Pazarlamanın Çevrecilikten Milliyetçiliğe Dönen Yüzü

Geçtiğimiz on yılda Greenpeace ve benzeri kuruluşların öncülüğünde dünya genelinde oluşan çevre hassasiyeti pazarlamanın da önemli bir parçasıydı. Küresel ısınma karşıtı sivil toplum hareketi zamanla yerini farklı konulara da bırakmaya başladı. Sosyal sorumluluk projeleri hem dünyaya katkı sağladığı için hem de marka itibarı kazandırdığı için markaların vazgeçilmeziydi.bp-recovery-funding-efforts

Bu trendin oluşmasında öncelikle medyanın kamuoyu yaratması ve politika etkindi. (Çevreye duyarlı şehircilik projeleri, ağaçlandırma projesi vaadleri gibi.) BP’nin petrol sızıntısıyla dünyada önem arz etmeye hassasiyet, kadına şiddetin önüne geçmeye, otizmli çocuklara, hayvanlara ve doğal parklara kadar uzandı. Çok önemli bir duyarlılık örneği. Ama bu iş öyle bir noktaya dayandı ki markalar bu projeye 3 lira harcıyorsa bunu ilan etmek için 5 kuruş harcar hale geldi. Bu projeleri samimi bir şekilde gerçekleştiren şirketler iyi ki var.
“Bu paketi satın alarak bir fidan dikmiş olacaksın” mantığıyla benim adıma 1 defa fidan diken marka bana aslında çok zor olan ilk ürün deneyimi yaşatmak ve marka sadakati oluşturmak istedi.
Yani sosyal çevre bilinci kavramı bir anlamda istismar edildi.

On May 6, 2010, a ship cuts through a band of oil on the surface of the Gulf of Mexico that seeped up from the Deepwater Horizon wellhead. Photo ? Daniel Beltra for Greenpeace.

 Şu anda ise dünya genelinde ciddi bir milliyetçilik akımı görüyoruz. Amerika’da Donald Trump’ın vaadlerinin ilgi görmesi, Brexit ile İngiltere’nin Avrupa Birliği üyeliğinden ayrılması, AB’nin Rusya’ya Ukrayna krizi nedeniyle ambargo uygulaması ve Türkiye’de hassaslaşan politik gelişmeler.
 BN-NA791_boris0_P_20160311111932

Türkiye’de ne oldu?

  1. Cumhurbaşkanı, 7 Temmuz seçim döneminde her fırsatta “yerli ve milli” kelimelerinin altını çizdi.
  2. Politik gelişmelerin saat başı değişkenlik göstermesi psikolojik olarak öze dönüşe neden oldu. Artık bizden olmayanlara karşı tahammülümüz daha az.
  3. PKK ile çözüm süresi sona erdi.
  4. Diriliş Ertuğrul, Kurtlar Vadisi Pusu gibi tarih ve millet temalı diziler reyting listesinin hep en üstlerinde yer aldı.
  5. Ülkenin yarısından fazlasının telefonunda “Dombıra” zil sesi müziği. Bu da bir propoganda türü.
  6. Muhafazakar olmayan gençlerin ise yarısında Atatürk dövmesi var.
  7. 15 Temmuz darbe girişimi süreci ise iktidar ve muhalefeti destekleyen hemen herkesi bir araya getiren itici bir sebep oldu.
Şimdi bu milliyetçilik trendi de yeni bir meta haline geldi.
3 sene önce “Doğal yaşamın içinde ve İstanbul’un tam merkezinde” diye tanıtılan projeler şimdi “Bu ülke böyle projelere layık!” diye anlatılıyor.
“Daha az elektrik ve su tüketen A+++’tan 3 kat daha tasarruflu çamaşır makinesi”
şu an marka tarafından “Yerli ve milli gururumuz Y markasının ürünü” olarak anlatılıyor.
Futbolun ekonomik dinamiklerini elinde tutan Digiturk süper lig başlarken daha fazla abone kaydı almak için yanıp tutuşuyor. Futbolun güzellikleriyle ilgili anlatacak pek bir argüman var mı? Yok. Stadlar da dolmuyor. Evet o da milliyetçiliği taraftarlık üstünden işledi. “Dik durduk, eğilmedik, senden vazgeçmedik Türkiye” tamamen darbe girişimine atıftır. Ve bu reklamın amacı abone bağlamak.
Bir diğer örnek de “Ülkemizin yarınlarına güveniyoruz” diye başlayan Emlak Konut reklamı.

Bu örneklerine katkı yaparsanız sevinirim çünkü çoklar ve günden güne artacaklar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yapımcı-Reklam Yazarı @graphxajans

Bir Cevap Yazın

Kind, Cesur Pazarlama Faaliyeti Kapsamında 10.000 Kişiye Rakiplerinin Ürünlerini Gönderdi

Bir markanın ürününe sonuna kadar güvenmesi çok önemli bir olaydır. Markalar sürekli olarak kendi ürünlerinin en iyisi olduğunu ve ürünlerine güvendiklerini söyleseler de, bu güveni göstermek yürek ister. Kind isimli marka ise son yaptığı pazarlama faaliyetiyle böyle bir yüreğe sahip olduğunu gösterdi.

Protein barı ve granola bar gibi sağlıklı atıştırmalıklar üreten bir marka olan Kind, protein barı pazarına girişini doğrudan rakiplerini hedef alan bir pazarlama hamlesiyle duyurdu. Yeni ürününü insanlara denettirmek isteyen marka, internet sitesi üzerinden kayıt olan 10.000 kişiye kendi ürününden göndermekle kalmayıp kendisi gibi protein barı üreten Clif, Quest, ThinkThin ve Power Crunch gibi çeşitli rakiplerinin ürünlerinden de gönderdi. Tabii ki Kind’in bunu yapmaktaki amacı, insanların iki ürünü de deneyip hangisinin daha iyi olduğuna karar vermelerini sağlamaktı.

