Reklamcılığın 4 Temel Duygusu

Tarihsel olarak, insanlar altı çekirdek duyguyu tanır: mutluluk, şaşkınlık, korku, tiksinti, kızgınlık ve üzüntü. 2014 yılında Institute of Neuroscience and Psychology’nin yaptığı araştırmaya göre ise bu duyguların dördü sosyal etkileşimlere ve yapılara göre ayrılmış durumda. Bu da temelde mutluluk, üzüntü, şaşkınlık / korku, tiksinme / kızgınlık olmak üzere 4 ana duyguyu oluşturur. Hal böyle iken bütün markalar da hazırladıkları reklamlarda bu duygular üzerine yoğunlaşıp, tüketiciler ile bağ kurmayı hedefliyor. Tabii ki markaların yoğunlaştığı duygular; kültür, pazarlama stratejileri, çevresel faktörler ve hatta mevsimler gibi pek çok etken tarafından değişiklik gösterebiliyor.

Bu 4 temel duyguyu baz alan son dönem reklam filmlerine birlikte bir göz atalım:

Mutluluk

Pek çok firma müşterileri tarafından hatırlandığında yüzlerini güldürmüş olmayı ister. Bu sayede müşteriler marka ile ilgili negatiften çok pozitif paylaşımlar yapar ve diğer markalara göre daha sadık bir tüketici kitlesidir. Ülkemizde mutluluk duygusunu en güzel şekilde kullanan markaların başında “Mutluluğa kapak aç” sloganı ile Coca-Cola’nın geldiğini söyleyebiliriz. Son yayınladıkları reklamda, bir otel çalışanı ile Kıvanç Tatlıtuğ asansörde mahsur kalıyor ve Coca-Cola ile bu bunaltıcı anı bile eğlenceli bir hale getiriyorlar. Henüz izlememiş olanlar varsa aşağıdan izleyebilirsiniz.

Üzüntü

Yaşadığımız coğrafyadan mı bilinmez ama kültürümüz gereği hüzünlü filmleri, şarkıları ve dizileri diğer milletlere oranla daha çok sevdiğimiz su götürmez bir gerçek. Tabii durum böyle olunca duygusal tarafımızı uyarmak isteyen markalar da en acıklı reklam filmleriyle karşımıza çıkıyorlar. Son dönemde bu konsepte en uygun reklam filmlerinden birinin de Allianz sigortaya ait olduğunu söyleyebiliriz. Duygusal bir baba kız ilişkisini konu alan reklamda, kızının 2 ay önce geçirmiş olduğu kaza ve babanın durum karşısındaki cümleleri tüyleri diken diken etmekle kalmıyor, benim gibi babasına düşkün insanları da “ölüm” korkusu ile ağlatmayı başarıyor. Bir sigorta firmasının bu denli bir hüzün etkisi, her ne kadar makul karşılansa da, aşırı duygu sömürüsünden dolayı ters de tepebilir. Henüz izlememiş olanlar için mendiller hazırsa link aşağıda.

Şaşkınlık / Korku 

Korku insanlarda harekete geçmeyi tetikler. Bu sebepten de bu iki duygu her ne kadar temel kabul edilse de reklam dünyası için genelde kamu spotları tarafından tercih edilen bir duygu olarak sınırlandırılır. Son dönemde sıkça yayınlanan Yeşilay’ın “Sigarayı bırak, hayatı bırakma” reklam filmleri bu duygu bazında değerlendirilebilir. Hangi bahanenin altına sığınılırsa sığınılsın, sigaranın sebep olabileceği hastalıklar ve kayıpların anlatıldığı reklam filminde, korku ve endişeden kaynaklı insanları harekete geçirmek ve sigarayı bırakmalarına vesile olmak amaçlanmıştır. Sigara içiyorsanız özellikle buyurun bu linke.

