Personel Neden Gider ?

Yeni açılan bir kuruluşta çalışmak, MBA yapmak gibidir.

Bir kuruluşun açılış öncesinde, açılışında ve açılış sonrasında içinde bulunabilmek gerçekten oldukça öğretici. Büyümesini görmek, bu büyümenin içinde bulunmak güzel yanı. Ancak, tüm insan kaynağını kaybetmeye ve işin başında kilit eleman, bu adam çok iş yapacak, en önemli personelimiz olarak tanımlanan çalışanların sadece bir dişliden ibaret görülmeye başlanmasına tanık olmak ise acı verici.

Sektörel hastalıklar vardır, kariyerim sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda ilerlediği için en iyi bildiğim sektör de burası. Temel sorun ise, nitelikli iş gücüne ulaşmak ve çalışanın devamlılığını sağlamak, insan kaynakları diliyle “turnover’ları düşük tutmak”

Kurumsal firmalarda işe alım süreçleri tam bir karmaşadır, defalarca görüşme yaparsınız, tecrübelerinizi anlatırsınız, yabancı diliniz test edilir, bazı kurumlar mantık testleri dahi yaparlar. Bunlar doğru kişiyi işe almak için yapılması gereken işlerdir. Ancak işin bir de personel tarafından bakmaya çalışalım, hayatınız boyunca asla bitmeyen, tekrarlayan işler vardır, bunlardan biri de “kendini kanıtlamaktır” yani eşimize, ailemize, sevgilimize, yöneticilerimize hatta astlarımıza kendimizi tekrar tekrar kanıtlamak zorundayız ve personel defalarca kendini anlatmak durumunda kalacak, tüm yetkinliklerini sergilemeye gayret edecektir, bunun sonucunda ise mutlu sona ulaşma niyetindedir. Peki, iş başı yaptıktan sonra neler oluyor ? Sanırım, burada bir sınır getirmeliyim özellikle ucundan kıyısından yaratıcı bir iş yapmaları beklenen, bütünleşik pazarlama olarak adlandırdığımız başlığın altında yer alan departmanların  -satış, kurumsal iletişim, crm, hakla ilişkiler vs.- çalışanları, oyun alanlarının ne kadar da dar olduğu, gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstler ve diğer departmanların ilgililerinden şöyle cevaplar duymak oldukça muhtemeldir;

  • Bu yılki bütçede buna yer yok, maalesef.
  • O konuyu kaliteyle konuşmak lazım.
  • Burası, o tür çalışmalara pek uygun değil.
  • Biz çok konuştuk bunları ama üst yönetim sıcak bakmıyor.
  • Regülasyonlar elverişsiz.

Bu cümleler uzar gider. Özellikle belirttiğimiz uzmanlık alanlarında bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılır, bu da personelin neden terk ettiği sorusunun cevaplarından biridir. İşin daha kötü yanı ise, müşterilerin de bu durumlardan haberdar olmasıdır. Şu soruyla bilmiyorum kaç kere karşılaştım “Mustafa bey o kurumda devam mı ?” Bazen inanarak bazen inanmayarak şöyle cevaplar veririm;

  • Biz hep buradayız hah hah ha
  • Tabii, biz topraktan girdik izzet bey :)

Tabii, personelin kurumu terk etmesinin onlarca nedeni olabilir;

Personel Nasıl Sadık Kalır?

Bu yazıya başladım, çünkü yeni mezun olarak işe aldığımız, bir yıl boyunca yetiştirdiğimiz bir arkadaşımızı, tam bir yılın sonunda rakiplerimizden birine teslim etmek durumunda kalmıştık. Meselenin sadece para olduğunu düşünmüyorum, mesele personelin değer görmediğini ve resmin bir parçası olarak hissetmediğinden kaynaklanmaktadır. Mesele bireysel değil, bu arkadaşın yerine farklı bir yeni mezun aldık, ancak bu durum beni oldukça sinirlendirdi. Ne yani, eğitip eğitip ayrılmalarını mı seyredeceğiz.

İlk çalıştığım kurumu evim gibi düşünürdüm, hala da çok farklı görmüyorum. Eğer çalışkan, istekli, kendini kanıtlama arzusu olan bir eleman yakalarsanız, işletme olarak kendinizi şanslı addetmelisiniz. Ancak tüm bu özellikler tecrübe eksikliğiyle birleştiğinde, ortaya beklenmedik sonuçlar çıkabilir. Personel, kendi alanının dışında veya üstünün yetki alanına girerek, iş yapma gayretine girebilir ve bu genelde pek hoş karşılanmaz. Bir işi başarmaktan daha mühimi o işi doğru yoldan tamamlamış olmaktır.

