Pazarlama ve İnsanlık Tarihinin Ortak Hikayesi

Tüm Pazarlama aşıklarına merhabalar…

Hepimizin daha önce farklı yerlerde okuduğu bu zamana kadar yapılmış birçok tanımı var pazarlamanın. Literatürde pazarlama; ilgili ürün, hizmet veya markanın tanıtımını yapmak/satmak için tüketici ile yapılan iletişim çalışmalarının tümü diye geçiyor. Bana göre ise pazarlama gerçek müşteri yaratma sanatıdır! Gerçek müşteri, yani sadece reklamlarınızı seven değil sizin ürünlerinizi alarak şirkete para kazandıran ve hepsinin üstüne sadakatini markayı başkalarına anlatarak gösteren gerçek müşterilerden bahsediyorum.

Bundan sonra size güncel ve farklı bir bakış açısıyla pazarlamanın klasik temel süreçlerinden yeni iletişim trendlerine, dünyanın en pahalı medya planlarının yayınlandığı Superbowl reklamlarından pazarlama ödüllerine kadar birçok farklı konuyu aktarmaya çalışacağım.

Önce kendimi kısaca tanıtmak isterim. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme mezunu bir pazarlama aşığıyım. Etkinlik&Tanıtım ajanslarında, Vodafone, Johnson Wax, Henkel, Caribou Coffee ve son olarak Ülker’de 6 yıldan fazla  olmak üzere Ajans, Perakende ve FMCG sektörlerinde pazarlama yönetimi süreçlerinde tecrübem bulunuyor. Şu anda Ülker’de Marka Müdürü olarak profesyonel iş hayatına devam ediyorum. Aynı zamanda startup bir girişim olan Business Class Turkey isimli online eğitim şirketinde Danışma Kurulu Üyesi olarak görev alıyorum.

Gelecek yazılarım birbirini takip eden konu başlıklarını içereceğinden hem bir seri yazı olarak pazarlamanın büyük penceresini anlatacak hem de detaylara inerek küçük case study örneklerini sizlerle paylaşacağım.

Eminim bu zamana kadar pazarlamanın bilinen tarihini birçok farklı kaynaktan okumuşsunuzdur. Bu yüzden ben biraz daha pazarlamanın doğuş ihtiyacını ve gelişen süreçlerdeki etkilerini yazacağım. Öncelikle pazarlamanın temel öğelerinden biri olan marka kelimesinin tarihçesine bakalım. İngilizcede “brand” olarak kullanılan bu kelime eski Norveç dilinde “brandr” kelimesinin kökünde geliyor. Anlamı ateşle yakarak dağlamak olan bu kelime;  eski dönem insanların hayvanlarını diğer hayvanlardan ayırmak için demiri ısıtarak bir simgeyi deriye işlemesi eyleminden geliyor.

untitleduntitled2

 

 

 

 

 

 

Pazarlama yönetimi; öncelikle bir marka yaratmak, daha sonra da bu markaya tüketicilerin zihninde bir anlam kazandırmak amacıyla geliştirilen birçok sistematik sürecin tümüdür diyebiliriz. Bu süreçler temel olarak hepimizin bildiği 4P ile başlayan ama daha sonrasında 7P ve hatta 4C olarak değişime uğrayan araçların toplamıdır. Fakat benim ilk olarak bahsetmek istediğim konu bunlar değil. Pazarlama neden doğdu ve nasıl gelişti?

Bunun cevabı aslında birebir dünyanın evrimi ve ekonomik gelişiminde saklı. Pazarlamayı anlamak için öncelikle ekonomiyi, insanların sosyolojik ve psikolojik gelişimini anlamak gerekiyor.

evolution_of_inbound_marketing

Taş Devri’nde günümüz insanın atası olarak adlandırılan homosaphiens ırkı yaşadıkları mağaraların duvarlarına hikâyelerini anlatan resimler çizdiler; hayatlarını, karşılaştıkları zorlukları, mevsimleri, ihtiyaçlarını, savaşlarını yani kendilerini anlattılar. Yakın Çağ’a geldiğimizde insanoğlunun değişen sosyolojik ihtiyacı onları aynı hakka sahip olmaya, özgür düşüncelerini rahatlıkla dile getirmeye yani kendilerini anlatmaya yöneltti ve Fransız İhtilalinin fitilini ateşledi. Yüzyıllar sonra teknolojinin gelişmesi ve internetin yaygınlaşmasıyla toplumsallıktan bireyselliğe geçişin yaşandığı Bilişim Çağı başladı ve biz yine kendimizi internet aracılığıyla herkese anlatmaya başladık. Tüm bu dönemlere baktığımız zaman insanlık tarihinin pazarlama anlamında en önemli ortak özelliği insanların “Ben Buradayım” deme ihtiyacı olarak çok net bir şekilde görülüyor.

thO24IAHZMBloglar, Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest, Foursquare gibi tüm sosyal mecraların bu kadar hızlı sahiplenilmesi ve yayılmasındaki sebep, bu araçların insanların kendini anlatma ihtiyacını karşıladığındandır. İşte pazarlama tam olarak bu ihtiyaçtan doğuyor ve besleniyor: İnsanların ihtiyaçlarına cevap vermek, farkında olmadığı taleplerini araştırıp ortaya çıkararak bunun iletişimini yapmak ve tüketicilere kendilerini değerli hissettirmek.

