Pazarlamanın Yeni Yüzü; Bu Değişime Hazır Mısınız?

‘Emotional Marketing’ (Duygusal Pazarlama) Olgusu

Bildiğimiz gibi pazarlama fonksiyonu ilk dijital reklamın neredeyse yirmi yıl önce görünmesinden bu yana çok değişti. Bu bağlantılı toplumda odak noktası tüketicinin lehine olarak kökten değişikliğe uğradı. Bu odaklanma üç ana faktör tarafından yönlendiriliyor; araştırma ile güçlenen kendini geliştirmiş bir tüketici, sosyal medya tarafından uyarılan konuşmalar ve internetin giderek artan nüfuzu ile kurulan sürekli bağlantı.

Sonuç olarak tüketici davranışlarında meydana gelen bu değişiklik pazarlamada yeni bir tarz, yeni bir rekabet alanı ortaya çıkardı.

2013 yılında pazarlamacıların kampanya merkezli günlerin nihayet sona erdiğini fark etmeleriyle, düşüncede yepyeni bir değerler dizisi (paradigma) kaymasına tanık olduk; artık mesajı müşteriler kontrol ediyorlar. Gelin, giderek artan sayıdaki markaların, önümüzdeki 5 yıl içerisinde muhtemelen pazarlama bölümlerinde ders olarak okutulacak ve örnek verilecek bazı pazarlama eğilimlerini beraber tartışalım.

Amaç Odaklı Pazarlama Ana Akım Pazarlama Haline Gelecek

Son zamanlarda ürün merkezli pazarlamadan amaç odaklı pazarlamaya tedrici (dereceli; yavaş yavaş) fakat kesin bir geçiş var. Markanın sorumluluğu duygusal iletişimden çok daha fazlasını kapsıyor. Marka imajı artık bir bütün olarak onun toplum üzerindeki etkisinin bir ifadesi durumunda.

Bu videoda anlatıldığı gibi, geleneksel pazarlama kampanyaları bir süredir ciddi ölçüde olumsuz tüketici tepkileri almaktaydılar. Mantıksız beklentiler ve gerçekçi olmayan rol modeller oluşturarak tüketicilerin güvensizlikleri üzerinde oynamakta ve duygularını istismar etmekteydiler. Hala bunu yapanlar da var:

Ana akım reklamların sebep olduğu sosyal tahribatı iyi anlayarak, Dove ‘Real Beauty’ adlı kampanyasını oluşturdu. Bu öyle bir kampanyaydı ki diğer markaları sığ ve sömürücü sıfatıyla ardında bıraktı. Şaşırtıcı girişim tüketicilerin hayatlarındaki gerginlikler ve çelişkiler üzerine bir fikir ve anlayış geliştirmek üzerine bina edilmiş:

Video dünya genelinde 163 milyon izlenme rakamına ulaştı, Cannes YouTube Reklamları Liderleri listesinin zirvesine çıktı ve Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festival’inde Titanium Grand Prix ödülünü kazandı.

Unilever tarafından üretilen ‘Project Sunlight’ ve IBM’in ‘Smarter Planet’ adlı kampanyalarını da diğer çarpıcı örnekler arasında sayabiliriz.

Dağıtım Maliyetinden Yenilik Maliyetine

Geleneksel modeliyle bir kampanya oluşturmak ve bunun dağıtımı için ödeme yapmak artık çok rekabetçi sayılmıyor. Sektörün uzmanlarına göre Dove’un tüketiciyi anlayan, inanılmaz yenilikçi “Real Beauty” kampanyası, geleneksel dağıtım kanallarının gerektirdiği maliyetin çok küçük bir kısmı ile markaya 250 milyon doların üzerinde bir marka değeri kazandırabilecek nitelikte. Doğru dağıtım kanalıyla kendi kendini dağıtan ve medya harcamalarından milyonlarca dolar tasarruf ettiren harika bir içerik…

Bu bakış açısıyla, Amerika’nın meşhur Super Bowl müsabakasında yayınlanacak 30 saniyelik bir reklam gösteriminin, en yüksek izlenme (prime time) dakikalarında bile markaya yaklaşık 110 milyon görüntülenme için 3,5 milyon dolarlık bir maliyeti olacaktı. Diğer taraftan, Red Bull’un riskli ama yenilikçi ‘Space Jump’ (uzay atlayışı) pazarlaması sektördekilerin görüşlerine göre markaya 164 milyon dolarlık bir değer kazandırmış durumda. Huffington Post’un şu yazısına göre “Red Bull Stratos Pazarlamanın Geleceğini Değiştirebilir” nitelikte.

