Pazarlamada Göstergebilimin Kullanımı 1

Semiyotik (göstergebilim) kullanımın yaygınlaşması ve özellikle pazarlama alanında sıkça kullanılması tüketim ürünlerine bambaşka kimlikler kazandırmış ve tüketicilerin bu kimlikleri kullanarak farklı olabilecekleri öğretilmiştir. Gösterge, genel olarak bir başka şeyin yerini alabilecek nitelikte olduğundan kendi dışında bir şey gösteren her türlü nesne, varlık ya da olgu olarak tanımlanmaktadır. Göstergebilim ise temsili olan ve anlamlı bir bütün oluşturan her şeyi inceler. Reklamlarda sunulan ürünlerin salt fonksiyonel özelliklerinin ötesinde gösterişin, yüksek kalitenin, imajın ve bütün diğer göstergelerin merkezi haline getirilmesi kapitalist sistemin bilinçli bir piyasa stratejisidir.

Bugünün iletişim araçlarında ne diş macununun kimyevi içeriğinden bahsedilmekte, nede bir halının kaç ilmek sayısı içerdiğinden söz edilmektedir. Gıda ürünlerinden dayanıklı tüketim mallarına kadar olan her şey – ve hatta hizmetler bile – soyut birer anlam kazanmakta ve kullanıcıya çeşitli vaatler sunmaktadır. Diş macunu kullanan bir erkek artık daha güvenli ve çekici gülümsemekte, bir halı mutlu aile tablosunun bir parçası; bir spor ayakkabı başarının simgesi; bir elbise çekici ve arzulanabilir olmanın yolu; bir parfüm ise baştan çıkarmanın formülü olarak görülmektedir. Pazarlama ve tüketici davranışları literatüründe belirtildiği gibi ürünler ekonomik ve mübadele değerinden uzaklaştırılarak soyut ve sembolik bazı değerler üstlenmektedir. Bu konuda Featherstone (2013) ve Chaney (1999) şöyle söylemektedir: “Ürünler artık yaşam tarzı için geçerli olan simgesel anlamlar yani gözle görülebilen kimliklerin üstünde ve ötesinde anlamlar taşımaktadır. “ Reklamlar aracılığıyla desteklenen bu durum sonucunda ürünlerin rasyonel ve somut özellikleri sömürülerek sabun, bulaşık makinesi, takım elbise, otomobil ve alkollü içecekler gibi sıradan tüketim mallarına romantik sevda, egzotizm, arzu, güzellik, doyum, paylaşım, bilimsel ilerleme ve iyi hayat imgeleri yerleştirilmektedir.

139349372997591Tüketicilerin algılarında yaratılan yapay gerçeklikler günlük yaşamımızda giderek daha çok yer kaplamakta ve sanal gerçeklik algısı oluşmaktadır. Reklamların yayılma ve etki alanlarının teknolojiyle birlikte gelişmesi, mesajların çok daha fazla baskıyla ve sıklıkla tüketicilere ulaşmasına neden olmakta ve tüketicilerin bu mesajlardan kaçmasını olanaksız hale getirmektedir. Televizyonun olmadığı zamanlarda sadece gazete ve radyoyla iletilen mesajlar, daha sonra çeşitli sektörel dergiler, billboardlar, el ilanları, açık hava reklamları, mobil reklamlar ve tabi televizyonlar aracılığıyla kolayca yayılır hale gelmiştir. Ayrıca ürün yerleştirme stratejileri, ünlülerle yapılan anlaşmalar, halkla ilişkilerin bile bir reklam aracı olarak kullanılması tüketicilerin farkında olmadan mesajları almaları sağlanmıştır. Dizilerde sergilenen zengin hayatlar, ürünlerin farklı değer ve yaşam tarzı özelliklerine sahip olmasına katkı sağlamaktadır. Reklamlarda da bazı görsel efektlerin, müziğin ve diğer bazı duygusal öğelerin kullanılması ürünleri olduğundan farklı gösterme ve onlara yeni özellikler ve kullanım amaçları yükleme çabasının sonucudur.