Tiksinme / Kızgınlık

Kızgınlık her ne kadar negatif bir duygu olarak düşünülse de, kayıtsız kalınan durumlara kızgın olabilir ve bir marka ile bağ kurabiliriz. Kızgınlık ve tiksinme duygusunu bu şekilde baz aldığımızda, bizimle aynı şekilde düşünen ve bir nevi harekete geçmemize vesile olan markaların seçtiği bir reklam şekli diyebiliriz. Her ne kadar televizyon kanallarımızda bu tarz reklamlara rastlamasak da markaların bu duyguyu baz alarak hazırladığı reklamlar da mevcut elbette. Bunlardan birisi de Türkiye’de Orkid olarak tanıdığımız “Always” markasının yayınladığı reklam filmidir. Bu filmde “kız gibi” davranmanın hakaret olmadığı ve aksine ne denli doğal olduğu üzerine durulmuş, yıllardır süregelen cinsiyetçilik algısını yıkmak için güzel bir adım atılmış. Haliyle bu zamana kadar ötekileştirilmiş bütün kadınlarda da bunun aksini savunanlara karşı bir kızgınlık duygusu pekişmiştir. Reklamı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

Tabii ki de burada adı geçen markaların dışında pek çok firma bu duyguları kullanarak reklamlarını hazırlıyor. Bazıları her ne kadar yüzümüzde tebessüm oluştursa da bazıları da seçilen bir müzik ya da kelimeden dolayı markadan soğutabiliyor. Son dönemde bu 4 temel duyguyu baz alan ve dikkatinizi çeken reklam filmleri varsa yorum kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstemeyerek okuduğum İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun olup asla yapmam dediğim "pazarlamacı" kimliğim ile karşınızdayım. Özellikle de dijital pazarlamaya bayılır, WOMM 'un gücüne inanır, yeni stratejiler peşinde koşarım.

Bir Cevap Yazın

Huawei’yi Akıllı Telefon Pazarında İkinciliğe Taşıyan Pazarlama Stratejisi

  • Çinli akıllı telefon üreticisi son bir yıl içerisinde, global akıllı telefon satışları bazında Apple’ı geride bırakarak pazarda ikinci sıraya yerleşti.
  • Bu yılın ikinci çeyreği itibarıyla Apple’ın pazar payı %11,9’a düşerken Huawei’nin pazar payı ise %13,3’e yükseldi.
  • Her ne kadar piyasaya sürdüğü akıllı telefonlar birçok açıdan son derece başarılı olsa da, Huawei bu hızlı yükselişini izlediği doğru pazarlama stratejisine borçlu.
  • İlgili Yazı: Huawei, Apple Kuyruğunda Bekleyen Vatandaşlara Powerbank Dağıttı

Marketing Week’in yayımladığı yazıya göre, yaklaşık olarak bir yıl öncesine kadar akıllı telefon pazarının zirvesinde Apple ve Samsung vardı. Gartner’ın paylaştığı verilere göre, bu iki dev marka, 2017 yılının ikinci çeyreğinde global akıllı telefon satışlarının %34,7’sini tek başlarına üstlendiler. Buna karşılık son yıllarda piyasaya sürdüğü şık ve gelişmiş kamera teknolojisine sahip akıllı telefonlarıyla fazlasıyla ses getiren ve bu ikilinin hükümdarlığına son vermek isteyen Çinli teknoloji şirketi Huawei’nin aynı dönemdeki pazar payı ise sadece %9,8 idi.

Aradan geçen bir yıl sonunda, Samsung’un pazar payı %19,3’e, Apple’ın pazar payı ise %11,9’a düşerken Huawei’nin pazar payı ise %13,3’e yükseldi ve Çinli marka, global akıllı telefon pazarında ikinci sıraya yerleşmiş oldu. Huawei yakaladığı bu yükselişle birlikte, global akıllı telefon satışı bazında en büyük ikinci akıllı telefon markası olan Apple’ın yedi yıldan uzun bir süre boyunca devam eden hakimiyetine de son vermiş oldu. Bundan önce Apple’ın ilk ikide yer almadığı en yakın dönem, 2010 yılının ikinci çeyreğiydi. Huawei’nin çıkarttığı akıllı telefonların teknik, tasarım vb. anlamda son derece başarılı olması, şirketin ikincilik koltuğuna yerleşmesini sağlayan en önemli unsurlardan biriydi. Ancak dünyanın en iyi ürününü de üretseniz, eğer onu doğru bir şekilde pazarlamayı başaramazsanız, sonuç büyük ihtimalle hüsran olacaktır. Huawei ise bu başarıyı elde ederken son derece doğru bir pazarlama stratesi izledi.

