Pazarlamanın Yaratıcı Kraliçesi: Beyoncé

Beyoncé ve hayranları bir tür cemaat artık, bunu biliyor muydunuz?

Dünyada böyle bir gerçek olduğunu bilmelisiniz. Resmi anlamda olmasa da etkileşim anlamında adeta böyle. Onun takımından olursunuz ya da olmazsınız, Beyoncé’nin müritlerini elinden geldiğince kalabalık tutmaya ve genişletmeye çalışması diye bir gerçek var.

Üstelik de bu konuda birçok ajanstan daha başarılı bir tutundurmacı. Buna emin olabilirsiniz.

Beyoncé dünyanın en etkili kadınları listesinde. Onun bu gücü, özellikle ırkçı temellerden daha hala tam arınamamış dünyaya ders verir nitelikte. Bunu, bir sürü farklı yöntemle destekledi. Hamileliğinde kaybettiği bir senedeki popülarite kaybını bile sadece bir ayda yeniden kazandı. Birçok prodüktör, pazarlamacı ve reklamcı onun bir dahi olduğunu düşünüyor. Çünkü insanları gerçekten nasıl etkileyeceğini biliyor. Aralarındaki sürecin her zaman dinç kalmasının tek yolunun “sürekli” iletişimden geçtiğinin farkında ve bunu her fırsatta, üstelik en yaratıcı yollarla sağlamaya çalışıyor.

Beyoncé tüm müzik ve eğlence endüstrisi tarafından “çok çalışan” kişi olarak bilinir. Ama sadece fiziksel olarak değil aynı zamanda sunduklarını destekleyen her alanda gerçek bir savaşçı. Peki eğer kısaca bölümlersek, markalar Beyoncé’dan ne öğrenmeli?

Her zaman yaratıcı bir Kraliçe

Bir ortamda fark edilmek isterseniz, ya havalı bir tavuskuşu ya da gerçekten yaratıcı olmanız gerekir. Eğer fark edilir olmak istiyorsanız, diğerlerinden ayrılmanızı sağlayacak bir özelliğiniz olmalıdır.

Bu Beyoncé için olmazsa olmaz. Duruşu her zaman aynı ve başkalarında olmayan, sadece kendinde olan özellikleri ön plana çıkarmakta da çok başarılı. Ama en etkilisi zekasını bu yöne yorması. Örneğin, uzun zamandır müzik piyasasını kasıp kavuran ön promosyonlar, single kesitleri süredursun, kraliçe bir günde bir albümle çıkıverdi karşımıza. Sadece zamanlama anlamında aldığı risk değildi elbette dikkat çeken bütün albümün bir video albüm olmasıydı. Tüm şarkılarına klipler çekip bunu albümüne koymuştu. Bu şimdiye kadar yapılmamış bir çalışmaydı, tıpkı hiç tanıtım yapmadan albüm çıkardım diye ortaya çıkıvermesi gibi. Bunu neden yaptığını açıklarken de, “Albümümle anlatacak hikayelerim var. Bunu bir singledan öteye taşımamın en iyi yolu bu gibi geldi. Bunlar benim aklımdaki fotoğraflar, onları yaparken neler hissettiysem aynılarını dinleyicilerin de yaşayabilmesi için bir yol seçtim.” dedi. Sadece 3 gün içinde milyonlarca satan Beyoncé, yaratıcılığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı. Tıpkı markalarda olduğu gibi, hangi markayı farklılaşmadan görebilir hale geliyoruz ki? Kendinizi kandırmayın, tabii ki hiçbirini.

Risk bağımlısı kadın

Beyoncé risk almaktan çekinmeyen biri. Sadece bir şarkıcı değil, bir PR ve Pazarlama uzmanı. İsminin markaolmasını sağlayan yegane insan. Yürüyen bir zeka. Bu yüzden her zaman tahtta olmanın yolunun risk almaktan geçtiğinin de farkında.

Bunu ilk kez grubundan ayrılıp, tek başına yoluna devam etmeye karar verdiğinde de uygulamaktan çekinmemişti. Hiçbir duyuru yapmadan albüm çıkarmak, kliplerden oluşan bir albüme maliyeti yığmak, çok farklı olabilecek koreografileri ve ritmleri çekinmeden denemek de bu listede yer alıyor.

Hatta Beyoncé ilklerden birini de MTV gecesinde gerçekleştirmişti. Bu büyük bir riskti çünkü, tüm dünyanın kitlendiği bir showda sahne alan az sayıdaki sanatçıdan biriydi. Ilk kez albümünü bir seferde toplam 16 dakikalık bir mixe çevirerek sahneledi. Bu da bir riskti. Kalabalık çoğu şarkıyı daha önce duymamıştı bile. Ama sonunda unutulmaz, büyüleyici bir atmosferi oluşturmayı bir şekilde başarmıştı. Herkesin insanları dans ettirmek zorunds hissettiği ve hareketli şarkıları seçtiği başka bir ödül töreninde de, sadece kostümü ve sesiyle yavaş tempodaki şarkısını seslendiren de Beyoncé Knowles. Sadece bu özgüveniyle bile bir geceyi nasıl domine edebildiğini de kanıtladı. Ertesi günü kimin daha çok eğlendirdiği değil, Beyoncé’nin kraliçe olmayı nasıl başardığının haberleri yer alıyordu her yerde.

Bu, markaların her zaman dikkat etmesi, örnek alması gereken şey. Risk almak zordur ama çok elzem bir aksiyondur. Üstelik rakipleri gözlemlemek, incelemek, tıpkı futboldaki gibi oyunu iyi okumak gerekir. Bu yetenek, markaların kendilerini diğer rakiplerden farklı konumlamasına yardım ediyor. Aslında Beyoncé hemen hemenApple gibi bir markanın stratejisini uyarlıyor.