Magnum – Haz peşindeysen, Arçelik – in love serisi, Eti – gerçek tutku, Fanta – eğlenceyi paylaş gibi sloganlar göstergebilimin pazarlamada ki en bariz örneklerinden sayılabilir. Suyun hayat olduğunu, sağlıklı yaşamın kaynağı olduğunu belirten pazarlamacılar elbette ki içindeki Ph dengesiyle, demir miktarıyla, sodyum ve klorür içeriğiyle ilgilenmeyeceklerdir. Ürünü sattıran şey tüketiciye sunduğu vaattir. Ve bu vaat bugün elle dokunulup, gözle görülebilen bir şey değildir. Her özellik bir yaşam biçimini çağrıştırmakta ve her fayda kişiyi daha özel bir yere koymaktadır. Elbise bizi güzelleştirir, o rujla öpülesi oluruz, o lamba evimizi zarif ve güzel bir yere dönüştür, o saat bizi zamanın efendisi yapar, o parfümle en çekici erkeğe dönüşüveririz. ‘Axe etkisini’ tamda bu noktada anımsamak gerekir. Reklamlarda bu deodorantı kullanmak bir erkeği yığınla kadın için dayanılmaz hale getiriyordu (Saad, 2012: 231). Tüketim kapitalizmi, işaretlerin, sembollerin, resimlerin ve markaların psikolojik dünyasıyla ilgilenmektedir, elle tutulan ürünlerin fiziksel dünyasıyla değil. Bu yüzden pazarlamacılar, bifteği değil, cızırtısını sattıklarını biliyorlar. Çünkü prim yapacak bir markanın cızırtısı yüksek kar payı sunarken, bifteğin kendisi her kasabın satabileceği düşük marjlı metadır.

Kısacası semiyotik kullanımın pazarlama ile bir araya gelmesi ürünlere ve kullanım/tüketim biçimlerine de bir anlam yüklemiş ve nesneler bizi “asıl biz” yapmaya başlamıştır. Olmak istediğimiz kimliğe nesneler aracılığıyla kavuşup, yine nesneler aracılığıyla aslında kim olmadığımızı da apaçık göstermekteyiz. Reklamlarda ve diğer iletişim araçlarında bilinçli olarak vurgulanan bu değerler artık ürünlere salt faydacı nesneler olarak bakmamızı engellemektedir. Örtünmek için giyinmemekte, giyime bambaşka toplumsal, kültürel ve sosyal değerler atfetmekteyiz. Sadece iletişim kurmak için kullanılan telefonlar bugün hem işlevsel hem de marka değerleri dolayısıyla çok başka soyut anlamlar taşımaktadır. Otomobil de öyle. Yalnızca ulaşım maksadıyla otomobil satın aldığımız devirler çok eskilerde kaldı. Renk, biçim, model, marka ve diğer pek çok özellik aramakta ve kendimizi zengin, sportif, havalı, ağırbaşlı, patron, asi gibi kişilik özelliklerinden birisini de satın aldığımız otomobille birlikte kendimize transfer etmekteyiz.

fft99_mf3068237Kaşmir halının reklamında oynayan Sibel Can’ı izlerken aklımızda kalan tek şey ünlü şarkıcının güzel yüzü ve masmavi gözleri olsa gerek. Zaten onunda reklamda vurguladığı şey halının sağlamlığı, ilmek sayısı, nerde üretildiği değildi. Kıvanç Tatlıtuğ ile başlayan sonralarında Kerem Bürsin ve Serenay Sarıkaya ile devam eden Mavi Jeans reklamlarında hangimizin dikkatini kotun dikiş yerleri çekti veya kot pantolonun rengi ile ilgilenen oldu mu? Hepimizin ilgilendiği oyuncuların yakışıklılığı/güzelliği ve markanın vurguladığı yaşam tarzı sloganıydı. O kotu giydiğimizde aynı anda hepimiz bir Kerem Bürsin veya Kıvanç Tatlıtuğ idik. Ya da biz kendimizi öyle görmek istedik. Zaten marka da bunu başarmak istiyordu. Simgesel örneklere Cornetto marka dondurma ile devam edebiliriz. Cornetto dondurma satmak istemiyordu. Aşkı ve birlikteliği vurgulayarak her gencin ilk tercihinin kendileri olmasını istiyor ve sevgiliye yaz aylarında alınabilecek en güzel şeyin bir Cornetto olduğunu vurgulamak istiyordu. İşte tamda bu yüzden ünlü şarkıcı Yalın ile birlikte bir reklam filmi çekildi ve orada harika bir aşk hikâyesi yine harika bir şarkı ile birlikte izleyicilere gösterildi. Reklam filminde kıza âşık olan erkek bir türlü kız ile yan yana gelemiyor ve bir fırsat arıyordu. En sonunda elinde Cornetto marka dondurma ile sahneye atlayıp aşkın cesaret istediğini anlattı ve tabii ki elinde Cornetto marka dondurma ile. Şimdi cesaret arayanlar artık ne satın almaları gerektiğini biliyor olmalılar. Çerezza Twist asla sadece bir cips değil. Olamazda… Artık onun başka bir misyonu var. Marketten bir Çerezza Twist alırsanız aileniz bir arada olur ve hep birlikte bu cipsi yiyerek mutlu bir akşam geçirebilirsiniz.

