Post Modern Tüketici ve ”Uzun Kuyruk Ekonomisi”

1974, 30 Ekim tarihinde gece yarısı 03.00 saatlerinde Türkiye’de insanlar, bir odaya doluşmuş tüplü bir ekran karşısında maç izliyordu. İzlenen boks müsabakası binlerce kilometre ötede bir spor salonunda yapılıyor, Muhammed Ali‘nin karakteri, başarısı ve Müslüman sempatisi dolayısıyla, Türkiye’de genci yaşlısı birçok insanı ekran başında Ali’nin Foreman‘ı dövmesini istiyordu. TV’lerin, sinema salonlarının, radyoların yerini alacağı görüşüyle yayılan bu mecra, o gün belli ki TV satın alan çoğu erkek gözünde üzerine harcanan parayı çıkarmıştı. (Ali Foreman’ı nakavt etmiş, ağır siklet kemerini geri kazanmıştı.)

ali vs foreman

Televizyonlar, evlerimizden dünyaya bağlanma araçlarıydı. Çünkü, sinema salonlarında patlamış mısır yiyip kolamızı içerek heyecanla izlediğimiz Hollywood yıldızlarının hayat hikayelerinigündelik haberleri bedavaya salonumuzun koltuğunda uzanarak izleyebilme imkanı sağlayan mucizevi bir keşif aracı gibiydi. Televizyonlar Türkiye’ye gelir gelmez fiyatlarına rağmen zamanla yaygınlaşarak tüm evlere erişti. Çünkü tüketici gözündeki algısı çok büyüktü. 80 ve 90 yıllarındaki gençler popüler olan; hit algısı (Sınırlı tercih olanaklarıyla hit olanları takip ederek) ile büyüdüler.

TV’lerin bu serüven içinde yaygınlaşması, çevremizle birlikte bir şeyler izliyor olmamızdı. (dünkü programı izledin mi? dizide neler oldu öyle, gelin hep birlikte izleyelim…) Zamanla daha çok kanalın ortaya çıkması, programların izleyiciye göre değişkenlik göstermesi diğer taraftan evlerimizde 1’den fazla TV olmasını sağladı ve de yavaş yavaş ülkede hit olanları izlemek dışında kendi yaşam biçimimize ait programları tercih eder olduk ki bilgisayar ve internet teknolojisi bu isteğe görüntü, ses, yazı formatlarında neredeyse sınırsız çeşitlilikle tüm dünyaya bağlanmamızı sağlayarak cevap veriyordu. Nitekim bu bolluk durumu, the long tail dediğimiz ekonomik yapıyı yarattı.
1988’de Joe Simpson adlı bir İngiliz dağcı “Boşluğa Dokunmak” diye bir kitap yazdı: Peru And’larında çok yakındaki ölümle dokunaklı bir hesaplaşma. Kitap, olumlu eleştiriler alsa da sadece ortalama bir başarı elde etti, çok geçmeden de tümüyle unutuldu. Derken, on yıl sonra, tuhaf bir şey oldu. Jon Krakauer’in Everest Günlüğü –bir dağcının trajedisiyle ilgili bir başka kitap- büyük bir sansasyon yarattı. Birdenbire Boşluğa Dokunmak” da tekrar satmaya başladı. Satışlar artmaya devam etti. 2004 başında IFC Films hikayeden bir belgesel dram yaptı ve iyi eleştiriler aldı. Film akabinde HarperCollins kitabın gözden geçirilmiş karton kapak bir baskısını yaptı ve on dört hafta New York Times’in çok satanlar listesinde kaldı. 2004’ün ortasında “Boşluğa Dokunmak”ın satışları, Everest Günlüğü’nün satışlarının iki kat üzerine çıkmıştı.

