Perakendecilik Kişiye Özel Ürünlere Yöneliyor

90’lı yılların başında tanıştığımız küreselleşme kavramı, internetin ve mobil teknolojinin doğuşuyla durdurulamaz bir hızla hayatımıza girdi ve hatta ele geçirdi. Ticaretten sanayiye, bankacılıktan turizme dek hemen her sektör, bu değişimden etkilendi. Fakat günümüzdeki en çarpıcı gelişmeler, perakendecilik alanında yaşanıyor. Giderek bireyselleşen yaşam tarzlarında kişiye özel çözümler sunmak, şimdi her zamankinden daha da önemli. Kişiye özel fırsatlar, birey odaklı pazarlama taktikleri, anlık promosyonlar derken iş, Coca-Cola ve Nutella ile kişiye özel markalaşmaya kadar geldi.

Hatta ürünle beraber sunulan deneyimin de yerelleşmeye başladığı bu değişimde, artık tüketiciler kendi ürünlerini de tasarlayabiliyor. Nike’ın bu ay New York’ta başlattığı ve yalnızca davetlilerin katılabildiği The Nike Maker’s Experience, bunun en önemli örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu özel programda katılımcılar, farklı tasarımlar arasından istediklerini seçerek kendi Nike ürünlerini, bir saatten daha kısa bir sürede, dijital olarak oluşturuyorlar.

Nike’ın projesinden etkileyici bir görünüm.

Nike Özel İnovasyon Projelerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Mark Smith bu proje sayesinde katılımcıların belli bir mekânda marka ekibiyle iş birliği hâlinde çalışıp kısa bir sürede yeni bir ürün tasarlayabilmesine olanak tanıdığının altını çiziyor. Benzer şekilde, ayakkabı üreticisi Vans da kişisel tasarımı önemsediğini, tüketicilerin tasarladığı yazıların 15 dakikada ayakkabıların üzerinde yer almasını sağlayan makinesiyle göstermişti.

Teknolojinin her geçen gün daha hızlı ilerlemesi, markaların mağaza içinde sunduğu vaatleri de geliştirdi. Klasik giyim markası Ministry of Supply’ın Boston’daki amiral mağazasına, geçtiğimiz Mart ayında yerleştirdiği boyutlu örgü makinesini kullanan ziyaretçiler, kendi spor ceketlerini tasarlama şansı buldu. 90 dakika süren ve 345 dolaramal olan deneyim, geleceğin sürdürülebilir ve daha güçlü üretim anlayışı için önemli bir adımdı. Örgüden bahsetmişken, Adidas’ı da buraya eklememiz gerekiyor. Markanın, 2016 yılının Aralık ayında Berlin’de açtığı üç aylık Knit for You pop-up mağazaya gelen müşteriler, kendi süveterlerini tasarlamıştı.

Adidas’ın Berlin’deki Knit for You mağazasında bir müşteri süveterini tasarlarken.

Elbette lüks tüketim ve güzellik endüstrisi de bu kişiselleşmede yer aldı. The St. Ives Mixing Bar, New York’taki yazlık mağazasında, müşterilerinin kendi cilt bakımı ürünlerini yaratmalarını sağladı. Daha önce bir yazımızda da bahsettiğimiz Function of Beauty kapsamında kişisel şampuanlar ve saç tipine göre çeşitlenen saç kremleri set olarak 36 dolar fiyatındaydı. Deri giyim markası Coach’un New York 5.Cadde’deki amiral mağazasında ise müşteriler, deri ustalarına sipariş vererek akıllarındaki giysiyi, kendileri için diktirme ayrıcalığını yaşadılar.

Coach mağazasındaki deri terzileri, müşterilerin verdikleri özel siparişler üzerinde çalışırlarken.

Tüketiciler Daha Fazla Beklemeye Hazır

Tüketimde bireyselleşmenin artması, doğal olarak markaları özelleşmiş tasarım üretimine itiyor ve bu da ısmarlama ürünler pazarını hareketlendiriyor. Deloitte’in hazırladığı rapora göre, müşterilerin yüzde 34’ü kişiselleştirilmiş-özelleşmiş ürünlere ilgi gösteriyor, yüzde 48’i ise bu tür ürünler için belli bir süre beklemeyi göze alıyor. Tüketiciler; yaratıcı marka deneyimleri, sipariş üzerine üretim, üretimde şeffaflık ve mağaza içi kişiselleştirmeyle giderek daha fazla ilgileniyor.

Hazır giyim ve çeşitliliği artan kozmetik çözümler, özellikle 90’lı yılların başından bu yana, en parlak perakendecilik başarılarından biriydi. Zaman ve maliyet açısından tüketicilerin hayatını kolaylaştırmış, e-ticaret ve büyük indirimlerle markalı ürünleri alabildiğimiz özel alışveriş siteleriyle satışları daha da artmış, hem kendilerini hem de müşterilerini memnun eden bir kazan-kazan durumu ortaya çıkmıştı. Bu işleyiş hâlâ devam ediyor.