Bu konuda binlerce örneği çoğaltmak mümkün. Artık üşümemek için kazak satın almıyor, yaya dolaşmamak için araba beğenmiyoruz. Bir kalemin bile yazma işlevinden fersah fersah uzaklaştığı bir dönemdeyiz. Hele ki bu kalem İngiltere’de günlük olarak yayınlanan Independent gazetesinin seçtiği en iyi 10 dolmakalemlerden biri ise. Her ne kadar gazete bu seçimi hangi kriterlere göre yaptığını söylemese de bizler yazma eyleminin artık bambaşka deneyimler içerdiğini biliyoruz.

Abartılı vaatlerin sunulduğu, markaların sattığı ürünlerin fonksiyonel özelliklerini unuttuğu, tüketicilerin kendilerini “Alice harikalar diyarında hissettiği” bir postmodern dönemi yaşıyoruz. İyi güzel de bu dönemin arkasından ne gelecek? Artık hiçbir şey “kendi” değil. Pazarlama bir sakızı bile “eğlence” anlayışıyla pazara sunarken, gün gelipte tüketiciler gerçekten bir sakız almaya karar verdiklerinde yaşanacakları merak ediyorum ben. O gün geldiğinde tüketiciler çiğneyecek “gerçek” ve “sade” bir sakız aramakta haksız mı olacaklar? Ya da pazarlamacılar “zaten biz ne satıyoruz ki” diyerek kendilerini mi savunacaklar?

Bu yazı konuk yazarımız Yıldırım Yıldırım tarafından kaleme alınmıştır.

1 Comment

  1. Tebrik ederim hocam dogru noktalara dogru tespitlerle yaklasmisiniz pazarlama artik hayatin icinde degil hayatin tam kendisi oldu.

Bir Cevap Yazın

Yılbaşı Hediye Alışverişi Araştırması Yayında 0

Twentify Araştırma Şirketinin yaptığı yılbaşı araştırmasını sizlerle paylaşıyoruz.

Türkiye’deki tüketicilerin ne kadarı bu yılbaşında çevresindekilere hediye alacak, kimlere hediye alınacak, alışverişler nereden ve neden gerçekleştirilecek ve alışverişe ne zaman başlanacak? Tüm bu soruların cevabını araştırmamızda bulabilirsiniz.

Bu sorulara hızlı yanıtlar bulmak adına, markalar ile gerçek tüketicileri bir araya getirdiğimiz Bounty platformumuz üzerinden, 4 saatte tamamlanan ve 500 tüketiciye ulaştığımız bir mobil araştırma gerçekleştirdik. Araştırmanın cevaplarını, katılımcıların yaş, cinsiyet demografik bilgilerine ve SES gruplarına göre analiz ettik. (Araştırma tüketicilere açılan 9 soruluk mobil anket ile gerçekleştirildi.)

Sizin için, araştırmanın kısa bir özetini ve bazı ana başlıklarını derledik. Eğer hazırsanız, Türkiye’nin bu yılki yılbaşı hediye alışveriş tercihlerine ve davranışlarına göz atalım.

Türkiye’deki her 5 kişiden 4’ü, bu yılbaşında hediye alacak.

