Pazarlama Zirvesi 2015 – İkinci Günün Özeti

peter-fisk

Pazarlama Zirvesi 16. Marketing Summit, Pazarlamasyon sponsorluğunda bugün de devam etti. Zirvenin ikinci gününe başlarken Peter Fisk, ilk günün genel bir özetini sunarak kısa bir açılış konuşması gerçekleştirdi. Ardından ilk gün sunulan Ortadoğu, Afrika ve Amerika’dan pazarlama hazinelerine dair katılımcılara sorular yönelterek hazinelerin bölgesel bazda ortak noktalarını vurguladı.

Peter Fisk’in ardından sahneye günün ilk konuşmacısı olarak Eurostar ve Sainsbury’s Bank’in eski CEO’su Hamish Taylor çıkarak; Trenler, Uçaklar ve Tuvalet Temizleyicileri konulu sunumunu Avrupa bakış açısıyla pazarlama liderlerinin sorunları çerçevesinde gerçekleştirdi. Sunumunda dikkat çeken noktalar ise şöyle: İnovasyon yapmak istiyorsanız çözüm, endüstrinin dışına bakmaktan geçiyor. Veriye ulaşmak artık daha kolay ama tek başına yeterli değil. Bunun için de içgörülere ulaşmamız gerekiyor. Pazarlamada karşılaşılan en büyük zorluklardan biri müşteriyi kurumun ana merkezine yerleştirmek oluyor. Müşterilerin ruh halini de anlamak zorundayız. Bunun için tüketicinin ihtiyaçlarına yönelik ve onlara fayda sağlayacak pazarlama stratejilerine odaklanmalıyız. Müşterinizin müşterisini anlayabiliyor musunuz? Bu son derece önemli. Müşteriler için basit ve anlaması kolay olan hizmetler sunmalıyız. Biz insanlara satış yapıyoruz, kurumlara değil. Memnuniyet beklentiye bağlıdır. İşte tam da bu yüzden müşteri beklentilerini karşılamak için verdiğimiz hizmetleri iyi analiz ederek ölçümleyebilmeliyiz. Önemli olan müşteriyi iyi anlayabilmektir ve onun ruh halini, beklentilerini duyumsayabilmektir. Müşteri içgörülerini anlamak için bazen yapılacak en iyi şey yeniden başlamaktır. Organizasyonlarda da bilgi paylaşımı ve hikayeler sorunun iyileştirilmesinde büyük önem taşır. Bir pazarlama stratejisi ürün satmaya değil, yarar sunmaya odaklanmalıdır. Ürünün kalitesinden bahsetmek kolaydır ama ürünün ötesine geçmek gerekiyor. Ürünün ötesine geçmeyi başaran markalar da haklı başarıyı elde ediyor. Hedef kitlenizin içgörülerini paylaşın ve markanızı bu sayede daha ileriye taşıyın.

pz2015

 

Hamish Taylor’ın ardından sahneye Marka Antropoloğu Anouk Pappers ve Maarten Schafer çıkarak ilk gün de ele aldıkları dünyadan çarpıcı reklam kampanyalarından #coolbrands etiketi altında bahsettiler. İlk gün Ortadoğu, Afrika ve Amerika’dan örnekler verilirken; bugün ise Avrupa’nın bilinmeyen pazarlama hazinelerini seyirciyle paylaştılar.