The St. Ives Mixing Bar’da Jess adlı bir müşterinin ellerinden çıkan güzellik iksiri.

Fakat perakendecilik alanında, durumun yavaş yavaş değiştiğini de kabullenmeliyiz. Artık günümüzün tüketicileri, özellikle 30 yaş altı bireyler kendilerini daha iyi ifade eden, mümkünse kimsede olmayan, sıradanlaşmamış, kendilerinden bir şey kattıkları, dokunuşlarıyla az ya da çok değiştirebildikleri, özgün tasarımlara sahip ürünleri tercih ediyor. Belki de Beyoğlu’nda kaybolmaya yüz tutan, kişiye özel dikim yapan gömlek terzileri ya da yıllardır güzellik karışımları satan ama kozmetik dünyasının rekabet gücüne direnemeyen aktarlar, farklı ve daha gelişmiş bir anlayışla ama benzer mantıkla, yeni nesil girişimciler ya da zamanın ruhunu yakalamayı başaran markalar tarafından yakın gelecekte temsil edilecek, kim bilir?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

‘Design Week Turkey 2018’ ‘Tasarım Ekosistemi’ Ana Başlığı ile 16-18 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde

T.C. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından tasarım
kültürü oluşturmak ve Türkiye’deki tasarımcıları dünyaya tanıtmak amacıyla bu yıl üçüncüsü
düzenlenen Design Week Turkey 2018 (Türkiye Tasarım Haftası), 16-18 Kasım’da Haliç Kongre
Merkezi’nde gerçekleşecek. Türkiye’yi ‘tasarım’da buluşturacak etkinliğin ana teması bu yıl;
‘Tasarım Ekosistemi’ olacak.
Son 2 yıldır endüstriyel tasarımdan modaya, mimariden görsel iletişim tasarımına, Türkiye’yi tasarım
ekseninde bir araya getiren ‘Design Week Turkey’ 16-18 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde
gerçekleşecek. T.C. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından
düzenlenen hafta, ürün ve hizmetlerde tasarım farkını ortaya koyacak. Daha önceki yıllarda dünyaca
ünlü isimleri ağırlayan etkinlik, bu yıl da dünyaya yön veren tasarım trendlerini ziyaretçiler ile
buluşturacak. Bu yılki ana teması ‘Tasarım Ekosistemi’ olan Design Week Turkey’de; Türk Tasarımı,
Tasarım-Ekonomi İlişkisi, Küçük ve Büyük Endüstrilerde Tasarım ve Üretim, Girişimcilik, Zanaatkârlık,
Endüstriyel Tasarım, Lüks Tasarım, Görsel İletişim Tasarımı ve Moda Tasarımı gibi Tasarım
Ekosistemini oluşturulan konular ayrıntılı olarak işlenecek.
Tasarım ve Ar-Ge alanlarında atılan adımlar ile sektörlerin geleceğinin şekillendirileceğini vurgulayan
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle; “Türkiye’de tasarımın genele yayılması için
çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Burada önemli olanın çok üretmek değil, doğru tasarım olduğuna
inanıyoruz. İhracatın katma değerini tasarımla arttırmayı planlıyoruz. Ar-Ge ve reklam ile
destekleyerek tasarımı tabana yayacağız. Design Week Turkey ve sektörel tasarım yarışmalarımız
sayesinde de tasarımcılarımıza ve endüstriye verdiğimiz desteği durmaksızın sürdürmeye devam
edeceğiz. Çünkü biz, ihracat ailesi olarak, Türkiye ihracatının büyümesinde; tasarımla zenginleştirilmiş
ürünlerin eşsiz bir yere sahip olduğunun bilinciyle çalışmaya devam ediyoruz” dedi.
Türkiye’de tasarımın lüks bir kavram olarak görüldüğüne vurgu yapan Design Week Turkey 2018
Danışma Kurulu Başkanı Gökhan Karakuş; “Design Week Turkey ile bu yıl tasarımın genç nesle ilham
vermesi ve rehberlik etmesi hedefiyle, disiplinler arası ekipler tarafından gerçekleştirilen başarılı
yatırımların önemli örnek çalışmalarını sergileyeceğiz” dedi.

Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri 7 Kez Sahiplerini Bulacak

T.C. Ticaret Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu iş
birliğiyle TURQUALITY® Programı dahilinde gerçekleştirilen Design Turkey Endüstriyel Tasarım
Ödülleri bu yıl 7 kez sahiplerini bulacak. Türkiye’de kullanıcının ihtiyaçlarını gözeten, ihracatta ve
ulusal pazarda ürüne katma değer ve rekabetçi üstünlük kazandıran iyi tasarımı ödüllendirmek
amacıyla düzenlenen Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri, iyi tasarlanmış ürünlerin topluma
ve endüstriye sağladığı faydaları görünür kılmayı hedefliyor.
Design Week Turkey’in en önemli alanlarından birinin endüstriyel tasarım olduğunu belirten
Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu Başkanı Sertaç Ersayın; “Design Turkey Endüstriyel
Tasarım Ödülleri’nde, bu yıl 13 ayrı sektörden, son 3 yıl içerisinde üretilmiş tasarımlar, 30 uluslararası
jüri üyesi tarafından değerlendirilecek. Aynı zamanda gençlerin ve yeni tasarımcıların katılacağı henüz
ürün haline gelmemiş, taze fikirlerin değerlendirileceği Kavramsal Tasarım Ödülleri kategorisi de yer
alacak” dedi.