220px-TouchingTheVoid

Ne olmuştu da içerik olarak bu kadar tutabilecek bir kitap ilk basım tarihinde ortalama bir başarıyla raflara kaldırılıp, sonrasında bu kadar dikkat çekebilmişti. Sorunun yanıtı basit: internet, uzun kuyruk ekonomisi. Açıklayacak olursak; 90’lı yıllardaki tüketiciye ait alışkanlıklar ve yaşam biçimleri –lifestyle- belli başlı idi. O dönemin gençleri genellikle TV, radyo ve popüler dergilerde hit olanları takip ediyorlardı. Meydana çıkan ürünler genel insan profiline uygun olarak oluşturulurdu. Günümüze oranla kısıtlı marka, program, mecra, yaşam biçimleri vardı. Dolayısıyla, her şeyden haberdar olabilmek, -örneğin verildiği dönemi düşünerek- dağcılık gibi bir spor için imkansızdı. Hele ki bunu tüm dünyadaki dağ ve kış sporu seven insanlara yayabilmek… İşte tam bu noktada internet hayatlarımızda bir devrim yarattı. Çünkü internet tüm dünyaya dokunabilen bir bağlantı ve de fiziksel alanın kısıtlamalarından bağımsız olarak insanlara istedikleri an ve zamanda güncel hizmeti sunabiliyor. Bir örnekle pekiştirmek gerekirse; bir müzik mağazasını ele alalım. Sadece rock müzikleri olsun. Hatta sadece 70’lere ait kaset ve plakla dolu olsun. Tüketiciye sunabileceği ürün gamı dükkanın boyutuyla sınırlıdır. Her ne kadar spesifik ürün sunuyor olsa da aradığınızı bulamama, tükenme ihtimali vardır. Ancak itunes’da kullanıcı istediği filtreleri girerek 1 tıkla ekranınızı rock müzik dükkanından, klasik müzik dükkanına çevirebilirsiniz. Birçok “lifestyle” yaşam biçimine uygun olarak kişiler diledikleri ürünü filtreleyerek bulabiliyorlar. İşte bu durumda uzun kuyruk meydana çıkıyor. Genel izleyici kitlesi dışında kalan spesifik ürün ve hizmetlerin bütününden oluşan satışların genelin  %80’i, 90’lı yıllardaki mass : genel izleyiciye uygun olan kategorinin ise %20’sini oluşturduğu tespit ediliyor.

İnternet’in hayatlarımıza girişi ile yaşadığımız büyük erişebilirlik, yaşamlarımızın deneyimsel çeşitliliğini müthiş derecede arttırıyor. Buna bolluk ekonomisi deniyor. (Post-modern ekonomiye geçiş) Bu durum tüketici tarafında ikonik davranışları ortaya çıkarıyor. Eskiden popüler olanları takip etme ve taklit etme vardı. Artık insanlar, bazı ikonları kendi özgünlükleriyle ifade ederek tekil bir mecra gibi takip edilen olmak istiyorlar, kendilerini bizzat küçük; mikro çevreler içerisinde ikonlaşmış; takip edilenler olarak  görme psikolojisindeler: bu psikolojik olarak (the big five analizi) -opennes to new experience- deneyime açıklık istekliliğini arttırıyor ve özgün olma isteğini teşvik ediyor.

İnternet doyumsuz bir tüketici mi yaratıyor bilinmez, ancak jenerasyonlar arasında muazzam bir tüketim genişlemesi var.  Bu konuda Kolombiya ve Stanford Üniversite’lerinde araştırmalar yapılmış. (Prof. Schwartz)  Sonuç özet olarak fazla tercihin – maksimize edilen tercih paketinin- insanlarda “acaba başka bir şey daha iyi olur mu?” takıntısına düşürerek mutsuz olmalarına yol açabileceği yolunda…

the long tailSonuç itibariyle 20. yüzyılın ikinci yarısını belirleyen hit odaklı medya ve eğlence kültürü artık tamamen nostaljik anılar arasında kaldı. Artık ikonik yapılar içerisinde herkes içerik üreten, aksiyona katılan birer mecra… İnternet yaşamlarımıza daha şeffaf, demokratik ve bol tüketim kaynağı olarak her an bilgiye erişmemizi sağlayan bir yaşam fonksiyonu haline geldi ve giderek önemi artıyor. İnternetin değerinin artmasında en büyük etken, artan internet hızı, eğlence çeşitliliği, pc’lerin ucuzlaması ve de günümüzde yaygınlaşarak çoğalan mobil cihaz kullanımları diyebiliriz. (akıllı telefon, pad, laptop, akıllı saat…) Bu akımla birlikte dijital yatırımların doğru orantılı olarak giderek arttığını göreceğiz.

