Product Hunt Nasıl Başarılı Oldu?

Son zamanların en popüler uygulaması Producthunt. Birçoklarını şaşırtacak şekilde birden herkesin diline dolanan bu yeni girişimi birçok melek yatırımcı yayına girmeden duysaydı eminim dalga geçerdi. Ancak Producthunt bir girişimin neden ve nasıl başarılı olabileceğini bize tekrar hatırlattı.

Her başarılı girişimin çıkış noktasında olduğu gibi ilk olarak ortada çözülmesi gereken bir sorun olmalıydı. Bilişim alanında her gün piyasaya çıkan onlarca ürün vardı ve bu ürünler dağınık bir şekilde birçok blog tarafından incelenip kaleme alınıyordu. Ancak bu tür ürünlere meraklı olanların takip edebileceği ortak bir yer bulunmamaktaydı. İşte bu ilk sorundu.

Bu yeni ürünler piyasaya çıktıkça ürünler hakkında konuşulabilecek ve feedbackler verilebilecek bir kaynak yoktu. Ben bir blogta yorum olarak fikrimi yazarken bir başkası başka bir blogta yazıyordu ve ürünler faydalı bir şekilde etkileşime geçilerek değerlendirilemiyordu. İşte bu da ikinci büyük sorundu.

Producthunt ilk olarak bir e-mail listesi oluşturdu. Bu e-mail listesinde en yeni girişimler ve ürünler bulunmaktaydı. Günlük olarak gönderilen bu e-mail listesine kısa sürede 30.000 kişi abone oldu. Sadece abone sayısı değil maillerin okunma oranı %43, tıklanma oranı ise %13. Mailing ile uğraşanlar bilirler ki bu muhteşem bir oran.

E-mail listesi ilk sorunu çözdü ancak bir tartışma ortamı oluşturmuyordu. Bir mail grubu oluşturup binlerce mail arasında kaybolmaktansa bir web sitesi hazırlandı ve ikinci sorun da bu şekilde çözüldü. Ancak şaşırtıcı olan kısım şu; Türkiye’de sektörde olan herhangi birisi böyle bir işe başlayacağını söylese herkesin ortak fikri tek tek bu yeni ürünleri al incele ve blogunda yaz demek olurdu. Böylelikle girişimci bir içerik makinesine döner ve sabah akşam yeni incelemeler yazardı. Ancak Producthunt’ta içerikleri kullanıcılar oluşturuyor. Hatta SEO uzmanlarının bastıra bastıra söylediği gibi en az şu kadar kelimelik makaleler olmalı şeklinde değil sadece bir cümlelik bir açıklamayla oluşturuluyor bütün içerikler.

Sorunlar çözüldü ama ya kalite? Producthunt kaliteyi hiç bir zaman elden bırakmadı. Yayınlanmak için başvuru listesine alınan ürünlerden yalnızca %2’sini yayınlamakta Producthunt. Hepsini yayınlasa daha güzel olmaz mıydı? Daha çok içerik, daha çok indeks demek. Daha çok indeks ise daha çok ziyaretçi. Producthunt içerik sayısından daha çok içeriğin kalitesinin önemli olduğunu sadece lafta değil uygulamada da bize gösterdi.

Peki Producthunt’ın katalizörleri nelerdi? Her şeyden önce eğer yeni bir girişiminiz, ürününüz varsa onu daha çok kişiye duyurmak için uğraşır durursunuz. Producthunt gelin ücretsiz bir şekilde duyuracağım derken hangi girişimci gidip de başvurmaz ki? Bu kadar başvuruyu gören yatırımcılar için de Producthunt bulunmaz bir nimet haline gelmiş durumda. Son olarak da kullanıcı kitlesinin kalitesinin yüksek olmasından ötürü ürünlere yapılan yorumlar da gerçekten çok fazla kaliteli. Bu üç faktör birleştiğinde Producthunt tam anlamıyla uçmaya başladı.

Reddit ve Hacker News’in başarılı olmasının temel nedenlerinden biri oylama uygulaması. Kullanıcıların birbirlerinin verdiği linklere verdikleri oylarca daha üst sıralara çıkılması. Producthunt bu özelliği kendi sistemine oldukça başarılı bir şekilde entegre etmiş. Tüm girişimciler bütün sosyal ağlardaki networklerini Producthunt’ta kendi girişimlerinin bir satır daha üste çıkması için kullanıyorlar. Producthunt’ın kendi reklamını yapmasına gerek kalmıyor. İçeriklerini yarıştırarak her şekilde kendisi kazanıyor.

