#RamazanKampanyaları – Sofradaki Şişelerin Savaşı

Herkese merhaba! İlki bu yazı olmak üzere Ramazan boyunca pek çok farklı kategoriden markanın reklamını inceleyeceğiz. Bu yazımızın başlığından anlayacağınız üzere iftar sofralarının baş tacı olacak içeceklerin rekabetine bir göz atacağız. Ramazan geldi, hoş geldi. Bununla birlikte pazarlamacılar, reklamcılar ve sektörün diğer çalışanlarını da bir telaş sardı. Kim bilir, belki geçen Ramazandan bu yana uğraştıkları kampanyaları dahilinde reklamlar televizyon kanallarında dönmeye, içerikler dijital mecralarda bir bir paylaşılmaya başlandı. Olumlu olumsuz yorumlar, rakip analizleri, gelecek yılın planlanmaya başlaması ve daha bir sürü aksiyon… Haydi biz de bir an önce başlayalım o halde!

Ramazan reklamları deyince aklımıza ilk gelen marka tabii ki Coca Cola. Her yıl “Glokalizasyon”un en iyi örneklerini Ramazan reklamlarıyla sunmayı başaran Coca Cola, bu yıl da Ramazan için ilginç kampanyalara imza attı. 

CocaCola’nın bu yılki reklamlarında dikkat çeken nokta ise Müslüman çoğunluğun bulunduğu ülkelere gönderdiği “barış” mesajı oldu.

Şimdi ise gelelim Pepsi’nin reklamına:

Geçtiğimiz yıl “celebrity endorsement | ünlü desteği” olarak Burak Özçivit’in başrolünü oynadığı reklamda “Ünlü de olsan iftar sofrasında kendi yaptığın lezzetler ve Pepsi ile buluşuyorsun. Üstüne bir de ‘şu kadar’ kapak biriktirirsen ücretsiz olarak bir şişe içeceğin daha oluyor.” hikayesi işlenmişti. Bu reklamda ise klasik bir Türk ailesi iftarını yapıyor, ama Pepsi onu sokağa, dışarıdaki geleneksel Ramazan eğlencelerine çağırıyor. Burada da “back to roots | temellere dönüş” teması var, belki modern yaşamda unuttuğumuz, kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi Pepsi bizlere hatırlatıyor.

Cola Turka’nın reklamına geldi sıra:

Geçtiğimiz yılın reklamını bir türlü bulamadım kıyaslamak için, maalesef bir şey söyleyemeyeceğim. Fakat bu yılki reklamı inceleyecek olursak oldukça devinimsiz bir hikayesi var önceki izlediğimiz iki reklama göre. Bahsi geçen“Akşam yapılacak olan hep beraber iftar”dan bir görüntü yok, maalesef bakkal ile olan sohbette kalıyor ve ürün Ramazan konseptiyle ilişkilendirilme konusunda yarıda kalıyor. Ambalajda Ramazan temalı görseller kullanılmış, ancak bu da CocaCola’nın “Bu kola senin için ___” kampanyasından sonar Cola Turka’nın çıkarttığı memleket kolalarının bir değişiği olmuş sadece, replikanın replikası yani. Umarım gelecek yıl daha farklı bir kampanya görebiliriz.

Kolalardan uzaklaşıp gazsız içeceklere doğru yola çıkalım mı? Pepsi’nin reklamında Lipton Ice Tea ögesi geçiyordu minor olarak. Şimdi ise başlı başına bir soğuk çay reklamına bakalım: Didi. Açıkçası Didi’nin son zamanda aldığı aksiyonları da başarılı bulduğum söylenemez. Calve’nin “Kartel – Evdeki Ses”i Evdeki Sos olarak markaya entegre etmesi ve başarılı olmasını referans almış ve Ceza ile bu yola çıkmış gibiler, ancak olmamış. Bir kere jingle çok uzun, Didi’yle özdeşleşen Naciye Teyze’den Ceza’ya ne ara geldik hiç anlamadım. Gelin reklamı beraber izleyelim:

Bilemedim açıkçası, sanırım Ceza ile yaptıkları ilk reklam beni tatmin etmediği için pek objektif olamıyorum diye düşünüyorum. Ama Ramazan’dan beklediğimiz geleneksellik tam oturmuyor gibi geliyor bana bu rap konseptiyle.

O halde bir başka gazsız içeceğe, limonataya geçelim. Uludağ Limonata uzun yıllardır ev yapımı ve “Tang” vari toz/granül içeceklere alternatif olarak sofralarda yerini alıyor.

Reklamda anlamlandıramadığım bir tek şey var; ona gelmeden önce büyüklerimizi hatırlamak, yine “bir araya gelmek” ve “yardımlaşmak” temalı hikayeyi sevdim. Miniklerin o yaştan bu bilinçle hareket etmesi, hikaye gereği bile olsa, güzel bir mesaj. Anlamlandıramadığım şeye gelecek olursak: Jingle. Neden Hababam Sınıfı’yla özdeşleşmiş bu müzik üstüne söz yazılarak Ramazan reklamı yapılmış? Tamam, nostaljik değeri yüksek, herkesçe sevilen ve şöyle bir düşündürten bir ezgisi var, çok doğru. Ama Ramazanla bağlantısını çözemedim.