CNN Ekonomi Müdürü Emin Çapa Fikir Avı adlı sunumunda veri madenciliğine değinerek bilgi teknolojilerinde son durumu paylaştı. Konuşmanın öne çıkan hatları ise şöyle: Tarihi değiştiren fikirler nasıl doğar? Albert Einstein şöyle der; “Neden beni kimse anlamıyor ama herkes beni seviyor?” Çünkü hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır, hayal gücü ise dünyayı kuşatır. Hayal gücünüzü serbest bırakmazsanız dünyada devrimsel bir fikri ortaya çıkarmanız imkansız. Bilmek ve öğrenmek doğumla başlar ve asla bitmez. Öğrenmenin okulla bittiğini düşünmek korkunç bir şey. Stephen King, bildiğim işi yapıyorum; çünkü bu işin nasıl yapılacağını biliyorum, der. King kimseyi hikayeden hoşlanmaya zorlayamazsın ama hoşlanmalarını kolaylaştırabilirsin diyor. Bir fikir şaşırtmalıdır. Kişi kendi fikrine şaşırmazsa kimse şaşırmaz. İnsanın insan olarak var olma biçimi değiştikçe, eski fikirlere takılıp kalmamalıyız. Günümüzde 3D boyutlu yazıcılar aracılığıyla organ nakil uygulamaları yapılmaya başlandı bile. Herkes big datanın bir parçasıdır. Big data sizsiniz. Günümüzde bilgi geometrik ardışıklıkta artmaktadır. Bu noktada bilgi depolama, bilgiyi işleme ve bilgiler arasında bağ kurma aşamalarında sorunlar yaşanmakta. New Mexico Apache Point Gözlemevi’ndeki teleskop ile tüm insanlık tarihinin kat be kat fazlası bilgi sadece 1 ayda toplandı. Bu bilgileri nasıl işleyip bağlantı kuracağız? Pazarlama sektöründe de veri madenciliğinin önemi büyük. Bu yüzden big datayı en verimli şekilde kullanacak yeni stratejiler belirlemeliyiz.emin-capa

Emin Çapa’nın ardından sahne alan GFK Başkanı Evangelos Matthaiopoulos’un Marka Büyümesinde Başarıyı Sağlayan Dikkat Çekici Hikayeler Nasıl Derlenir başlıklı sunumundan dikkat çekici detaylar şöyle: Türkiye’deki market pazarı hakkında geniş bir araştırma gerçekleştirdik. Şu anda en çok satanlarda BİM, A101 ve Migros’un ilk 3’te yer almasına rağmen tüm Türkiye’ye ulaşan markalarda sıralama mahalle bakkalları, BİM ve A101 şeklinde. Sıralamayı %50’lik oranla ŞOK Marketler Zinciri izliyor. Sadakatin en düşük olduğu mahalle bakkallarının hemen ardından ise BİM geliyor. BİM çok ucuz, A101 ve Şok ucuz, Kipa, Carrefour ve Migros ise süper market sınıflamasına giriyor. Türk insanı haftada 6 kez alışverişe çıkıyor. Bu nedenle bizim için yakınlık daha önemli. Küçük dükkanlarda penetrasyon çok daha fazla ancak yeni aktörlerin pazara girmesi sektörü değiştirecek gibi görünüyor. Getir gibi markaların online alışveriş alışkanlıklarını değiştirmesi ile birlikte sanal marketlerin sayısı da artmaya başladı. Onlineda en çok giysi, en az meyve satın alıyoruz. Artık her yıl markalar sadık müşterilerinin %55’ini kaybediyor. Bunun yerine yeni müşteriler bulmak da her geçen gün zorlaşıyor.

Sosyal medyada insanların sizin markanız için konuşması için hiç bir sebep yok, ta ki onlara bir deneyim sunana dek. Artık insanlar hipermarketlere gitmek yerine ürünleri ve online alışverişi deneyimlemek istiyorlar. Müşteriye bir ürünü tanıtmaktan çok onlarla duygusal bağ kurmak bu bağlamda çok daha önemli.

İş Çözümleri Danışmanı Beril Barut Hazineye Ulaşmak İçin İnovatif Teknolojileri Kullanarak Müşteri Kazanmak başlıklı sunumunda, hayatımızın her noktasına girmiş olan IoT platformlarına yönelik çalışmalar yapan Comarch’ın özelliklerini tanıttı.

Ana oturumların ardından paralel oturumlar gerçekleştirildi. Eşzamanlı sunumların yapıldığı zirvede, katılımcılar pazarlama hazinelerinin derinliklerini keşfetti.

