Pazarlama ve Promosyon Rekabeti Arasında Ezilen Pizza Lezzeti!

90’lı yıllardı, biriktirdiğiniz x marka süt kutularını y pizza restoranına bizzat kendiniz gidip teslim ettiğinizde istediğiniz pizzanın 1 boy küçüğünün ya da zaman zaman aynısının bedava verildiği yıllar. Promosyonun henüz bu kadar ayyuka çıkmadığı bunun için en azından bir efor sağlamanız gerektiği zamanlardan bahsetmek istiyorum. Çünkü şayet pizzanın ayağınıza kadar gelmesini istiyorsanız bedava promosyonu alma gibi bir şansınız yoktu.

Lahmacun ve pide gibi türk pizzası yeme zevkini çoktan bildiğimiz bir dönemde artan fast food kültürü ve zincir restoran markalaşması ile beraber gerçek pizzanın tadını keşfettiğiniz o lezzetli dönemlerden bahsetmek istiyorum. Sıcacık ve olması gereken inceliğinde ve hamur kıvamında, domates sosuyla mozarella peynirinin ağzınızda eridiği sevdiğiniz malzemelerin bolca ve özenle serpiştirildiği ve her defasında her ısırıkta pizzayı ne kadar çok sevdiğinizi size anlatan bir dönemdi bu dönem.

youtube-big-mamas

Uluslararası fast food zincirlerinin her geçen gün çoğalarak hayatımıza girdiği ama başlangıçta damağımızda gerçekten ideal lezzeti bıraktığı bu dönemlerde ben de kendimi gerçek bir pizza sever olarak tanımlamıştım.

Yıllar yıllar sonra ise kendimi yine gerçek bir pizza sever olarak tanımlasam da artık bu fabrikasyon düzeyinde üretime geçmiş, malzemesi ve lezzeti azaltılmış sadece bir hamur yığını olarak karşımıza çıkan ve adına artık pizza demeye dilimizin varmadığı pizza markalarından uzaklaşmış olduğumu, ve bu zevkimi yerel ve butik restoranlarda tatmin etmeye çalışan bir tüketici olduğumu söylemek istiyorum.

Bana göre ülkemizde gerçek manada bir pizza lezzet kültürü hala oluşmadı, pizza restoranı diye bir tabir bile artık lügatımızda yok. Balık restoranı diyoruz et restoranı diyoruz kebap diyoruz işte bazen de dünya, italyan vs. ama İtalya’dakiler gibi sadece pizza özelinde açılmış mutfaklar olmadığından şuradaki pizza restoranına gidelim hadi bile diyemiyoruz.

Bu alanda Türk pazarına 1989’da giren ilk pizza zinciri Pizza Hut dahi artık sokak-cadde restorancılığı anlayışından uzaklaşarak motor kurye servisli zengin kampanyalı bir stratejiye çevirdi buradaki varlığını. Dünyada ise çok daha farklı uygulamalar ile adından söz ettirmeye çalışıyor. Şu anda sadece İngiltere’deki 350 Pizza Hut restoranında ve limitli olarak dağıtılan bir promosyon var ki o da pizza kutularının üzerine dijital DJ tablası basmaları. Böylece ünlü pizza zincirinden sipariş verenler, gelen kutunun üzerindeki dokunmatik yüzeyi, DJ tablası olarak kullanabiliyorlar. Çünkü pizzaların özellikle arkadaş toplantılarında çok popüler olduğunu fark eden Pizza Hut böylece arkadaş toplantılarında müzik yapmak isteyen gizli yeteneklerin ortaya çıkmasını umuyor.

Pizza Hut – DJ Table Promosyon Kutusu / İngiltere

Novalia isimli bir şirket tarafından tasarlanan bu pilli ve karton DJ tablaları, Bluetooth aracılığıyla PC’ye, akıllı telefon ve tabletlere bağlanabiliyor. Bu şekilde kullanıcıların yaptığı müzik, bu cihazların hoparlörlerinden de sese dönüşüyor. Video için tıklayınız.