Bir sonraki yazımda pazarlamanın 1.0’dan 4.0’a geçiş aşamalarını detaylı ve örnekli hikayeleriyle sizinle paylaşacağım.

Gelecek hafta görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Oreo, Sizi Bisküvi Avına Çağırıyor

Mobil oyunlaşmaya gösterilen ilgi arttıkça, ihtiyaç duyulan teknik altyapının edinilmesi kolaylaştıkça ve ortaya çıkan masraflar düştükçe, markalar kendi artırılmış gerçeklik (AR) deneyimlerini geliştirmeye günümüzde daha eğilimli oluyor. Gerek özgün lezzeti gerekse de uyguladığı ilginç içerik pazarlaması taktikleriyle dünya çapında nam salmış bisküvi markası Oreo da bunun son örneği oldu. Marka bugünlerde, bisküvi avıyla kullanıcıları kendine bağlamayı hedefleyen Büyük Oreo Kurabiyesi Avı (The Great Oreo Cookie Quest) adlı mobil oyun uygulaması üzerine çalışıyor.

Söz konusu mobil oyunda marka, kullanıcıların dünyanın dört bir yanına gizlediği Oreo bisküvilerini bulmaları için bazı ipuçları veriyor. Nesne tanıma teknolojisini kullanan oyun zekası, doğru nesneleri tespit edebiliyor ve böylece saklanmış Oreo’ları buluyorsunuz. Günlük olarak verilen ipuçları, çeşitli sorularla kullanıcılara iletiliyor. Örneğin uygulama “Bileğinde ne var?” dediğinde, sizin bu soruyu o an bileğinize taktığınız kol saatini uygulamaya taratıp saklı Oreo’lardan birini bulmaya yormanız gerekiyor. Taratma sonucunda, akıllı telefonunuzun ekranında bir Oreo çıkarsa bu, gizli bisküvilerden birini avladığınız anlamına geliyor.

Maliyet azaldıkça ve teknik altyapıya erişim kolaylaştıkça, markalar kendi AR deneyimlerini oluşturmaya daha da sıcak bakar oldu.

Bulduğunuz her sanal Oreo, size verilen ipucunun zorluğuna göre puanlanıyor ve oluşturulan sıralamaya bakan kullanıcılar, av performanslarını Facebook ve Twitter’daki arkadaşlarıyla veya dünyanın geri kalanındaki kullanıcılarla kıyaslayabiliyor. Oyunu oynayanlar arasında gerçek Oreo bisküvilerini uygulamaya tanıtanlar ise Google’ın California’daki merkezinden tutun da Afrika’ya kadar uzanan farklı yerlere gezi kazanma şansını yakalıyor.

Gezilerden birinin Google binası olmasının nedeni ise oldukça basit ve doğal. Zira marka, bu proje için geçtiğimiz yılın Ağustos ayında Google ile iş birliği yapmış. Hâliyle bu durum oyunda verilen ödüllere de yansımış. Hatta öyle ki ödüllerin Google ile ilişkisi California’daki merkezle de sınırlı değil. Bulunan sanal Oreo’ların kullanıcılara getirdiği ödüller rastgele seçiliyor olsa da birçoğu Google ile ilgili durumda. Kazanılan Google Play puanları ve Pixel marka akıllı telefonlar, bu noktaya ilişkin açık birer örnek sunuyor. En çok da oyunun Avrupa ve Güney Amerika pazarlarında Android robotu imajı eşliğinde pazarlanması, bunu kanıtlıyor.

Oreo için hazırlanan oyunun mantığı, Pokemon Go’ya oldukça benziyor.

Oyun mantık olarak esasen Pokemon Go’ya benziyor. 2016’da ortaya çıkan bir artırılmış gerçeklik oyunu olan Pokemon Go, pek çok ülkede popüler olmuş ve insanlar kalabalıklar hâlinde, ellerinde akıllı telefonlarıyla sokaklarda pokemon arar olmuştu. Hatta çılgınlık hâline gelen bu durum, sayısız hayati riske davetiye çıkarmıştı. Anlaşılan o ki Oreo da bu potansiyeli görmüş ve bu yolda bir çalışmayla tüketicilerin karşısına çıkmak istemiş. Markanın Pokemon Go’ya özendiğini saklamadığını da söylemeliyiz. Çünkü oyunda yakalanan Oreo’ların saklandığı yere Cookiedex adını vermiş, yani tıpkı Pokemon’lara karşı tutulunca onların hakkında ayrıntılı bilgi veren Pokedex’ler gibi. Kaldı ki Oreo yetkilileri de oyunun Pokemon Go tecrübesinden ve insanların ona verdiği tepkiden çıktığını söylüyor.

