Pınar Labne, Suudi Arabistan’da Pazar Lideri Olmayı Başardı

Suudi Arabistan ekonomisi, 1936 yılında petrolün bulunmasıyla hızla gelişerek, dünya ekonomisine tesir edecek seviyeye geldi. Petrol gelirleri ülke ekonomisinin adeta can damarını teşkil ediyor. Suudi Arabistan, yaklaşık 25 bin dolar kişi başına düşen gayrisafi milli hâsıla rakamı ile dünyanın zengin ülkeleri arasında bulunuyor. Yaklaşık 30 milyon nüfusu bulunan Suudi Arabistan, lüks tüketiminde dünyanın en gözde pazarları arasında yerini alıyor. Bu zenginliğe ve fırsatlara rağmen Türk firmalar maalesef bu ülkede yeterince faal değil. Suudi Arabistan, 2013 yılında toplam 137 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirirken, Türkiye bu miktarın sadece 4 milyar dolarını oluşturuyor. Türkiye’nin Ortadoğu ülkeleri arasındaki kültürel yakınlığı düşünecek olursak, gerçekleştirmiş olduğumuz ihracat çok gülünç kalıyor. Neyse ki son senelerde yerli firmalarımızın bilinçlenmesi ve devlet teşvikleri ile beraber ihracat rakamımız hareketlendi. Bu hareketlenme Suudi Arabistan’da da fark edilmeye başlandı. 2008 yılından bu yana Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğimiz ihracat rakamı yaklaşık %25 artış gösterdi.

Yaşar Holding, Pınar markası ile Suudi Arabistan’daki fırsatı çok önceden fark edip, ürünlerinin pazarlama çalışmalarını 30 yıl önceden Suudi Arabistan’da başlattı. Marka başta labne, beyaz peynir, kahvaltı kreması, işlemiş et ürünleri olmak üzere, yaklaşık 20’ye yakın ürünü Suudi Arabistan’a ihraç ediyor. Pınar markası, Türkiye’de sevildiği kadar, Suudi Arabistan’da da sevilerek tüketilen bir marka haline geldi. Bilhassa Pınar Labne, Suudi Arabistan’da tüm yerel ve ithal kategorilerinde %28 pazar payıyla, artık lider konumunda. Yaşar Holding İcra Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Aktaş, Suudi Arabistan’da yakalamış oldukları başarıyı kısaca şu sözler ile ifade ediyor. “Tüketicilerin nereden ve nasıl alışveriş yaptıklarını, hangi ürünleri tercih ettiklerini araştırdık. Elde etiğimiz veriler ışığında pazara tüketicilerin ihtiyacına yönelik yeni ürünler sunduk. Yeni ambalajlar, kahvaltı kreması, zatarlı labne gibi bu bölgeye özel ürünler geliştirdik.” Pınar markası, bu başarılı pazarlama stratejisini bölgedeki tüm Körfez ülkelerinde (Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Umman) uygulamaya kararlı görünüyor ve kendine önemli bir hedef koyarak, bölgede lider marka olmayı hedefliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Coca-Cola Rotasını Kenevire Çevirebilir

  • Her sene farklı pazarlar için farklı üretim yapan Coca-Cola uzun zamandan sonra rotasını kenevire çevirebilir. 
  • Coca-Cola’nın, tıbbi kenevir üreticisi Aurora Cannabis Inc. ile görüşme halinde olduğu belirtiliyor.

  • İlgili yazı: Coca Cola’dan Renksiz, 0 Kalori Bir Yenilik: Coca Cola Clear

Çok yakın bir zamanda sizlerle Coca-Cola’nın eskiden kokain içerdiğini paylaşmıştık. Coca-Cola, 1800’lü yıllarda morfine ve onun bağımlılık yapıcı niteliklerine alternatif olarak ilk çıktığında, büyük ölçüde kokain içeriyordu ve 20. yüzyılın başlarına kadar kokain içeceğin bileşenlerinden biri olarak kalmıştı. 1903 yılında koka yaprağına veda eden Coca-Cola, uzun bir aradan sonra rotasını kenevire çevirebilir. 