Bu arada ülkemizde ise ara gelsin, iste gelsin, sen gelme ama.. zaten sen gelmediğin için bazı restoranlarımı kapatmak durumunda kalıyorum durumu söz konusu. Çünkü kendinden sonra pazara restoran anlayışından uzak biraz daha genç nüfusu, toplu konut ve iş merkezlerinin yoğun olduğu alanlarda girenler online sipariş, promosyonlu motor kuryeli satış strateji sayesinde aldı başını gidiyor. Bu zamana kadar gitti, hala gidiyor da nereye kadar gidecek o da soru işareti.

Niye mi? Çünkü ana sorun restoranda mı evde mi nerede yesekten çok daha büyük aslında.

Promosyon ve fiyat rekabetinin altında ezilen pizza lezzeti diye bir gerçek var karşımızda…

Bana göre markalar böyle giderse bu stratejilerini çok daha değiştirmek durumunda kalabilirler. Dünya’da 40 milyar dolarlık Türkiye’de ise hacmi yaklaşık 350 milyon dolar olan pizza sektörünün pazar payı bile daralabilir. Çünkü gerçek pizza severler artık promosyonlara değil lezzetlere bakıyor, lezzetleri karşılaştırıyor.  Gerçek pizza lezzetini arıyor…O yüzdendir ki arkadaş sohbetleri arasında siz nerden istiyorsunuz? ya o çok bozdu, şu da çok kötü diyerek yeni pizza lezzetlerini keşfetmeye çabalıyoruz. Deniyoruz acaba o çocukluğumuzdaki lezzeti bulabilir miyiz diye?

Group of young multi-ethnic friends with pizza and bottles of drink celebrating in home interiorVe uzun lafın kısası dönem öyle bir dönem ki bu bilinçle hiç kimse sırf ucuz ya da bedavası var diye hamur yemek istemiyor. Ve görünen o ki pizza markaları doymuş büyükşehirlerden de rotasını artık Anadolu’ya çeviriyor.

İşte bu noktada şu soruyu sormak istiyorum sizlere.  Akıllı mobil uygulamalarla hayatın kolaylaştığı, iletişimin anlık, sınırsız ve interaktif hale geldiği, bilinçli tüketimin var olduğu ve her gün sayısız paylaşımla öğretildiği ve saniyede 350 dilim pizzanın tüketildiği bir pazar ortamında;

Menşei neresi olursa olsun bir ülkede gittikçe çoğalarak bütün pazar bizim olsun mantığıyla ve en çok biz satalım mantığıyla fiyatları ucuzlatmak ve her tür promosyonla satış yaparak kaliteden ve gerçek lezzetten uzaklaşmak mı olmalı stratejimiz?

Yoksa belli bir yerellikte ve sınırlı sayıda ama üzerinde tasarruf ve büyük rekabet hesapları ve promosyon savaşları yapılmayan, hamur kıvamı ve üzerinde kullanılan malzemesiyle gerçek bir lezzeti üretmek mi gelecek adına daha doğru bir yaklaşım olur?

Esenlikle !

Nurten Korkut Soyugür

PS:  Gerçek pizza severler için yeni keşfettiğim bir pizza restoranını da bu vesileyle önermek istiyorum, Tunel’deki Miss Pizza. Çeşitlerinden birini mutlaka deneyimleyiniz.

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

1980 İstanbul doğumlu Nurten Korkut Soyugür, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olup, Marmara Üniversitesinde İşletme Ana Bilim Dalı - Üretim Yönetimi ve Pazarlama Yüksek Lisansını tamamlamıştır. 2002 yılından bu yana ülkemizin önde gelen ulusal ve uluslararası düzeydeki çeşitli kurumlarında kurumsal iletişim, satış - pazarlama ve organizasyon yönetimi üzerine çalışmalarda bulunmuştur. Şu sıralar ise aktif iş hayatına sektöründe lider bir güvenlik teknolojileri firmasında satış ve pazarlamadan sorumlu iş geliştirme direktörü olarak devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

Sahtekarlar Prensi P.T Barnum ile Tanışmış Mıydınız?