Huawei’nin Nisan 2018’de Çıkarttığı Üç Arka Kameralı Amiral Gemisi Akıllı Telefon Huawei P20 Pro

Huawei Avrupa CMO’su Andrew Garrihy, şirketin “tüketici deneyimine gerçek anlam” getirmenin yollarını arayarak inovasyona dair farklı bir yaklaşıma sahip olduğuna inanıyor. Bunu yapmak içinse akıllı telefonun iki yönüne odaklandı: kamera ve pil. Bu minvalde Huawei P20, Leica ile ortaklaşa geliştirilen ve yapay zeka tarafından desteklenen ilk üç lensli kameraya sahipti. Bunun yanı sıra şirket, ortaklıklar ve iş birliğini de önemli bir unsur olarak görüyor. Şirketin son birkaç akıllı telefonlarının kameraları için Alman fotoğraf makinesi üreticisi Leica ile yaptığı iş birliği ise bunun en büyük göstergesi.

Huawei’nin yaptığı önemli iş birliklerinden biri de yaratıcı ajans Doner London ile olandı. Yakın zamana kadar Huawei, Birleşik Krallık’ta pek bilinen bir marka değildi. Tüketicilerin, markanın ismini telaffuz etmekte zorlanması bir yana, ayrıca şirketin konumlandırmasının ne olduğu ya da başka üreticilere göre neyi farklı yaptığı konusunda tüketicilerin kafasında bazı soru işaretleri vardı. Doner London’ın yönetici kreatif direktörü Logan Willmont, bu konuyla ilgili olarak şu dikkat çekici ifadeyi kullanıyor:

Hiçkimse kim olduğunuzu bilmiyorsa, harika ürünlerin hiçbir önemi kalmaz.”

İşte bu nedenden dolayı Doner London, Huawei için bir marka inşasına başladı. Bu marka inşası -her ne kadar bunu da yapsa da- çizgi üstü kampanyalardan ziyade, PR, dijital ve deneyimsele odaklandı. Örneğin Huawei, şu sıralarda katılımcıların yapay zeka üzerinden değerlendirileceği bir fotoğrafçılık yarışması düzenliyor ve daha şimdiden 700 binden fazla başvuru alınmış durumda. Garrihy, şirketin mevcut pazarlama anlayışıyla ilgili olarak şunlara dikkat çekiyor:

“Şu anda şirket için pazarlama, ürüne komşudur, en önemli odak alanıdır. Sadece bir marka olarak Batı Avrupa’daki büyümemize bakarsanız, pazarlama bir numaradır. Çünkü hikayemizi anlatmak ve markamızı keşfetmeleri için insanlara yardım etmek zorundayız. Gelecek başarımız için pazarlamanın kritik olduğu Huawei’de büyük ölçüde kabul edilmiştir. Şimdi pazarlamaya yatırım yapabiliriz, çünkü doğru ürünlere sahibiz. Hikayemizi anlatmak ve insanların ürünlerimizi keşfedebilecekleri ve deneyimleyebileceklerinden emin olmak için şu anın doğru zaman olduğu bir noktaya eriştik.”

Huawei, Birleşik Krallık’ın önemli şehirlerinin caddelerinde, özellikle bir Apple Store ve Samsung mağazasına yakın olan lokasyonlarda açık kasa kamyonların taşıdığı reklam panoları aracılığıyla Huawei P20’nin tanıtımını yaptı.

YouGov BrandIndex’in paylaştığı veriler, bu odağın karşılığını verdiğine işaret ediyor. Huawei markası, Birleşik Krallık’ta geçtiğimiz yıl boyunca neredeyse bütün ölçütler açısından -değerden kaliteye ve üne kadar- önemli ölçüde bir yükseliş gösterdi. Marka farkındalığı, 13,2 puan artışla 62,8’e yükseldi. Bununla birlikte marka değerlendirmesi 5,4 puan artarak 11,4’e yükselirken satın alma niyeti ise 1,4 puan artarak 2,7 oldu. Yine de Huawei, bu istatistiklerde Samsung ve Apple’ın yanı sıra, Sony, LG ve hatta Nokia gibi daha eski oyuncuların arkasında yer alıyor.

