Pazarlama Zirvesi 2015 – Birinci Günün Özeti

pazarlama-zirvesi

Pazarlamasyon olarak sponsoru olduğumuz Pazarlama Zirvesi 16. Marketing Summit 2015, Management Center Türkiye’nin organizasyonu kapsamında start aldı. Biz de sizler için 1. günün özetini hazırladık.

Dünyaca ünlü konuşmacıların katıldığı Marketing Summit 2015 konferans başkanı ve GeniusWorks kurucusu, Pazarlama Dehası, Müşteri Dehası ve İş Dehası adlı kitapların sahibi pazarlama gurusu Peter Fisk’in Gamechangers Türkiye finalistlerini tanıttığı açılış konuşmasıyla başladı. Pazarlamacıların birer kaşif ve korsan olduğunu söyleyen Fisk; “Bir fikri uyarlamak için adapte olmak zorundasınız. Olduğu gibi alamazsınız.” dedi.

Açılış konuşmasının ardından sahneye Management Centre Türkiye CEO’su Tanyer Sönmezer, Karayip Korsanları filminden tanıdığımız Kaptan Jack Sparrow kostümü ile çıktı. Hazine Avında Avlanma başlıklı eğlenceli sunumunda global markaların reklam ve pazarlama hatalarına dikkat çekerek, pazarlama dünyasının kayıp hazinelerinden bahsetti.

CVxLrkoWsAA_Kdb

Konuşmanın ilk bölümünde Heinz, Colgate, Virgin ve Harley Davidson gibi global markaların tüketiciler tarafından benimsenmiş ürün kategorileri dışında gerçekleştirdikleri yeni ürün denemelerinde göze çarpan hataları ve bir ders niteliğindeki başarısızlık hikayeleri yer aldı. “Tarih ders alınmadığı ve unutulduğu için tekerrür eder.” diyen Sönmezer, denemekten vazgeçmeyen ve hatalarından ders alıp bu kayıp hazineleri birer başarı hikayesi haline getiren markaların ise büyüme yolunda ilerlediğini, bununla beraber birçok şirketin de iflas ederek unutulmaya yüz tuttuğunu dile getirdi. Yeni fikirlerin peşinde koşmadan ve denemeden başarının gelmediğini söyleyen Sönmezer, kayıp hazineyi büyük bir kazanca dönüştüren şirketlerden Apple’ın, çıkardığı ilk kişisel dijital asistan olan Newton’un başarısız bir girişim olmasına rağmen ürünün bugünkü iPhone’un temellerini oluşturduğunu ve bu örnekten markaların ders çıkarması gerektiğini belirtti. Sönmezer’e göre pazarlamanın temel derdi; “Onu alma, beni al!”

mei

Tanyer Sönmezer’in ardından sahneye çıkan BCG pazarlama direktörü ve Acupuncture for Management kitabının yazarı Dr. Antonella Mei – Pochtler Daha Büyük Hazineleri Avlamanın Yeni Yolları sunumunda, ilk pazarlama reklam ve kampanya örneklerinden bahsetti. İlk TV reklamının bir saat şirketi tarafından yapıldığını ve bu pazarlama kampanyasının gerçek ulusal reklamcılığın başlangıcı olduğunu söyleyen Mei – Pochtler, ilk bannerın 1994 yılında yayınlandığını ve Yahoo’nun da aynı yıl hayatımıza girdiğini, Google’ın ise 1998’de etkin olmaya başladığını dile getirdi. Reklam ve pazarlama yolculuğunun ilk olarak kişisel sebeplerle hazırlanan billboardlar, yazılı reklamlar, WOM vb alanlarda başlayıp sonrasında ulusallaştığını ve ardından da dijital hale gelerek globalleştiğini ifade etti. Pazarlama dünyasında geldiğimiz son noktada kişisel, sosyal, global ve aynı zamanda analitik bir yol izlendiğini söyleyerek; online-offline ve mobil pazarlama stratejilerinin orkestra gibi bir bütün olarak ilerlemesi gerektiğini dile getirdi. Şu anda online reklamcılığın televizyon reklamcılığından daha büyük pay aldığını söyleyen Mei – Pochtler, içinde bulunduğumuz dönemde sürekli öğrenmek gerektiğini belirtti. Bununla beraber şirketler için giderek daha maliyetli olan reklam giderlerinde aynı geliri tutturabilmek için daha fazla harcama gerektiğini söylerken, pazarlama segmentlerinin katmansal olarak derinleşerek daha geniş bir alana yayılması ile hazinenin eskisine göre çok daha büyük ama daha uzaklarda olduğunu söyledi. CRM, çizgialtı – çizgiüstü reklamcılık, televizyon, mobil reklamcılık için  doğru ajans seçiminin ön plana çıktığı günümüzde hazineyi kazanmak ve bu karmaşıklığı çözmek için yeni toollar bulmamız gerektiği; yaratıcılık önemli olsa da bunların verilere bağlı olması ve analitiğin doğru yapılması gerektiğini söyledi. Pazarlama yolculuğunun kişisel, sosyal ve global olarak devam etmesinden ötürü bu analitiksel pazarlama yolunda ise hazineyi avlamak için yeni araçlar bulmalıyız diyen Mei – Pochtler, “Kurumlar ve markalar için güven çok önemli.” diyerek sürücü koltuğunda artık tüketicilerin olduğunu ve düşüncelerin paylaşılmasının yeterli gelmediğini, marka hakkında konuşulanların da önemli olduğunu belirtti.