Producthunt’ın tutundurma stratejisi de kayda değer. Uzun formlar ya da bir çok social logini barındıran bir sistemi yok. Sadece hedef kitlesinin kullandığı Twitter login onlara yetiyor. Zaten elde etmek istedikleri tek şey Twitter hesabınız ve mail adresiniz. Artık Twitter’da değil Producthunt’ta yeni ürünleri değerlendirebilirsiniz, siteden bir süre uzak kalırsanız unutursunuz diye de bol bol mail gönderebiliyorlar.

Producthunt’ı daha da iyi hale getirirken bir mobil uygulama olmazsa olmazdı. Bir iOS uygulaması geliştirdiler ancak birçoklarının yaptığı gibi biz bunu yaptık alın kullanın demediler, halihazırda teknolojiyi yakından takip eden bir kitleye sahip olduklarından tüm kullanıcılarından feedbackler aldılar. Hem kullanıcılar kendilerini daha değerli hissetti hem de ayrı bir AR-GE ekibi ya da fikir ekibi kurmaya gerek kalmadı. Tüm kullanıcılar elele verip kendi uygulamalarını oluşturmuş oldular.

Producthunt’ın başarısının sırlarına ekleyecek bir gözleminiz varsa yorum olarak eklemekten çekinmeyin.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Cremicro Ajans Grubu'nun kurucusu. Growth Hacker | Entrepreneur | Lecturer | Blogger

Bir Cevap Yazın

Pazarlamacılar Neden İşlerini Bırakmak İstiyorlar?

Pazarlamacıların %81’i şu anda yaptıkları işi önümüzdeki üç yıl içinde bırakmak istiyor. İşletmelerin bu konuda önceliklerini ve değerlerini gözden geçirmeleri gerekebilir. Var olan personelini tutundurabilmek iş veren için önemli bir konu ve iş verenin çalışanı nelerin motive edeceğini bilmesi gerekiyor.

Son yapılan Pazarlama Haftası Kariyer ve Maaş anketine katılanların çoğunluğu önümüzdeki en az beş yılı pazarlama bölümünde geçirmek istediklerini ama şu anda bulundukları işi bırakmayı planladıklarını söyledi.

Ankete katılanların %43.2’si rollerini önümüzdeki üç yıl içinde değiştirmeyi planlıyor, % 37.8’i gelecek yıl değiştirmek istiyor ve sadece % 11,2’lik bir kısım değiştirmeyi düşünmüyor.

Değişikliğin başlıca nedeni olarak daha iyi finansal ücreti (% 65.1), yeni bir görev meydan okumasını (% 54.9) ve mevcut iş yerlerinde sınırlı imkânlara sahip olmayı  (% 37.4) öne sürdüler.

TSB pazarlama müdürü Pete Markey, şirketlerin yeni bir meydan okuma isteği duymaları ve mevcut çalışma ortamında pazarlamacılara ilham vermeleri ve yerine getirmeleri için yollar bulmaları gerektiğini belirtti.

Moonpig CMO’su Andre Rickerby, bir e-ticaret bakış açısıyla, pazarlamacılar için açık olan geniş fırsat yelpazesinin her geçen yıl arttığını ve yeni roller denemelerini sağladığını söylüyor. Özerkliği doğuran ve paylaşılan vizyonla çalışan bir pazarlama kültürü kurabilen böyle hızlı ve rekabetçi bir sektör markası, kendi kültürünü yaşatma imkanı bulabilecektir diyor.

Online sistemin çok değiştiğini ifade eden Rickerby “Bir yönetici olarak, ne teklif ediyorsun? Piyasada çok sayıda rakip var ve çoğu zaman insanlar önce para düşünüyor.” diye de ekliyor. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Listeli İçerikleri Daha Çok Sevmemizin 5 Nedeni

Son dönem trend içerikler sunan birçok sitenin çok sevilmesinin en büyük nedenlerinden biri, oluşturdukları listeli içeriklerdi. Bu içerikler o kadar popüler hale geldi ki, haber sitelerinde, pazarlama bloglarında vb. birçok yerde bu tarz yazılarda patlama yaşandı.