Tüketicilere hediye alma tercihlerini sorduğumuzda, %78.86’sı bu yıl çevrelerindeki en az bir kişiye hediye alacaklarını, %21.14’ü ise kimseye hediye almayacaklarını belirttiler.

Satın alma gücü düştükçe, hediye satın almama oranı doğru orantılı olarak düşmese de, trende baktığımızda bir düşüş gerçekleştiğini görüyoruz. A grubunda hediye almayacağını belirten tüketici oranı %19.30’ken, B grubunda bu oran %21.31, C1 grubunda %18.31, C2 grubunda %15.65, D grubunda %24.53, E grubunda ise %36.36.

Bu yılbaşında en çok aileler ve sevgililer sevinecek.

Hediye alacak tüketicilerin kimlere hediye alacaklarına göz attığımızda, %70.83’ünün ailelerine, %39.83’ünün sevgililerine, %36.92’sinin arkadaşlarına hediye alacaklarını görüyoruz. Bu resimde, iş arkadaşlarına hediye alacakların oranı ise, yalnızca %15. Bu konuda biraz üzülebiliriz.

Türkiye ortalama 3.44 hediye poşeti taşıyacak.

Tüketicilere kaç hediye alacaklarını sorduğumuzda, ortalama 3.44 hediye alınacağını görüyoruz. Bu oranın satın alma gücüyle olan korelasyonuna göz attığımızda ise, şaşırtıcı veriler gözümüze çarpıyor. Kişi başına en çok satın alma yapan ekonomik gruplar 3.7 ile C1 ve C2 grupları, ardından 3.6 ile B grubu ve 3.3 ile A grubu olacak; E grubunda bulunan tüketiciler ise 2.3 hediye alacaklar.

Alışverişlerin gözdesi, AVM’ler ve e-ticaret.

Hediye alacak tüketicilere hangi kanallardan hediye alacaklarını sorduğumuzda, %64.82’sinin AVM’lerdeki mağazalardan, %39.12’sinin ise internet sitelerinden alışveriş yapacaklarını görüyoruz. Bu oranların yanında, çarşılar %22.27’de, alışveriş pasajları ise %19.15’te kalıyor. Çok mağazalı firmaların, AVM’deki mağazalarına yapacakları pazarlama yatırımlarının dış noktalardaki mağazalara göre daha etkili olacağını söyleyebiliriz.

Ana tercih etmenleri, ürün markaları ve promosyonlar.

Özel dönemlerdeki promosyonların satın almayı nasıl etkilediğini geçmiş satışlarımızdan hepimiz biliyoruz. Bu yılbaşı sezonunda, tüketicilerin %41.69’u için ürünlerin markaları, ve %32.20’si için promosyonlar belirleyici etmenler olacaklar. Bu etmenler dışında, fiziksel mağazaların e-ticaretle rekabetinde önemli olacak etmenler neler olabilir dediğimizde, tüketicilerin %31.31’inin ürün çeşitliliğine ilgi gösterdiğini ve %23.94’ünün mağazanın markasına önem verdiğini görüyoruz.

Promotörler, tüketicilerin %27’si için satın almaya oldukça etkili.

Tüketicilerden mağaza içi promotörlerin satın almaya etkilerini puanlamalarını istediğimizde, %26.92’si promotörlerin bulunmasının satın almalarına oldukça büyük etkisi olduğunu belirtiyorlar. 9 ve 10 skorları promotör etkisinin en yüksek olduğu skorlar olarak alınmıştır.

Satın alma gücü düştükçe, promotör etkisinin arttığını görüyoruz. A grubunda promotörlerin etkili olacağını düşünen tüketicilerin oranı %14.89 iken, bu oran B grubunda %22.92, C1 grubunda %24.14, C2 grubunda %28.87, D grubunda %30, E grubunda ise %28.57 oranında.

Satın alma gücünün düşüşü ile artan promotör etkisi, bize birim harcamanın daha değerli olduğu düşük segmentlerde, tüketicilerin satın alma için iknaya ihtiyaç duyduklarını gösteriyor. Bu segmentleri hedefleyen markaların promotör bulundurmaları, satışlara pozitif etki sağlayacaktır.