CVxi4uJUYAE7FjJ

Suudi Arabistan Krallığı’ndan yazar, girişimci Prenses Basmah cesaret dolu hayat hikayesini anlatmasının ardından dijital dünyaya dair öngörülerini anlattı. “İstanbul dünyanın hazinelerinden bir tanesi” diyen Prenses Basmah, piyasaların aslında dünya üzerinden sibere doğru geçtiğini ve hazinelerin artık toprakta ya da denizlerde değil, bu yeni dünyada olduğunu söyledi. Ekonomi ve politikanın da artık birer pazarlama aracı olduğuna dikkat çeken Prenses Basmah, dünyanın çeşitli yerlerinde yaptığı konuşmalarında barıştan bahsetmesi ile insanların kendisini bir hayalperest olarak gördüğünü söyledi. “Siber dünya bir oyun. Ancak oyunun kuralları henüz yazılmadı” diyerek Türkiye’ye ait istatistiklerle global pazarda nasıl başarılı olunabileceği üzerine Zara markası üzerinden örnekler verdi. Pazarlamanın elimizdeki bir güç olduğunu söyleyen Prenses Basmah “Gereksinim Keşfin Babasıdır” diyerek gereksinim duyulan alanlarda siber piyasada daha derinlere inilmesi gerektiğini ve bu siber dünyanın geleceğin kendisi olduğunu aktararak, onu yakalamamız gerektiğini ifade etti. Prenses Basmah’a göre işin özü kalbin ve beynin iyi bir sebep doğrultusunda bir araya getirilmesinden geçiyor. Bu anlamda barışın tüm iş dünyasının, tüm kadın ve erkeklerin ortak bir hedefi olması gerektiğini belirtti.

Marka antropoloğu Annouk Pappers ve Maarten Schafer,  Orta Doğu ve Afrika’dan çarpıcı marka hikayelerini #coolbrands başlığı altında sundu. Bir markanın hedef kitleye anlatması gerekenin deneyim olduğunu dile getiren Schafer, duyguların müşteriye yansıtılması gerektiğini belirtti. Pappers ve Schafer’a göre markayı havalı kılan şey üründen asla bahsetmemek, onun yerine hedef kitleye bir hikaye sunmaktır. Buna göre İstanbul’daki bir otel benzerlerinin yaptığı gibi kendi özelliklerinden bahsetmek yerine, bir İstanbul masalı anlatarak şehri tanıtmalı ve müşterinin şehirde deneyimleyebileceği fırsatları ön plana çıkarmalıdır. Afrika’daki bir giyim firmasının “AfricanPride” temasıyla topluma mesaj göndermesi, Guinness bira markasının Black ürünü için siyahın bir renk değil bir tavır bir davranış biçimi olduğunu vurguladığı reklam filmi ve Lübnan’daki yolsuzluk için vatandaşlara yönelik hazırlanan bilinçlendirme kampanyası verilen örnekler arasında dikkat çekti.

CVxsJkOWoAALAed

Cannes’da Grand Prix ödülünü kazanan ilk Türk reklamcılardan Ayşe Aydın ve Arzu Ünal, Vodafone için özel olarak bir araya getirilen Red Team’in kadınların güvenliği için hazırladığı mobil uygulamadan bahsetti. Akıllı telefonlardaki fener uygulama tuşuna basıp telefonu sallayarak aktif olan uygulama, şiddet gören kadınların güvenilir olarak işaretlediği 3 kişiye mesaj/arama bildirimi gönderiyor ve güvenlik timlerine de haber veriyordu. Bilinirliği sağlarken gürültü yaratmamak için çeşitli yollar arayan Red Team ekibi, Youtube’da daha çok kadınların ilgisini çekecek nakış, makyaj gibi how to videolarının 2,5 dakikasından sonrasına uygulama bilgilerini yerleştirmiş; iç çamaşırı etiketlerinin içine mesajlar koymuş ve ısıtınca mesajın ortaya çıktığı ağda bantları hazırlamışlar. Sonuç olarak kadın nüfusunun %24’ü Kırmızı Işık aplikasyonunu kullanarak 284 bin kadın şiddet anında yalnız kalmamış. Aydın ve Ünal kadınların yalnız olmadıklarını anlamalarının asıl ödül olduğunu dile getirerek, reklam sektöründe kişi egolarının değil kurum felsefesinin ön plana çıkması gerektiğini belirttiler.