Köklerine bağlı bir anne, eş ve insan:

Her zaman nereden geldiğini hatırlat. Aileni kabullendir. Hayatını paylaş, onlardan biri ol. Şeffaf kal.

Bahsettiğim, bildiğimiz markalaşma sürecinin olmazsa olmazlarından sadece birisi. Şeffaflık için bilinen en iyi yol, ailenin, şirketin kapılarını sonuna kadar açmaktır. Beyoncé bu konuda da örnek alınması gereken bir marka. Üstelik onun bu tarzı diğer sanatçılar için de örnek oluşturmaktan geri kalmıyor. Özellikle sosyal medyayı, Instagrambaşta olmak üzere hem özel hayatının kapılarını açarak hem de savaştığı bütün sosyal meseleler için, oldukça etkin bir şekilde kullanmayı başarıyor. Onu ayakkabısını çıkarırken, kızıyla oynarken, güneşlenirken, sahne arkasında yemek yerken görebileceğiniz gibi, kadınların gücünü göstermeye kendini adamış bir karakterin liderliğini üstlenirken, Afrikalılar için pankart açarken ya da Obama ile görüşmesi sırasında çekilen fotoğrafta da görebilirsiniz.

Bunun marka olarak Beyoncé’a katkısı, dinleyicilerinin sorgusuz sualsiz kendini onun ailesi içinde hissetmeleridir.

Bu başarı bağlılık getirir. Ve sadakat günümüzde hala markaların en büyük soru işaretidir. İşler bu anlamda her zaman korku filmine dönebilir.

İşte akıllı adımları, çalışkan tavrı ve her zaman işine dahil ettiği zekasıyla Beyoncé da markalar dünyasında gerçek anlamıyla ‘KUSURSUZ’*

* Bu dünyada nasıl bir güç olduğunu, güçlü bir dille söylediği şarkısının isminden alıntı; “FLAWLESS”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olan Zümrüt Tanrıöven; Pazarlamasyon'da pazarlama ve reklam üzerine yazılar yazmaktadır. Futbol Extra'da yazar olmasının yanında, bunun bir devamı olarak spor pazarlama konusunda oldukça derin eğitimler almış, bu konuda bir çok araştırmada ve projede bulunmuştur. İstanbul Bilgi Üniversitesinde bitirdiği yüksek lisansıyla beraber kültür ve sosyolojik yönetimlere de odaklanmaya çalışmış, bu alanları birbiri içinde kullanmaya yönelmiştir. Alamet-i Farika, Show Tv gibi yerlerin ardından son 5 yılında TTNET, Tivibu'da İçerik Pazarlama'cı olarak çalıştı. Şimdi Türk Telekom Pazarlama İletişiminde yolunda devam etmekte.

Bir Cevap Yazın

İzlanda Coca Cola Dünya Kupası Reklamını İzlanda Milli Takım Kalecisi Thór Halldórsson Yönetiyor!


Bayram’a karışan Dünya Kupası coşkusu tüm hızıyla devam ederken, karşılaştırmalar kadar heyecan verici detaylar da yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Bu detaylardan bir tanesi de Coca Cola’nın İzlanda reklam filmi ile ortaya çıktı. Dünya Kupası’nda yarışan en küçük ülke olan İzlanda’nın futbol takımı oyuncularının birçoğu futbol kariyerlerinden önce birçok farklı alanda da yeteneklerini sergileme imkanı bulmuşlar. Öyle ki Coca Cola’nın Dünya Kupası’na özel İzlanda reklam filminin yönetmeni de İzlanda milli takımının kalecisi Thór Halldórsson olmuş.

İzlanda milli takımı kalecisi Hannes Thór Halldórsson 2018 Dünya Kupası döneminde kalesini korurken, öncesinde kendi ülkesinde yayına girecek olan Coca Cola reklamını yönetmiş. Futbolu profesyonel bir kariyer olarak görmeden önce Halldórsson film yönetmeni olarak çalışıyormuş. Hatta teknik direktör Halgrimsson’da milli takımı yönetmediği vakitlerde diş hekimliği yapıyor.

Filmde baskın tema Euro 2016’da efsaneleşerek bir milli takım geleneği haline gelen Viking alkışının baştan sona tüm İzlanda halkını günlük yaşamda nasıl sarıp, tek bir noktada bir araya getirdiği olurken, hangi takımı tutuyorsanız tutun, o efsanevi alkışın ritmi sizi reklam boyunca sizi de sarıyor.

Sanıyorum asıl güzel olan da birçok ülkenin milli takımında ülkesini temsil eden milyon dolarlık futbolculara karşın İzlanda gibi daha küçük yüzölçümlü ülkelerin oyuncularının futbolla beraber başka meslek dallarında da başarılı olması.

Öyle ki kale bekçisi Halldórsson bundan dört yıl kadar önce profesyonel bir yönetmenken ikinci iş olarak futbolla ilgileniyormuş. Şimdilerde kariyerini bir Danimarka takımı olan Randers FC’da sürdüren Halldórsson, İzlanda’da yayına girecek bu reklam filmi için bir istisna yaparak yönetmen koltuğuna geri dönmüş ve halkı Dünya Kupası coşkusu ile birleştirecek çok güzel bir işe imza atmış.

Sanırım en iyisi de güzelce kurgulanmış bu reklam filminde birleştirici unsurlarla beraber İzlanda’nın doğal güzelliklerini de seyretmek  oldu. Peki siz ne düşünüyorsunuz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link