Tarih, dünyanın en büyük show insanını nasıl anmalı?  1810 yılında ABD Connecticut’da doğan Phineas Taylor Barnum, “the Greatest Showman” olarak anılıyor. Hatta başrolünü Hugh Jackman’ın oynadığı Barnum’un hayat hikayesini anlatan bir film şu anda vizyonda. 1800’lü yıllarda devreye soktuğu, tanıtımın gücünü kullanan halkla ilişkiler modelinin günümüzde hala sıklıkla başvurulan bir model olması da Barnum’un gücünü kanıtlayan en önemli detaylardan.

“Her dakika bir enayi doğuyor” sözüyle sıkça anılsa da aslında bu sözü kendisinin söylediği ile ilgili herhangi bir kanıt bulunamayan P.T Barnum “gösteri dünyasını” bir iş kolu haline getiren ilk insan olabilir.

50 yılı aşkın kariyerinde kendisini “sahtekarlar prensi” olarak nitelendiren 19. Yüzyılın en büyük Show insanının hayatına yakından gelin biraz bakalım.

12 yaşında atıştırmalık ve vişne likörü satarak kariyerine başlayan Barnum 21 yaşına geldiğinde kendi marketi ve “Herald of Freedom” ismini verdiği kendi gazetesine sahipti.

Bir “ucube gösterisi” haline dönüştürerek halkın ilginçliklere olan merakını kendi iş kolu haline getireceği bir kısmında “The Bailey and Barnum- Greatest Show on Earth” ismini verdiği sirk işinde yer verdiği, bir kısmını da bu sirk ile üne kavuşmadan yaptığı, temeli tek taraflı bir iletişim modeli kurgulayarak insanları abartılı reklam ve ilanlarla kandırmaya dayanan işlerinden bazıları şunlardı;

George Washington’ın 161 Yaşındaki Dadısı

Profesyonel kariyerinin ilk adımını kör bir köle olan Joice Heth’i satın alarak atan P.T Barnum, bu köleyi George Washington’ın 161 yaşındaki dadısı olarak tanıtmış, New York ve New England bölgesinde giriş ücreti 50 cent’ten halkın görmesi için tura çıkarmıştı. Ancak zaman geçip dadıya olan ilgi azalınca Barnum, dadının aslında insan olmadığı kemik ve plastikten oluşan bir robot olduğuna inandırmaya çalıştı. Tabii Heth’in ölümü sonrası otopsisinde 80 yaşında olduğu ortaya çıkana kadar Barnum başka planlara yelken açmıştı bile..

Fijili Deniz Kızı

Barnum’un bir başka işi ise Fiji adalarında yakalandığını öne sürdüğü bir deniz kızı için gazetelere onun “ çok güzel bir deniz kızı” olduğunu anlatan ilanlardan sonra New York Müzesi’nde sergilenmesini sağlaması. Sonradan sahte deniz kızının aslında bir maymun kafası ve balık vücudunun birbirine dikilmiş hali olduğu ortaya çıkınca Barnum onu ülkede bir turneye çıkarmıştır.

General Tom Thumb

5 yaşında bir cüce olan Charles Stratton’ı 5 yaşındayken 11 yaşında gibi göstererek sahneye çıkaran Barnum, ona ünlü generallerin taklidi ile ünlendiği için General Tom Thumb adını vermiş, turneye çıkarmıştır. Abraham Lincoln ve Kraliçe Victoria tarafından da kabul olan parmak Tom, 1863’de Lavinia Warren ile evlenmiş, çocukları olmamasına rağmen Barnum onları bir çocuk ile fotoğraflayarak tanıtım faaliyetlerinde kullanmıştır. Sirkinde gösteriler yaptırdığı Tom satılan 82 milyon biletin sadece 20 milyonunun satılmasının temel nedeniydi.