Teknolojinin Pazarlamayı Etkilediği Gerçeği Artık Bir Sır Değil

Ünlü araştırma ve analiz şirketi Gartner 2012’nin başlarındaki araştırmasında, 2017 den itibaren pazarlama yöneticilerinin teknolojiye daha fazla harcama yapacaklarını öngörüyordu.

Geleneksel olarak pazarlama ekipleri iki bölümden oluşurlar; fikir oluşturma ekibi ve müşteri ilişkileri ekibi. Ne yazık ki, artık bu yeterli değil. Eğer bir pazarlama ajansı ya da markanızın pazarlama departmanını yönetiyorsanız, “teknolojik açıdan üretken”, Facebook, Twitter, Google API ve algoritmaları ile oynayabilen insanlara ihtiyacınız var demektir. Başka bir deyişle, kodlamayı bir üretkenlik gücü olarak kullanabilecek insanlara…

Bugünün gerçek pazarlamacısının kodlamaya ve gelişmiş reklam satın alma araçlarına ihtiyacı olduğu kesin.

Teknoloji artık pazarlamada daha merkezi bir rol oynuyor. Google Analytics gibi araçlar artık tercihe bağlı değil, zorunlu hale gelmiş durumda ve tüketiciler ile bağlantı kurmak ise her şeyden önemli gözüküyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Webeditoryal.com ve isteveyap.com kurucusu. Web İçerik Danışmanı. Her türlü markaya ve bireysel girişimcilere, küçük ve orta ölçekli işletmelere içerik pazarlaması çalışmalarında yardım etmeyi seviyor. Pazarlama ve reklamcılığa aşık.

Bir Cevap Yazın

Mc Donald’s’da Kullanılan Ambalajlar 2025’e Kadar Geri Dönüştürülebilir Olacak

Bir fast food restoranında hayal edin kendinizi, kalabalık gürültülü bir ortam, sizden önce birçok kişinin yemek yediği tepsiler, onların üzerinde kağıt Amerikan servisler, hamburger ve patates kızartması kutuları derken aslında çöp olan ne kadar fazla geri dönüştürülebilir atık olduğunu düşününce şaşırıyorsunuz öyle değil mi? Peki çöpe gitmek zorundalar mı, artık değiller.

Dünya’nın en büyük fast food restoran zinciri Mc Donald’s 7 yıl içinde kullandığı tüm ambalajları yenilebilir veya geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlamayı hedeflediğini açıkladı. Sağlıksız beslenmeden kaynaklanan hayat tarzına olan destekleri her ne kadar devam ediyor olsa da yine de bu hamleyi yapıyor olması sektörü bu konuda ateşleyecek olması bakımından heyecan verici.

Müşterilerinin en önem verdiği bu detayı kendine amaç edinerek, çevre dostu paketleme sistemine tüm restoranlarda geçmeyi hedeflediğini belirten zincir, 2025’e kadar tüm ambalajlarını yenilebilir, geri dönüştürülebilir ve bu konuda sertifikalı kaynaklardan edineceğini ve çalışacakları şirketlerin, ormanların korunmasına katkı sağlayan Forest Stewardship Council sertifikalı olmasına dikkat edeceklerini duyurdu.

Her ne kadar Mc Donald’s ‘da kullanılan ambalajları yarısı hali hazırda yenilenebilir kaynaklardan ediniliyor olsa da bu miktarda ürünü kullanan restoran sayısının %10’u geçmediğini ancak 2025’e kadar tüm restoranlarda aynı standardın uygulanacağı duyurdu.

Ancak yine de bu konuda daha büyük bir farkındalık yaratılması ve standart oluşturulması için farklı endüstrilerde de elini taşın altına koyması gereken şirketler bulunuyor. Böylelikle yeni “geri dönüşüm programları” açılarak konu hakkında geniş bir bilinçlendirme faaliyeti yürütülebilir.

Ancak yine de neredeyse 30 sene önce atık miktarını azaltmaya başlayan Mc Donald’s ‘ın 7 sene içinde bu adımı tamamlıyor olması domino etkisi yaratacak gibi görünüyor. Siz ne dersiniz?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Listeli İçerikleri Daha Çok Sevmemizin 5 Nedeni

Son dönem trend içerikler sunan birçok sitenin çok sevilmesinin en büyük nedenlerinden biri, oluşturdukları listeli içeriklerdi. Bu içerikler o kadar popüler hale geldi ki, haber sitelerinde, pazarlama bloglarında vb. birçok yerde bu tarz yazılarda patlama yaşandı.