Etkili başlık oluşturmanızı sağlayan 7S kuralından belki de en önemlisi olan sayıların, listeli içeriklerin başlıklarında mutlaka yer alması da bu içeriklerin başarıya ulaşmasını kolaylaştırdı. Peki nedir bu sayıların sırrı? Neden bu tarz içeriklere daha fazla tıklanıyor?

 

1-) Düzeni Seviyoruz

aa

Blog yazıları için “Yazılarınızı paragraflara ayırın”, “Alt başlıklar kullanın” gibi bazı tüyolar vardır. Bu tüyoların altında yatan ana sebep, düzenli yazıların daha fazla okunabilir olmasıdır. Çünkü insanlar okuması kolay ve bölümleri arasında rahat geçişler yapabileceği yazıları daha çok seviyor. Yazı başlığında listeleme yönteminin işareti olan bir rakam (bu yazının başlığındaki gibi) gördüğümüzde, madde madde düzenlenmiş bir yazının çekiciliği bizi yakalıyor.

2-) Netlik İstiyoruz

150413113851_lists_624x351_bbc_nocredit

İnsan beyni her zaman belirsiz olan yerine net olanı tercih eder. Bu yüzden “Güne zinde başlamak için ipuçları” başlığına sahip bir yazı yerine başlığı “Güne zinde başlamak için 7 ipucu” olan bir yazı daha çok ilgimizi çekiyor. Çünkü nettir, yazıya tıkladığında karşınıza 7 tane madde çıkacağını bilirsiniz. Diğer başlık ise içerikle alakalı herhangi net bir şey vaat etmediği için insanlardaki tıklama dürtüsünü daha zor harekete geçirir.

3-) Merak Ediyoruz

merak

Karşımızda içinde sayı içeren bir başlık gördüğümüzde, ister istemez bilinçaltımızda “Neymiş o 4 ipucu?”, “Acaba 8 başarılı örnek hangisiymiş?” gibi düşünceler oluşuyor. Çünkü sayılar, merak duygusunu tetikliyor. Bu merak duygusu yazıya tıklamayı beraberinde getiriyor. Hatta çoğu web sitesi bu merak duygusunu kullanarak, daha fazla sayfanın görüntülenmesi için listeli içeriklerini adım adım (galeri formatında) veriyor. Adeta “makas kesmiyor” diyerek bizden her seferinde 1 tıklama daha istiyor.

4-) Sınırlandırılmak İstiyoruz

sınır

Bu kötü olarak algılanmasın. Gün içerisinde hepimiz koşuşturma halindeyiz ve bu yüzden zamanımız çok değerli. Vakit bulup da internette dolaştığımız zaman da bir yazıyı okumak için çok fazla zaman ayıramıyoruz (istisnalar dışında). Başlıklarda yer alan sayılar ise o içeriğin kapsamı hakkında bize bilgi veriyor. Tabii ki her yazının bir sonu vardır ancak sınırların baştan çizilmiş olmasıçok uzun olmadığını, uzun olsa bile belirtilen sayı kadar başlık olduğunu

5-) Güven Duyuyoruz

Güven verin

Sayılara; gerek sunumlarda, gerek haberlerde, gerek bir şeyi ispatlamaya çalışırken çok fazla ihtiyaç duyarız. Sayılar ilgi çekicidir ve karşı tarafta güven duygusunu uyandırır. Bu yüzdendir ki “Sosyal mecraların kullanım sayıları” vb. yazılar, geçmişte yüzlerce defa yazılmış olsa bile hala ilgileri toplayabiliyor.

Sayıların yarattığı bu güven duygusu, listeli içeriklerdeki başlıklarda da işe yarıyor. “Gripten korunmanın etkili yolları” başlığı yerine “Gripten korunmanın 9 etkili yolu” başlığı daha çok ilgi çekiyor. Çünkü söz konusu maddelerin belli bir araştırma ve emek sonucunda ortaya çıkarıldığı, bazı ispatlara dayandırıldığı hissiyatı oluşuyor.

Sonuç

Listeli içeriklerin başlığını her gördüğümüzde yukarıdaki 5 psikolojik etkinin hepsinin birden devreye girdiğini iddia edemem. Ama her tıklamamızda bu 5 etkenden bir ve birkaçının bizi harekete geçirdiğini düşünüyorum. Yazımı, listeli içeriklerin ne kadar popüler duruma geldiğini gösteren, Serdar Kuzuloğlu’nun sunumundan bir kare ile sonlandırıyorum. =) (Parantezin içine dikkat)

liste içerik serdar k

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link