Paralel oturumlarda Zirve sponsoru Pazarlamasyon’un kurucusu Necip Murat, Dijital Dünyayı Yönetmenin 8 Kuralı başlıklı sunumunda dijitalde satış oranlarını arttırmanın püf noktaları üzerinde durdu. Bu sunuma dair daha detaylı bir makaleyi bir kaç gün içerisinde Pazarlamasyon’da okuyabilirsiniz.

Paralel oturumların ardından Marka Antropoloğu Anouk Pappers ve Maarten Schafer tekrar ana sahneye çıkarak, Asya’dan gizli kalmış pazarlama örneklerini sundular.

Zirvenin son konuşmacısı ise Çin merkezli arama motoru Baidu.com’un Uluslararası İletişim Direktörü Kaiser Kuo oldu. 020, Big Data ve Yapay Zeka Kapsamında Çin İnternetinin Gelişiminde Majör Trendler konulu bir sunum gerçekleştirdi. Kaiser Kuo’ya göre Çin, teknoloji konusunda Silikon Vadisi’ne rakip konumda.  İnternet şirketlerinin gelirinin önemli bir kısmı reklamlardan oluşuyor. Bu yüzden doğru pazarlama hazinelerini keşfetmek gerekiyor. Hazine çok parlaksa çok değerlidir diye düşünüyoruz. Ama her zaman öyle olmayabiliyor. Hizmet alamayan insanlara hizmet sunulduğunda, inovasyon da beraberinde geliyor.

Zirve finalinde Peter Fisk kısa bir teşekkür konuşması yaparak hazine avını sonlandırdı. Önümüzdeki yılın Pazarlama Zirvesi’nin konsepti ise EXPONENTIAL olacak. Zirve 7 – 8 Aralık 2016 tarihinde gerçekleşecek. Önümüzdeki yılın konuşmacılarının kimler olacağını biz de merak ve heyecanla bekliyor olacağız.

pazarlama zirvesi 2016-pazarlamasyon

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dilek Erdensoy, Amerika'da aldığı dil eğitiminin ardından lisansını Felsefe üzerine yaptıktan sonra; tasarım, dijital medya ve pazarlama üzerine eğitimler almıştır. Çeşitli sitelerde yazmaya devam eden yazar; bilim, teknoloji ve felsefe ile ilgilenmekte, medya ve reklam sektörünü yakından takip etmektedir.

Bir Cevap Yazın

12 Milyar Farklı İçerikte Şampuan Sunan 110 Milyon Dolarlık Girişim

Kozmetik dünyası, tüketicileri her geçen gün yeni ürünlerle tanıştırıyor. Markaların hepsi de en iyi ürünün kendilerininki olduğunu iddia ediyor ve müşterilerinin bugüne kadar yaşadıkları kişisel bakım sorunlarını kökünden çözdüğü konusunda kendisine güveniyor. Fakat adı üstünde, “kişisel” bir bakım söz konusuysa ve her insanın farklı ihtiyaçları olduğunu da kabul etmemiz gerektiğine göre, bireye özel bir çözüm bulunması gerekmiyor mu? Function of Beauty adlı girişim, işte bu noktayı yakalayarak yepyeni bir vaatle tüketicilerin karşısına çıkıyor ve “Kendi şampuanını kendin seç!” diyor.

Geçen yılın ekim ayında kurulan New York merkezli girişim, tüketicilerin saç özelliklerini ve sahip olmak istedikleri saç tipini göz önüne alarak onlara özel formüllü şampuanlar hazırlıyor. Örneğin pürüzsüz ve parlak bir saç istiyorsanız ayrı, önceliğiniz hacimli ve düz bir saç ise ayrı bir formülü size öneriyor.