Bir sonraki yazımda, bu makro düzlemden ve tüketici yapısından yola çıkarak; örneklerle, yeni iş modellerini, pazarlama araçlarını aktarmaya çalışacağım.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Montaigne'in bir sözünü benimserim. " bütün söylediklerim karşılıklı bir sohbettir ve hiçbiri öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbest konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda olmadığım içindir."

Bir Cevap Yazın

Ekonomi ve Taraftar Ekseninde 2018 FIFA Dünya Kupası

Sonu çift rakamlarla biten her yılda olduğu gibi, yeni bir kupanın zamanı geldi: FIFA Dünya Kupası 2018.

Türk futbol seyircisi olarak her 2 yılda 1, Avrupa Şampiyonası veya Dünya Kupasını yakından takip ediyoruz. Her ne kadar ülkemiz düzenli olarak bu turnuvalarda yer alamasa da, günde 4 canlı karşılaşma izleme olanağı yaratan bu etkinliklere yaz sezonunun 1 ayını ayırıyoruz.

Organizasyonların ele alınabilecek birçok boyutu var. Araştırmalara “sports mega events” olarak geçen bu etkinliklerin ekonomi ve taraftar eksenini ele almaya çalışacağım.

Ekonomi anlamında etkinlikler her dönem büyüklüğünü artırma eğilimini sürdürüyor. Organizasyonun ev sahibi şu ana kadar bir dünya kupası için gerçekleştirilen en yüksek harcamayı yaptı. Organizasyon için toplam 14.2 milyar Amerikan Doları harcadılar. Bu harcamalar arasında ulaşım, altyapı, konaklama ve stadyum inşaatları en yüksek payı aldılar. Rusya, 2010 yılında dünya kupasını düzenleme hakkını elde ettiğinde planlanan bütçenin tam 12 katı daha fazla harcama yaptı!

Yapılan tüm harcamalar Rusya’ya önemli bir altyapı ve turizm gücü kazandıracak. Buna karşılık turnuvadan elde edilen tüm gelirlerin ülke ekonomisine en fazla 2 aylık bir katkı yapacağı belirtiliyor. 8 yıllık çalışma ve harcamalar, 2 aylık bir süreçte girdi olarak ülke ekonomisine katkı sağlayacak.

FIFA Dünya Kupası, 2000’li yılların başından beri “sponsorların dünya kupası” olarak eleştiriliyor. Bu eleştirinin temelinde sponsorların beklentilerinin taraftar beklentilerinden daha önemli görülmesi etkili. Ayrıca yüksek sponsorlu etkinliklerin sporun ruhunu çürüttüğü de iddia ediliyor. Visa, McDonalds, Budweiser gibi bilinen sponsorların yanına bu sene en çok sponsorluk desteği Çin menşeili işletmelerden geldi. Çin ve Hindistan futbol yatırımlarını artırıyor. Bunun temelinde futbola olan ilginin artışı var ve “ürün yaşam seyri” yükselme aşamasında görülüyor. İngiltere futbol ligindeki forma sponsorlarına ve saha kenarındaki reklam tabelalarına dikkatli bakarsanız Uzakdoğu pazarına yönelik reklamlara rastlayabilirsiniz. Turnuvada tüm sponsorluk harcamaları 2 milyar Amerikan Dolarına yaklaşıyor.