BNN Bloomberg’in haberine göre, Coca-Cola ve Aurora Cannabis Inc. arasındaki “ciddi” görüşmeler, CBD içeren içecekleri kapsıyor. Yani, üretilmesi gündemde olan bu içecekler tüketici tarafından içildiğinde “kafa yapmayacak” zira kenevir bitkisinde doğal olarak bulunan CBD (kannabidiol); başta Kanada ve ABD’nin bazı eyaletleri olmak üzere az sayıdaki ülkede tıbbi amaçlarla, enflamasyon ve ağrıların tedavisinde kullanılıyor. CBD’nin, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkede tıbbi ya da diğer amaçlarla kullanılması ise suç teşkil ediyor.

Aurora, Kanada’nın en büyük üçüncü pot şirketidir ve pazar değeri 8,7 milyar C $ ‘dır. Edmonton, Alberta merkezli şirket Kanada’daki diğer pot stokları ile birlikte ülke çapında ilerledi ve ülke, 17 Ekim’de esrarı yasallaştırmak için ilk yedi ülke grubunu oluşturdu. BI Canada Esrar Rekabetçi Akranlar Endeksi, iki kattan fazla arttı. Geçtiğimiz 12 ay, 2018’de hisse senetlerinin aşırı değerlenme endişesiyle yüzde 24 düşüş yaşamıştır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yeşil Kundura Konkordato İstedi

TÜRKİYE’nin en eski ayakkabı markalarından Yeşil Kundura, konkordato başvurusunda bulundu. Şirket hakkında dün karar veren mahkeme, Yeşil Kundura’yı hacizlere karşı korumaya aldı. Üç ay geçici mühlet verilen Yeşil Kundura‘nın faaliyetlerinin denetimi için de iki kişilik konkordato komiser heyeti atandı.

HOTİÇ Ayakkabı’nın bu ayın başında yaptığı konkordato başvurusu sonrası ayakkabı sektörünün bir diğer önemli oyuncusu Yeşil Kundura Sanayi AŞ de, yaşadığı mali darboğazı aşamayınca mahkemeye başvurdu.

Haciz Yok

13 Eylül günü İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesine başvuran şirketin talebi dün karara bağlandı. Mahkeme, şirkete yönelik yeni haciz yapılmasını yasakladı. Şirkete üç ay geçici mühlet veren mahkeme, şirket faaliyetlerinin denetimi ve onayı için de iki kişilik konkordato komiseri atadı.

Satışlar Giderek Azaldı

Yeşil Kundura Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kızanlıklı, mahkemeye yaptıkları başvurunun gerekçesine ilişkin şunları söyledi: “Son dönemde, ülkemizde yaşanan; yüksek faizlerin uzun vadeli yatırımlara imkan vermemesi, TL’de yaşanan değer kaybı neticesinde satışların giderek azalması, ithal girdilerin kurdaki dalgalanmalardan etkilenmesi ve bunun gibi birçok olumsuz ekonomik gelişme nedeni ile, kısa vadeli ödemelerimizde yaşanan güçlükleri bertaraf etmek, ticari faaliyetlerimizi korumak, müşterilerimizin, tedarikçilerimizin, bayilerimizin ve diğer iş ortaklarımızın bu zorlu süreçten daha da olumsuz etkilenmesini önlemek amacı ile Av. Ertuğrul Kılınç aracılığı ile konkordato başvurusu yapma kararı almış bulunmaktayız.”

Ayakkabı sektöründe 1948 yılından bu yana sektörde bir çok ilke imza attıklarını aktaran Kızanlıklı, Konkordato süreci ile mevcut borçlarımızın vadelerini uzatarak işimize odaklanmayı, bu sayede ileriye dönük çalışmalarımızı müşteri, tedarikçi ve bayilerimizin nezdinde -bugüne dek yaratmış olduğumuz güven çerçevesinde- sürdürebilmeyi hedefliyoruz” dedi. Kızanlıklı, sahip oldukları varlıkların da borçları ödemeye yeter seviyede olduğunu kaydetti.

Kaynak: Hürriyet.com

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?