Şu da bir gerçektir ki, bir kurum sadece profesyonel ilişkilerle yönetilmez. Tüm yapılarda olduğu gibi, bireysel ilişkiler yapılacak tüm işleri etkileyecektir.

Sorduğumuz sorunun yanıtı vermeye gayret edelim. Personel nasıl sadık kalır? Önce doğru elemanları işe almakla başlamak gerektiği kesin. Ardından ise, onları oyunun bir parçası yapmak ve işlerinin karşılığını vermektedir. Samumed kurucusu Osman Kibar, Türk-Amerikan İş Konseyinde ki konuşmasında, iki kültüründe etkisinde büyüdüğünü ve Türk kültüründe “Brotherhood” “Kötü Gün Dostu” olarak tanımladığı kavramın kendisini en çok etkileyen özellik olduğunu belirtmiştir. Eğer şirketinize doğru personeli alıp, onları yapının bir parçası yapabilirseniz, kültürel yapımızdan dolayı sadece maddi avantajlardan dolayı sizi terk edip gitmeyeceklerdir.

Yöneticiler genelde bu durumun farkındadırlar ve size bu kurumun bir parçası olduğunuzu yılbaşı balosunda yada, bayram kutlamalarında tekrar tekrar söylerler. Ancak Fransız yazar Marcel Proust’un dediği gibi; Önemli olan söylenenler değil, davranışlardır.

How Google Works harika bir işletme ve insan kaynakları kitabı. Bir iki alıntı yaparak kapatalım;

  • General Patton şöyle demiş; “Herkes aynı şekilde düşünüyorsa, düşünmeyen biri var demektir.”
  • Adaya geçmişini sorduğunuzda, özgeçmişinde yazan okulunu, çalıştığı diğer yerleri ve deneyimlerini değil, tüm bunlardan neler öğrendiğini sorun.
  • Neden işe almayla sadece İK ilgilensin. Muhtemelen herkes harika birini tanıyordur, o harika kişiyi işe almak da herkesin görevi olmaz mı ? Bu bir döngü halini alır ve öyle devam eder.
  • Larry Page, bir yöneticinin geliştirmesi gerek en önemli özelliğin, işe alım olduğunu yazmış.

Personel nasıl sadık kalır, sorusunu sorarken, ayrıca şunu da düşünmemiz gerekmektedir; Peki kurum personeline sadık kalacak mı ? Starbucks Başkanı Howard Schultz şöyle demiş; Babamın hiçbir zaman çalışma şansı bulamadığı bir şirket kurmaya çalışıyorum. Babamın hiçbir patronuna sadakati yoktu, çünkü işverenleri işçilerine sadakat göstermemişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sağlık yönetimi mezunu. Üniversite yıllarından itibaren, Acıbadem ve Medipol Hastanelerinde çalıştı. Şuan Okan Üniversitesi Hastanesinde Pazarlama Sorumlusu olarak yoluna devam etmektedir. Büyük Sağlık Yönetimi Zirvesi, Sağlık Hizmetlerinde Pazarlama Zirvesi gibi organizasyonlar düzenledi. İlgi alanları, sağlıkta marka, pazarlama, sağlık politikaları. Eğitim gönüllüsü.

Bir Cevap Yazın

Mülakata Çağrılmanızı Sağlayan Bir Ön Yazı İçin 5 İpucu

Hayalinizdeki işi yapmak için yoğun rekabetle karşı karşıyasınız. Hatta birçok rakibinizle benzer yetkinliklere, eğitim ve iş geçmişine sahip olmanız da kuvvetle muhtemel. Hal böyleyken rekabette öne çıkmak için elinizi güçlendirecek tek şey ön yazınız (cover letter) olacaktır. Üstelik İK profesyonellerin çoğunun sadece ön yazı ile yapılmış başvuruları dikkate aldığını da hatırlatmakta fayda var. Peki nasıl etkili bir ön yazı hazırlayabilirsiniz? Türkiye’nin genç yeteneklerini en iyi şirketlerle buluşturan online kariyer platformu toptalent.co, mülakata çağırılmanızı sağlayan altın değerindeki ipuçlarını şöyle aktarıyor:

Selamlamayarak başlayın

Ön yazınıza bir hitapla başlamanız gerekir. Bu noktada işe alma sürecinden sorumlu veya İnsan Kaynakları departmanını yöneten kişinin kim olduğunu bularak, doğrudan ona hitap etmeniz size artı puan getirecektir. Ancak muhatabınızın kim olduğunu bilmiyorsanız “Sayın Bayım/Bayan” veya “İlgililerin dikkatine” yerine “insan kaynakları yöneticisine” ya da “Sayın Yetkili” yazmanız daha iyidir.