Girişim hızlandırma platformu Y Combinator’dan çıkarak, bir yıldan da az bir sürede büyük ilerleme kaydeden girişimin son olarak 12 milyon dolarlık bir gelire ulaştığı biliniyor. Hatta şirkete yakın bir kaynak, Function of Beauty’nin piyasa değerinin 110 milyon doları bulduğunu öne sürüyor.

Function of Beauty şampuanları, tüketiciye özel pazarlamanın başarılı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Şirketin CEO’su Zahir Dossa, Function of Beauty’i kurma fikrinin, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT), e-ticaret ve değer zincirinin iyileştirilmesi konularında yaptığı tez çalışması sırasında oluştuğunu söylüyor. Kişisel bakım endüstrisinin çok fazla gündemde olan bir alan olmasına rağmen, değer zincirinin son yüz yıldır neredeyse hiç değişmediğini fark etmesiyle sürecin başladığını belirten Dossa, bu noktadan hareket edip saç bakımına odaklanan ve tüketiciye doğrudan ulaşan bir girişim başlatmaya karar vermiş. Sayısız farklı saç tipinin olduğu günümüz dünyasında tüketicilerin de farklı istekleri olduğunu bilen Dossa, kişiye özel şampuanların bu boşluğu dolduracağını düşünmüş.

Saç bakımı konusunda farklı isteklere cevap veren tam 12 milyar farklı içerikte şampuan sunan şirket aynı zamanda, 5 çeşit renk ve 4 tür koku özelliği de sunuyor. Tüketicilerin kendine özel şampuan sipariş etmeleri süreci ise oldukça basit. Function of Beauty’nin internet sitesini ziyaret eden tüketiciler, burada küçük çaplı bir testle karşılaşıyor. Testte yer alan sorulara cevap vererek saç tipleri, saç yapıları ve saç derisi nemi bilgilerini veren ziyaretçiler ardından hacimli saç, uzunluk vb. noktalardaki isteklerini belirtiyor. Son adımda ise şampuanın rengini ve kokusunu seçiyorlar. İnternet sitesi, bu yanıtları bir algoritma üzerinden değerlendirerek tüketiciye özel formüllü şampuanı belirliyor.

Müşteriler, ihtiyaçlarına özel şampuanı kolayca satın alıyor.

Function of Beauty, satış vaadi konusundaki başarısını müşteri memnuniyeti alanına da taşıyor. Sipariş veren müşteriler, şampuanı deneme olanağına da sahipler. Yani şampuanı deneyip memnun kalmadıklarında ürünü iade edip kendine daha uygun yeni bir formülü ücretsiz olarak alabiliyorlar. Şirketin ayrıca, bir abonelik sistemi de bulunuyor ve yeni ürünler çıktıkça abonelerine, sipariş vermeleri beklenmeden şampuanları gönderiliyor.

Dossa, satın aldıkları şampuanların nasıl yapıldığını görmek isteyen sâdık müşterileri için özel alanlar ayırarak çevrimiçi ortamdaki hızlı büyümeyi, fiziksel ortamda da küçük çaplı bile olsa sürdüreceklerini söylüyor.

Function of Beauty, belki de bireye en çok inmesi gereken ama bugüne dek bu noktada beklenen performansı gösterememiş bir alanda, yani kişisel bakım konusunda dikkat çekici ve günümüz tüketicisini yakalayan bir strateji çizmiş. Bu doğrultuda hazırladığı şampuanlarla da kişiye özel pazarlamada önemli bir başarı yakalamış. Bakalım şirket, gelecek dönemlerde hangi yeni ürünlerle karşımıza çıkacak. Peki sizce, hangi sektörler kişiye özel ürünler çıkarmada yüksek potansiyel taşıyor?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Barter Sistemi Nedir ?

Barter Nedir?