Swedish Nightingale -İsveç Bülbülü

Barnum’un en iyi işlerinden birisi İsveç Bülbülü olarak anılan 19. Yüzyılın en başarılı opera sanatçısı Jenny Lind’di. Amerika’da operanın yaygınlaşmasına katkıda bulunan bu işbirliği, 1850 – 1852 yılları arası Amerika’da 93 konser veren Lind, Barnum’a $500,000 ve kendisine (sonradan büyük bir kısmını bağışlayacağı) $250,000 kazandırmıştı.

The Bearded Lady – Sakallı KadınThe Infant Esau olarak da bilinen Annie Jones, 1865 yılında Virginia’da dünyaya gelmiş. Ancak yüzündeki fazla tüylenme problemi kendisini bir anda Barnum’un Müzesinde bulmasına neden olmuş. Müzede hatırı sayılır bir yer ve üne kavuşan Jones,  1902’de ölmeden önce “ucube” kelimesinin kullanımını durdurmak için sürdürdüğü çabası ile biliniyordu.

 

Onu asıl üne kavuşturan, “Greatest Show on Earth” olarak lanse ettiği sirk işine aslında 60 yaşından önce girmemiş olan Barnum, 1841, 1865 yılları arası çalıştırdığı, P.T Barnum’s American Museum’da sergilediği bu ve buna benzer işleri ve 1871’de James Anthony Bailey ile beraber açtığı gezici sirki Ringling Bros. and Barnum & Bailey Sirki’nde de gerçekleştirmiştir.

Bu sirkte palyoçolar, cüceler, ateş yutanlar, filler ve “gariplikler” satarak halkın dikkatini sirke çekerek zengin olmuş, hatta o dönemde karakter analizi yaptığını iddia ederek ‘herkes ya da her durum için geçerli olan bir yargının sadece belirli bir kişi ya da durum için kullanılması’ olarak açıklanan Forer etkisini kullanarak bu teoremin Barnum etkisi olarak anılmasına yol açmıştır.

Bununla beraber tren vagonları hareket eden reklam araçları olarak kullanmış, dünyanın ilk billboardunu yaparak, kendi reklamı için kullanmıştır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Nöro Pazarlama Nedir? Markalar Tarafından Nasıl Kullanılır?

Nöro Pazarlama Nedir?

Nöro Pazarlama (Neuromarketing) insan beynindeki satın alma algısını baştan sona inceleyerek ortaya çıkan sonuçlardan bir pazarlama stratejisi geliştirme tekniğine denir. Bu tekniğini daha geniş şekilde ele alacak olursak tüketici davranışlarını anlamaya bu davranışların oluşmasındaki psikolojik ya da sosyal nedenleri araştırmaya, reklamcılar ve hedef kitleye en uygun satın alma koşullarını keşfetmeye, tüm bunların oluşumunda tüketici yani hedef kitlesinin hangi davranışla hangi düşünceyle hareket ettiğini araştırmaya yönelik yapılan çalışmalar şeklinde ifade edebiliriz.

Nöro pazarlama dünyaya hızlı bir şekilde yayılıyor. Tüm dünya markaları tarafında kullanılan bu yöntem insan davranışları üzerinde içgörü kazandırıyor ve bu da markaların vermek istedikleri mesajı düzeltmelerine ve hedef kitlenin dikkatini daha çok çekmek için çalışmalar yapmasına fırsat veriyor. Bu pazarlama tekniği pazarlamacıların hedef kitleye daha fazla ulaşabilmeleri için hem pratik hem de teknik bir yol kazandırıyor.

Nöro Pazarlama Nasıl çalışır?