Yazım dilinize dikkat edin

Ön yazınızı yazarken elbette günlük dilden uzak durmanız önemli. Ancak çok mesafeli ve ağdalı bir dil kullanmanız da her zaman işe yaramayabilir. Saygılı ve samimi bir üslupta ve mesleğinize uygun jargonu kullandığınız bir yazı hazırlayabilirsiniz. Tabi burada formalara da dikkat etmeniz gerekir. Hangi stili seçmeniz gerektiğini öğrenmek için şirket kültürünü, insan kaynakları politikasını araştırmanız yararlı olabilir.

Ön yazınızı özelleştirin

Ön yazınızın başvurduğunuz işe özel olarak hazırlanması, gösterdiğiniz özeni ve işi ne kadar istediğinizi yansıtır. Elbette benzer pozisyonlara başvurduğunuzda kullanacağınız bir taslak hazırlayabilirsiniz. Ancak, bunu başvurduğunuz her iş için özelleştirmeniz gerekir. Bu noktada beylik ifadelerden ve fazla genel geçer yaklaşımdan kaçınmanız, iş ilanında bahsedilen yetkinliklere ne kadar sahip olduğunuzdan bahsederek işe neden uygun olduğunuzu, neden o şirkette ve o pozisyonda çalışmak istediğinizi çok net ve anlaşılır bir şekilde aktarmanız önemli.

İmla ve yazım kurallarına dikkat edin

 Birçok İK profesyoneli yazım hatalarıyla karşılaştıkları ön yazıları değerlendirmediklerini söylüyor. Çünkü bu durum, profesyonelliğinizin ve işinize ne kadar saygı duyduğunuzun bir göstergesi olarak kabul ediliyor.Bu noktada eğer kendi hatalarınızı göremiyorsanız, ön yazınızı hazırladıktan sonra yazım ve imla hatalarını kontrol etmesi için bir arkadaşınızdan destek almanız ya da bu öne çıkan güvenilir bir uygulamadan faydalanmanız yararlı olabilir.

Formata dikkat edin

Eğer ön yazınızı e-mail gövdesinde değil de dosya eki olarak iletecekseniz mutlaka PDF formatında iletmeye özen gösterin. Tüm bilgisayarlarda Word, Page veya Open Office gibi kelime işlem programlarının aynı sürümü olmayabilir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Küba’da Telefonlara İnternet Bağlantısı Geliyor

  • Bildiğiniz üzere Küba vatandaşlarına mobil internet hizmeti vermiyordu ve vatandaşlar bu durumdan rahatsız oluyorlardı.
  • Küba mobil internet hizmetini kullanıma sunuyor.
  • İlgili yazı: İki Alışverişten Birini Mobilden Yapıyoruz

Küba geçmişten günümüze internet erişiminin kısıtlanmasıyla biliniyor. Reuters’a göre 2013’e kadar ülkeden internete girmenin tek yolu, uluslararası misafirleri için internet bağlantısı sunan otellere gitmekti. Oldukça yavaş olan bu internet hizmeti için vatandaşların saatlik 2 dolar ödemesi gerekiyordu. 11.5 milyonluk komünist Karayip ülkesi 2018’in sonuna kadar bu hizmetin ülke çapında sunulmasını hedefliyor. Böylece ülkede 5 milyon kişinin yıl sonunda mobil internete erişebileceği hedefleniyor.

Birkaç devlet haber sitesine rapor veren 39 yaşındaki Yuris Norido, “Bu radikal bir değişim oldu,” dedi. “Artık haberlerin yer aldığı yer de dahil olmak üzere haberleri her yerden güncelleyebilirim.”

Yavaş ve Daha Pahalı

Küba’da internet erişimi olarak 3G kullanılıyor. Yeniz hizmete erişimi olan kullanıcılar ise 4G/LTE’ye erişemeyecek. Şirketler internet erişim paketlerinin ayda sadece 4GB internet kullanabilmek için 45 dolar ödemesi gerektiğini belirtiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link