Reklamcılıkta Yaratıcılığı Ölçmek İçin 5 Kriter

Yazılarımı hazırlarken beslendiğim kaynak günlük ve akademik yaşantım. Okuduğum makalelerden pratikte oldukça önemli olduğunu düşündüğüm birini de burada paylaşıp yorumlamak istedim. 

Her gün yüzlerce farklı reklam görüyoruz. Bir reklamın bizde yer edebilmesi için diğerlerine göre bir fark yaratması gerek, oldukça açık. Peki bu farkı nasıl yaratır? Burada yaratıcılık devreye giriyor! Olmamışı oldurmak ve bunun yapılması için izlenecek yöntem… Yaratıcılık için ise 5 temel kriterden bahsediyor Reinartz ve Saffert:

Originality | Orijinallik

Flexibility | Esneklik

Elaboration | Detay

Synthesis | Sentez

Artistic value | Sanatsal değer

1- Orijinallik

Tabii ki yaratıcılığın bir numaralı elementi orijinal olmak! Hedef kitleniz daha önce gördüğü, “E bu reklam da buna benzemiş, amaan…” dediği bir şeyi çok da önemsemeyecektir. Bazı ürün grupları için kalıplaşmış reklam stilleri vardır; örneğin, deterjan için “Sağdakini A markasıyla, soldakini bizim markamızla yıkayıp sonucu görelim.”, meyvesuları için “meyveleri dalından koparttık, bardağınızda sunduk” ve benzeri. Bunların dışına çıkıp çıkamadığınız sizin orijinalliğinizi gösterir. Örnek bir reklam olarak Coca Cola’nın Mutluluk Fabrikası’na bakabiliriz:

2- Esneklik

Esneklik diyince hemen aklınıza jimnastik gelmesin! Zihnimizde kavramlardan oluşan bir harita mevcut ve bu kavramlar birbirlerine kişinin deneyimlerine, bilgilerine ve diğer faktörlere dayalı olarak bağlılar. Esneklik, markamızı hedef kitlenin zihninde yer alan farklı kavramlarla bağlamaya deniyor; örneğin, markanız “rahatlık” kavramına bağlı ama siz bunu aynı zamanda “gençlik” kavramına bağlamak istiyorsunuz ve bunu gerçekleştirmek için bir strateji belirliyorsunuz. Örnek reklam olarak Kraft Foods bünyesinde yer alan Jacobs Krönung reklamı verilebilir, “Time for Chatting”:

3-Detay

Detay derken de hemen ürünü atomlarına kadar ayırıp anlatmak değil kastedilen. Aslında basit ögelerin taşıdığı detay anlam ile ürünü ilişkilendirmek ve yerleştirmek asıl olay. Örneğin Ehrmann Yogurt’un afişinde kullandığı “Çilek Dil”, dilin görünümünün çileğe benzerliği kullanılarak basit bir şekilde yoğurttan alacağınız tadın çilek olduğu mesajını size veriyor. Oldukça yaratıcı, değil mi!

ehrmann

4- Sentez

İşin enteresan kısımlarından biri daha: Absürt ögeleri sentezleyip bunu ürünle ilişkilendirip zihinlerde yer etme. Aslında birbiriyle ilgisi olmayacağını düşündüğünüz kavramlara çok farklı açılardan bakarak bunları birleştirip sunma sanatı! HBR’nin makalesinde verilen örnek gerçekten bu tanımı daha iyi kavramamızı sağlıyor: Wrigley markasının sakız reklamında bir “sakız çiftliği” var ve bolca da tavşan; tavşanlar ve sakız mı?

Görece daha az absürt ama bir noktada kesişebilen farklı kavramları bir araya getiren sentez reklam olarak Volkswagen’ın the Force reklamı olabilir:

5- Sanatsal değer

Sonuncu ama diğerleri kadar önemli bir kriter olarak sanatsal değer, bir reklamın ilgi çekip çekmeyeceğini belirler. Malum, iyi bir fikri iyi bir şekilde sunmak gerekir; absürtlük, komedi, cinsellik, belki biraz korku olabilir, ama kötü oyunculuk, kötü perspektif veya kötü görüntü kalitesi her şeyi mahvetmeye hazır! Bir jingle’la veya dış ses yardımıyla anlatmaya çalıştığınız şeylerin görsel olarak da hedef kitleyi tatmin etmesi gerekli. Örnek olarak Diesel’in bu parfüm reklamı, görsel efektin nimetlerinden faydalanarak, bu anlamda bizi doyuruyor:

Bu beş kriter, hem markalar hem de ajanslar açısından gerçekten hayat kurtarıcı. Markalar beklentilerini bu 5 kriter çerçevesinde toparlayıp ona göre bir brief verebilir, ajanslar sunacakları işi en iyi düzeye çıkartabilmek için bu 5 kriter üstünden revizyon yapabilir -gibi-.