game-changers

Konuşma ve öğle yemeği molasının ardından Game Changers Türkiye ödül töreni Peter Fisk ve MCT danışmanlarından Gözde Berber’in sunumu ile gerçekleşti. Toplamda 10 kategoride ödüllerin dağıtıldığı yarışmanın kazanan markaları ise şöyle:

Jüri Özel Ödülü: Orbital
Strateji Ödülü: Adeland
Vizyon Ödülü: Metro Toptancı Market
Marka Ödülü: Karaca
Deneyim Ödülü: DeFacto
İnovasyon Ödülü: Vakıf Emeklilik
Etki Ödülü: Kalekim
İletişim Ödülü: DeFacto
Keşif Ödülü: LCWaikiki
Liderlik Ödülü: TEB
İlişki Ödülü: Karaca

Ödül töreninin ardından sahne alan Oy ve Ötesi kurucu üyelerinden Sercan Çelebi, binlerce insanı gönüllü olarak harekete geçirecek fikirlerden bahsettiği sunumunda gönüllü olmanın profesyonel bir çizgide ilerlemesi için buna imkan sağlayarak rollerin oluşturulması gerektiğinden bahsetti. Bu roller çerçevesinde hem insanlar tatmin olmalı hem de kimse rencide edilmemeli.

Annouk Pappers ve Maarten Schafer sahneye ikinci defa çıkarak çarpıcı marka pazarlama stratejilerinden bahsetti.

Dijital marka uzmanı ve eski bir Virgin Group çalışanı olan Alex Hunter, İnsanlarda Dijital Sadakati Yaratmak üzerine olan sunumuna “Marka pazarlamasında nasıl farklılaşılabilir?” sorusuyla başladı. Eskiden her şeyin çok daha kolay olduğunu, müşterilerin anında cevap veremediğini ve etkileşime geçemediğini dile getiren Hunter, Mad Men döneminden verdiği reklam örnekleri ile günümüz reklam dünyası arasındaki farkı ortaya koydu.

This-is-a-Computer1

“Artık hiç bir şey eskisi gibi değil.” diyen Hunter; doğru mesaj, doğru yer ve doğru zaman temelinde pazarlama devam ederken artık satın alma kararı müşteri dükkana girmeden çok önce verildiğini söyledi.. Artık eskisine göre sistematik alınmış kararlar yerine anlık olarak değişebilen satın alma kararları verilebiliyor. Bu alanda dijital WOM etkisinden bahsetmek gerekiyor. Eskiden müşterilerin satın almaları için ünlüler kullanılır, kuponlar indirimler verilirdi. Ancak artık ürünün nasıl kullanılacağı, hangi alanlarda işe yarayacağı müşterilerin sadakat sağlamasına daha çok yardımcı oluyor. Artık eskisi kadar Super Bowl reklamlarına bütçe ayırmamaya başladık. Artık yeni bir ürün ya da hizmet sunmak yeterli değil. Asıl önemli olan duygulara oynamak olduğuna vurgu yapan Hunter, “Eğer müşterilerinizin duygularına dokunabiliyorsanız başarılısınızdır.” diyor. Satın alma kararları artık mantıktan daha çok duygusala dönüştü. Artık ürünün fiyatından çok marka – müşteri ilişkisi, kurulan bağlantı çok daha önemli. İnsanların ürünleri ne kadar tutkuyla kullandıklarına da dikkat çeken Hunter, “Pazarlamada sadakat oluşturabilmek için duygulara hitap etmeli, bunun için de bireysellik ön plana çıkarılmalıdır.” dedi.

Marketing Summit 2015 yarın da devam edecek…

Editörün notu: Yemekler süperdi. :)

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dilek Erdensoy, Amerika’da aldığı dil eğitiminin ardından lisansını Felsefe üzerine yaptıktan sonra; tasarım, dijital medya ve pazarlama üzerine eğitimler almıştır. Çeşitli sitelerde yazmaya devam eden yazar; bilim, teknoloji ve felsefe ile ilgilenmekte, medya ve reklam sektörünü yakından takip etmektedir.