Kind, kendi protein barlarında ana protein kaynağının fındık olduğunu ve bu yüzden otomatik olarak kendi protein barlarının, yoğun olarak yapay protein karışımları, yapay tatlandırıcı ve şeker alkolü barındıran diğer protein barlarından daha iyi olduğunu belirtiyor. Kind şirketinin entegre iletişimden aorumlu başkan yardımcısı Drew Nannis, bu pazarlama faaliyetiyle ilgili olarak şunları ifade etti:

“Yeni bir kategoriye girdiğimizden beri, insanları ilgi uyandıran bir şekilde değişiklik yapma konusunda ikna etmeye ihtiyaç duyuyoruz. Tat oldukça subjektiftir, bu yüzden insanların ürünümüzü denemelerini sağlayarak iyi bir etki yaratmak için elimizden gelenin en iyisini yapmak istedik.”

Protein barları, marka için net bir büyüme fırsatı barındırıyor. Bununla birlikte Kind, kendisini meydan okuyan bir marka olarak görüyor ve yerleşik rakiplerle boy ölçüşmekten hiçbir şekilde kaçınmıyor. Ayrıca belirtilene göre bu pazarlama faaliyetleri onlar açısından oldukça iyi sonuç verdi. Bununla ilgili bir örnek vermek gerekirse, Drew Nannis’in belirttiğine göre bu pazarlama faaliyetinin başlatıldığı hafta boyunca şirketin internet sitesinin trafiği %61 oranında arttı.

Tüm bunların yanı sıra Kind, Korkunç Bir Film’deki Cindy Campbell rolüyle tanınan Anna Faris’in rol aldığı bir dijital reklam kampanyası da yürütüyor. Bu reklam videosunda Anna Faris, Amazon kullanıcılarının piyasada yer alan lider protein barları hakkında yaptıkları ve tamamen gerçek olan kötü yorumları okuyor. Birkaç farklı dijital kanal üzerinden yayımlanan bu reklam videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

McDonald’s, Müzeleri Kötülediği İçin Tepki Çeken Reklamını Yayından Kaldırdı

Markaların, sundukları ürünlerin ya da hizmetlerin insanlar tarafından tercih edilmesini sağlamak amacıyla yaptıkları reklamlar her zaman beklenilen sonucu vermeyebiliyor, hatta geri tepebiliyor. Şu zamana kadar tepki çeken birçok reklamla karşılaştık. Bunun geçtiğimiz yılki örneklerine “2017’nin En Çok Tepki Çeken 10 Reklamı” başlıklı yazımızdan göz atabilirsiniz. Bu durumun son kurbanı ise fast food restoran zinciri McDonald’s oldu.

Desing Taxi’nin yaptığı habere göre Kanada’da yayımlanan bir McDonald’s reklamı, 5 doları yemek almak için harcamanın, müzeye gidip dinozorlar hakkında bir şeyler öğrenmek için harcamaktan daha iyi olduğunu vurguluyordu. Reklamdaki anlatıcı, “5 dolara bir müze turu yapabilirsiniz.” diyor ve ardından müze rehberi olan bir kadın anlatıcının sözünü keserek “Dinozorlar vardı ve sonra yoktu. Tamam, öyleyse hediyelik eşya dükkanına geçin.” diyor. Daha sonra anlatıcı, izleyicilere 5 dolarlarını sandviç, patates kızartması ve içecekten oluşan değerli bir yemek için harcamalarını söylüyor.

Müze gezmenin aslında o kadar da önemli bir olay olmadığı izlenimini yaratan bu reklam, doğal olarak insanların tepkisini çekti. Kanada’nın en batısında yer alan Britanya Kolumbiyası eyaletinde bulunan bir bilim müzesi olan Exploration Place’in müdürü olan Tracy Calogheros, bu reklamın kendisini çok üzdüğünü belirtti. Tracy Calogheros reklamla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Aslında bizim hediyelik eşya dükkanlarımızda insanları söğüşlemek için bu işin içinde olduğumuzu ve 5 dolarınızı yeni McDonald’s hamburger promosyonuna harcamanızın daha iyi olduğunu ima ediyor. dedi.

Bu yaşananların ardından McDonald’s adına konuşan Adam Grachnik isimli şirket sözcüsü ise şirket adına özür diledi ve reklamın komik olması ve hiçbir müzeye karşı kırıcı olmaması gerektiğini ifade etti. Adam Grachnik, The Canadian Press isimli haber ajansına yaptığı açıklamada, “Müzelerin güvenilir, saygıdeğer ve Kanada kültürü hakkında bilgilendirici yerler olduğunun tamamen farkındayız ve herhangi bir kırgınlık için özür diliyoruz.” dedi.

Bunların yanı sıra McDonald’s Kanada, Amerikan Müzeler Birliği Başkanı Laura Lott’un reklamla ilgili olarak attığı tweet’e yanıt vererek resmi Twitter hesabı üzerinden de özür diledi ve şunları ifade etti:

“Herhangi bir kırgınlık için özür diliyoruz Laura. Müzelerin güvenilir, saygıdeğer ve Kanada kültürü hakkında bilgilendirici yerler olduğunun tamamen farkındayız ve bu reklamı derhal yayın kanallarından kaldırıyoruz.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link