Bence en önemli nokta basit düşünmek. Absürt bir ilişki kurmak bile gerekse en basiti düşünüp işleri daha da karmaşıklaştırmadan, asıl vermek istediğimizin “ürün algısı” olduğundan uzaklaşmadan örgüyü kurup sunabilmek… Tabii ki kullanılan efektler, başka görsel veya işitsel ögeler daha kompleks olduğu imajını verebilir; önemli olan fikri basit tutmak diye düşünüyorum. Sonraki yazılarda görüşmek üzere!

 

Kaynak: Reinartz, W. and Saffert, P. (2013).  Creativity In Advertising: When It Works and When It Doesn’t. Harvard Business Review.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mezuniyete adım adım ilerlerken Pazarlamaya olan tutkusu daha da güçlenen ODTÜ İşletme 3. Sınıf öğrencisi | Blogger |

Bir Cevap Yazın

Neyin Nesi: Tekne Kiralamayı Kolaylaştıran Hizmet ViraVira

Bugün sizlere yeni başladığımız “Neyin Nesi” konseptimiz ışığında ilk start-up’ımızı tanıtacağız. Her hafta sizlere bir start-up’ı tanıtacağımız bu serinin ilk girişimi ViraVira oldu.

Günümüzün en popüler organizasyon yeri tercihlerinden birisi ve tatil seçeneklerinden en afilisi tekneleri kiralamak ve organize etmek bu websitesi sayesinde çok kolaylaştı. ViraVira isimli bu websitesi son 2 yıldır tekne tutkunlarının kullanımı haline gelmiş durumda. ViraVira nın kurucu ortakları olan Emre Küçüközkan ve Baran Yıldırım’ın bundan birkaç sene önce online olarak tekne kiralamak istediklerinde aslında hepimizin yaşadığı zorlukları yaşamaları ve zorlu bir tekne kiralama tecrübesi edinmeleri sayesinde ortaya çıkan bu fikirle, tekne kiralamayı hepimiz için oldukça kolay ve keyifli bir hale getirmişler ViraVira ile.

Tek bir cümleyle özetleyecek olursak nedir ViraVira?

En basit haliyle yerli ve global lokasyonlarda online olarak tekne kiralayabileceğimiz bir platformdur.

Nasıl kullanılır ?

Web sitesine girdiğimizde karşımıza ilk çıkan maviliklere açılma isteği yaratan, fondaki hareketli görüntünün üzerindeki kutucuktan istenen lokasyon ve tekne tipi (motoryat, katamaran, gulet, yelkenli) seçildikten sonra tekneler hakkında detaylı bilgiye yönlendirildiğimiz 2. Sayfaya geçiş yapılıyor. Daha sonrasında sol taraftaki bölümden tarihleri doldurarak kredi kartı ve havale ile online ödeme ve taksit imkanlarıyla ödememizi gerçekleştirebiliyoruz.

Fiyatının ve rezervasyon tarihinin size uygun olduğu tekneyi seçtikten sonra kullanıcı yorumlarına ve tekne hakkında detaylı bilgiye de oldukça kolay ulaşılabiliyor. Tekneyi ne tür organizasyonlarda kullanabileceğinizi görmek, yemek opsiyonları ve ekstralar hakkında önceden fikir sahibi olmak sonradan karşılaşılacak sürprizlere bir önlem niteliğinde.

Gerçekten kullanımı internetten yemek siparişi vermekten farksız. Gözümüzde büyüttüğümüz, organizasyonu oldukça zahmetli ve pahalı bir iş olan tekne kiralamayı herkesin kullanabileceği bir hizmet haline getirmiş ViraVira!

Diğer yandan siz “Yok benim zaten teknem var kiralamaya ihtiyacım yok ama kendi teknemi dekiraya vermek istiyorum” derseniz de yine ViraVira tekne sahipleri için de oldukça avantajlı bir websitesi;tekne sahipleri farklı tarihler üzerinden farklı fiyat seçenekleri sunabilip, istedikleri tarih aralıkları için rezervasyon isteklerini kapatabiliyorlar.Tekne sahibi de kiracı profiline erişebildiği için rezervasyon taleplerini kolaylıkla yönetip iletişime geçebiliyor. Yani hem kiracı hem de tekne sahipleri için karşılıklı güvenin ve tatmin edici hizmetin kapılarını açan ViraVira, tekne tatilleri ve organizasyonlarının sayısını oldukça arttıracak gibi duruyor.