Etkili başlık oluşturmanızı sağlayan 7S kuralından belki de en önemlisi olan sayıların, listeli içeriklerin başlıklarında mutlaka yer alması da bu içeriklerin başarıya ulaşmasını kolaylaştırdı. Peki nedir bu sayıların sırrı? Neden bu tarz içeriklere daha fazla tıklanıyor?

 

1-) Düzeni Seviyoruz

aa

Blog yazıları için “Yazılarınızı paragraflara ayırın”, “Alt başlıklar kullanın” gibi bazı tüyolar vardır. Bu tüyoların altında yatan ana sebep, düzenli yazıların daha fazla okunabilir olmasıdır. Çünkü insanlar okuması kolay ve bölümleri arasında rahat geçişler yapabileceği yazıları daha çok seviyor. Yazı başlığında listeleme yönteminin işareti olan bir rakam (bu yazının başlığındaki gibi) gördüğümüzde, madde madde düzenlenmiş bir yazının çekiciliği bizi yakalıyor.

2-) Netlik İstiyoruz

150413113851_lists_624x351_bbc_nocredit

İnsan beyni her zaman belirsiz olan yerine net olanı tercih eder. Bu yüzden “Güne zinde başlamak için ipuçları” başlığına sahip bir yazı yerine başlığı “Güne zinde başlamak için 7 ipucu” olan bir yazı daha çok ilgimizi çekiyor. Çünkü nettir, yazıya tıkladığında karşınıza 7 tane madde çıkacağını bilirsiniz. Diğer başlık ise içerikle alakalı herhangi net bir şey vaat etmediği için insanlardaki tıklama dürtüsünü daha zor harekete geçirir.

3-) Merak Ediyoruz

merak

Karşımızda içinde sayı içeren bir başlık gördüğümüzde, ister istemez bilinçaltımızda “Neymiş o 4 ipucu?”, “Acaba 8 başarılı örnek hangisiymiş?” gibi düşünceler oluşuyor. Çünkü sayılar, merak duygusunu tetikliyor. Bu merak duygusu yazıya tıklamayı beraberinde getiriyor. Hatta çoğu web sitesi bu merak duygusunu kullanarak, daha fazla sayfanın görüntülenmesi için listeli içeriklerini adım adım (galeri formatında) veriyor. Adeta “makas kesmiyor” diyerek bizden her seferinde 1 tıklama daha istiyor.

4-) Sınırlandırılmak İstiyoruz

sınır

Bu kötü olarak algılanmasın. Gün içerisinde hepimiz koşuşturma halindeyiz ve bu yüzden zamanımız çok değerli. Vakit bulup da internette dolaştığımız zaman da bir yazıyı okumak için çok fazla zaman ayıramıyoruz (istisnalar dışında). Başlıklarda yer alan sayılar ise o içeriğin kapsamı hakkında bize bilgi veriyor. Tabii ki her yazının bir sonu vardır ancak sınırların baştan çizilmiş olmasıçok uzun olmadığını, uzun olsa bile belirtilen sayı kadar başlık olduğunu

5-) Güven Duyuyoruz

Güven verin

Sayılara; gerek sunumlarda, gerek haberlerde, gerek bir şeyi ispatlamaya çalışırken çok fazla ihtiyaç duyarız. Sayılar ilgi çekicidir ve karşı tarafta güven duygusunu uyandırır. Bu yüzdendir ki “Sosyal mecraların kullanım sayıları” vb. yazılar, geçmişte yüzlerce defa yazılmış olsa bile hala ilgileri toplayabiliyor.

Sayıların yarattığı bu güven duygusu, listeli içeriklerdeki başlıklarda da işe yarıyor. “Gripten korunmanın etkili yolları” başlığı yerine “Gripten korunmanın 9 etkili yolu” başlığı daha çok ilgi çekiyor. Çünkü söz konusu maddelerin belli bir araştırma ve emek sonucunda ortaya çıkarıldığı, bazı ispatlara dayandırıldığı hissiyatı oluşuyor.

Sonuç

Listeli içeriklerin başlığını her gördüğümüzde yukarıdaki 5 psikolojik etkinin hepsinin birden devreye girdiğini iddia edemem. Ama her tıklamamızda bu 5 etkenden bir ve birkaçının bizi harekete geçirdiğini düşünüyorum. Yazımı, listeli içeriklerin ne kadar popüler duruma geldiğini gösteren, Serdar Kuzuloğlu’nun sunumundan bir kare ile sonlandırıyorum. =) (Parantezin içine dikkat)

liste içerik serdar k

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link