Bu yazımızı bu şekilde noktalamak istiyorum. Bakalım sonraki yazılarda hangi kategorileri ele alacağız, görüşmek üzere!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mezuniyete adım adım ilerlerken Pazarlamaya olan tutkusu daha da güçlenen ODTÜ İşletme 3. Sınıf öğrencisi | Blogger |

Bir Cevap Yazın

Kahvaltının En Önemli Öğün Olduğunu Pazarlamacılar mı Uydurdu? [Video]

Yıllardır babalarımız, annelerimiz, dedelerimiz bize “kahvaltının en önemli öğün” olduğunu söyledi durdu. Peki, bunun bilimsel bir temeli var mı ya da bu algı nasıl ortaya çıktı? Bu hafta, kahvaltı yapma algısı ile ilgili keyifli bir sohbet ettik. Gelin hep beraber kahvaltı yapmanın kilo vermeyle, sağlık sorunlarıyla ya da düşük performansla bir ilgisinin olup olmadığını video haberimizde görelim.

Sohbetimize konu olan haberin linkine şuradan ulaşabilirsiniz. Yeni videolardan anında haberdar olmak adına Pazarlamasyon’un Youtube hesabını takip etmenizi öneriyoruz. Buraya tıklayarak Youtube hesabımızı takip edebilirsiniz. Keyifli seyirler.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yılların İkonu ‘Converse’ İhtişamlı Geçmişini Kurtarabilecek Mi?

Hayat iniş çıkışlarla dolu, bizler nasıl dibe vuruyorsak markalar da vurabiliyor. Geçtiğimiz dönemlerin arzu nesnesi haline gelen onlarca marka  bugün arzın çeşitliliği, trendlerin hızla değişimi, kötü yönetim ya da basit bir reklam kampanyası yüzünden bile ihtişamlı günlerini geride bırakabiliyor. Bu yazı dizisinde hep beraber kötü talihle yüzleşen markaların hikayelerine bakacağız.

Hazırsanız Converse ile başlıyoruz.

Herşey Marquis Mills Converse’in 1908 yılında Malden Massachusetts’de Converse Rubber Shoe Company’i kurması ile başladı.  İlk iki yılında kendini idame ettirecek kadar sipariş alan şirket bir adım daha öteye giderek kültürel bir ikon haline gelen basketbol ayakkabılarını üretmeye başladı.

 

Chuck Taylor

1971’de ilk basketbol ayakkabısı The All Star’ı üreten Converse, hafif ve ön kısmı destekli bu ayakkabının tanıtımı için ünlü basketbol oyuncusu Charles Hollis Taylor bizim bildiğimiz adıyla Chuck Taylor ile anlaştı. Böylelikle 1921’de Converse’in ilk basketbol ayakkabısı The All Star Chuck Taylor ismine kavuştu.

Rüzgarın markadan yana olduğu bu dönemde özellikle 1936 Olimpiyatlarında basketbolda Amerika Kanada’ya karşı algısının da faydası ile markanın benimsenmesi hem de NBA’in kurulması ile ligin en popüler ayakkabısı haline gelen Converse piyasada Nike, Adidas, Puma gibi markalarla amansız bir rekabetin içindeydi.

1950’lerde adeta dönem gençlerinin üniforması haline gelen, eskidikçe güzelleşen bu ayakkabı James Dean gibi bir ikonun ayağında basketbol ekseninden popüler kültür eksenine doğru yol almaya başladı. 1957’de ise Converse tek başına “sneaker” piyasanın %80’ini elinde tutuyordu.

The One Star

1970’lerde Converse The One Star ismini verdiği sağ tarafında tek yıldız bulunan ve bir anda markanın diğer en iyi satan model, haline gelecek süet ayakkabısını tanıttı.  Bu ayakkabı kısa kesimli basketbol performans ayakkabısı olarak sahneye çıksa da sörf ve kaykaycıların fazlaca tercih ettiği bir ayakkabı haline geldi.

 1980 ve 1990’lar Grunge Etkisi

Converse’in kritik dönemlerinden bir diğeri 1984’te resmen Los Angeles Olimpiyatları’na sponsor olması ile başladı.  1980’lerin ortasında Converse Nirvana’dan Kurt Cobain, Pearl Jam’den Eddie Vedder gibi ünlü rock yıldızlarının tercihi haline gelerek daha geniş bir kitleye yayıldı. Şirket daha sonra 1997’de 550 milyon çift Converse sattığını duyuracaktı.

2001’de şirket için durumlar kötü gitmeye başladı. Hızla para kaybeden ve borçları artan şirketi 2003’de rakibi Nike satın alarak bir ikonun yok olmasını kısmen engelledi ve The Chuck Taylor II’yi tanıttı.

Günümüzde ise özellikle sneaker kültürünün neredeyse tüm dünyada trend olması, smart-casual giyinme biçimin günümüz gençliği tarafından da benimsenmesi ile spor ayakkabılar daha günlük yaşamda kullanılabilir bir hal almaya ve ofislere bile adım atmaya başladı. Converse rüzgarının nispeten daha yavaş estiği bu dönemlerde devir, Converse’in ürün bakımından rakibi sayılabilecek, daha çok kaykaycıların tercih ettiği bir bez ayakkabı markası olan Vans, piyasada birçok markada bulabileceğimiz “beyaz sneaker” lara kaldı gibi.

Bugün ayağında Converse ile dolaşan kişi sayısı gözle görülür derece azalırken, ikon markanın yeniden ayağa kalkacağı günleri sabırsızlıkla beklediğimizi de ekliyoruz.

 

 

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link