En çok giyim ürünleri ve hediyelik eşyalar tercih edilecek.

Hediye olarak, tüketicilerin %58.08’i üst giyim ürünleri, %46.99’u ise hediyelik eşyaları satın almayı tercih edecekler. Bununla birlikte, tüketicilerin %32.67’si elektronik ürünler hediye alacaklar. Peki, elektronik ürünlerin genel hediyeler arasında kırılımları nasıl değişiyor?

Türkiye’nin %10.25’i hediye olarak küçük ev aletlerini tercih edecek, %7.55’i bilgisayar, %3.93’ü ise akıllı telefon alacaklar. Bunun dışında kalan elektronik ürünler %3.39 oranında tercih edilecek.

Türkiye’nin %36’sı, alışverişine yılbaşına 1–2 hafta kala başlayacak.

Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere alışverişlerini ne zaman gerçekleştireceklerini sorduğumuzda, %35.79’unun yılbaşına 1–2 hafta kala hediye alışverişlerini gerçekleştireceğini görüyoruz. Bununla birlikte, tüketicilerin %28.55’i yılbaşı haftasında, %20.25’i 2–3 hafta kala, %15.42’si ise 3–4 hafta kala gerçekleştirecekler.

Bu durum, büyük mağaza trafiği ve cirolarının yılbaşı öncesindeki 2 haftada gerçekleşeceğini, dolayısıyla markaların mağazalarda stok/uygulama/promosyon denetlemeleri gerçekleştirerek, servis kalitelerinin düşük olduğu noktalarda anlık aksiyonlar alabilmesine ve satışlarını artırabilmelerine imkan sağlıyor.

Türkiye’nin %57’si, hediye alışverişini tek seferde gerçekleştirecek.

Hediye alacak tüketicilerin hediye alışverişlerini nasıl yapacağını sorduğumuzda, %56.72’sinin alışverişlerini tek seferde gerçekleştireceğini görüyoruz. Bu davranış, markaların mağaza içi yaratılan o ayak trafiğini kaçırmamaları gerektiğini gösteriyor — çünkü alışveriş yapacakların bir mağazada satın almaya dönüşmemesi, başka bir mağazada dönüşeceği anlamına geliyor. Bu durum da, rekabette kaybedilen bir müşteri/bir satın alma anlamına geliyor.

Bununla beraber, Türkiye’nin %27.01’i hediye alışverişlerini 1–2 haftaya yayacaklarını, %9.21’i 2–3 haftaya yayacaklarını, %7.06’sı ise o aya yayacaklarını belirttiler.

Hediyeler üzerine anlık karar veren tüketiciler ile karşı karşıyayız.

Markalar için pazarlama her geçen gün daha da zorlaşıyor. Tüketicilerin yaşamlarındaki öncelikler, bütçelerindeki değişimler ve karar verme süreçleri, bu zorlaşmayı sağlayan ana etmenler. Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere hediye alışverişlerini gerçekleştirmeden önce araştırma yapıp yapmadıklarını sorduğumuzda, %48.93’ünün, mağazaya gittiklerinde karar verdiklerini görüyoruz.

Bununla beraber, tüketicilerin %28.75’i 1–2 hafta önceden, %10.84’ü 2–3 hafta önceden, %11.48’i ise 3–4 hafta önceden hediye araştırmaya başlıyorlar.

Araştırma Künyesi

Araştırmaya %50’si kadın, %50’si erkek 500 kişi katıldı. Katılımcıların %43.20’si 18–24 yaş arasında, %41.60’ı 25–35 yaş arasında, %9.40’ı 36–44 yaş arasında, %3.20’si 45 yaş üstü ve %2.60’ı 18 yaş altındaki tüketicilerden oluşuyor. Coğrafi dağılıma göz attığımızda, katılımcıların %40.60’ı Marmara Bölgesi’nden, %17.60’ı İç Anadolu Bölgesi’nden, %11.20’si Ege Bölgesi’nden, %11.20’si Akdeniz Bölgesi’nden, %19.40’ı ise diğer bölgelerden katılım gösterdi.