Eğer daha önce kullanmadığınız ve çok sevmediğiniz oyuncaklarınızı başka oyuncaklarla takas yaptıysanız, siz çoktan barter sistemine dahil olmuşsunuz demektir. Barter para olmadan bir servis karşılığı ya da bir ürün karşılığında yapılan takas sisteminin adıdır. Bu tarz bir takas yöntemi çok eski uygarlıklar tarafından kullanılmış ve hatta hala bazı kültürler tarafından bu sistem kullanılmaktadır. Örneğin pizza malzemelerinden biri olan parmesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da para alternatifi yerine kullanılıyor yani barter sistemi ile alınıp veriliyor.

Barter sistemini basit bir örnek ile düşünelim; biz bir halı mağazası sahibiyiz ve iş yerimizin ışıklandırmasını değiştirmemiz gerekiyor ancak bunun için bütçemiz yok. Biz ise bir elektrikçiyle anlaşıp bizim ışıklarımızı değiştirmesinin maliyeti karşılığında elektrikçiye aynı değerde iş yerinin halılarını döşemeyi teklif ediyoruz. Sonuç olarak para kullanmadan ticaret gerçekleşmiş oldu yani barter sisteminden yararlanmış olduk.

Dünyada barter örnekleri:

Çay Blokları

 

 

 

 

 

 

Asya ülkeleri tarafından ikinci dünya savaşı sırasında çay blokları para yerine kullanılıyordu. Moğolistan, Tibet ve Sibirya 19. yüzyıldan itibaren 1935 yılına kadar hayvan alımlarında ve vergi ödemelerinde de kullanılıyordu. Çay blokları o dönemde 1 rupi değerine denk gelmekteymiş . Hatta çay blokları bu bahsi geçen ülkelerin paralarından daha değerli bir haldeydi.

Permesan Peyniri

Pizzalardan aşina olduğumuz permesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da barter yapılarak kullanılıyor. 1 baş permesan peynirinin 300 dolara denk gelmesinden dolayı İtalya’da olan Banco Emiliano Bankası teminat olarak bu peynirleri kabul ediyor. Neden bu kadar değerli olmasının sebebi ise 1 baş permesan peynirinin 2-3 yıl içerisinde oluşmasından kaynaklanıyor. 2009 yılında 187 milyon dolar değerinde peynir rezervine sahip olan bankaya bir çok kez soygun girişiminde bulunulmuştur.

Mobil Dakikalar

2011 yılından itibaren Mısır, Nijerya, Hindistan Güney Afrika ve Gana gibi ulusal para birimi hiperenflasyon etkisinde olan ülke vatandaşları telefon dakikalarını alışverişlerde kullanabiliyor. Yani barter sistemini ülke insanları kontörlerle sağlıyor.

Barter sisteminin avantajları ve dezavantajları:

Avantajlar:

  • Esneklik: Barter sisteminin ilk avantajı esnekliktir. İstediğin ya da satın almayı planladığın ürünü nakit kullanmadan her hangi bir ürün veya servisle temin edebilirsin.
  • Vergiler: Barter sistemi vergilendirilebilir bir sistem olmadığı ya da henüz vergilendirmenin bir yolu bulunmadığı için barter sistemini kullanarak vergi ödemeden muaf olunabilir.
  • Döviz rahatlığı: Uluslar arası her hangi bir barter sistemi ile yapılmış ticarette döviz kaynaklı bir sorunla karşılaşılmaz.
  • Basitlik: Son ama en önemli avantaj barter sisteminin çok basit olmasıdır. Kazan-kazan biçiminde ilerler.

Dezavantajlar:

  • Lojistik sorunları: Barter sistemi kullanılarak yapılmış her hangi bir işlemin (özellikle uluslar arası olanlar) lojistiğinde riskler her zaman olaya dahildir.
  • Vadeli gibi bir alternatif olmaması: Vadeli yapılan işlemlerde çek veya senet kullanıldığından her hangi bir vadeli işlem kabul görmez bu sistemde.
  • Bölünemezlik: Diğer bir dezavanajda bütün ürünler veya servisler bölünebilir olmamasıdır. Örneğin bir galericinin bir araba karşılığında galerisini boyatmasında değer eşliği bulunması çok zordur

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link