Dünya Kupası için yaklaşık 1.5 milyon biletli seyircinin katılımı beklenirken, biletsiz ve turizm amaçlı ülkeye gelecek turist sayısının bu rakamdan daha fazla olacağı öngörülüyor. Ülkemizde “passolig” adı altında yürütülen biletleme sisteminin bir benzeri bu sene Rusya’da kullanılacak. Buna göre seyircinin bilet alması yeterli olmuyor ve devlet tarafından kurulan taraftar sistemine kayıt yaptırıp isimlik çıkartmak gerekiyor. Bu isimlikler olmadan statlara giriş yapılamıyor. Uluslararası bir organizasyonda güvenlik kaygısının geldiği noktayı anlamak için önemli bir ayrıntı… 64 maçlık bu serüvende seyircinin yerine getirmesi gereken yeni bir sorumluluk oluşturuldu.

Taraftar kimlik sistemi stat içinde holigan aktiviteleri azaltmak için yapılan bir uygulama olarak görülüyor. Fakat stat dışındaki taşkınlıkları önlemek için sağduyu ile birlikte güvenlik kuvvetlerine büyük sorumluluk düşüyor.

Son olarak, turnuvaya bahis işletmeleri tarafından bakalım. Günümüzde futbol, sadece taraftarlık veya futbol severlik hisleriyle takip edilen bir spor olmanın ötesine geçti. Özellikle futbol maçlarına yapılan bahisler giderek artıyor. Küresel düzeyde 2018 FIFA Dünya Kupasında 3.3 milyar Amerikan Dolarına yakın bahis yapılacağı öngörülüyor.

4 yılda 1 düzenlenen bu futbol etkinliğinde durum, etkinliğe nereden bakmak istediğinize göre değişiyor. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Growth İstanbul Etkinlikleri Başlıyor

İşini, girişimini, startupını büyütmek isteyenler artık ayda bir kez Karaköy’de bir araya geliyor. Growth Istanbul Meetup, 20 Haziran 2018’de SHERPA kurucusu Yakup Bayrak ile başlıyor. 

Startup kavramının iş hayatımıza girmesi ile beraber ölçeklenebilir ve sürdürülebilir büyüme sadece startuplar için değil her iş kolu için önem kazandı. Farklı sektörlerde hakkında kafa yorulan bu konu için artık İstanbul’da bir etkinlik düzenleniyor: Growth Istanbul Meetups. Bu alanda işlerini büyütmüş Türkiye’den ve dünyadan birçok başarılı girişimci, mentor ve iş insanının katılacağı etkinliklerin ilki 20 Haziran 2018 Çarşamba saat 19.00’da Karaköy’de, “Ölçme ve Deneme” konusunda SHERPA Kurucusu Yakup Bayrak’ın katılımı ile başlıyor. Özellikle SaaS (Software as a Service) olmayan iş modellerinde büyüme motoru nasıl kurulur, gelir modeli nasıl test edilir, sonuçları nasıl yorumlanır, bir ajans geleneksel olmayan yollarla nasıl büyütülürün çok iyi bir örneği olan SHERPA deneyimi ve daha fazlasını konuşulacağı etkinlik bi’dolu TERAS’ta. 

Her ay alanında yetkin bir konuşmacının katılacağı etkinliğin programı şöyle: 

 19.00 – 19.30: Tanışma 

19.30 – 19.50: Konuk Sunumu 

19.50 – 20.00: Çay kahve almaca 

20.00 – 20.30: Bir vaka hakkında sohbet 

Kim düzenliyor? 

Etkinlik Online Matbaa bidolubaski.com ve Personel Yönetim Yazılımı Kolay İK tarafından destekleniyor ve düzenleniyor. 

Nerede düzenleniyor? 

Etkinlik mekanı: 
bi’dolu TERAS
Kemankeş Mah. Akçe Sok No:6 D:1-2-3 Karaköy / Beyoğlu 

Nasıl kayıt olunur:

Etkinliğin sınırlı kontejanı bulunuyor, kayıtlarınızı  buradan yapabilirsiniz.

Sosyal medya linkleri:  

Twitter: https://twitter.com/growthistanbul
Facebook: https://www.facebook.com/growthistanbul/
Linkedin: https://www.linkedin.com/company/growthistanbul/
Instagram: https://www.instagram.com/istanbulmeetups/ 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link