Bir Cevap Yazın

AdWords Kalite Puanı Nedir? Kalite Puanını Nasıl Yükseltiriz?

AdWords hesabı yönetmeye yeni başlayanların en çok merak ettiği konuların başında Kalite Puanı geliyor. Açıkcası bunda pek haksız da sayılmazlar, kalite puanımızı yükseltebildiğimiz sürece, tıklama başı maliyetlerimizi de düşürebiliriz. Bu sebeple yönettiğimiz hesabın başarılı olabilmesi için, kalite puanlarımızı yükseltmemiz kritik bir önem taşıyor.

Adwords kalite puanı nedir?

Adwords Kalite puanı, Google’un hedeflediğimiz anahtar kelimeler için, reklamlarımızın kalite ve alaka düzeyine göre yaptığı bir değerlemedir. Kelimelerimiz için 1 ile 10 arasında bir kalite puanı alırız. Bu kalite puanı esasında küsüratlı bir değer de olabilir, ama AdWords arayüzünde 1 ile 10 arasında değişen tam sayı değerleri görürüz.

Reklam sıralamamız belirlenirken, açık arttırmaya girdiğimiz maksimum tıklama başı teklif ile birlikte kalite puanı en önemli unsurlardandır. Google bu iki değeri çarparak bir puan oluşturur ve buna göre bizi diğer reklam verenlerle birlikte sıralamaya sokar.

Adwords kalite puanı nasıl arttırılır?

Kalite puanını arttırmak için yapabileceğimiz çok sayıda çalışma var. Kalite puanını belirleyen ise temelde 3 farklı unsur var. Bunlar; Beklenen tıklama oranı, reklam alaka düzeyi ve açılış sayfası deneyimidir. Yani sadece tıklama öncesi yaptığımız çalışmalar değil, tıklama sonrası için yaptığımız çalışmalar da kalite puanımız üzerinde etkilidir.

Tıklanma oranınızı arttırmak için gerçekte sitenizde var olmayan %90’a varan indirim gibi bir indirim vurgusu kalite puanınızı arttırmak için yeterli olmayacaktır, tıklama sonrası böyle bir indirim olmadığını gören kullanıcılar sitenizi hemen terkedecek, bu da size düşük bir kalite puanı olarak olumsuz yansıyacaktır. Ya da reklamınız tıklandıktan sonra sayfanız yeteri kadar hızlı açılmıyorsa, Google amcanın sizi yine düşük bir kalite puanı ile cezalandırabileceğini unutmayın.

Verdiğim eğitimlerde yeni yeni AdWords hesabı yönetmeye başlayan kullanıcıların tek bir reklam grubu içerisine 15-20 arasında değişen ve hatta bazen daha da üzerine çıkan sayıda anahtar kelimeyi eklediğini görüyorum. Bu oldukça yanlış bir yaklaşım. Kalite puanımızı etkileyen temel unsurlardan ikisinin reklam alaka düzeyi ve açılış sayfası deneyimi olduğundan bahsetmiştik. Eğer çok sayıda anahtar kelimeyi tek bir grup altında toplarsanız, bu anahtar kelimelere özel bir reklam metni yazmanız ya da düşüş sayfası belirlemeniz mümkün olmaz.

Eğer özel bir reklam metni hazırlayabilecekseniz ya da düşüş sayfasını özelleştirebilecekseniz tek bir kelime için bile ayrı bir reklam grubu oluşturmaktan kaçınmayın.

Örneğin;

iphone 8
en ucuz iphone 8
kırmızı iphone 8
indirimli iphone 8

gibi kelimelerden oluşan tek bir reklam grubu oluşturursanız, bu kelimelerin hepsine ayrı ayrı özel bir metin hazırlayamazsınız. Bildiğiniz gibi reklam metinlerini reklam grupları düzeyinde atayabiliyoruz. İyi bir açılış sayfası deneyimi için de bu kelimelerin düşüş sayfalarını mutlaka aramaya özel belirlemeliyiz.

Eğer kullanıcı Google’da “en ucuz iphone 8” şeklinde bir arama yaptıysa reklam alaka düzeyi açısından metinde bunu görmelidir. Açılış sayfası deneyimi için de iphone 8‘lerin ucuzdan pahalıya sıralandığı bir sayfaya düşmelidir.

“kırmızı iphone 8” şeklinde bir arama için de aynı şeyler geçerlidir. Kullanıcı reklama tıkladıktan sonra, sadece kırmızı iphone 8‘lerin olduğu bir sayfaya yönlenmelidir.

