğine gidiyorum. Bu veriler, özellikle potansiyeli ve geleceği görebilmemiz açısından bütün bu değindiğim konuların ülke ekonomisine nasıl yansıdığının da bir ispatı olacaktır. Şöyle ki Almanya’da her yıl 150’si uluslararası nitelikte 180bin’in üzerinde katılımcının ve milyonlarca ziyaretçinin yer aldığı fuarlar organize edilmekte, ayrıca sayısız bölgesel fuarıyla da 50bin’in üzerinde katılımcıyla yaklaşık 6 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapılıyor. Alman fuarcılık endüstrisinde full time istihdam eden çalışan sayısı 223 bin civarında ve toplamda 2,8 milyon metrekarede 22 farklı fuar alanına sahip. Dünya’nın en büyük 5 fuar alanının 3’ü Almanya’da. Ekonomiye kayıtlı fuar organizatörlerinin geliri 3 milyar euro’nun üzerinde ve ülke ekonomisi bakımından en güncel rakam 12 milyar euro’luk bir pazarın olduğu. Bu değerin makro ekonomik etkisi de 23,5 milyar euro olarak ifade edilmektedir. Kaynak: Auma.de

Ülkemiz açısından belirttiğim gibi gerek literatürsel manada gerekse güncel kayıt altına alınmış veri anlamında zayıf kalan fuarcılık sektörünün bu yıla dair mevcut kayıtlı verilerine gelirsek eğer; TOBB Türkiye Odalar Borsalar Birliği tarafından 2017 yılı için takvimlendirilmiş fuar sayısı 416 olup, niteliği bakımından ulusal düzeyde olan 302 ve uluslararası olan fuar sayısı 114’dür. Yılın Mart ve Nisan ayları en sık organizasyonun yapılacağı aylar olarak öne çıkmakta ve yine yılın en fazla fuar organizasyonuna ev sahipliği yapacak illerinin başında İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Mersin başı çekmektedir. Yapılacak fuarların konu grupları gibi daha detaylı bilgi almak isterseniz Kaynak: TOBB.org.tr üzerinden infografikleri inceleyebilirsiniz.

 

 

Paylaş
1980 İstanbul doğumlu Nurten Korkut Soyugür, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olup, Marmara Üniversitesinde İşletme Ana Bilim Dalı - Üretim Yönetimi ve Pazarlama Yüksek Lisansını tamamlamıştır. 2002 yılından bu yana ülkemizin önde gelen ulusal ve uluslararası düzeydeki çeşitli kurumlarında kurumsal iletişim, satış - pazarlama ve organizasyon yönetimi üzerine çalışmalarda bulunmuştur. Şu sıralar ise aktif iş hayatına sektöründe lider bir güvenlik teknolojileri firmasında satış ve pazarlamadan sorumlu iş geliştirme direktörü olarak devam etmektedir.

3 YORUMLAR

  1. Merhaba;
    Yazıda yer alan ” en fazla fuar organizasyonuna ev sahipliği yapacak illerinin başında İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Mersin başı çekmektedir.” cümlesi hatalı olmuş.

    Şöyle ki; yazıda yer alan link’te de görüleceği gibi 2016 yılı fuar takviminde Bursa 23 fuar, Adana 15 fuar, Mersin 4 fuar ile yer almasına rağmen Antalya 23 fuar ile yazıda yer almamıştır. Aynı şekilde 2017 yılı fuar takvimi incelenecek olursa Antalya’nın 20, Bursa’nın 19, Adana’nın 14, Mersin’in ise 7 fuara ev sahipliği yapacağı görülecektir.

    Saygılarımızla

  2. Adınız da portakal olduğuna göre Antalya’lısınız herhalde :) bir daha dikkatli bakarsanız infografik versiyona Antalya grafikte yazılmamış, o nedenle yazıya eksik girmişim yoksa veriler aynen çekilmiştir ve linkte verilmiştir, dikkatiniz için ayrıca çok teşekkürler

  3. Memleket Antalya olupta İstatistik görünce kıyaslama için göz hemen Antalya’yı arıyor :)
    Bilgilendirmeniz için teşekkür ederim.

CEVAPLA