Bu Yıl İlk Kez Genç Tasarımcılara da Fırsat Tanınıyor

Design Week Turkey kapsamında, bu yıl ilk kez tasarım öğrencilerinin katılabileceği yarışmalar ve
atölye çalışmaları da organize edilecek. Girişimci ve genç tasarımcılara kendilerini ifade etme fırsatı
sunulurken etkinliğe özel olarak hazırlanmış sergiler de tasarım severlerle buluşacak. Ulusal ve
uluslararası başarılı isimler, genç tasarımcılara ilham verecek ve rehberlik edecek örnek çalışmalarını
paylaşırken, tasarımcı, girişimci, akademisyen, öğrenci ve sanayiciler de hafta boyunca bir araya
gelecek.
Ulusal ve uluslararası onlarca tasarımcı, marka ve ödüllü ürünün izleyiciyle buluşacağı Design Week
Turkey’de panel ve konferansların yanı sıra sergi ve atölye çalışmaları da yer alacak. Katılımın ücretsiz
olduğu etkinliğe giriş için Design Week Turkey web sitesinden (www.designweekturkey.com.tr) kayıt
olunması gerekiyor.

Design Week Turkey (Türkiye Tasarım Haftası) Hakkında

Design Week Turkey, T.C. Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından, tasarımın gücü konusunda
farkındalık sağlamak, tasarım kültürü oluşturmak ve Türk tasarımcılarını dünyaya tanıtmak amacıyla 2016
yılından beri düzenleniyor. Tasarımın Potansiyeli ana başlığı ile düzenlenen Design Week Turkey 2017’de
gerçekleştirilen 32 konferans ve panelde; endüstriyel, moda, görsel iletişim, mimarı tasarımda dünyaca ünlü
101 konuşmacı tecrübelerini aktardı. Etkinlikte 52 tasarımcı ve tasarım ofisinin geleceğin trend belirleyen
çalışmaları sergilenirken, zanaattan yapay zekaya, el işçiliğinden dijitale pek çok alanda 17 sergi ile farklı
disiplinler üzerine çalışan tasarımcıları ortak platformda buluşturan 14 atölyeyi ve etkinliğe özel hazırlanan
enstalasyonları da 41 bin 762 katılımcı takip etti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Metallica Viski Pazarına Girdi


Ünlü ABD’li müzik grubu Metallica, viski pazarına girdi. Metalin rock kökeninden geldiğini varsayarsak, genel olarak bir rock kültürüne ait olan Metallica grubu neden böyle bir pazara adım attı?

Öncelikle bazı insanlar için müzikte Metallica neyse motorda Harley Davidson neyse içkide viski aynı konumu aldı. Bunu gözlemlemiş olacaklar ki Metallica, ABD’nin en ünlü viski üreticilerinden Dave Pickerell ile çalışarak Blackened adını verdiği viskiyi üretti. Metallica her partide 5000 şişe viski piyasaya sürecek ve her 5000 şişe tükendiğinde blackenedwhiskey.com adresinde bu viskiye özel yeni şarkı listeleri yayınlanacak. Bu siteden aynı zamanda Blackened logolu lisanslı ürünler almak da mümkün olacak. Yani görünen o ki satışa sunulan ürünler bir tek viskiyle sınırlı kalmayacak. Viski şu anda ön satışa sunulmuş durumda ve Türkiye için sipariş seçeneği de var, Türkiye’den viski almak isteyen tüketiciler en az 52 doları gözden çıkarmalı, çünkü viskinin şatış fiyatı 52 dolar ve kargo için en az 18 dolar ödemeleri gerekmekte.

Peki akıllara yeniden şöyle bir soru gelmiyor mu: Kapitalist pazar Rock kültürünü de mi hapsetti?

Rock kültürüne bakıldığında müzik diliyle kendini pek tanımlayamayan rock kültürü, olguyu; ruhsal durum, siyasallaşma, sosyal talepler, ifade özgürlüğü terimleriyle müzikte bir başkaldırıdır. Demek ki rock aynı zamanda bir güçtür. Eski kuşaklardan olanların otoritesini reddetmek ve sonraki kuşakların isteğini ifade etme gücü hatta bir enerjidir. Siyahilerin isyan ve ağıtlarından doğan bir başkaldırıdır. Kapitalist pazar zaten rock müziğinin 45’lik plaklarını, dergilerini, radyolarını, motosikletlerini, gitarlarını, deri ceketlerini kısaca bütün malzemelerini satın alma imkanını hedef kitleye sunmuştu, anlaşılan o ki şimdi de içki pazarında hızla yerini viskiyle alacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?