Nöro pazarlamayı uygulamaya geçirmeden önce hangi türünü kullanacağımızı belirlememiz gerekir. Bu türler fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ve (EEG) yöntemlerini tercih edebiliriz. Fonksiyonel manyetik görüntüleme kullanılmak isterse, denek ses ve görsel ipuçlarına yanıtlarken beyindeki kan akışının ne şekilde gerçekleşeceğini güçlü mıknatıslarla ölçülebilmesini takip eden bir yöntemdir. Ulaşılan sonuçlar ile kişinin ‘keyif merkezi‘ olarak bilinen bölgelerine erişilebilir ve pazarlamacılar,  insanlar üzerindeki gerçek etkilere nasıl tepkide bulundukları arayışına yanıt bulabilirler. Her ne kadar önemli bir deney olsa da olumsuz yönü de bulunmaktadır. Bu yöntemin olumsuzluğu ekipmanın çok pahalı olması aynı zamanda denek makine içerisinde uzun süre hareket etmeden yatması gerekir buda denek için sıkıntı yaratabilecek bir deney türüdür. Elektroensefalografi ise fonksiyonel manyetik yöntemine göre daha ucuzdur. Deneğin kafa tasına elektrotlar yerleştirilerek yapılır hareketsiz kalmak gibi zorunluluğu olmayan denek rahatça hareket edebilir. Bu deneyde elektrotlar beyin tarafından çıkarılan elektrik dalgaları ölçmekte deneğin bünyesinde meydana gelen zevk, heyecan, öfke, üzüntü içgüdüsel duygulanmaları takip edilmesine izin vermektedir. Bu yöntemin dezavantajı “keyif merkezinin” bulunduğu beynin derin kısımlarına ulaşılamamasıdır.

Markalar nöro pazarlamayı nasıl kullanır?

Campbell’sSoup, Gerber ve  gibi markalar bu yöntemi kendi paket tasarımlarını yenilemek için kullanmışlardır. Ürünlerin paketlerini tüketicilere göstermiş, pozitif negatif ve nötr olarak tepkilerini kayıt etmiştir. Bu bilgilere ek olarak renk yazı ve görsel ilgili detaylı sorular sorulmuş ve derinlemesine analiz yapmışlardır. Bu araştırma sonucunda müşterilerin patates resmi ile kullanılan parlak ve gösterişli paketler negatif cevaplar verildiği tespit edilmiş. Bir süre sonra mat yeni paketler tasarlanmış parlaklar kaldırılmıştır.
Cheetos markası yeni reklam filmini oluştururken dikkat grupları ve EGG kullanarak hedef kitlesinin tepkilerini tespit etmiştir. Reklam deneyine katılan kişiler reklamı beğenmediklerini söyleseler bile EGG raporunda tam tersi zevk aldıkları ortaya çıkmıştır. Kişiler reklamı beğendikleri halde söylemekten çekinmişlerdir. Buda nöro pazarlama yönteminin gizli tepkileri ortaya çıkarabileceğini göstermiştir. 
Hyundai
nöro pazarlama yöntemiyle otuz deneğe, EGG başlıkları takıp bir saatliğine bir araba prototipi incelemesi yaptırmıştır. Elektrotlar sayesinde oluşan bilgiler sabit disklere kaydedilmiştir. Uzmanlar kişiler tarafından derinlemesine analiz edilmiştir.
Son örnek olarak PayPal, hızlı ve kolay olarak odaklanan reklam stratejilerinin, reklam güvenliği açısından daha fazla cevap alındığını tespit etmiş ve sonuçlara dayalı tamamen yeni bir reklam kampanyası düzenlemiştir.

Pazarlama ve iş dünyasına ait önemli gelişmeleri, her hafta düzenli olarak sizlere gönderiyoruz. Sizde haftanın gelişmelerinden haber olmak istiyorsanız buradan mail listemize kayıt olabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link