ViraVira nın avantajları nelerdir?

Genellikle tekne kiralama ülkemizde ve Dünya genelinde online dan ziyade offline olarak yapılıyor. Organizatörlerle iletişime geçmek, kaptanı, yemeği, kişi sayısını ayarlamak, sayısızca telefon görüşmesi, anlaşmazlıklar vs gibi bir çok sorunu ortadan kaldıran ViraVira, aynı zamanda tanımadığımız kişilere para transferi yapmaktansa biz kullanıcılara daha güvenli ödeme imkanları sunuyor.

Son olarak tekneleri saatlik kiralayabileceğimiz gibi günlük de kişi başı olarak 20-25 Euro’dan başlayan fiyatlarla artık tekne tatili yapmak ViraVira’yı kullanan her kesim için büyük bir keyif haline gelecek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Chatbot Nedir?

Chatbot’lar için  yapay zekanın hayatımıza girmeye başladığı teknolojilerden en önemlisi diyebiliriz. Kelime anlamı olarak chat ve  robotun kısaltmasıdır.  Daha teknik açıdan bakarsak da chatbot pek çok farklı amaç için kullanabileceğiniz algoritma tabanlı bir yazılımdır. Onları insanlara yardımcı olmak için geliştirilmiş basit asistanlar olarak düşünebilirsiniz.

Chatbotları basit bir şekilde hayatımızın her alanına sokmaya başladık aslında. Yaptığımız bankacılık işlemlerinden tutun hotel rezervasyonlarına kadar birçok farklı alanda onların bir versiyonunu kullanıyoruz . Günümüzde daha çok geri bildirim almak, şikayet bildirmek gibi basit çözümler için kullanılsa da bunlar sadece birer adım. Zira toplantı notlarınızı tutmak, mutfak alışverişi listenizi oluşturmak, gelir-gider tablonuzu dolurmak gibi işleri de kolayca yapabilirler. Hatta bazı yerlerde chatbot’lar işe alım konsunda bile insan kaynaklarına destek olabiliyor.

Chatbotlar Nasıl Çalışır ve Neler Yapabilir?

Chatbot teknolojisinin temeli “Natural language processing” yani NLP teknolojisine dayanıyor. Chatbot teknolojisi aynı zamanda  ses  yazılımlarını da kapsıyor. Chatbot’lar kullanıcılar tarafından seslendirilen ve yazılan şeyleri yorumlayıp, kendi algoritmasında  bulunan şekle soktuktan sonra kendisinden istenene en yakın  şeyi sunar. Bu sayede onlarla karşınızda canlı bir insan varmış gibi konuşabilir veya yazışabilirsiniz.

Günümüzde gelişmiş chatbot’lar size şöyle bir hizmet sunabilir: Hava durumunu dolaylı yoldan merak ettiniz ve üzerinize bir ceket  alıp almamanız gerektiğini chatbot’unuza sordunuz. Gelişmiş bir chatbot teknolojisi bu soru karşısında yapması gerekenin hava durumunu kontrol etmek olduğunu ve soğuk-sıcak ayrımı yaparak bu soruya cevap vermesi gerektiğini bilir. Öncelikli olarak yapması gereken şey ihtiyacı olan verilere erişmektir. Hangi verilere ihtiyacı olduğunu tespit ettikten ve onlara ulaştıktan sonra bu verileri yorumlayarak istenilen cevabı verebilir.

Örneğin; Çinli WeCaht botları tıbbi randevuları ayarlayabiliyor, taksi çağırabiliyor, bir uçuş için check-in yapabiliyor ve bunun gibi basit daha pek çok  kolaylık sağlayabiliyor.

Fazla uzak olmayan bir gelecekte herkesin bir “sanal asistan”ı olacağı konuşuluyor. Bildiğimiz anlamda sanal asistanların hepsi birer chatbot ve bu teknolojinin bu kadar kişiselleştirilmesi chatbot teknolojisinin gelişimine bağlı. Önümüzdeki dönemlerde chatbot’ların hayatımıza nasıl daha çok entegre olacağını Sor’un ile birlikte daha derinden inceleyeceğiz. Takipte kalın!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?