Garrihy, önümüzdeki dönemde Huawei’nin pazardaki bu konumunu koruyabileceğini düşünüyor ve bu görüşünün nedenini şu sözlerle açıklıyor:

“Bizi farklı kılan birkaç şey var. Öncelikle öğrenmeye yönelik gerçek bir tutkumuz ve bağlılığımız var. Kültürümüz her zaman statükoya meydan okumaya inanıyor. Ve iş birlikçi bir yapıda daha çok çalıştığımız ve düşüncelerimizi paylaştığımız için inançlarımızı sürekli olarak sorguluyoruz. Fakat muhtemelen bizim için en güç olan şey, hızlı bir şekilde büyüyor olmamızdır. Dünyadaki en rekabetçi pazarlardan birinden, büyük tesisleşmiş markaların yanı sıra, her gün mücadele etmeye alışık olduğumuz pek çok genç ve daha küçük markanın olduğu Çin’den geliyoruz. Bu, kültürümüzle birlikte, diğer markalar gibi olmadığımızdan emin olmamız için bizi harika bir konuma yerleştiriyor.”

Huawei’nin öğrenmeye olan bu bağlılığı, şirketin pazarlamasına kadar yayılıyor. Şirket, medya faaliyetlerinin rakiplerine karşı nasıl performans gösterdiğini ve bunun marka değerlendirmesini ve satın alma niyetini nasıl etkilediğinin yanı sıra; reklam faaliyetlerini gerçek zamanlı olarak ölçümlüyor ve optimize ediyor ve bunun yanı sıra farkındalık, ses paylaşımı ve makale duyarlılığı da dahil olmak üzere çeşitli metrikleri izliyor. Garrihy, bu konuyla ilgili olarak ise şunları ifade ediyor:

“Yaptığımızı yansıtmak için çok zaman harcıyoruz. Öğrenen bir organizasyonuz. Neyin işe yaradığını ve yaramadığını gerçekten anlamak için ölçümleme, analiz ve raporlamaya çok zaman ve para harcıyoruz.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Amazon’dan Kasiyersiz Mağaza Hedefi

  • Bildiğiniz üzere Amazon Türkiye’de 19 Eylül Çarşamba günü açılmış oldu. 
  • Amazon artık bir e-ticaret sitesinden çok daha fazlası. 
  • İlgili yazı: Amazon, Artık Resmen Türkiye’de

ABD’li e-ticaret devi olan Amazon Türkiye pazarına girişini 19 Eylül Çarşamba günü itibari ile gerçekleştirmişti. Fakat Türkiye’deki e-ticaret devini nasıl şekillendireceği merak konusu olurken, Amazon hemen çalışmalara başladı ve kariyersiz mağaza konsepti olan AmazonGo’yu hızlı bir şekilde yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Dünya’nın en değerli ikinci şirketi olan Amazon bir süredir işlettiği, fiziksel kitap evleri, satın aldığı market zinciri Whole Foods ve kariyersiz market konsepti AmazonGo ile fiziksel mağazacılığa adım atmış bulunmakta. Bugün itibari ile Seattle’da üç, Chicago’da bir şubesi bulunan AmazonGo’nun öncelikli hedefi ABD içerisinde büyük metropollere yayılmak.

Bu açıklamanın ardından ABD’li market zincirleri olan Kroger ve Target‘in hisse senetleri yüzde bir ve yüzde iki civarında düşüş yaşamıştır. 

AmazonGo’nun Nasıl Kullanılacağı ise Merak Ediliyor;

AmazonGo müşterilere hızlı ve keyifli bir alışveriş deneyimi sunmaya hazırlanıyor. Akıllı telefonlardaki Amazon aplikasyonunu taratarak alışveriş yaptığınız markette istediğiniz ürünleri alıp, çantanıza koyarak mağazan çıkış yapabiliyorsunuz. Ödemenin nasıl yapılacağı ise akıllarda soru işareti bırakıyor. Ödemeyi cep telefonunuzdaki Amazon aplikasyonun’daki kodu taratarak kredi kartınız ile ödemeyi kolaylıkla yapabileceksiniz.

İlki bu yılın Ocak ayında Seattle’da açılan AmazonGo şu an toplamda dört şubeye ulaşmış durumda. ABD’li bir diğer market zinciri Walmart Amazon’a rakip teknolojiler geliştirmek için Microsoft’la projeler üretirken, Çinli e-ticaret devleri Alibaba ve JD.com da kasiyersiz mağaza konseptleriyle Çin’de önemli yatırımlar gerçekleştiriyorlar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?