Küresel ölçekli medya ajansı Carat ile sanal ve artırılmış gerçeklik üzerine çalışan Gravity Jack gibi iki önemli kuruluşun desteğini alarak projeyi hayata geçiren The Martin Agency’nin çalışmaları tamamlaması 6 ay almış. Geçen ayın sonunda Birleşik Krallık’taki IOS ve Android tabanlı cihazların kullanımına açılan oyun, burada göstereceği performansa göre Güney Amerika, Avrupa, Rusya ve belki ABD’de kullanıcılara ulaşacak. Ajans, Oreo damgası taşıyan mobil oyunun tanıtımı amacıyla biri televizyon, üçü ise sosyal medya platformlarında yayınlanmak üzere toplam dört video hazırladı.

Büyük Oreo Kurabiyesi Avı marka için her ne kadar sosyal yanı da olan ilk artırılmış gerçeklik oyunu olsa da markanın, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez yararlanmadığını da belirtmeliyiz. Zira Oreo, tam bir yıl önce yine Google ile birlikte çalışarak Oreo Bandırma Yarışı () isminde bir projeye imza atmıştı. Bu projede tüketiciler Oreo bisküvilerini uygulamaya taratmış ve süte bandırmadan önce Oreo’ları Google Earth yardımıyla sanal olarak stratosfere fırlatmıştı.

Konuya dair görüşlerini paylaşan Oreo Marka Pazarlama Direktörü Justin Parnell ise insanların diğer cihazlara göre mobil cihazlarda daha çok zaman geçirdiğini ve bu cihazları eğlence amacıyla giderek daha fazla kullandığını söyleyip projenin çıkış amacını açıkladı.

Oreo
Oreo, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez Oreo Dunk Challenge adlı çalışmasında yararlanmıştı.

Sizi bilmem ama zaten Pokemon Go gibi bunun yapılmış bir örneği varken ve ilk olmanın avantajıyla bütün ilgiyi toplayıp pastanın çoğunu almışken, Oreo’nun böyle bir çalışmayla çıkagelmesini pek mantıklı bulmuyorum. Böyle olması, elbette bundan sonra artırılmış gerçeklik temelinde mobil oyun oluşturulamayacağı anlamına gelmiyor. Fakat madem marka ille de artırılmış gerçeklik odaklı bir proje yapacaktı, bu daha farklı bir şey olabilirdi ya da en azından Pokemon Go mantığına yeni ama göze çarpacak bir şeyler ekleyebilirdi.

Oreo, kültürel kodları kullanmaktaki ustalığı ve bunu yaratıcı içeriğe dönüştürmedeki becerisiyle biliniyor.

Sosyal ağlardaki özgün içerikleriyle, gerçek zamanlı pazarlamadaki başarılarıyla ve kültürel kodları müthiş bir şekilde kullanmasıyla gönlümüze giren markanın, böyle bir yola tenezzül etmesini açıkçası doğru bulmuyorum. Kaldı ki Pokemon Go rüzgârının da ilk dönemindeki gibi esmediği de bir gerçek. Markanın evdeki hesabının çarşıya ne kadar uyacağını ise şimdilik bilmiyoruz, bekleyip göreceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Converse’den Sadece İki Günlüğüne Açık “One Star Hotel”

Bir dönemin kitleleri peşinden sürükleyen ikon sneaker markası Converse, sadece iki günlüğüne oldukça özel bir otel açıyor.

‘Daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir otel konseptine hoş geldiniz’ diyen markanın Londra’da yer alan pop-up otelinin her katında Converse One Star özel koleksiyonundan parçalar görülebilecek. Beş katlı otelde yer alan her oda ise misafirler için özel olarak tasarlandı.

Markanın hızlı bir geri dönüş yapan, önemli serilerinden birisi olan “One Star” ismini olan otel, Converse’in tasarımcılarla işbirliği yaptığı One Star Koleksiyonunun lansmanı için hayata geçirilen bir fikir. Özellikle markanın oldukça güçlü olduğu yıllar olan 90’lar teması ile gerçekleşen bu iki günlük etkinlikte, dönemin modası, ikon sneakerı Converse, kaykay ve müzikleri bir araya getirilerek bir nostalji havası yaratılmaya çalışılmış.

Zaten sadece iki gün hizmet verecek bu otel için herhangi bir rezervasyon gerekmezken marka otel ziyaretçilerine “en taze müzik, stil ve sneakerları” vadediyor. Bununla beraber otelde sıfır uyku ve gürültülü komşuların olacağı konusunda tüm ziyaretçiler baştan “uyarılıyor”

One Star Hotel’in her biri farklı bir tema ile dekore edilmiş odalarının tasarımlarının arkasında A$AP Nast, Yung Lean ve MadeMe gibi günümüz gençlerinin sevdiği şarkıcılar ve özel konuklar bulunuyor. Ayrıca otelin ziyaretçilerini odalarda özel ürün deneyimlerinin beklediği de markanın verdiği haberler arasında.

One Star Hotel’in tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link