Reklam metnini özelleştirmek ya da düşüş sayfasını farklılaştırmak gibi unsurlardan sadece birini bile gerçekleştirebilecekseniz, o kelimeye özel bir reklam grubu oluşturmalısınız.

Reklamınızın tıklanma oranı, belki de kalite puanını etkileyen en önemli unsurdur. Tıklanma oranını yüksek tutmak için mutlaka iyi bir negatif kelime çalışmamız olmak zorundadır. İyi bir negatif anahtar kelime çalışması için de sattığımız ürün ya da hizmeti çok iyi tanımamız, özelliklerine vakıf olmamız gerekmektedir. Bundan sonrasında da Google Anahtar Kelime Aracı ile birlikte diğer araçları da kullanmak durumundayız.

Google arama barı, ubersuggest, keywordtool.io, kwfinder ve keyword.center gibi araçlar negatif anahtar kelimeleri tespit etmenizde size oldukça yardımcı olacaktır. Bunlara ek olarakta doğru anahtar kelime eşleşme seçeneğini kullanmak, düzenli olarak arama terimlerini analiz etmek, ilgili kelimelere özel reklam grupları oluşturmak ve ilgisiz tetiklemeleri negatiflemek tıklanma oranınızı yükseltecek en önemli çalışmalar arasındadır.

Açılış sayfası deneyimini üst düzeye taşımak için de Google’un araçlarıyla sayfalarınızı mutlaka kontrol etmelisiniz. Açılış hızı kontrolü için PageSpeed Insights, sayfanızın mobile olan uyumunu kontrol etmek için de Mobile-Friendly Test‘i kullanabilirsiniz. Bu araçlar ile yapacağınız analizler, açılış sayfanızda ne tür geliştirmeler yapmanız gerektiği konusunda size ışık tutacaktır.

Son olarakta yine bir kampanya kırılımından bahsetmek isterim. Mobil cihazlar ve desktop’taki aranma hacimleri ve tıklanma oranları oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu sebeple aynı hedeflemere sahip iki kampanya oluşturup mobil ve dekstop için ayrı ayrı hedeflemenizi öneririm. Ayrı bir mobil kampanyaya sahip olduğunuzda, arama uzantısı kullanmak ya da metinlerde mobil cihazlara özel bir iletişim dili kullanmak gibi tıklanma oranlarını arttıracak aksiyonlar alabilirsiniz.

Pek tabii ki kalite puanını arttırmak için yapabileceğiniz tüm çalışmalar bunlarla sınır değil, ama bu değişiklikler puanlarınızı yükseltmeye başlamak için iyi bir ilk adım olacaktır. Sizler de deneyimlerinize dayanan püf noktaları yorum olarak paylaşırsanız çok mutlu olurum.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mc Donald’s’ın İlk Vegan Burgeri ‘Mc Vegan’ Menüde Yerini Aldı

Veganların yemek yemeyi tercih ettikleri mekanlar arasında pek yeri olmasa da Mc Donald’s vegan burger çıkardı.

İsveç ve Finlandiya’da test etmek için çıkardıkları vegan burgerin müşteriler tarafından olumlu yorumlar olması, menüye vegan burgeri sürekli olarak eklerken, %100 sebze içerikli “Mc Vegan” menünün en fazla isteneni olabilecek mi hep beraber göreceğiz.

İçeriğinde tamamen sebzelerin yer aldığı ifade edilen “Mc Vegan” soya fasülyesinden yapılan bir burger, taze domates, marul yaprakları ve turşudan oluşuyor. Hatta kendisine özel bir sosu bile var: “Vegan Mc Feast”

Şimdilik sadece İsveç ve Finlandiya’da olan bu özel burger, arkadaşlarıyla yemek yerken sadece patates kızartması sipariş etmekten sıkılan vegan bünyelere ilaç gibi gelecek.

Mc Donald’s sözcüsünün Mashable’a verdiği röportaja göre, Mc Vegan’ın diğer ülkelere yayılıp yayılmayacağı konusunun ise ünlü fast food şirketinin ilgili ülkelerdeki yönetimlerinin kararına bağlı olduğu belirtildi. Arz talep esasında ilerlendiği düşünülen bu yeni burgerin ülkemize gelip gelmeyeceği konusu ise şimdilik belirsizliğini koruyor.

Bir fast food şirketinin patates kızartması ve salata dışında farklı bir seçenek oluşturması bakımından oldukça başarılı bulduğumuz “Mc Vegan” sizce Türkiye’ye gelir mi dersiniz?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link