Sosyoekonomik durum dağılımına göz attığımızda ise, katılımcıların %11.40’ı A, %24.40’ı B, %28.40’i C1, %23’ü C2, %10.60’ı D, %2.20’si ise E gruplarında bulunuyorlar. Katılımcı cevapları Türkiye temsiliyeti gösterilmesi adına ağırlıklandırılmıştır.

SOR’UN Sivil Toplum Kuruluşları Destek Programını Başlattı 0

Chat botları kullanarak şirketler ve müşterilerin iletişimlerini düzenli bir şekilde ilerlemesini sağlayan SOR’UN, şimdi de platformda sivil toplum destek programını başlattı. Bu program ile sivil toplum kuruluşları platformda bulunan SOR’UN Chat, Social ve Help ürünlerini kullanabilecek.

2015 yılında kurulan SOR’UN geçen iki yılda platformda 10 farklı markaya 15 chat botla hizmet vermeyi başardı ve platform üzerinde 750 bin civarı konuşma gerçekleştirildi.

SOR’UN / Sivil Toplum Kuruluşları Destek Programı

SOR’UN olarak Sivil Toplum Kuruşları Destek Programını başlattık. Bu program çerçevesinde Sivil Toplum Kuruluşları SOR’UN Chat, Social ve Help ürünlerini tüm süreçlerinde kullanabilecek. Bu desteğimizi ilk olarak Türk Eğitim Vakfı ile başlattık. Onların da platform hakkında görüşlerini rica ettik. Aşağıda yorumları bulabilirsiniz.

TEV SOR’UN Açıklaması

“Çağımızın gerçeği internet devrimi ve dijital platformların kullanımı nasıl bireyler ve markalar için hızlı ve köklü değişimler yaratıyorsa sivil toplum kuruluşlarını da yeniden şekillendiriyor. Online platformlar aynı anda birden fazla kişiye hızlı ve az maliyetle ulaşmak gibi önemli avantajlar sağlıyor. SOR’UN platformu ile vakfımıza sunulan ‘’canlı destek’’ uygulaması bunun en güzel örneklerinden biri. SOR’UN, ayrıntıları iyi düşünülmüş, ara yüzleri oldukça estetik ve kullanıcı dostu olan, raporlama anlamında tüm ihtiyaçlara cevap veren çok kullanışlı bir uygulama. Bursiyerlerimize, bağışçılarımıza ve vakfımızla çift yönlü iletişim halinde olmak isteyen kişilere tek bir çatı altında hizmet verebiliyoruz. “SİZ SOR’UN BİZ CEVAPLAYALIM” mottosu ile sunduğumuz bu platform, kendimizi tam anlamıyla ifade edebilmemizi ve hedef kitlemize güncel olanı ulaştırmamızı sağlıyor. Vakfımız kadar diyalog sağladığımız kişiler de bu sinerji ile kendilerini en iyi şekilde ifade edebilme fırsatı bularak sorularını açıkça sorabiliyorlar. Faaliyetlerimize ve kurumumuza katma değer yaratan bu uygulama için çok teşekkür ediyoruz.” 

Yeni SOR’UN Ürünleri

SOR’UN Chat, Social & Help SOR’UN olarak kanal sayımızı arttırmaya devam ediyoruz ve yeni entegre kanallarımızı 2 yeni ürün olarak iş ortaklarımızın kullanıma sunduk.

SOR’UN Social & SOR’UN Help: SOR’UN Social iş ortaklarımız bundan sonra Facebook, Twitter ve Instagram kanallarındaki kullanıcı yorum ve taleplerini SOR’UN üzerinden yapabilecek. Sosyal medya kanallarına ek olarak SOR’UN Help ile ise sitelerinde yer alan iletişim formlarını ve e-posta kanallarını da SOR’UN’a entegre edebilecekler. Bunun yanı sıra bu süreçleri SOR’UN AI altyapısı ile entegre edip, mevcut operasyonlarına göre daha hızlı ve daha az maliyetle gerçekleştirebilecekler. Bu iki ürün ile ilgili tüm özellikleri yenilediğimiz internet sitemiz www.sorun.com.tr adresinden inceleyebilirsiniz. Sorularınız için bizimle bu sitede yer alana SOR’UN WebChat üzeriden iletişime geçebilirsiniz

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link